27 03 2007

SOSYOLOJI NEDİR?

SOSYOLOJİ NEDİR?

Sosyoloji insan toplumlarını bilimsel,sistematik ve eleştirel olarak inceleyen sosyal bir bilimdir. Bu sosyolojinin en genel düzeyde tanımlanmasıdır. Sosyolojinin araştırma konusu toplum ve toplumsal yaşamla ilgili olgu ve olaylardır. Toplumun yapısı, organizasyonu, değişimi, işleyişi, ... sosyolojinin ilgi alanı içine girer. Toplumun yapısını keşfetme, toplumdaki grupları bir arada tutan veya onları birbirinden ayıran, uzaklaştıran güçlerin neler olduğunu ortaya koymak, toplumsal yaşamı değiştiren ve dönüştüren koşulları belirlemek, insanlar arası ilişki ve etkileşimlerin yapısı ve işleyişi ile ilgili kural ve ilkeleri ortaya koymak, sosyal davranışı toplumsal bağlam içerisinde açıklamak,.... sosyolojinin en temel amaçları arasında yer alır.

Yukarıda da ifade edildiği gibi toplum ve toplumsal yaşamla ilgili olgular (evlenmek, boşanmak, göç, kentleşme,suç,terör, spor,....)sosyolojinin araştırma konusunu oluşturur. Toplum sosyolojik açıdan sosyal bir gerçekliktir. Ancak bu gerçeklik, fiziksel bir gerçeklik gibi doğrudan algılanan ve deneyimlenen bir gerçeklik değildir. Sosyal gerçeklik insanlar arası ilişki ve etkileşimleri, grup yaşamını, gruplar arası ilişkileri, kültürü, sosyal kurumlar ve tüm bunların insanların sosyal davranışları üzerindeki etkilerini anlatan bir kavramdır. Bu bağlamda sosyal gerçeklik sosyal davranışlarımızı şekillendiren sosyal bir güç olarak tanımlanabilir. Örneğin; nasıl mevsimler faaliyetlerimizi, giysilerimizi ve yaşamla ilgili seçimlerimizi etkileyebiliyorsa , sosyal gerçeklikte sosyal davranışlarımızı biçimlendirir.

İçinde yaşadığımız toplumun ekonomik yapısı, aile düzeni, kültürü, yönetim biçimi, nüfusu, dini, ahlak anlayışı.... sosyal davranışlarımızı şekillendirir. Örneğin; hangi partiye oy verdiğimiz, eş seçimimiz, yaptığımız meslek , boş zamanları değerlendirme biçimimiz ,…toplumsal koşullardan etkilenir.

İnsan davranışları üzerinde toplumsal koşulların etkili olması sosyal davranışın çözümlenmesinde, toplum ve toplumsal yaşamla ilgili olgu ve süreçlerin bilinmesini önemli bir hale getirmiştir. Bu çerçevede sosyoloji daha özel olarak sosyal davranışı açıklamayı amaçlar.Sosyal davranış toplumsal bir bağlamı içeren, diğer insanların davranışlarını içeren ve /veya çağrıştıran örgütlü insan eylemleri olarak tanımlanabilir. Örneğin; bir fabrikada çalışan işçilerin veya bir okulda ders anlatan öğretmenlerin davranışları sosyal davranışlardır.

Sosyoloji, sosyal davranışı çözümlemek için sosyal davranışın bağlamını, yine en genel düzeyde toplumu ve onunla ilişkili olgu ve süreçleri dikkate almak durumundadır. Sosyolojiye özgünlüğünü
ve önemini kazandıran da budur. Toplumsal çözümlemede toplumsal bakış açısını içermeyen bir sosyoloji anlayışı oldukça eksiktir. Bu nedenle toplum ve toplumsal yaşam üzerinde biraz ayrıntılı durmanın gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Bilindiği gibi insanlar toplum içinde yaşayan sosyal varlıklardır. Toplum halinde yaşamak insan için zorunlu, kaçınılmaz ve onun doğasıyla ilgili bir özelliktir. İnsanların sosyal varlık olduğu; yani diğer insanlarla ilişki kurarak bir arada bulunması bir çok filozof ve sosyologun paylaştığı temel bir fikirdir.

İnsanın sosyal bir varlık oluşu , toplumun hem bir nedeni ve hem de bir sonucu olarak ortaya çıkar. İnsanların yapısı ve mahiyeti (temel özelliği) onların bir arada yaşamasını gerektirmiş ve böylece toplum hayatı ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda toplum hayatı da insanları tarihsel süreç içerisinde değiştirmiş ve insanların toplumsal yaşamdan etkilenen ve hatta belirlenen varlıklar olması üzerinde etkili olmuştur. Ancak burada önemli olan insan mı?, toplum mu?, ayrımı değil, insan ve toplum arasındaki etkileşimdir. İnsan ve toplum bir bütünün iki önemli yüzü ve gerçekliğidir.

Toplum yapısı çeşitli türden grupları ve bu grupların organizasyonunu içerir. Sosyolojik açıdan toplum en büyük, en karmaşık ve en gelişmiş sosyal gruptur. Toplumu bir tür gruplar ağı veya organizasyonu şeklinde ele almak olanaklıdır. Coser (1985:3)’a göre toplum, örgütlü insan grupları arasındaki etkileşim kalıplarına verdiğimiz bir isimdir. Gruplar içinde ve gruplar arasındaki etkileşimin örüntülenmesi veya kalıplaşması toplumsal yaşamın düzenliliğini işaret eder. Oldukça karmaşık toplumlar da bile sosyal yaşamın dikkatli bir gözlemi, toplumsal yaşamda kaos ve kargaşa yerine düzenliliğin olduğunu ortaya koyar. Örneğin; sabahleyin evimizden ayrılıp işimize giderken genellikle içinde yaşadığımız sosyal dünyanın dünkü gibi olacağını umarız veya böyle bir beklenti içinde yaşarız. Bu düşünüş toplumsal yaşamın öngörülebilirliğini de ifade eder. Ancak, sosyal yaşamın bu düzenli yapısı onun şaşırtma, uyumsuzluk, gerilim ve sosyal gruplar arasındaki çeşitli türden anlaşmazlıkları içermemesi anlamına gelmez. Sosyal yaşam bu ve benzeri süreçleri de içermesine rağmen tüm bu süreç ve oluşumlar belirli kural, ilke ve kalıplarla ortaya konur. Örneğin;işçi ve işverenler arasındaki çatışmalar ve anlaşmazlıklar sendika, grev, lokavt toplu iş sözleşmesi gibi kurum ve örgütlenmelerle düzenlenmiştir. Çatışmaların topluluğun istikrarını bozduğu durumlar genellikle bir değişim durumunu ifade eder. Bu sürecin yöneldiği durum göreli de olsa yeni bir denge veya istikrardır.

Toplum kavramı sosyolojide merkezi bir kavramdır. Sosyal grup boyutu kadar diğer boyut ve özellikleri de vardır. Giddens (2002:621)’a göre bir toplum belirli bir toprak parçasında yaşayan , ortak bir politik otorite sistemine tabi olan ve çevrelerindeki çeşitli gruplardan (toplum) ayrı bir kimlikleri olduğunun farkında olan bir insan grubudur. Giddens’ın bu tanımı açısından örneğin; Türk toplumu, İngiliz toplumu, Amerikan toplumu,... bir toplumdur.

