29 05 2007

SOSYOLOJİK KURAMLAR-6 /YAPISAL İŞLEVSELCİLİK

YAPISAL İŞLEVSELCİLİK     (Strüktürel Fonksiyonalizm)

 

Savaş yıllarında Avrupa’da sosyoloji çalışmaları durmuş ABD’de ise gelişmiştir.Chicago Okulu revaçtadır.Amerikan sosyolojisine genel olarak bakınca Spencer’in organik yaklaşımı, Tönnies’in birey konusundaki görüşleri,Weber’in toplum konusundaki görüşlerinden ve Gabriel Tard’ın görüşlerinden etkilendiğini görüyoruz.Yapısal işlevselciliğin arkasında Darwinci düşünceyi görebiliriz.Genel olarak birey ve bireysel davranışlar üzerinde durmaktadırlar.Bireysel davranışı toplumsal etkinliklerin nedeni olarak görürler.Sosyal psikolojinin gelişmesini sağlamışlardır.Zamanla Amerikan sosyolojisinin bu dar alanı içinde bir farklılaşma ortaya çıkmıştır.Bunları şöyle sayabiliriz:

1.)Toplumsal oluşumlar psikolojisi olarak adlandırabileceğimiz bu akımda bireysel davranışlar,toplumsal oluşumlar ve hatta toplumun kendisi psikolojik motivasyonla temellendirilmiştir.

2.)Bireysel özellikler ile tipsel veriler arasındaki karşılıklı ilişkiler ele alınarak toplumsallaştırma süreci içinde davranışlar incelenmiş, psikoloji ile sosyoloji arasında bir köprü görevi gören sosyal psikolojinin doğuşunu sağlanmıştır.

 

Amerikan Sosyolojisinin Genel Özellikleri:

 

*Tarihsel Olmayışı:Önemli olan, olanı betimlemektir.Amaç şimdiki toplumu çözümlemektir.Bu özellik pragmatik bir karaktere sahiptir.

*Toplumsal bütünü mikroskopik parçalara ayırıp,bunları bütünden soyutlayarak ayrı ayrı inceler.

*Bu çözümlemeleri bireysel davranışlar düzeyinde ele alır.Toplum bireye indirgenmektedir.

*Bunun doğal sonucunda psikolojik yaklaşım ortaya çıkmıştır.

*Toplum,bir işlevler bütünü olarak görülür.Toplumun incelenmesi bu işlevlerin incelenmesiyle mümkündür.İşlevselcilik Amerikan sosyolojisine damgasını vurmuştur.Bununla toplumda uyum ve dengenin sürdürülmesi amaçlanmıştır.

*Değişimi farklılaşma olarak görür.Toplum,özünde değişmez ancak farklılaşır.Bu,büyüme ve farklılaşma şeklinde olur.Farklılaşma:Yapıların değişmeye başlamasıyla,değişen işlevlere uygun yapıların oluşturulması veya işlevlerin o yeni yapılara uygun hale getirilmesidir.

 

Yapısal işlevselci kuramlar büyük kuramlardan etkilenmiştir. (Sosyal evrim,denge,farklılaşma.. vs. kavramlar bu kuramın temel kavramlarıdır.) Bir de yapısal işlevselcilerin kendi keşfettikleri kavramlar vardır:

1.)Yapılar ve İşlevler Arasındaki İlişki: Her yapı,bir işlevi olduğu için vardır.İşlev de bir gereksinimden doğar.İşlev yapıdan önce gelir ve kendileri yerine getirecek yapıların oluşum ve gelişimini sağlarlar.İnsan, gözü olduğu için görmez,görme işlevini yerine getirmek için göz oluşur.Yapısal işlevselci yaklaşımın değişimi yansıtan “yapısal farklılaşma” kavramı,değişme anlayışlarının özünü oluşturur.Yapısal farklılaşma, esasen aynı yapı tarafından meydana getirilen işlevlerin zamanla çoğalmaları ve özelleşmeleri sonucunda birbirinden ayrılarak kendilerini yerine getirecek yeni yapılar yaratmaları demektir.(Bunun arkasında ‘uzmanlaşma’  düşüncesi vardır.)

2.)Toplumsal yapı ve toplumsal birimlerin toplumsal sistem içinde işlevselliği düşüncesi:İşlevsel olma,bir gereksinimi karşılama  ve öteki parçalarla ahenkli bir bütünleşme demektir.Bu nedenle her toplumsal birim yapısal işlevselci modelde toplumsal sistem için vazgeçilmez niteliktedir.

3.)Toplumun  alt-sistemlerini açıklarken bireyi aktör olarak ele alır.Çünkü aktörün rolü vardır,bunu statüsüne göre yerine getirir.Statü haklar ve sorumluluklar bütünüdür.

4.)Toplumun değer yargısı sistemi içinde oluşan ve biçimlenen toplumsal rol, toplumsal sistemlerin temelleridir.Alt-sistemlerin (doğa-kültür-kişilik) temel etkileşiminin yol açtığı rol farklılaşması toplumsal sistem içinde değişmenin bir ölçütü ve görünümüdür.

 

Yapısal işlevselci yaklaşımda değer yargısı sistemi bir veri gibidir.Her şey değer yargısı sistemi içinde şekillenir.Weber’in etkisiyle rasyonelleşme önem verilmiştir.Bu yöneliş, bilim ve teknolojiden ve düşünce sisteminden kaynaklanır.Rasyonalizasyon otomatik bir süreç değil,toplumsal sistemin temelini oluşturan değer yargısı sisteminin oluşturduğu bir süreçtir.Değer yargısı sistemi yapısal işlevselci yaklaşımda karizmatik bir niteliğe sahiptir.Amaç mevcut toplumsal sistemin korunmasıdır.Dolayısıyla  rasyonelleşme, değişimi zorlayan bir iç yönelme olmakla beraber toplumsal sistemin temelinde yatan değer yargısı sisteminin oluşturduğu ve biçimlediği uyum ve denge koşulları içinde yönlenen ve aynı zamanda koşullarla sınırlanan bir süreçtir.Bu, yaklaşımın değişmeyi açıklamadaki kuramsal yetersizliğidir.Denge ve uyum değişime karşıdır.Bu modeller değişmeyi 1.)Evrimci büyük modellerin yaklaşımını benimseyerek işlevsel farklılaşma düşüncesi ile, 2.)Toplumsal yapı - kültürel yapı ayrımı yaparak (Merton) bu iki yapının  uyum veya uyumsuzluğu ortaya koyarak açıklamaya çalışılır.

.adHeadline {font: bold 10pt Arial; text-decoration: underline; color: blue;} .adText {font: normal 10pt Arial; text-decoration: none; color: black;}  

3042
0
0
Yorum Yaz