07 10 2011

SINIF YÖNETİMİ-2

SINIF YÖNETİMİ-2

Mehmet TUNÇER  MEB DENETÇİSİ

Konunun başlangıç bölümü için TIKLAYINIZ.

3. Öğretmenden Kaynaklanan Problemler:

  • Program ve öğretim stratejileri: Sorun olan davranışların belki de en önemli nedeni öğretmenin planlama ve uygulamalarla ilgili yetersiz hazırlık yapmasıdır.
  • Öğretmenin derse ve konuya uygun olmayan öğretim stratejilerini izlemesi öğrencilerde istenmeyen davranışların oluşmasına katkıda bulunur.
  • Örneğin; derse zamanında başlamama, öğrencilere farklı davranma, öğretim materyallerini zamanında hazırlamama, dersi erken bitirme gibi durumlar disiplin sorunlarının kaynakları olabilir.
  • Sınıf ortamında öğrencinin istenmeyen davranışlara yönelmesini engellemek için yapılması gereken en önemli çaba bireyin öğrenme verimliliğini, motivasyonunu ve öğrenmeye yoğun olarak ayırdığı zaman miktarını artırma üzerinde odaklaşmak olmalıdır. Bunları gerçekleştirmenin yolu ise etkin bir öğretim tarzını kullanmaktır.
  • Düşük beklenti geliştirme: Öğretmenler, çoğunlukla sınıflardaki öğrencileri çeşitli değişkenlerin etkisiyle düşük ve yüksek beklentili öğrenciler olarak algılar ve onlara farklı davranışlar gösterir.
  • Yüksek beklentili öğrencilere olumlu yönde davranırken, düşük beklentili öğrencilere olumsuz yönde davranırlar.
  • Sınıfta istenmeyen davranışlar çoğunlukla düşük beklentili öğrenciler tarafından gösterilir. Düşük beklentili öğrenciler sınıfta genel olarak pasif kalmayı tercih ederler ve akademik faaliyetlere çok az katılırlar. Bu öğrenciler, sorulan sorulara yanlış cevap vermeleri durumunda öğretmen tarafından azarlanacaklarını ve aşağılanacaklarını düşünmektedirler; çünkü öğretmenin daha önceki davranışları bunu göstermektedir.
  • Bununla birlikte, öğretmenlerin düşük beklentili öğrencilere sorulan sorulara cevap verirken daha az zaman tanımaları, cevaplar yetersiz olduğunda daha az ipucu vermeleri ve doğru cevabı söylemeleri, daha az ödül verirken, başarısızlıklarını daha fazla eleştirmeleri onları sınıfta pasifliğe itmektedir.
  • Öğrenciye yönelik öğretmen beklentileri çok yüksekse, öğrenci yoğun bir baskı altında kaldığını hissedebilir ve bunun doğal sonucu olarak oldukça fazla başarısızlık yaşayabilir.
  • Çok düşük beklenti düzeyi de öğrencilerde derslerden sıkılma, ödev yapmama rahatsızlık ve huzursuzluk davranışları gözlenmesine neden olabilir. Bu nedenle istek ve beklentilerin öğrencinin düzeyine uygun olması gerekir.
  • Öğretmenin Kişisel Özellikleri: Öğretmenin neşeli, mutlu, kendine güvenli olması, sınıftaki rahatlığı, duygusal durumu öğrencilerle iletişiminde ve olumlu sınıf atmosferi oluşturmasında önemlidir.
  • Bu özelliklere sahip öğretmenlerin sınıflarında öğrencilerin istenilen davranışlara yönelmesi veya istenilmeyen davranışlardan kaçınmaları daha yüksek olmaktadır.
  • Öğretmen tarafından gösterilen küçümseme, alay etme, sabırsızlık, hoşgörüsüzlük, sinirlilik, fiziksel veya sözel saldırı, öğrencilerde saldırganlık veya sessizce içerleme yaratabilir.

4. Evden-Aileden kaynaklanan Problemler: Ev içindeki ve genellikle okula da taşınan nedenlerden bir kısmı şunlardır: Anne ve baba arasındaki zayıf ilişkiler, anne baba ve çocuk arasındaki zayıf ilişkiler, aile bireylerinden birinin ölümü, ayrılık, terk etme, boşanma, anne babanın istenmeyen davranışları, kardeşler arasındaki rekabet ve düşmanlık…

 

EĞİTİMDE CEZA

Cezanın öğrenci davranışlarını değiştirme konusunda uzun sürede etkisiz olduğu bilinmekle birlikte davranışlar üzerindeki geçici etkisi, bazı eğitimcileri ceza kullanmaya yöneltmektedir.

Birçok araştırma, öğrenci davranışlarının iyileştirilmesi çalışmalarında daha başarılı olması için öğretmenlere, cezadan daha fazla övgü ve ödül kullanmalarını önermektedir.

Ancak, övgünün de etkili bir biçimde kullanılmaması, öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler yaratabilmektedir.

Ceza bireyin hoş olmayan bir durumla karşılaşması sonucu meydana gelir.

Cezanın Olumsuz Yönleri

  • Ceza, öğrenci davranışını baskı ile durdurur; ancak olumsuz davranışın değişmesini sağlamaz. Olumsuz davranış ceza ortamdan çekilince tekrar ortaya çıkar.
  • Ceza, öğrenciye doğru davranışın ne olduğunu öğretmez.
  • Ceza, kaçınma davranışının gelişmesine neden olur. Ceza almaktan korkan öğrenci yalan söyler, okula gelmez, saklanır, derse katılmaz vb.
  • Öğretmen ceza verirken öğrenciler için olumsuz davranış örneği gösterir. Ceza eylemi verme sırasında saldırganlık-kabalık-nezaketsizlik vardır.
  • Ceza, öğrencilerin kaygı düzeyini yükselterek öğrenmeyi engeller.
  • Ceza, öğrenci üzerinde kızgınlık yaratır. Okula, öğretmene ve derse karşı olumsuz tutum geliştirmesine yol açar.
  • Ceza alan öğrenci yaptığı davranışın karşılığını ödediğini düşünür ve davranışın sorumluluğunu taşımaz.

Ceza Verilirken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

  • Ceza mümkün olduğunca az kullanılmalıdır.
  • Öğrenci uygulanmaması mümkün olmayan şeylerle tehdit edilmemelidir.
  • Öğrenciye karşı kızgınlık duyarken ceza verilmemelidir.
  • Öğrenci için olumsuz ancak öğretim için gerekli olan davranışlar ceza olarak verilmemelidir.
  • Ceza yapılan davranışa uygun olmalıdır.
  • Ceza geciktirilmemelidir.
  • Ceza verilen kişi ya da olay hakkında şüphe bulunmamalıdır.
  • Ceza öğrencinin kişiliğine yönelik olmamalıdır.
  • Ceza verilirken çifte standart uygulanmamalıdır.
  • Cezaya karar verilmişse geri dönülmemelidir.