Toplum kavramının çözümlenmesinde kültür ve kurumlar da önemli bir yere sahiptir.Kültür toplum yaşamının kurucu ögelerinden birisini oluşturur. Toplumsal yaşamın çeşitli alanları kültürle bir yapıya bir düzene kavuşur. Bauman (1998:163) kültürü “ yapay düzen kurma işi” olarak tanımlar. Bu yapay düzen insanın toplum halinde yaşamasının zorunlu bir sonucu veya gereği olarak ortaya
çıkar ve insan ilişkilerini düzenleme, insanların çeşitli türden ihtiyaçlarını karşılama işlevlerini yerine getirir. Kültür, bu bağlamda insani; insana özgü ve toplumsal bir karaktere sahiptir. Fichter (1990:120) kültürü “insan ürünü” olarak değerlendirir.

Sosyolojide kültür kavramı bir grubun (az yada çok geniş ) üyelerinin ortak edinimlerinin bütünü ifade eder. Bu edinimler şeyleri algılamada, yapılanları değerlendirmede bilinç dışı ve sürekli referans işlemi görerek, davranışların yönlendirilmesinde etkili olurlar. (Muchielli,1991:9).

Kültürün insan davranışları için referans oluşturması toplumsal açıdan oldukça önemlidir. Bir toplumda bireyler arası ilişkilerin düzenlenerek toplum hayatının meydana geldiği bilinmektedir. Kültür, sosyal kurumlarla çok sıkı bir ilişki içinde bulunur. Sosyal kurumlarda temel olarak toplum içerisinde bireyler arasındaki sosyal ilişkileri düzenler. Fichter (1990:123) kültür ve kurumlar arasındaki ayrımın daha çok analitik olduğunu söyleyerek kültürü toplumdaki kişilerin ortaklaşa paylaştıkları toplam kurumların bileşkesi olarak tanımlar. Aynı sosyologa göre , kurum kültürün en geniş parçasını oluşturur. Kültürün en küçük ve indirgenemez temel oluşturucusu yürürlükteki davranış örüntüsüdür. Sosyal rol, statü ve etkileşim formları ise sosyal kurumların oluşturucuları olarak değerlendirilir. Kültür bünyesinde bir topluma veya gruba ait temel değer, norm ve davranış kalıplarını içerir. Bir toplumun kültürü onun inançları, ahlakı , sanatı , hukuku, dili, gelenek, görenek örf ve adetlerden oluşan karmaşık bir bütündür. Sosyal kurumlar ise düzenlenmiş, tesis edilmiş veya yapılanmış davranış örüntüleri ve bunlardan oluşan sosyal bütünlerdir.

İnsanlar toplumsal yaşam içerisinde gereksinimlerini karşılamak için diğer insanlarla sosyal ilişkilere girerler. Çünkü, insanlar gereksinimlerini tek başlarına karşılayamazlar. Örneğin; beslenmek, giyinmek,evlenmek,güvenlik, sevgi gibi gereksinimlerimiz tek başımıza karşılayamadığımız , diğer insanlarla ilişkiyi içeren sosyal boyutlu ihtiyaçlarımızdır.

Sosyal ilişki ve etkileşimin toplum hayatı için en temel önemi grup oluşumunu, grup yaşamını ve bu yaşamla ilgili yapıları; kalıpları ortaya çıkarmasıdır. Sosyal ilişki ve etkileşimin bu bağlamda içinde yaşadığımız karmaşık modern toplum da dahil, bütün sosyal oluşum ve yapıları ortaya çıkaran temel bir toplumsal süreçtir (Erjem,2004)

SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISI
Sosyolojik bakış açısı sosyolojini toplumsal olaylara nasıl yaklaştığını, nasıl incelendiğini, sosyolojinin olayları incelemesini diğer sosyal bilimlerden nasıl farklı olduğuyla ilgilidir. Daha öncede ifade edildiği gibi sosyoloji toplumsal bağlam içerisinde sosyal davranışı inceler. Sosyal davranış bireylerin bir anlam ifade eden ve diğer insanlarla ilişkili davranışlarıdır. Sosyal davranış sosyal ilişki ve etkileşim sonucu oluşur. Sosyoloji sosyal davranışı açıklamak için kendine özgü bir bakış açısı geliştirmiştir. Bu bakış açısı belli temel öncüllere dayalıdır.Bunları şöyle ifade edebiliriz:
·İnsanlar sosyal varlıklardır.
·Sosyal davranış öğrenilir.
·Toplum insanların ait olduğu en geniş gruptur.
·İnsanlar tek boyutlu değildir. Bu nedenle sosyal davranışta çok boyutludur
·Birey davranışlarındaki ilişki toplamı açısından incelenir.
* Sosyal davranışın nedeni toplumsaldır.

Sosyolojik bakış açısıyla bir olayı incelemeyi şöyle ortaya koyabiliriz.Örneğin Mehmet’in işsiz oluşu.

AÇIKLAMALAR:

Psikolojik( Bireyci): insanlar tembel , aptal oldukları veya beceriksiz oldukları için işsiz kalırlar. Mehmet’te bu özelliklere sahip oldukları için işsizdir.
Sosyolojik açıklama: işsizlik toplumdaki eşitsizliğin, dengesizliğin sonucu olarak ortay çıkar. Eşitsizlik kişinin meslek edinmesini, eğitimini olumsuz etkiler. Ayrıca eşitsizlik sonucu toplumun kaynakları da akılcı kullanılıp yatırımlara dönüştürülemez. Mehmet’in işsizliği bu nedenle daha çok toplumsaldır. İşsizlik problemi toplumsal düzenlemeler sonucu çözülebilir ( Erjem ,2004)

SOSYOLOJİNİN DOĞUŞU VE GELİŞİMİ

Toplumla ilgili fikir ve düşünceler insanlık tarihi kadar eskidir. Ancak toplumu ve toplumsal olayları bilimsel olarak araştırıp, incelemeyi oldukça yeni bir gelişme olarak değerlendirebiliriz. Bu bağlamda sosyoloji ikiyüzyıllık bir geçmişe sahip bir bilim dalıdır. Sosyoloji 19.yy’da, özellikle Batı Avrupa toplumlarında meydana gelen önemli siyasi, sosyal , ekonomik ve entelektüel gelişme ve değişmelerin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Batı Avrupa toplumlarında meydana gelen büyük değişimler modern toplum denilen bir toplum biçimini ortaya çıkarmıştır. Modern toplum, eski topluma ait birbirinden kopuk toplulukların bütünleşmesini, gelenek ve dinden kopmayı, bireyleşmeyi, rasyonelleşmeyi, kentleşmeyi, eşitsizliği kapsayan bir dizi süreçle ortaya çıkmıştır. Bu karmaşık toplumu incelemek sosyolojinin konusu haline gelmiştir.Modern toplumu oluşturan olaylar şunlardır:

1.Ulus devletin yükselişi.
2.Endüstrileşme
3.Kapitalizmin yükselişi
4.Sosyalist ülkelerin ortaya çıkışı
5.Temsili demokrasinin doğuşu
6.Bilim ve teknolojideki gelişmeler
7.Kentleşme
8.Kitle iletişim araçlarının gelişimi ve çeşitlenmesi
9.Rönesans
10.Aydınlanma
11.Fransız ve Amerikan devrimleridir.

Sosyoloji kelimesi Fransız sosyologu ve tarih felsefecisi A. COMTE tarafından icat edilmiştir. Comte sosyal olayları doğa bilimleri modelinde kurmayı amaçlayan bir sosyoloji kurmak istemiş, ancak bunu başaramamıştır. Daha sonra Comte’u takip eden Fransız sosyologu E. Durkheim, sosyolojinin konusu, yöntemi ve akademik yaşamda yer alması konusunda önemli çalışmalar yaparak sosyolojinin gerçek olarak kurulmasını sağlamıştır. Daha sonraki gelişmeler sosyolojinin bütün dünyada giderek daha çok yayılmasına neden olmuştur. Sosyolojiye önemli katkı sağlayan başlıca düşünürler E. Durkheim , K. Marks, M. Weber, V. Pareto,G.Simmel,W. Mills ve T. Parsons’dur.Türkiye’de sosyolojinin kurucusu ise Ziya Gökalp’dir.
 
Sosyoloji Nedir?

Kavramsal İçeriği

Sosyoloji; “Toplum Bilimi” veya “sosyal olayların bilimi” ya da “sosyal örgütlenme ve sosyal değişimler bilimi” olarak da bilinmektedir.
Aslında sosyoloji, sosyal hayatımızda var olan sosyal gerçekleri (sosyal hadiseler ve olgular), insanların meydana getirdiği grupları, grupların davranışlarını ve sosyal kurumları olduğu gibi inceleyen pozitif bir sosyal bilim dalıdır. Bir başka ifadeyle, sosyoloji, bir takım varsayımlardan çok; var olan gerçekleri ortaya koymaya çalışan, sosyal gerçeğe eğilen bir ilimdir.
Geniş anlamıyla sosyoloji, insanların birbirleriyle kurdukları sosyal münasebetleri, sosyal gruplar, kurumlar ve örgütler arasındaki münasebetleri, toplu eylem, toplu direniş gibi topluluk ve fert davranışlarını, değişik düzeylerde bütün sosyal etkileşim biçimlerini, sosyal yapı özelliklerini ve bu yapıda ortaya çıkabilecek değişme temayüllerini belirli bir yöntem dahilinde inceleyen, sosyal gerçekleri ve süreçleri sistematik ve bilimsel olarak mercek altına alan bir bilim dalıdır.
Sosyoloji, hem insan davranışının yüz yüze etkileşim bağlamlarını (Mikro-Sosyoloji), hem de çok sayıdaki ve büyük ölçekli grupların, örgütlerin veya sosyal sistemlerin (Makro-Sosyoloji) özelliklerini inceler.
Sosyoloji, fertten ziyâde toplumun aynasıdır. İnsanın, sosyal diye vasıflandırabileceğimiz bütün davranışları, sosyolojinin ilgi alanına girmektedir. Her ne kadar insan ruhuna pek yakın olan ilgi alanlarını, değerleri ve duyguları ihtiva eden sorunları ele alıyorsa da, sosyoloji, bir şeyin iyiliği veya kötülüğü, uygunluğu veya uygunsuzluğu gibi hususlarda yargıda bulunmaktan uzak durmaya, yani tarafsız kalmaya gayret etmektedir.


Sosyolojinin Tarihçesi

Sosyal olaylar, her ne kadar insanlık tarihi ile başlatılmakta ise de, hadiselere sosyolojik yaklaşım tarzı, daha çok 18. ve 19. yüzyıllarda ortaya çıkmıştır.
Sosyoloji terimi, ilk kez bir sosyolog olmaktan ziyâde bir bilim felsefecisi olan Fransız, August Comte (1798-1857) tarafından kullanılmış ve İngiliz, Herbert Spencer (1820-1903) tarafından da geniş kitlelere tanıtılmıştır.
Ancak, sosyolojinin ilk temel esaslarını, ilmî yöntemlerle ortaya seren ilk bilim adamı belki de İbni Haldun ‘dur (1332-1406). Prof. Dr. W. Barthold’a göre İbni Haldun, tarih felsefesinin en mümtaz simalarından birisi olduğu kadar, sosyolojinin ilk büyük kurucusudur. Sosyal kanunları, tarihî hadiselerden çıkaran İbni Haldun, cihan tarihinde, büyük devlet ve medeniyetlerin kuruluşunda, göçebe unsura yer verdiği, bunların medeni halk içerisinde yaşayıp milliyetlerini kaybettikleri hakkındaki fikirleri bugün bile geçerlidir. Ayrıca, sosyal psikoloji, sosyal ekonomi, tarih felsefesi, etnografya, sosyal coğrafya, sosyal felsefe, kentleşme, sosyal antropoloji gibi sosyal bilim dallarına ait sosyal teorileri, ciddî mânâda ancak 19. asırda kavranabilmiş ve bir çok Avrupalı bilim adamının çalışmalarına temel dayanak vazifesi görmüştür.


Sosyoloji Dalları

Sosyolojinin gelişmesiyle, toplumlara ve topluluklara yönelik yapılan ilmî çalışmalar sonucunda bir çok sosyolojik disiplin ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri aşağıda sıralanmıştır:
  • Ahlâk Sosyolojisi.
  • Askeri Sosyoloji.
  • Beden Sosyolojisi.
  • Bilgi Sosyolojisi.
  • Bilim Sosyolojisi.
  • Çalışma (Endüstriyel) Sosyolojisi.
  • Din Sosyolojisi.
  • Eğitim Sosyolojisi.
  • Folk Sosyolojisi.
  • Gender Sosyolojisi.
  • Hukuk Sosyolojisi.
  • İktisat Sosyolojisi.
  • İnsan Ekolojisi ve Demografi.
  • Kent (Şehir) Sosyolojisi.
  • Köy (Kırsal) Sosyolojisi.
  • Kurumlar Sosyolojisi.
  • Küçük Gruplar Sosyolojisi.
  • Kültür Sosyolojisi.
  • Medikal Sosyoloji.
  • Natüralist Sosyoloji.
  • Sağlık Sosyolojisi.
  • Sanat Sosyolojisi.
  • Sanayi Sosyolojisi.
  • Siyaset Sosyolojisi.
  • Sosyal Psikoloji.
  • Sosyolojik Teori.
  • Tarih Sosyolojisi.
  • Tatbikî Sosyoloji
  • Vergi Sosyolojisi
Sosyolojiye Yakın Olan Diğer Sosyal Bilimler

Sosyoloji ile çok yakından bağlantılı olan en önemli bilim dalı Sosyal Antropolojidir.
Sosyal hayatı, kültürleri, yazının icadından önceki devirlerden başlayarak, bugüne kadarki gelişmeleri inceleyen sosyal antropoloji, dinî, siyasî, iktisadî ve sosyal kurumların yapılarını ve folklorik hususiyetlerini inceler.
Sosyal antropoloji ayrıca etnoloji (kültürel antropoloji) ile psikoloji (psikolojik-kültürel antropoloji) arasındaki münasebetleri, mukayeseli olarak araştırır.
Sosyal Antropoloji, altı kola ayrılmaktadır:
  • Kültürel Antropoloji (Kültür Antropolojisi veya Etnoloji).
  • Etnografya.
  • Arkeoloji.
  • Folklor (Halk Bilimi).
  • Dil (Filoloji).
  • Psikoloji Antropolojisi (Psikolojik-Kültürel Antropoloji).