 

SINIF YÖNETİMİNDE GÜDÜLEME ÖĞRENME ve ÖĞRETME

İhtiyaç: Psikolojide ihtiyaç, bir insanın sağlıklı kalabilmesi için gereken şeyleri ifade eder. Eğer bu gereken şeyler eksik olursa, bir dürtüye neden olan içsel bir karışıklık (rahatsızlık) meydana gelir.  Örneğin oksijen ihtiyacı, gıda, uyarılma ya da sevgi, öğrenme, bilme ihtiyacı gibi.

Güdü (motiv):Organizmayı bir amaca yönelik davranışa iten güce güdü adı verilir. Güdü, bir davranışı başlatan, açığa çıkaran, anlaşılır kılan, açıklayan, sürdüren ve yönlendiren fizyolojik ve psiko-sosyal enerjidir. Örneğin; güven, korunma, başarılı olma, takdir edilme, sevilme vb.

İçgüdü: Canlı türlerinin değişmez, kalıplaşmış, kendilerine özgü davranışlarını sağlayan güçtür. Açlık, susuzluk, cinsellik, uyku, annelik vb.

Dürtü: Genellikle organizmayı, biyolojik bir ihtiyacı karşılama amacına yönelik bir davranışa iten iç güç anlamında kullanılır. Ya da organizmada etkinlik yaratan ya da artıran fizyolojik güçtür. Örneğin; açlık, susuzluk, cinsellik, uykusuzluk, yorgunluk vb.

Denge “homeostasis”: İç çevrenin değişmezliğidir. İnsanın yaşamını uyumlu bir biçimde sürdürebilmesi için hem bedensel (fizyolojik) hem ruhsal yönden dengeli bir biçimde yaşaması gerekir. Örneğin; insan vücudunun normal bir sıcaklığı vardır. Bu uyumun (vücut ısısının) değişmesi organizmayı rahatsız eder.

GÜDÜLENME (motivasyon):Bir şeyi yapmak için harekete geçmek demektir. Örneğin; bir insanın susaması onun güdüsü; susuzluğunu gidermek için bir bardak su içmek için harekete geçip suyu içmesi güdülenmesidir. Güdülenme, güdüyü tatmin etmek için yapılan bir iş-icra, eylem veya harekettir.

Güdüler bir kez ortaya çıkıp doyuruldukları zaman tamamen ortadan kalkmazlar, bir süre sonra yeniden ortaya çıkarlar. Buna güdülerin döngüsel olma özellikleri denir. Güdü döngüsü şu şekilde meydana gelir:           

  • İhtiyacın hissedilmesi.
  • İhtiyacı gidermeye yönelik uyarılma.
  • İhtiyacı gidermeye yönelik davranışın oluşması.
  • İhtiyacın giderilmesi.
  • Rahatlama ve başa dönüş

Kaynakları dikkate alındığında iki tür güdülenme dikkati çeker. Bunlar;

1.İçten Güdülenme

2.Dıştan Güdülenmedir.

Birey içsel güdülendiğinde performansın ve öğrenmenin niteliği artmaktadır. İçsel güdülenmede dışarıdan ödüle gerek yoktur, ödül etkinliğin kendisidir ve birey görevi yaparken ya da bitirdiğinde doyuma ulaşmış olur. Örneğin; basketbola ilgi duyan bir çocuğa “ Antrenman yap.” denmediği halde, istediği için antrenman yapıyorsa o çocuğun içsel güdülendiğini söyleyebiliriz.

Dışsal güdüler statü, onaylanma ve sosyal kabul görmeyi içerir. Dışsal güdü dışarıdan gelen ödül, ceza, baskı, rica vb. etkilerle ortaya çıkar. Örneğin; öğretmeninin “Haftaya yapacağım sınavdan en yüksek notu alana kitap hediye edeceğim.” demesi üzerine sınava daha sıkı çalışmaya başlayan öğrenci dışsal olarak güdülenmiştir.

İçsel güdülenmenin olmadığı ortamlarda dışsal güdüleyicilere gereksinim duyulabilir. Okullarda öğretmenler tarafından yapılan övgü, kurdele takma, kitap hediye etme, istediği bir şeyi yapmasına izin verme gibi davranışlar dışsal güdüleyicilere örnek olarak gösterilebilecek davranışlardır.

Güdülenmeyi Etkileyen Etmenler:

  • Öğrenme biçimi
  • Öğrenme amacına ulaşma isteği
  • Öğrenmeye karşı olumlu tutum
  • Çaba dolu davranış

Birey, amacına ulaşmayı ne kadar çok ister ve bunu gerçekleştirmek için ne kadar çok çaba sarfederse o bireyin güdülenmesi o kadar çabuk ve etkili olur.

 

ÖĞRENCİYİ ÖĞRENMEYE GÜDÜLEMENİN YOLLARI:

Eğitim hedefleri öğrencinin ihtiyaçlarıyla örtüştüğü takdirde, öğrenci kolaylıkla güdülenir. Öğretmenler, öğrencilerinin öğrenmeye güdülenmesini ve öğrenmelerini daha iyi pekiştirmek için bazı yollara başvururlar. Bunlar:

  • Haz-Elem: Öğrenilenlerin sonucunda olumlu bir sonuç elde edilirse, öğrenci amacına ulaştığı için “haz” duymakta, sonuç olumsuz olursa “elem” duymaktadır.  Öğrenmenin sonucunda haz duymak, aynen başarı gösterme gibi öğrencinin gelecek sefer başka bir konuya güdülenmesine yardım etmektedir. Öğrenme sonucunda elemle karşılaşma, öğrenmedeki başarıyı düşürmektedir.
  • Övme-Yerme: Öğrencinin yaptığı olumlu çabaların övülmesi, olumsuz çabalarının yerilmesi öğrenmesini etkilemektedir. Eğer öğretmen, yerinde ve yeterli derecede kullanırsa ikisi de etkili olmaktadır; ancak övme yermeden mutlaka daha üstündür.
  • Başarı-Başarısızlık: Öğrenmede başarı gösterme, öğrenciyi daha sonraki öğrenim görevlerini yapmaya güdüler. Eğer öğrenci, yaptığı çalışmaların başarıya ulaşacağını görürse öğrenmesi etkilenmiş ve güdülenmiş olur. Böylece başarının kendisi öğrenme için ödül olur. Başarısızlık ise ceza etkisi yapar.
  • Yarışma-Birlikte Çalışma: Öğrenmede yarışma duygusundan yararlanmak gerekir. Ancak, yarışmanın istenen amaca ulaştırması için, yarışma yapılacak zamanı ve yarışmanın derecesini önceden planlamak gerekir. Yarışma öğrenmenin daha anlamlı ve daha canlı olmasını sağlar, öğrencinin başarı güdüsünü doyurur, kaybetmenin ya da kazanmanın normal olduğu duygusunu kazandırır.
  • Ödül-Ceza:Ödülün öğrenciyi hazza ve başarıya götürdüğü için; cezanın ise bir çeşit korku güdüsü yarattığı için öğrenmeye olumlu etkileri olduğu gözlenmiştir.
  • Değerlendirme:Araştırmalara göre öğrencilerin ilerlemelerini, hatalarını, başarılarını bilmeleri, onları öğrenmeye daha çok güdülemekte, öğrenme hem kuvvetli hem daha fazla olmaktadır.
  • Rehberlik:Eğer öğretmenin rehberliği yoksa hem öğrenme başıboşluk gösterir hem de öğrenmeye etki yapan değişkenlerin olumsuz etkileri söz konusu olur.