Sosyolojinin Amaçları


- Toplumları, içinde bulundukları yere ve zamana göre, nesnel ve somut koşullarıyla anlamak.
- Toplumların tarihsel gelişim sürecinde geçirdikleri değişimin etkilerini ve yönünü açıklamak.

- Farklı toplumlar arasındaki benzerlikleri saptayıp genellemelere ulaşmak.

- Mevcut toplumsal verilere dayanarak ileride ortaya çıkacak olaylarla ilgili öngörüde bulunmak.

 

Sosyolojinin Özellikleri

 

Sosyoloji, tek tek bireylerin sorunlarıyla değil, toplumu ilgilendiren sorunlarla ilgilenir. Örneğin sosyoloji, ilk bakışta bireysel bir sorun olarak algılanan “intihar” olayının toplumsal boyutuyla ilgilenir. E. Durkheim, “İntihar” adlı çalışmasında, savaş dönemlerinde intihar olaylarının azaldığını, toplumda kuralsızlık halinin yaşandığı ekonomik kriz dönemlerinde ise intihar olaylarının arttığını göstermiştir.

 

Sosyolog, toplumsal olayları kendi değer ve beğenilerinin etkisi altında kalmadan nesnel (objektif) olarak inceler. Durkheim’ın deyişiyle sosyolog, toplumsal olayları “bir eşya gibi” ele alır.

 

Sosyoloji, olanı olduğu gibi inceler. Ahlak, hukuk, din gibi bireylerin nasıl davranması gerektiğine ilişkin kurallar koymaz. Bu anlamda, sosyoloji kural koyucu yani normatif değildir. Örneğin, sosyoloji yardım etmeme davranışını iyi ya da kötü olarak değerlendirmez.

 

Sosyoloji doğa bilimleri gibi deneysel bir bilim değildir. Çünkü, sürekli değişim halinde olan toplumsal olayları ve toplumsal çevreyi laboratuar koşullarında gözlemlemek ve yönlendirmek olanaklı değildir.

Sosyoloji, toplumsal kurumların (aile, din, eğitim, devlet, hukuk) yapılarında ve işlevlerinde meydana gelen değişmeleri, tarihsel evrim süreci içerisinde inceler. Örneğin, Cumhuriyet devrimiyle beraber din kurumunun işlevinde meydana gelen değişmeler sosyolojinin alanına girer.
Sosyoloji, toplumsal olguların nedenlerini bireylerde değil diğer toplumsal olgularda arar. Örneğin, köyden kente göç olgusunu inceleyen bir sosyolog, bu olguyu bireysel tercihlerle açıklamaz. Göçün nedenini tarımda traktörün kullanılmasına, sulu tarımın yapılmamasına, miras yoluyla toprakların parçalanması vb. gibi diğer toplumsal olgulara bağlar.

Sosyoloji, toplumsal yapıyı bir bütün halinde inceler. Diğer toplumsal bilimler toplumsal yaşamın farklı yönlerini ayrı ayrı incelerler. Örneğin, sosyal antropolog kültürel yapıyı; ekonomi, mal ve hizmetlerin üretimini, bölüşümünü ve tüketimini; tarih, geçmişte olup bitenlerin nedenlerini belgelere dayanarak saptamaya çalışır. Sosyoloji ise, toplumsal yapı içerisinde yer alan kültürel öğeleri, ekonomik ilişkileri, tarihsel geçmişi, coğrafi konumu bilmek zorundadır. Bu yüzden de sosyologlar sürekli olarak diğer toplumsal bilimlere başvurma gereksinimi duyarlar
 
 
EKONOMİK SOSYOLOJİ :Ekonomi dalındaki bilgilerden de faydalanarak, teknoloji, gelir dağılımı, tulusaldyapısı gibi konularla ilgilenir. (1 ) ( üketim ve farklılaşması, iş bölümü, üzeyde karar mekanizmaları ve ÖÜniversitesi Eğitim Sağlık Bilimsel ZKALP-1993 )1 – ÖZKALP, Enver Prof.Dr. Sosyolojiye Giriş – Anadolü AraSayfa Sayfa : 19-24 ştırma Vakfı Yayınları –1993Anadolu Üniversitesi Basım Evi – Eskişehir

BİLGİ SOSYOYLOJİSİ :Bilgi sosyolojisinin temel konusu uygarlık, kültür toplum sınıf ve grup tiplerine göre öncelikli bilgi türlerinin vebiçimlerinin araştırılmasıdır. Bilgi sosyolojisi ayrıca, değişik toplum yapılarına göre bilginin ve bilgiyi oluşturan ve yayankişilerin rolleri, bilginin yayılması ve biçimlerinin toplumsal anlamı, bilgi türleri gibi konularla ilgilenir.(1 ) ( ÖZKALP-1993 )1 – ÖZKALP, Enver Prof.Dr. Sosyolojiye Giriş – Anadolü Üniversitesi Eğitim Sağlık Bilimsel Araştırma Vakfı Yayınları –1993Anadolu Üniversitesi Basım Evi – Eskişehir Sayfa Sayfa : 19-24
DİN SOSYOLOJİSİ:İlk din sosyolojisi çalışmaları günümüz az gelişmiş toplumlarındaki dinlerin ya da geçmişteki toplumların dinlerinin incelenmesineyönelik olmuştur. Din sosyolojisi bugün daha çok din ve dinsel pratikler ile diğer toplumsal etken ve kurumlar arasındakikarşılıklı ilişkileri incelemeye yönelmiş bulunmaktadır. Dinin toplumdaki yeri ve diğer toplumsal kurum ve oluşumlar üzerindeki etkileri, teknolojik, ekonomik ve toplumsal değişmenin dinsel pratikleri belirleme biçimleri, sanayileşme ve kentleşme ile dinsel pratik arasındaki ilişkiler, dinsel otoritenin toplumsal rolü ve gücü, kültür ve uygarlıkların dinsel temelleri, din sosyolojisinin elealdığı konular arasındadır. (1 ) ( ÖZKALP-1993 )1 – ÖZKALP, Enver Prof.Dr. Sosyolojiye Giriş – Anadolu Üniversitesi Eğitim Sağlık Bilimsel Araştırma Vakfı Yayınları –1993Anadolu Üniversitesi Basım Evi – Eskişehir Sayfa Sayfa : 19-24