 

Güdüleme Yaklaşımları:

İnsancı Yaklaşım: Bireyin güdülenmesinin temelinde gereksinimler yer almaktadır. Bu yaklaşıma göre kişiler hâlihazırda sahip oldukları şeylerden çok sahip olmak istedikleri şeyler tarafından davranışa sevk edilecektir. Sağlıklı insanların güvenlik, ait olma, sevgi, saygı ve özsaygı gereksinimlerini giderdikleri ve öncelikli olarak kendini gerçekleştirmeye güdülendikleri görülmektedir. Yaklaşımın en önemli temsilcisi Molsow’dur. (Bkz Abraham Maslow, İhtiyaçlar hiyerarşisi)

Davranışçı Yaklaşım: Bu yaklaşımın temsilcileri öğrenmelerde koşullanma süreçlerinin önemli bir yeri olduğunu daha sonra bu öğrenilmiş davranış örüntülerinin kendisinin güdüleyici özellik kazandığını belirtmişlerdir. Bu yaklaşıma göre öğretimde ödül ve cezanın önemi büyüktür. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta; öğrencinin iyi şeyin ödül beklediğine değil, ödülün iyi şeylerin yapılması üzerine kendiliğinden geldiğine inanmasını sağlamaktır.

Bilişsel Yaklaşım: Bilişsel yaklaşıma göre, davranışlar üzerinde bilme, dengelenme, dünyayı anlama gibi gereksinimler etkili olmaktadır. Bu yaklaşımın temel varsayımına göre; anlama dürtüsü ya da yaşantılardan anlam çıkartmak insanları güdüleyen bir güçtür. Bu durumda güdülenme ile amaç birbirinin aynıdır. Önemli olan, öğrencinin kendi amaçlarını saptaması, bunlar için güdülenmesidir.

Öğrencileri Güdüleme Yolları:

  • Derse başlarken ilginç, şaşırtıcı, merak uyandırıcı sorular sorun.
  • Çalışmaları mümkün olduğu kadar aktif, araştırıcı, heyecanlı ve yararlı hale getirin.
  • Bütün öğrencilerin, neyi nasıl yapacaklarını ve ulaşacakları hedefe nasıl gideceklerini bilip bilmediklerinden emin olun.
  • Öğrenciler arasında zekâ, sosyo-ekonomik-kültürel geçmiş, okula ve bazı derslere karşı tutum açılarından bireysel ayrılıklar olduğunu her zaman dikkate alın.
  • Öğrencilerin temel ihtiyaçlarını doyurmalarına yardımcı olun.
  • Sınıfın fiziksel şartlarını hesaba katın.
  • Öğrencilerle ilgilendiğinizi ve onların sizin sınıfınızın öğrencileri olduğunu hissettirin.
  • Bütün öğrencilerin az da olsa saygınlık kazanabilecekleri öğrenme yaşantıları düzenleyin. 
  • Her öğrencinin takdir edilme ihtiyacını karşılayacağı ders içi ders dışı etkinlikler düzenleyin.
  • Öğrencilere her konuda seçenekler sunun.
  • Olumlu benlik kavramı geliştirmelerine yardımcı olun.
  • Olumlu yanları vurgulayarak sonuçlar hakkında geri bildirim verin.
  • Öğrencileri, kendi öğrenmelerini kendilerinin yönlendirmeleri için cesaretlendirin.
  • İhtiyaç duyan öğrencileri, özgüvenlerini ve başarı ihtiyaçlarını geliştirmeleri için cesaretlendirmeye çalışın.
  • Öğrencilere sorumluluk vererek, kendileriyle yarıştırarak onların başarı güdüsünü geliştirici teknikler kullanın.
  • Okul başarısızlığı bir kısır döngüdür. Bu döngü, ancak öğretmenin beklentisini yüksek tutarak öğrenciyi güdülemesiyle kırılabilir (Selçuk,2000).

 

EĞİTİMDE ETKİLİ İLETİŞİM

İletişim: İletişim, farklı tanımlanan, zengin içeriğe sahip bir kavramdır. Bu tanımlardan bazıları şunlardır;

  • İletişim, bireyler arasında anlamları ortak kılma sürecidir.
  • Düşünce ve duyguların bireyler, sosyal gruplar, toplumlar arasında söz, el-kol hareketi, yazı, görüntü vb. aracılığı ile değiş tokuş edilmesini sağlayan sosyal etkileşim sürecidir
  • Fikir ve bilgilerin herkesçe aynı şekil ve değerde anlaşılır hale getirilmesi, paylaşılması ve karşılıklı etkinin sağlanması sürecidir.
  • İletişim iletiler aracılığıyla sosyal etkileşim biçimidir.
  • İletişim, kişiler ve ulusların arasında haberlerin, verilerin, fikirlerin, mesajların, paylaşımı sürecidir.
  • Bizim başkalarını, başkalarının da bizi anlamalarına yarayan bir süreçtir.
  • İletişim, simgeler aracılığıyla duyguların, düşüncelerin, bilgi ve becerilerin aktarılmasıdır.
  • Bir kaynağın, davranışlarını kasıtlı biçimde etkilemek üzere bir alıcıya mesajlar iletmesidir.
  • İletişim, kişiler arası ilişkilerde gönderilen mesajların karşılıklı olarak aynı zamanda hem alınıp verildiği hem de yorumlanıp sonuç çıkarıldığı başı sonu olmayan bir süreçtir.
  • İletişim; davranış değişikliği meydana getirmek üzere düşünce, bilgi, duygu, tutum ve becerilerin paylaşılması sürecidir (Ergin,1995).

İletişim sürecinin oluşabilmesi için mutlaka bireyler arasında bir ilişki kurulması gerekmektedir. İletişim kişiler arasında amaçsız etkileşimler değildir.

Kişilerin karşılıklı etkileşimde bulunmaları her zaman iletişim olarak nitelenebilir mi?

Bu anlamda iletişimsel etkileşimin, yani iletişimin söz konusu olabilmesi için öncelikle mesajın, belirlenmiş (seçilmiş) kişi tarafından algılanmış olması ve bu kişinin karşısındakine yönelik iletişimsel davranması gerekmektedir. Yani, her iki kişinin belli bir amaç doğrultusunda aynı anlam içeriklerini paylaşmak istemeleri gerekmektedir. İletişimde anlam içerikleri üzerinde karşılıklı bir anlaşma sağlanamazsa, iletişim gerçekleşmiş olmaz.

Eğitimde İletişimin Temel Ögeleri

Her iletişim sürecinin temel ögeleri; kaynak, mesaj, kanal, alıcı ve dönüt (geribildirim- feedback)ten oluşur.

  • Kaynak: Kaynak,  bir iletişim sürecinde hedeflediği kişi ya da grupta davranış değişikliği oluşturmak üzere iletişim sürecini başlatan kişidir. Kaynak bir düşüncesini ya da bir düşünce ile ilgili kazanımını anlam yükleyerek alıcıya göndermek istediği zaman önce kelimeler, rakamlar, şekiller, işaretler, hareketler ya da diğer semboller kullanarak bunları mesaj haline getirir. Bu düzenleme işine “kodlama”denir. Kodlanan mesajlar kaynak tarafından bir araç ya da yöntemle alıcının duyu organlarından en az birine gönderilir.

Sınıf içi iletişimde, öğrencilerde davranış değişikliği oluşturmak üzere bu görevi üstlenen kişi öğretmendir. İletişim sürecinin başarısı, büyük ölçüde kaynağın yeteneğine, bilgisine,  becerilerine ve donanımına bağlıdır.

  • Mesaj-İleti: Bir iletişim sürecinde mesaj; kaynak ve alıcı için aynı anlamı taşıyan, sembollerle ifade edilen duygu, düşünce ve tutumlardır.

         Eğitim sürecinde mesajı; ders kitabı, program içeriği ya da öğretmenin yaptığı konuşmalar, jestler vb. oluşturmaktadır. Mesaj alıcıya ait ne kadar çok duyu organına ulaşırsa, iletişim o derece başarılı olur.

Kanal: İletişim sürecinde kaynağın amaçları doğrultusunda alıcıya gönderdiği mesajları taşıyan ortam, araç-gereç, yöntem ve tekniklerdir. Yöntem, öğrencilerin istenilen davranışları geliştirmeleri için seçilen işlemler bütünüdür. Ortam ise, kaynak ile alıcı arasında akan mesajların (bilgilerin) taşıyıcısıdır.  Gürültü; Mesajların aktarıldığı kanalların açık olması ve herhangi bir “gürültü”nün olmaması önemli bir husustur. 

         Eğitim sürecinde öğretmenin konuşması, kullanılan teknolojik araç-gereçler, ders kitapları, bilgisayar yazılımları kanallara örnek olarak verilebilir.

  • Alıcı-Hedef:Kaynağın gönderdiği mesajlara hedef olan kişi ya da kişilerdir. Mesajı veren öğretmense istenen tepkiyi vermesi beklenen öğrenci, mesajı veren öğrenciyse istenen tepkiyi vermesi beklenen öğretmendir veya diğer öğrencidir.
  • Dönüt (geribildirim-feedback):  Kaynak, alıcısına gönderdiği mesajların alınıp alınmadığını, alındıysa anlaşılıp anlaşılmadığını ya da ne derece anlaşıldığını alıcıdan kendisine gelen tepkilerden anlayacaktır. Alıcıdan kaynağa yönelen bu tepkilere “dönüt-geribildirim” denilmektedir. Öğretmen tarafından sorulan bir soruya verilen cevap veya öğrencilerin jest ve mimiklerinden konunun anlaşılıp anlaşılmadığının sezilmesi dönüte örnek olarak verilebilir.

İLETİŞİMLE İLGİLİ İLKELER

Sağlıklı bir iletişim için bazı ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır. Bunlar:

  • İletişimde Başlangıç (ilk dakika) Önemlidir.: Karşı karşıya gelen iki insan arasındaki ilk etkileşim çok önemlidir. “Duruşunu beğenmedim.”, “Bakışını sevmedim.”, “İlk görüşte kanım ısındı.”, “çok sert görünümlü bir öğretmen” “zeki bir öğrenciye benziyor” vb. değerlendirmeler o kişi ile gelişecek iletişimin genellikle temelini oluşturur.
  • İletişim sadece bilgi alışverişi değildir: İletişimin ana amacı anlayarak kavramaktır. (Algılamak da diyebiliriz) Kelimelerin sözcük anlamlarını ya da bizde çağrıştırdıkları anlamları, karşımızdaki kişinin eylem/davranış biçimleriyle örtüşük/birlikte değerlendirmek iyi bir iletişim kurmamıza imkân tanıyacaktır.
  • İletişim kişiye değil kişiyle yapılır: İletişim başka bir kişiyle birlikte yapılandırılan bir süreçtir.
  • İletişim bir bütündür: İletişimi, kelimeler, eller, gözler gibi bütünlükten soyutlayarak ve süreçteki bir kesite bakarak değerlendirmeye çalışmak yanıltıcı olabilir. Sözsüz iletişim işaretlerini ya da sözlü iletişim içeriğini tek tek değerlendirerek sonuçlara varmak doğru olmaz.

 

     İletişimi Engelleyen ve Kolaylaştıran Bazı Yaklaşımlar:

         - Yargılama: Birey olumlu veya olumsuz yargılandığı zaman yargılayan bireyin belirli yönlerde daha üstün olduğu için kendi davranışını olumlu ya da olumsuz yönde değerlendirebildiği kanısına varmaktadır. Her söylediğinin olumlu veya olumsuz olarak değerlendirilebileceğini düşünerek savunucu bir tutum içine girmektedir. Gerçek sorununu gizlemekte ve olumlu değerlendirme almasına sebep olacak şekilde konuşmaya başlamaktadır.

  • Çözümleme: Kendisine sorunlarını anlatan bir bireyin sorununun çözümünü söyleyen birey “Ben seni senden daha iyi bilirim.” mesajını vermektedir. Böylece sorununu söyleyen birey büyük bir olasılıkla savunucu bir duruma geçecektir. Ayrıca verilen çözüm şekli çözümü verene uygun olup, sorunlu bireyin değer yargılarına, ilgi ve yeteneklerine uygun olmayabilmekte ve daha sonra bazı sakıncalar doğurabilmektedir.
  • Rahatlatma: Birey kendisi için çok önemli olan bir durumu söylediğinde karşısındaki insan “Boş ver, üzülme her şey düzelir.” derse, senin sorununu ciddiye almıyorum mesajını verir. Böylece, sorunu olan bireyin savunucu duruma geçmesine ve sorununun önemli olduğuna karşısındakini inandırma çabalarına girmesine sebep olabilmektedir.
  • Soru Sorma: Soru sormak karşımızdaki insanın düşüncelerini anlamak için bir yol olmakla beraber karşımızdakinin düşüncelerini yönlendirmede de sık sık kullanılan bir araçtır. Savunucu bir tutum ortaya çıkarabileceğinden ilişki engellenebilmektedir.
  • Açımlı Yaklaşım: İlişkiyi kolaylaştırıcı bir müdahale şeklidir. Sorununu anlatan önce dinlenir ve işitilenler geri iletim süreci (dönüt) ile devamlı olarak karşısındakine yansıtılır. Böylece dinleyici bu davranışıyla konuşana kendisiyle ilgilenildiği izlenimini verir. (Ersever, 2003).