EĞİTİM SOSYOLOJİSİ :Eğitim sosyolojisinin işlevi, bir yandan sosyo-ekonomik kalkınmada eğitimin, özellikle mesleki ve teknik eğitimin-oynadığı rol veülkenin nüfus yapısının özelliklerine uygun bir eğitim planlamasına duyulan ihtiyaç; diğer yandan da, aşağı yukarı bütün ülkelerin anayasa ve yasalarında belirtilen, sosyal adalet, eğitimde fırsat eşitliği ve bölgeler arası dengesizliklerin giderilmesi gibi çağın zorunlu kıldığı temel toplumsal ilkeleri belirlemedir. Bu şekilde, eğitim sosyolojisi belirgin bir toplumsal yapı içindeki eğitim sorunlarına ilişkin araştırmalar yapan bir disiplindir, diyebiliriz. Her kültürün eğitim sorunu değişik olacağı için de o toplumun kültürüne uygun bir eğitim politikasının belirlenmesi ilgi sahasının temelini oluşturur. (1 ) ( ÖZKALP-1993 )1 – ÖZKALP, Enver Prof.Dr. Sosyolojiye Giriş – Anadolü Üniversitesi Eğitim Sağlık Bilimsel Araştırma Vakfı Yayınları –1993Anadolu Üniversitesi Basım Evi – Eskişehir Sayfa Sayfa : 19-24
SANAYİ SOSYOLOJİSİ :Çalışma veya iş sosyolojisi olarak ta nitelenen sanayi sosyolojisi, örgüt sosyolojisi, psikoloji, sosyal psikoloji, iş idaresi, ekonomi gibi bir çok sosyal bilimin ve bu bilimlerin özel dallarından bir çoğunun çeşitli düzeylerde kurdukları ilişkileri kapsamakta ve toplumsal gerçeğin bütünlüğü açısından bunları toplumun yapısına göreli olarak bir sentez haline getirmeye çalışmaktadır. Bir sanayi sistemini konu olarak inceleyen sanayi sosyolojisi, iş yerinin yapısı, güvenliği, sendikalaşma hareketliği, verimlilik, işçi işveren ilişkileri, sanayi ve toplum ilişkileri gibi konuları inceler. Son zamanlarda sanayi sosyolojisi ile ilgili yapıtların boş zamanların değerlendirilmesi konusunda giderek daha fazla yer ayırdığı da bilinmektedir. (1) (ÖZKALP-1993 ) 1 – ÖZKALP, Enver Prof.Dr. Sosyolojiye Giriş – Anadolü Üniversitesi Eğitim Sağlık Bilimsel Araştırma Vakfı Yayınları –1993 Anadolu Üniversitesi Basım Evi – Eskişehir
SİYASET SOSYOLOJİSİ :Siyaset bilimi, tarihinde iki açıdan tanımlanmıştır. Bir tanıma göre siyaset bilimi devleti, onun kuruluşu ve işleyişini inceler. Bu geleneksel anlayıştır. Yeni bir anlayışa göre ise siyaset bilimi erk (iktidar) olaylarını, başka bir deyişle yönetme ve yönetilme olayını bunun kurumsallaşma sürecini inceler. Bu ikinci yaklaşım siyasal bilimin toplumbilimsel bakış açısından ve toplumbilimin verilerden etkilenerek, insanların siyasal davranışlarına etkide bulunan tüm toplumsal etkenleri de incelemeye başlamasının bir sonucu olmuştur. Bu açıdan siyaset sosyolojisinin en belirgin amaçlarından biri, toplumların yapılarıyla siyasal rejimler arasındaki ilişkileri inceleyerek bir siyasal rejim tipolojisine ulaşmaktır. Bu bakımdan siyasal parti tiplerinin parti fonksiyonlarının ve parti sistemlerinin incelenmesi siyaset sosyolojisinin önem verdiği konulardır. Aynı şekilde baskı grupları da siyaset sosyolojisinin önem verdiği konulardan biridir. Bu grupların, ekonomik ve toplumsal kökenleri, tipleri (mesleki, ideolojik, bilimsel) siyasal otorite üzerindeki etki yolları ve biçimleri önemli araştırma konularınıkapsar. Bir başka araştırma alanı da, siyasal katılma ve seçimleri kapsamaktadır.
 
Sosyoloji ve Tarih :
Tarih bilimi, toplumların ortaya çıkışı, gelişimi, dağılması, çözülmesi gibi geçmişte olup biten toplumsal olayları belgelere dayanarak inceler. İçinde yaşadığı toplumsal yapıyı anlamaya çalışan sosyolog, mutlaka araştırmasının bir yerinde bu toplumsal yapıyı oluşturan tarihsel olayları bilme zorunluluğu hisseder. Tarih bilimi de sosyologa, olayların geçmişi hakkında bilgi sunarak, toplumu bir bütün halinde kavramasına yardımcı olur.



Sosyoloji ve Psikoloji :
Psikoloji, insanların duyumsal (görme, tad alma, vb.) duygusal, davranışsal, bilişsel (zihinsel) özelliklerini inceler. Başka bir deyişle psikoloji insan doğasını inceleyen bir bilimdir. Kurumları, gruplar içerisindeki insan davranışlarını inceleyen sosyoloji, insan doğasını bilmeden toplum içindeki insanı (toplumsal insanı) anlayamaz.

Bu yüzden sosyoloji insan doğasıyla ilgili bilgilerini psikolojiden alır.



Sosyoloji ve Antropoloji :
Antropoloji (insanbilim), evrim sürecinde, insanın değişen biyolojik yapısını, bedensel özelliklerini, ırklara ayrılıp ayrılmayacağını, ilkel toplulukları ve bunların kültürlerini inceleyen bir bilimdir. Antropoloji ikiye ayrılır :

Fizik Antropoloji : İnsanın biyolojik yapısında meydana gelen değişmeleri, ırkların kökenini inceler.

Kültürel Antropoloji : Tarım, hayvancılık türleri gibi kültürel özellikleri; inanç, gelenek, görenek gibi kültürel kalıpları; araç, gereç, sanat ve bilgiler gibi kültürel ürünleri konu edinir.



Sosyoloji ve Hukuk :
Hukuk bireylerin birbirleriyle ve toplum ile olan ilişkilerini düzenleyen ve devlet gücünün desteğindeki yaptırımlarla uyulması zorunlu duruma getirilen kurallar bütünüdür. Toplumu inceleyen sosyolojinin, toplumu düzenleyen hukuk kurallarını bilmeden, toplumsal yapıyı tam olarak anlaması mümkün değildir.



Sosyoloji ve Ekonomi :
Ekonomi, insanların ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetlerin nasıl üretildiğini, bölüşüldüğünü ve tüketildiğini inceleyen bir bilimdir. Üretim, bölüşüm ve tüketim gibi ekonomik olaylar sırasında, insanlar arasında birçok ilişki kurulur (işçi-işveren iş bölümü gibi). Bu ekonomik ilişkiler bilinmeden toplumun yapısı bir bütün olarak anlaşılamaz.



Sosyoloji ve Coğrafya :
Toplumsal ilişkiler, kurumlar, “doğal çevre” (fiziki çevre) üzerinde var olurlar. Bu doğal çevreyi inceleyen bilim de coğrafyadır. Bu doğal çevre tanınmadan toplumsal olaylar, ilişkiler, kurumlar açıklanamaz. Sosyolog, toplumun içinde bulunduğu maddi (fiziki)
yapıyı açıklayabilmek için coğrafyadan yararlanmak zorundadır.