 

EMPATİ (Duygudaşlık):

Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini doğru olarak (onun gibi) anlamaya çalışmasıdır. Empati olaylara-düşünce ve durumlara başkasının açısından bakabilme yeteneğidir.

Empatik davranış aşamaları;

  • Birinci aşama:Empati kuracak kişinin, kendisini karşısındakinin yerine koyması, olaylara ve hayata onun bakış açısıyla bakabilme ön şartının yerine getir (il) mesidir.
  • İkinci aşama:Karşıdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak (onun anladığı ve anlamlandırdığı gibi) anlamak gereklidir. Karşıdaki kişinin yalnızca duygularını veya düşüncelerini anlamış olmak da yeterli değildir.
  • Üçüncü aşama:Empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışın, iletişilen kişiye iletilmesi davranışıdır. Karşıdaki kişinin duygularının anlaşıldığı ona ifade edilmezse, empati kurma süreci tamamlanmış sayılamaz. Bu ifade şekli beden dili kullanılarak; bir dokunuş ( koluna, sırtına dokunma), bir gülümseme ve baş hareketiyle ve gözlerinin içine “Seni dinliyor ve anlıyorum.” mesajını vererek bakma ile gerçekleşebileceği gibi, açıkça onu anladığınızı ifade eden sözcüklerle de gerçekleştirilebilir. Öte yandan, empati yapan kişi diğerine karşı pozitif bir tutum içinde ve ona yardım etmeye istekli ise bu empati bir tür sempatihalini alır. Sempati bir insanın bir başkasının iyiliğini isteme, onun iyiliği ile ilgilenme durumu olarak görülebilir.

 

İLETİŞİM ÇEŞİTLERİ:

 Sözlü iletişim: Sözel iletişim insanoğlunun kullandığı en geleneksel iletişim türüdür. Toplumların kültürel kimliklerinin korunmasında ve geleneklerinin yaşatılmasında sözel iletişim büyük rol oynamıştır. Halk ozanlarının eserleri, atasözleri, şarkılar, efsaneler sözlü iletişim aracılığı ile günümüze kadar gelmiştir. Günümüze kadar gelen kültür birikimi sözlü iletişim aracılığı ile bizden sonraki kuşaklara aktarılmaktadır. Sözlü iletişimde yararlanılan kelime, rakam, her türlü sesli ve yazılı işarete sembol denir.

Etkili konuşma ve dinleme becerilerine sahip olan insanlar, toplum içinde daima aranan ve izlenen insanlar olmuşlardır. Öğretmenlik mesleğinde konuşma ve dinleme becerileri temel becerilerdir. Eğer bir öğretmen güzel ve etkili konuşuyorsa tüm öğrencileri tarafından ilgiyle ve zevkle dinlenir. Eğer öğrencilerini dinlemeyi biliyorsa onlar tarafından saygı duyulan ve sevilen bir öğretmen olur. Sözel iletişim yaygın kullanılmasına karşın istenileni ifade etme ve anlam taşıma kapasitesi bakımından en düşük iletişim türüdür.

Sözsüz İletişim: İnsanlar arası ilişkilerde anlaşma ve bilgi akışı, sadece sözlü iletişimle olmaz. İnsanlar söz ve kelime kullanmadan, bir takım fiziksel ve bedensel işaretler, sinyaller yardımıyla da iletişim kurarlar.

Sözlü iletişimi destekleyen sözel olmayan davranışlara; sözsüz mesajlar ve beden dili gibi adlar da verilmiştir.

Sözel olmayan iletişimin kullanılması, özellikle duyguların ifade edilmesinde kelimelerin yetersiz kalması ve kaynağın anlamı güçlendirmek istemesi ile ilişkilendirilir.

Günlük yaşantımızda önemli bir yere sahip olan sözel olmayan iletişim, eğitim sistemimizde öğretmenler tarafından da kullanılmaktadır. Öğretim hizmetlerinin niteliği büyük oranda öğretmenin davranışlarına bağlı olduğu için öğretmenin sınıftaki sözel olmayan davranışları, verilen eğitim hizmetinin niteliğini etkilemektedir (Ünal, 2003).

Öğretmenlerin beden dili aracılığı ile farkında olmaksızın ilettiği mesajlar: Öğretmen sınıf ortamında ya da yüz yüze iletişimlerinde öğrencilere şu tür mesajlar verebilir:

Olumlu;

  • Siz benim için önemli ve değerlisiniz.
  • Başaracağınıza inanıyorum ve size güveniyorum.
  • Bu süreçte sizinle birlikteyim ve yanınızdayım.
  • İyi ki öğretmen olmuşum…

Olumsuz;

  • İster öğrenin, ister öğrenmeyin beni ilgilendirmiyor.
  • Sizden ne köy olur, ne kasaba.
  • Ne talihsiz bir öğretmenim ki bu sınıftayım.
  • Neden öğretmen oldum ki?
  • Zil çalsa da sizden kurtulsam.
  • Sınavda ben size gösteririm.

İletişimin etkililiğinin ölçütü, bir iletişim sürecinde karşımızdaki kişiye ya da hedef kitleye yönelttiğimiz bildirinin karşılığında, amaçladığımız sonucun alınıp alınmamasıdır. Bu etkinin sağlanabilmesinin bazı koşulları vardır. Bunlar:

  • İletinin alıcının dikkatini çekecek biçimde kodlanması ve açık olması,
  • İletiyi kodlayan simgeler konusunda alıcı ve vericinin ortak bilgisinin bulunması,
  • İletinin alıcının gereksinmesine yanıt verecek nitelikte olması,
  • Alıcının temel değerlerinin, tutumlarının tanınması,
  • Çoklu kanal kullanılması,
  • Dilin anlaşılır bir biçimde kullanılması,
  • Dönüt (geribildirim) sisteminin sağlanması, vb. (Kuzu, 2003; Gürkan ve Gökçe, 2008 ).

İletişim Engelleri: İletişim engelleri bir mesajın verilmesini ve alınmasını olumsuz yönde etkileyen tüm etkenlerdir. Bu etkenleri genel olarak aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz (Gürkan ve Gökçe, 2008 ):

  • Psikolojik engeller:Kaynak ile alıcının görüş çerçeveleri, duygu ve heyecanları, yargı ve saplantıları.
  • Semantik engeller:Konuşma dilindeki karışıklık ya da inceliklerin neden olduğu fark ve anlaşmazlıklar.
  • Statü:Kaynak ve alıcının sosyal ve formel statüleri, akademik ve mesleki gelişme faklılıkları.
  • Korunma:Kaynağın bazı yükümlülüklerin altına girmesi durumunda önceden hazırlayacağı savunma mekanizmaları.
  • Alan:İletişim merkezleri ile birimler arasındaki uzaklık.
  • Hiyerarşi:Katı bir hiyerarşik sınıflama nedeninden dolayı kanalların tıkanıklığı.
  • Uyutma:Kanalların ve iletimdeki organların mesajları ihmal etmesi ya da önemsiz sayması.
  • Sınırlama:Mesajların iletim sırasında bazı araçlar gereği sınırlanması ve gizli tutulması.

 

SINIFTA İLETİŞİMİ ENGELLEYEN ETKENLER:

Öğretmen ve/veya öğrencinin sebep olduğu etkenler:

  • İletişime girme amacını tam olarak algılayamama.
  • Bedensel ya da psikolojik bir özre sahip olma.
  • Barınma, beslenme gereksinimlerini yeterince karşılayamama.
  • Birbirine güvenmeme.
  • Güvenli bir gelecek garantisinin azlığı.
  • Sevip sevilmeme, sayıp sayılmama…

Kaynak olarak öğretmenin neden olduğu etkenler:

  • Öğrencilerini iyi tanımama.
  • Alanında yeterli bilgi birikimine sahip olmama.
  • Öğrenciler tarafından inanılır, güvenilir ve çekici bulunmama.
  • Derse hazırlıksız girme.
  • Mesajlarını sürekli anlatıma dayalı biçimde sunma.
  • Sözcüklerini seçerken öğrencilerin seviyesini ve geçmiş deneyimlerini dikkate almama.
  • Öğrencilerin ilgisini derse çekecek ve öğrenci katılımını sağlayacak yöntem ve teknikler kullanmama.
  • Emir verme.
  • Uyarma.
  • Gözdağı verme.
  • Ahlak dersi verme.
  • Öğüt verme.
  • Ad takma, alay etme.
  • Nutuk çekme.
  • Övme…

Alıcı olarak öğrencinin neden olduğu etkenler:

  • O sınıfta bulunma amacının farkında olmama.
  • Sık sık hayal kurarak kendisini sınıfın dışına itme.
  • İşlenen konularda kendisi için bir fayda ya da katkı görmeme.
  • Öğretmenin mesajlarına tepkiler verme sorumluluğundan kaçma…

Öğretme ve öğrenme ortamı olarak sınıfın neden olduğu etkenler:

  • Oturma yerleri ve oturma düzeninin rahatsızlık vermesi.
  • Havasız, pis, rutubetli, ışıksız ya da aşırı sıcak olması…

Araç ve gereçlerin neden olduğu etkenler:

  • Öğrenci düzeyine uygun olmama
  • Görüntüyü ve/veya sesi iyi vermeme
  • Kullanılmayacak ölçüde bozuk olma.
  • Yeterli sayıda olmama ya da hiç bulunmama…

 

ETKİLİ KONUŞMA:

Konuşma en yalın tanımıyla; duygu ve düşüncelerimizi, görüp yaşadıklarımızı karşımızdakilere sözle iletme işidir. Sınıfta öğretmen de öğrenciler de farklı uğraşılar sırasında konuşma ihtiyacı duyarlar. Özellikle grup çalışmalarında konuşma becerileri son derece önemlidir. Konuşma bir düşünce alışverişi olduğu kadar aynı zamanda yaşantılarımızı başkalarıyla paylaşma işidir de.

Etkili Konuşmanın Özellikleri:

  • Açıklık- Anlaşılırlık:Açıklık bir söz ya da yazıda amacın açık olma özelliğidir. Eğer konuştuklarımızın amacı ve içeriği dinleyenlere açık ve anlaşılır geliyorsa bizi daha dikkatle izleyeceklerdir.
  • Canlılık: Konuşmanın kendi içinde bir dinamiği varsa, konuşmacı söz, hareket ve kullandığı yöntemlerle dinleyenleri devamlı uyanık tutabiliyorsa konuşmasında canlılık vardır.
  • Akıcılık: Konuşmanın kolay söylenebilen, kulağı tırmalamayan sözcüklerden oluşma özelliğine akıcılık denir. Konuşmanın akıcı olması dinleyenin dikkatini toplamasını ve konunun anlaşılırlığını kolaylaştırır.
  • Doğallık: Tabiatın düzenine ve gereklerine uygun olma, kendiliğinden olma durumu. Bir metni okuyarak ya da ezbere konuşmak doğal değildir. Ses ve hareketler olarak da doğallıktan ayrılmamak gerekir. Abartılı vurgular, jest ve mimikler dinleyenlerin dikkatini dağıtabilir.
  • Anlam bütünlüğü: Konuşulan konunun kendi içinde bir anlamı ve bu anlamın da bir bütünlüğü olası gerekir. Başı, sonu belli olmayan bir konuşma etkili olamaz.
  • Üslup: Bir sanatçıya, bir çağa ya da bir ülkeye özgü, teknik, renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliğine üslup denir. Her konuşmacının kendine özgü bir konuşma biçimi, tarzı vardır. Bireyden bireye değişen bu üslup büyük ölçüde konuşmacının kişisel özelliklerine ve konuşma becerilerine dayanmaktadır.
  • Telaffuz: Sözcüklerin söyleniş biçimine telaffuz denir. Bazı sözcüklerin yanlış telaffuz edilmesi dinleyenler üzerinde olumlu bir etki bırakmaz. Sözcüklerin bazı hecelerinin gereğinden fazla uzatılması, bazı harflerin seslerinin yanlış çıkarılması konuşmalarda en sık karşılaşılan telaffuz hatalarıdır.
  • Jest ve Mimikler:Konuşmamızın etkili olması için el, kol ya da başımızla yaptığımız hareketleri (jestler) ve yüz hareketlerini (mimikler) yerinde ve doğru kullanmalıyız. Jest ve mimiklerimizle sözlerimiz arasında bir uyum olmalı ve abartıya yer verilmemelidir.

 

ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ VE ÖZELLİKLERİ

Öğretmenlik Mesleği

Eğitimin amacı, kişileri yaşadığı toplumun ve toplumun bağlı olduğu çağdaş dünyanın uyumlu bir üyesi haline getirerek onları çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatmaktır. Bireylerin, toplum ve dünyadaki değişme ve gelişmelere ayak uydurabilecek ve katkıda bulunabilecek bir biçimde yetiştirilmeleri gerekir. Bu da, iyi bir eğitim sisteminin yanında, nitelikli bir öğretmen kadrosu ile sağlanabilir.