 

SOSYOLOJİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR

SOSYOLOJİ: Kelime anlamı toplumbilimidir. Latince toplum anlamına gelen Socius ile Yunanca bilgi demek olan Logos sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur.Sosyoloji sözcüğünü ilk kullanan Fransız sosyoloğu Auguste Comte (1798 - 1857)'dur.Bilim olarak Sosyoloji: Toplumların meydana gelişini, gelişmesini,toplum içinde farklı kesimlerde görülen sosyal olayları, sosyal kurumları, sosyal ilişkileri, sosyal yapı özelliklerini ve bu yapıda ortaya çıkabilecek değişme eğilimlerini ele alarak inceleyen bir bilim dalıdır.


TOPLUM: Belli bir coğrafya parçası üzerinde yer alan,üyeleri arasında sıkı bir etkileşim ve işbölümü olan bir insan topluluğudur.
SOSYAL OLAY: Toplum içinde meydana gelen, başlama ve bitiş noktaları belirli olan birden fazla kişiyi ilgilendiren bir oluşumu ve değişimi ifade eder.


SOSYAL OLGU: Genellikle başlangıç ve bitiş zamanı bilinmeyen, nerede başlayıp nerede bitebileceği kesin olarak tesbit edilemeyen bir sosyal oluşum ve değişimi ifade eder.Tek tek meydana gelen sosyal olayların genel bir ifade tarzıdır.Selma ile Mehmed'in evlenmesi bir sosyal olaydır. Ama tüm evlilik olaylarının hepsine birden evlenme denir. Bu ise sosyal olgudur.


SOSYAL KURUM: Birbirleriyle sosyal ilişki ve etkileşim halinde bir arada bulunan insanların, toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğini ve bu davranışların kurallarını belirleyen, kişilere belli şekillerde davranışlarda bulunması için zorlayıcı etkide bulunan, aralarında birlik ve bütünlük olan, uyumlu ve örgütlü bütünlerdir. Aile, eğitim, din, hukuk,ekonomi, yönetim, devlet kurumları.

SOSYAL İLİŞKİ: Birbirinden haberdar olan en az iki insan arasında belirli bir süre devam eden, anlamlı ve belirli amaçlar etrafında kurulan sosyal bir bağdır.
SOSYAL YAPI: İçinde sosyal ilişkilerin sosyal olayların meydana geldiği, sosyal grupların ve kurumların yer aldığı,nüfus ve yerleşim tarzının şekillendirdiği, toplumun şekil ve çevresi ile ilgili dış görünüşe sahip olan bir sosyal varlıktır.


SOSYAL GRUP: Belli ortak özelliklere sahip, etkileşim ve ilişki içinde bulunan iki veya daha fazla kişinin meydana getirdiği göreli bir sürekliliği olan bireyler topluluğudur.


SOSYAL DÜZEN: Bir toplumdaki üretim güçleri ve üretim ilişkileriyle din, hukuk, eğitim gibi kurumların karşılıklı bağımlılık içinde oluşturdukları uyumlu bir bütündür.

KÜLTÜR: Tarihsel ve sosyal değişme süreci içinde oluşturulan, bütün maddi ve manevi değerleri ile bunları yaratmada ve gelecek kuşaklara iletmede kullanılan araçların tümüdür.

CEMAAT: Kan bağlılığının, benzerliğin, geleneklerin bulunduğu, iş bölümünün görülmediği insan topluluğudur
.
CEMİYET: İş bölümünün geliştiği, akılcılığın egemen olduğu, daha çok organik dayanışmanın görüldüğü toplumdur.

MİLLET: Siyasi bir birlik şeklinde yaşayan, ortak, mazi ve kültüre sahip, devlet şeklinde teşkit-lanmış fert ve zümrelerin toplamıdır.

KALABALIK: Ortak fikirlerle hareket eden ve aynı heyecanı taşıyan, teşkilatsız ve sürekli olmayan, kendiliğinden oluşan insan yığınıdır.

HALK: Üyeleri yoğun bir şekilde bir araya toplanmış olmayan, bir arada bulunmaları tesadüfi olmaktan uzak,sürekli, ortak bir kültürle birbirlerine bağlı, teşkilatsız yaygın,insan topluluğudur.

SOSYAL DEĞİŞME: Bir toplumda ekonomik büyüme ile birlikte sosyal, siyasi ve kültürel alanlarda bir ilerlemenin olması demektir.

SOSYAL BÜTÜNLEŞME: Bir toplumu oluşturan, topluluk,grup ve kurumları gibi, sosyal yapının çeşitli öğeleri arasındaki birbirini tamamlayabilme durumuna denir.

SOSYAL ÇÖZÜLME: Bir toplumda maddi ve manevi kültür öğelerinin bir araya gelerek bir anlam ifade edecek ve işleyen bir bütün oluşturacak çok biçimde birbirlerini tamamlayamamalarıdır.

İŞBÖLÜMÜ: Bir toplumsal üretim düzeni içindeki değişik görev ve hizmetlerin, toplumun üyeleri, grupları arasında karşılıklı bağımlılık ilişkileri içinde bölünmesi sürecidir.


SOSYAL TABAKALAŞMA: Toplumu meydana getiren üyelerin ya da öğelerin bir ya da daha fazla ölçüte göre hiyerarşik sırılanmaları

SOSYAL SINIF: Toplumun düzeyi, yaşam biçimi, eğitim,saygınlık gibi özellikler bakımından birbirine benzeyen ve bunun bilincinde olan insanlar tarafından oluşturulan bir bütündür.


SOSYAL HAREKETLİLİK: Kişilerin, ailelerin ve sosyal grupların toplum içinde sahip oldukları bir stüdüden diğer bir statüye veya bir tabakadan diğer tabakaya geçmeleridir
 
 
 
SOSYOLOJİ


E.Durkheim bir toplumda olayların ve suçun olması doğal demiştir.Çünkü insanın olduğu yerde suç olacaktır.

Bir şeyin bilim dalı olup olmadığının anlaşılması için:

1-O bilimin incelenecek bir bilgisi (konusu) olacak.


2-Onu nasıl inceleneceğine dair bir yolu, metodu olması gerekir. Bu kriterlere göre sosyoloji bir bilim olarak kabul edilir.

Sosyoloji bir sosyal olay veya olguyu inceler.Birşeyin sosyal olay olarak kabul edilebilmesi ve bir davranışın sosyal olay olması için:

1-Bireyler arası karşılıklı iletişimin olması

2-ir arada var olma duygusu

SOSYOLOJİNİN TANIMLARI, SINIRLARI VE AMAÇLARI :

Sosyoloji kelimesi ilk defa 1839 yılında A.Comte tarafından kullanılmıştır.

Sosyolojinin Makro Tanımı: Sosyal olayları ve toplumu inceleyen bilim dallarından biridir.

Sosyolojinin Mikro Tanımı: En az iki insan arsında anlamlı ve nispeten devamlı sosyal etkileşime dayalı sosyal olayları
inceleyen bilim dallarından biridir.

Sosyal davranış somut olarak meydana gelir. Yani belirli yer ve zamanda cereyan eder. Bir sosyal olay ise üç zaman boyutunda meydana gelir.Bu süreç dün, bugün ve yarındır. Sosyoloji dün de olmuş ve bugün olmakta olan olaylarla ilgilenir. Yarın olacak olaylarla sosyoloji ilgilenmez. Bunların tahminini Tarih Felsefesi, Füturoloji ve Süreç Felsefeleri yapar. Sosyolojinin mikro tanımı çerçevesinde grupların yapısını, devamını, işleyişini anlamak sosyolojinin temel amacıdır.