Öğretmenlik, eğitim ve öğretim işi ile uğraşan, sosyo-kültürel, ekonomik, psikolojik, yönetsel, bilimsel ve teknolojik boyutları bulunan, alanında özel uzmanlık bilgi ve becerisini temel alan, akademik çalışma ve mesleki formasyonu gerektiren, profesyonel statüde bir uğraşı alanıdır (Erden, 1998).

1739 SAYILI MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNUNDA ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ

Öğretmenlik:

(Madde 43)Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.

Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler.

Öğretmenlik mesleğine hazırlık; genel kültür, özel alan eğitimi ve  pedagojik formasyonile sağlanır.

Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleri için, hangi öğretim kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmelerinin sağlanması esastır. Bu öğrenim lisans öncesi, lisans ve lisansüstü seviyelerde yatay ve dikey geçişlere de imkân verecek biçimde düzenlenir.

Öğretmenlik mesleği; adaylık döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılır. Adaylık dönemini başarıyla tamamlayanlar mesleğe öğretmen olarak atanır.

Öğretmenlerin nitelikleri ve seçimi:

(Madde 45)Öğretmen adaylarında genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon bakımından aranacak nitelikler Milli Eğitim Bakanlığınca tespit olunur.

Öğretmenler, öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlara denkliği kabul edilen yurtdışı yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından, Milli Eğitim Bakanlığınca seçilirler.

Yüksek öğrenimleri sırasında pedagojik formasyon kazanmamış olanların ihtiyaç duyulan alanlarda, öğretmenliğe atanmaları halinde bu gibilerin adaylık dönemi içinde yetişmeleri için Milli Eğitim Bakanlığınca gerekli tedbirler alınır.

Hangi derece ve türdeki eğitim, öğretim, teftiş ve yönetim görevlerine, hangi seviye ve alanda öğrenim görmüş olanların ne gibi şartlarla seçilebilecekleri yönetmelikle düzenlenir.

ÖĞRETMEN ROLLERİ

Rol, toplumdaki belirli bir statüde ve konumda bulunan bir bireyden göstermesi beklenen davranışlardır.

Bir rolün iyi oynanabilmesi, o rolü oynayacak kişinin, o rolün gereklerine uygun olarak yetiştirilmesiyle mümkündür.

Öğretmene yüklenen roller, kültürlere, toplumlara, zamana, koşullara, göre değişebilir. Öğretmenden beklenen roller daha çok öğretmenlik mesleğinin kendine has özelliklerinden ortaya çıkmaktadır.

Öğretmenin genel olarak, okul içi ve okul dışı rolleri bulunmaktadır.

Bu roller şunlardır (Şişman, 2006):

1. Temsilcilik: Öğretmen, içinde yer aldığı ve üyesi olduğu öğretmen grubunu ve topluluğunu temsil eden kişidir.

2. Liderlik: Öğretmen, gerek içinde yer aldığı öğretmen grubunda, gerekse birlikte olduğu öğrenci grubu içinde yerine göre bir liderlik rolü üstlenmek durumundadır.

3. Bilgi kaynağı:Öğretmen, uzmanlık alanıyla ilgili bilgileri yayan, öğreten, aktaran biridir.

4. Arabuluculuk: Öğretmen, bireyler ve gruplar arası çatışmalarda, zaman zaman bir ara buluculuk rolü üstlenmek durumundadır.

5. Hakemlik: Öğretmen, okul ve sınıf ortamlarında okul ve eğitimle ilgili belirlenen bir takım kuralların uygulayıcısıdır.

6. Yargıçlık: Öğretmen ortaya çıkan çeşitli durumlarda haklıyı kaksızı, suçluyu suçsuzu, iyiyi kötüyü ayırt eden kişidir.

7. Eğiticilik/Disiplincilik:Öğretmen, eğitimin ve okulun amaçlarında öngörülen davranışları öğrencilere kazandırmakla yükümlüdür.

8. Ana-Babalık: Öğretmen, özellikle okulöncesi eğitim ve ilköğretimde, yerine göre öğrenciler için bir ana baba konumunda olarak onların her türlü sorunlarıyla ilgilenmek durumundadır.

9. Rehberlik- Sırdaşlık: Öğretmen, öğrencilerin çeşitli sorunlarını bilip onların sırlarını korumak, sorunlarını çözümlemelerine yardımcı olmak durumundadır.

10. Danışmanlık, nasihatçilik: Öğretmen, çeşitli durumlarda ve konularda öğrencilerine öğütler vererek onların iyi bir aile ve toplum üyesi olabilmelerini sağlamak için çaba göstermek durumundadır.

ÖĞRETMENİN KİŞİSEL NİTELİKLERİ:

Öğretmen;

Her şeyden önce çocukları, gençleri seven ve onları birer insan olarak değerlendiren,

Beden ve ruh sağlığı yerinde canlı, hareketli ve becerikli,

Pratik, yaratıcı, gerçekçi, sezgileri kuvvetli, sağduyu sahibi ve duyarlı,

Düşüncelerinde bağımsız ve esnek,

Çocuklarla ve gençlerle yakın ve içten ilişkiler kurabilen, samimi, sempatik, güler yüzlü, coşkulu, neşeli ve mutlu,

Acil ve beklenmedik durumlarda telaşlanmadan soğukkanlılıkla olayların üstesinden gelebilen, gayretli ve cesur,

Temiz, uygun, düzenli ve çekici bir biçimde giyinen,

Güzel sanatlar (resim, müzik, spor vb.) konularda bilgili ve yetenekli,

Öğrencilerin yapmamasını istediği şeyleri, kendisi de yapmayan,

Sorumluluk duygusu yüksek ve sorumluluk alan,

Kendine güvenen, ne istediğini bilen, davranışları tutarlı ve dengeli, olgun bir kişiliğe sahip,(Üstünoğlu,1993)

Toplumun beklentilerine cevap verebilen,

Okulda, sınıfta ve çevrede inisiyatif sahibi olan,

Türkçeyi güzel ve doğru konuşup yazan,

Ekip çalışmasına yatkın,

Kendisi ve çevresi ile barışık,

Demokratik bir kişiliğe sahip olan ve demokratik anlayışını, tutum ve davranışlarını eğitim ortamına ve çevresine yansıtan,

Kendi milli kültürüne sahip çıkan ve evrensel kültüre katkıda bulunan (Saçlı, 1988) ,

Başkalarına karşı duyarlılık ve sevgi duyan,

İlişki kurma yeteneği olan,

Düşünmede uyumluluk ve esneklik sağlayan,

İletişim becerilerini benimseyen / geliştiren,

Ortak tavır alabilen,

Kendi kendini motive eden ve kendine güvenen,

Sesini iyi kullanan,

Kendi kendini analiz etme yeteneği olan,

Bağlılık ve liderlik vasıfları olan,

Dinamik ve aktif bir kişiliğe sahip olan,

Yeniliklere açık olan,

İnsanların fikir, din ve vicdan hürriyetine saygılı,

Disipline olabilen, sabırlı,

Himaye edici ve yardımsever,

Dürüst, açık ve güvenilir ve ahlâklı (Büyükkaragöz, 1988) ,

Çalışkan, düzenli ve plânlı,

Adil, sadık, namuslu ve fedakâr,

Doğru sözlü, terbiyeli ve nazik,

Kötü alışkanlık ve davranışlardan uzak,

Ülke yönetimi ve sorunları hakkında bilgi sahibi ve idealist insan olmalıdır (Bilgen, 1988).