 
TOPLUM


Toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak için etkileşen , belli bir coğrafi mekanda yaşayan ve ortak bir kültürü paylaşan pek çok sayıdaki insanın oluşturduğu birlikteliğe “toplum” denir.




TOPLUMUN ÖZELLİKLERİ


Toplumun özelikleri Şunlardır:

a. Toplam nüfus olarak görülebilir.
b. Ortak bir coğrafi mekanda vardır.
c. İşlevsel olarak farklılaşmış temel gruplardan oluşmuştur.
d. Kültürel olarak benzer grupların toplamıdır.
e. Toplumu oluşturan insanlar arasında düzenli karşılıklı ilişkiler söz konusudur.


TOPLUMSALLAŞMA

Bir kimsenin içinde birtakım işlevleri olabileceği belirli bir toplum ya da toplumsal grubun tarzlarını öğrenmesi sürecine “toplumsallaşma” denir.

Bir kişi ile diğer kişi ya da kişiler arasında gerçekleşen ve sonunda toplumsal davranış kalıplarının kabulünü ve uygulanmasını sağlayan bir karşılıklı etkileşim sürecine
“toplumsallaşma” denir.
Belirli bir toplumun davranış kalıplarını kişiliğine mal ederek o topluma ait bir birey durumuna gelişi olayına “toplumsallaşma” denir.


TOPLUMSALLAŞMANIN ÖZELİKLERİ
a. Daima belirli bir toplum için söz konusudur.
b. Her bireyin doğduğu andan itibaren gerçekleşen bir süreçtir.
c. Kişilik gelişmesinin topluma ve kültüre uyarlanması ve öğrenilmesi gibi süreçlerin benzerlikleri ile ilgilidir.
d. Bireyi , çevresindeki modellerin , simgelerin , beklentilerin ve duyguların öğrenilmesine yetenekliliği yönünden ele alır
TOPLUMSALLAŞMANIN AMAÇLARI

a. Tuvalet alışkanlıklarından , bilim yöntemine kadar uzanan temel disiplinleri aşılar.
b. Beklentilerin zihne yerleşmesini sağlar. ( Anne olma isteği gibi.)
c. Toplumsal rolleri ve onları destekleyen tutumları öğretir.
d. Bireye , yetişkin eylemlere katılması için temel bir hazırlama ile beceriler öğretir

TOPLUMSALLAŞMANIN ARAÇLARI

a. Aile : Kültürü aktaran temel araçlardandır.
b. Arkadaş grupları : Çocuğun ya da gencin yaşdaşlarından oluşan akran gruplarıdır.
c. Okullar : Okullar formal toplumsallaşma kurumlarıdır.
d. Kitle iletişim Araçları : Kişilerin tutum ve kanaatlerini etkileyen ve toplumsallaştıran önemli olgulardır.
 
TOPLUMSALLAŞMADA BAŞLICA SÜREÇLER
 
a. İletişim
b. İşbirliği
c. Katılma
d. Toplumsal Çevre
 
TOPLUMSAL STATÜ
 
Bireyin toplum yapısı içinde işgal ettiği “konum” ya da ” yer” e “toplumsal statü” denir.
 
TOPLUMSAL STATÜLERİN İKİ KÖKENİ VARDIR
a. Verilen Statüler : Bireyin hiçbir eylem ve etkisi bulunmadan , toplumun kendi kabul ettiği bazı ölçütlere göre elde edilmiş statüdür. Örn. Dünyaya erkek olarak doğmak gibi ya da yasalarla verilmiş haklardan elde edilen statü gibi.
b. Kazanılmış statüler : Bireyin kendi çaba ve başarılarına , yeteneklerine göre kendisinin elde ettiği bir konumdur. ( Öğretmenlik vb.)
 
TOPLUMSAL ROL
Birbirleriyle ilişkili birtakım davranış kalıpları , bir toplumsal işlev etrafında toplandığında , bu birleşime “toplumsal rol” denir.
Bireyden beklenilen davranışların bütününe “toplumsal rol” denir.
 
DEĞİŞME
Önceki durum ya da davranıştan farklılaşma’ dır.
 
TOPLUMSAL DEĞİŞME

Toplumun yapısını oluşturan , toplumsal ilişkiler ağının ve bunları belirleyen toplumsal kurumlarda meydana gelen değişmelerdir.
 
NELER DEĞİŞİYOR ?
1. Toplumsal rol ve statüler
2. Ekonomik varlıklar
3. Nüfus artış hızı
4. Üretim ilişkiler
5. Aile ve akrabalık ilişkileri
6. Dinsel kurumlar
7. Gelenek görenekler
8. Teknoloji
9. Eğitim kurumları
10. Kişilik
11. Sanat
12. Çocuk yetiştirme yöntemleri
13. Cinsel davranış , tutum ve değerler
14. Kitle iletişim sistemleri
15. Dilde değişmeler

Siyaset Bilimi I-II

Siyaset biliminde, yöntem ve yaklaşım, iktidar ve devlet, demokrasi, siyasi güçler, seçimler, siyasal davranış, gelişme, sistemler ve ideolojiler incelenmektedir.

Sosyoloji

Sosyolojinin tanımı, ilgi kurduğu alan ve teknikleri, sosyolojinin diğer bilimlerle ilişkisi, sosyolojinin tarihsel gelişimi, toplum, kültür, sosyalleşme, sosyal ilişkiler, sosyal kontrol mekanizmaları, sosyal kurumlar, sosyal tabakalaşma ve mobilite, sosyal değişme konularının incelenmesi.

Siyasi Tarih

Fransız devrimi sonrası, Avrupa-Osmanlı Türkiye ilişkilerini açıklayabilecek teorik bir çerçevenin verilmesi, buna bağlı olarak tarihsel siyasal olayların ilişkilendirilmesi.

Siyasi Düşünceler Tarihi I-II

Antik Yunan'da düşünce, Roma siyasal düşüncesi, feodalizm ve ortaçağda siyasal düşünce, yeni çağda siyasal düşünce ve yakın çağda siyasal düşünce konuları işlenmektedir.

Yönetim Bilimi I-II

Yönetim biliminin tarihi, gelişimi, yönetim prensipleri, kamu yönetimi, bürokratik teşkilat, personel yönetimi organizasyon ve metot.

Bilimsel Araştırma Yöntemleri

Bilimsel yöntem, bilimsel yöntemin varsayımları ve genel özellikleri, bilimsel araştırma, bilimsel araştırmanın özellikleri ve aşamaları, alan araştırmaları, toplum bilimlerin temel ilkeleri, toplumsal araştırmanın planlanması, verilerin toplanması ve veri kaynakları, kuram ve paradigma, ölçme ve ölçekler, güvenirlik ve geçerlik, tamsayım ve örnekleme, soru tipleri.

Türk Anayasa Düzeni

Sened-i ittifak, Tanzimat Fermanları, 1976 ve 1909 Kanun-i Esasiyeleri, 1921 ve 1924 Teşkilatı Esasiye Kanunları ile 1961, 1980 ve 1982 Anayasalarının özellikleri ve uygulanışı konuları işlenmektedir.

Kentleşme ve Çevre Sorunları

Kent, arsa-gecekondu kavramlarının, genel ve Türkiye özelinde tanımlanıp, sorunların tanıtıldığı bir çerçevede ele alınması. Çevre-sistem ve toplumsal etkinlikler, Çevre sorunlarının tanımı, nedenleri ve etkileri, Ekonomik büyüme ve çevre koruma ilişkileri, çevre politikasının ekonomik temelleri incelenmektedir. Çevre ve ekolojik sistem kavramları, çevre sorunlarına neden olan etmenler, çevre kirliliğinin türleri, çevre sorunlarının ekonomik analizi, çevre politikalarının ekonomik hukuksal ve kuramsal boyutları, Türkiye'de çevre sorunları ve politikası konuları incelenmektedir.

Yerel Yönetimler I-II

Siyasal bilim ve yerel yönetim, yerel yönetim kavramı, Türkiye'de yerel yönetimlerin tarihçesi, belediyeler, il özel yönetimleri, köy yönetimi, devlet-yerel yönetim ilişkileri, kentleşme ve anakent yönetimi, yerel yönetimlerin yeniden düzenlenmesi konuları okutulmaktadır.

Kamu Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar

Fakülte Hakkında | Dekandan | Akademik Birimler | İdari Birimler | Yayınlar | İletişim

Ders İçerikleri

Siyaset Bilimi I-II

Siyaset biliminde, yöntem ve yaklaşım, iktidar ve devlet, demokrasi, siyasi güçler, seçimler, siyasal davranış, gelişme, sistemler ve ideolojiler incelenmektedir.

Sosyoloji

Sosyolojinin tanımı, ilgi kurduğu alan ve teknikleri, sosyolojinin diğer bilimlerle ilişkisi, sosyolojinin tarihsel gelişimi, toplum, kültür, sosyalleşme, sosyal ilişkiler, sosyal kontrol mekanizmaları, sosyal kurumlar, sosyal tabakalaşma ve mobilite, sosyal değişme konularının incelenmesi.

Siyasi Tarih

Fransız devrimi sonrası, Avrupa-Osmanlı Türkiye ilişkilerini açıklayabilecek teorik bir çerçevenin verilmesi, buna bağlı olarak tarihsel siyasal olayların ilişkilendirilmesi.

Siyasi Düşünceler Tarihi I-II

Antik Yunan'da düşünce, Roma siyasal düşüncesi, feodalizm ve ortaçağda siyasal düşünce, yeni çağda siyasal düşünce ve yakın çağda siyasal düşünce konuları işlenmektedir.

Yönetim Bilimi I-II

Yönetim biliminin tarihi, gelişimi, yönetim prensipleri, kamu yönetimi, bürokratik teşkilat, personel yönetimi organizasyon ve metot.

Bilimsel Araştırma Yöntemleri

Bilimsel yöntem, bilimsel yöntemin varsayımları ve genel özellikleri, bilimsel araştırma, bilimsel araştırmanın özellikleri ve aşamaları, alan araştırmaları, toplum bilimlerin temel ilkeleri, toplumsal araştırmanın planlanması, verilerin toplanması ve veri kaynakları, kuram ve paradigma, ölçme ve ölçekler, güvenirlik ve geçerlik, tamsayım ve örnekleme, soru tipleri.

Türk Anayasa Düzeni

Sened-i ittifak, Tanzimat Fermanları, 1976 ve 1909 Kanun-i Esasiyeleri, 1921 ve 1924 Teşkilatı Esasiye Kanunları ile 1961, 1980 ve 1982 Anayasalarının özellikleri ve uygulanışı konuları işlenmektedir.

Kentleşme ve Çevre Sorunları

Kent, arsa-gecekondu kavramlarının, genel ve Türkiye özelinde tanımlanıp, sorunların tanıtıldığı bir çerçevede ele alınması. Çevre-sistem ve toplumsal etkinlikler, Çevre sorunlarının tanımı, nedenleri ve etkileri, Ekonomik büyüme ve çevre koruma ilişkileri, çevre politikasının ekonomik temelleri incelenmektedir. Çevre ve ekolojik sistem kavramları, çevre sorunlarına neden olan etmenler, çevre kirliliğinin türleri, çevre sorunlarının ekonomik analizi, çevre politikalarının ekonomik hukuksal ve kuramsal boyutları, Türkiye'de çevre sorunları ve politikası konuları incelenmektedir.

Yerel Yönetimler I-II

Siyasal bilim ve yerel yönetim, yerel yönetim kavramı, Türkiye'de yerel yönetimlerin tarihçesi, belediyeler, il özel yönetimleri, köy yönetimi, devlet-yerel yönetim ilişkileri, kentleşme ve anakent yönetimi, yerel yönetimlerin yeniden düzenlenmesi konuları okutulmaktadır.

Kamu Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar

Geçmişten günümüze kamu yönetimi anlayışlarının ve yönetim biçimlerinin gelişimi, merkezi yönetim biçiminden yerel yönetim anlayışına doğru yönelimlerin ülke örnekleri çerçevesinde karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi, vatandaş odaklı yönetim anlayışına geçiş.

Siyaset Psikolojisi

Siyaset psikolojisi disiplin bağlamında insan davranışının siyasal seçimde değerlendirilmesi, fizyolojik-psikolojik-biyolojik teoriler, Freud'cu analiz ve otoritelerin, itaatın psikolojik temelleri, psikoloji, sosyal kişilik ve siyaset, siyasal sosyalleşmenin psikolojik yönleri, bilimsel mekanizmanın işleyişi ve siyaset.

Siyaset Sosyolojisi

Siyaset sosyolojisinin ele aldığı konu ve yararlandığı yöntem, siyasi kültür ve toplumsallaşma, siyasal katılım kavramı ve bu katılımı sağlayan partiler, baskı grupları gibi kurumların incelenmesi, uygulama alanında siyaset ve karar alma süreci konularını incelemektedir.

Türkiye'nin Toplumsal Yapısı

Toplumsal yapı analizine ilişkin temel kuram ve kavramlar, Türkiye'de toplumsal yapının temel öğeleri ile toplumsal, siyasal ve ekonomik değişme tarihsel bir süreç içinde ele alınarak incelenmektedir.

Çağdaş Siyasal Akımlar

Westminister Modeli Demokrasi ve Demokrasi Modeli, 25 demokratik rejim temel alınarak, yürütme gücü, yürütme-yasama ilişkileri, yasama organları, parti sistemleri, seçim sistemleri, iktidarın bölünmesi, anayasalar, temsili demokrasilerde halk oylaması konuları açısından karşılaştırılmıştır.

Türk Siyasal Hayatı

Modern Türkiye'nin kuruluşu, tek parti dönemi ve çöküşü, çok partili siyasal hayata geçiş, 1950-1960 dönemindeki siyasal gelişmeler, 27 Mayıs 1960 hareketi ve 12 Mart 1971 hareketi ve sonrasındaki gelişmeler ile ilgili konular okutulmaktadır

482
0
0
Yorum Yaz