 

ÖĞRETMEN YETERLİKLERİ;

Yeterlik:Bir meslek alanına özgü görevlerin yapılabilmesi için gerekli olan mesleki bilgi, beceri ve tutumlara sahip olma durumudur.

Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri:Öğretmenlik mesleğini etkili ve verimli biçimde yerine getirebilmek için sahip olunması gereken genel bilgi, beceri ve tutumlardır.

Alt Yeterlikler:Bir genel yeterliliği yerine getirebilmek için gerekli bilgi, beceri ve tutumlardır.

Performans göstergesi:Yeterliklerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin delili olabilecek ölçülebilir davranışlardır.

Öğretmenlik mesleğinin niteliğinin yükseltilmesi, öncelikle öğretmenlerin sahip olması gereken genel ve özel alan yeterliklerin bilinmesi, daha sonra, bu yeterliklerin, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim programlarıyla, öğretmen adaylarına ve öğretmenlere kazandırılması ile mümkündür.

Öğretmen niteliğinin yükseltilmesi konusunda Millî Eğitim Bakanlığı ve Üniversiteler zaman zaman birlikte çalışmalar yapmışlardır.

Millî Eğitim Bakanlığı Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi’nin 1999 yılında, “Çağdaş Öğretmen Profili” adlı çalışmasında çağdaş öğretmen;

*Günümüz eğitim ihtiyaçlarına cevap verebilecek 21. yüzyılın bilgi teknolojisi toplumunda öğrencileri geleceğe hazırlayabilecek yeterlikte,

*Kendi konu alanına hâkim,

* Öğrenciyi tanıma becerisine sahip,

* Ders etkinliklerini planlayabilen,

* Öğreteceği konunun özelliğine göre öğretim yöntem ve tekniklerini kullanabilen,

*Öğrenciler ile sağlıklı iletişim kurabilen, öğrenme ortamını öğrencilerin ve konuların özelliklerine uygun hale getirebilen, öğrencilerin derse aktif katılımını sağlayabilen,

*Meslekî gelişmede çağdaş öğretmen sorumluluklarını ve özlük haklarını, mesleği ile ilgili kanun, yönetmelik ve tüzükleri, bilgi toplumu içindeki yerini ve önemini bilen kişiler olarak tanımlanmaktadır.

Çağdaş öğretmen ayrıca;

* Sosyal ve çevresel boyutla ilgili olarak sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin hazırlanmasında etkin rol almalı, okul ve diğer kurumlar arasında koordinasyonu sağlamalı ve eğitim sistemindeki aksaklıkları belirleyerek çözüm yolları önerebilmelidir.

* Çağdaş öğretmen giyim kuşamına dikkat etmeli, yeni fikirler üretebilmeli ön yargılı olmamalı, kendini sürekli geliştirmeli, mesleğini ve çocukları sevmelidir.

* 21. yüzyılın çağdaş öğretmeni demokratik değerlere ve insan haklarına saygılı olmalıdır.

TEMEL EĞİTİME DESTEK PROGRAMI VE ÖĞRETMEN YETERLİKLERİ

Avrupa Birliği Komisyonu ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında 8 Şubat 2000 tarihinde imzalanan ve finansmanı AB tarafında sağlanan “Temel Eğitime Destek Programı” yürürlüğe girmiştir.

Programın genel amacı; “Yoksulluğu azaltma perspektifinde, eğitim seviyesini artırarak eğitimin kalitesini ve eğitime erişimi iyileştirmek, en dezavantajlı kırsal, şehirsel bölgeler ve gecekondularda nüfusun hayat şartlarını geliştirmek ve eğitim dışında kalan çocuklar, gençler ve yetişkinlerin temel eğitim kapsamına alınması ve öğretmen arzının iyileştirilmesini desteklemekolarak belirtilmiştir (www.oyegm. meb.gov.tr)

Program faaliyetleri 2002 yılı Eylül ayında başlamıştır. Temel Eğitime Destek Programı (TEDP);

  • Öğretmen Eğitimi,
  • Eğitimin Kalitesi,
  • Yönetim ve Organizasyon,
  • Yaygın Eğitim
  • İletişim

olmak üzere 5 bileşenden oluşmaktadır.

Bu bileşenler kapsamında öğretmenlik mesleğinin genel yeterlikleri ile özel alan yeterliklerini belirlemeye yönelik çalışmalar yapılmıştır.

Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri 6 anayeterlik alanı, 31 alt yeterlikve 233performans göstergesinden oluşmaktadır. Aşağıda 6 ana yeterlik ve 31 alt yeterlik özet olarak verilmiştir. Bu yeterlikler ve yeterliklere ait performans göstergeleri ayrıntılı bir biçimde Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürlüğünün www.oyegm.meb. gov.tr. ve http://otmg.meb.gov.tr/ internet adreslerinden incelenebilir.

ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ YETERLİK ALANLARIVE ALT YETERLİKLER:

A-Kişisel ve Mesleki Değerler-Mesleki Gelişim

1- Öğrencilere Değer Verme, Anlama ve Saygı Gösterme

2- Öğrencilerin Öğrenebileceğine ve Başaracağına İnanma

3-Ulusal ve Evrensel Değerlere Önem Verme

4-Öz Değerlendirme Yapma

5-Kişisel Gelişimi Sağlama

6-Mesleki Gelişmeleri İzleme ve Katkı Sağlama

7-Okulun İyileştirilmesine ve Geliştirilmesine Katkı Sağlama

8-Mesleki Yasaları İzleme, Görev ve Sorumlulukları Yerine Getirme

B-Öğrenciyi Tanıma

1-Gelişim Özelliklerini

2-İlgi ve İhtiyaçları Dikkate Alma

3-Öğrenciye Değer Verme

4-Öğrenciye Rehberlik Etmek

C-Öğrenme ve Öğretme Süreci

1-Dersi Planlama

2-Materyal Hazırlama

3- Öğrenme Ortamlarını Düzenleme

4-Ders Dışı Etkinlikleri

5-Bireysel Farklılıkları Dikkate Alarak Öğretimi Çeşitlendirme

6- Zaman Yönetimi

7-Davranış Yönetimi

D-Öğrenmeyi, Gelişimi İzleme ve Değerlendirme

1- Ölçme ve Değerlendirme Yöntem ve Tekniklerini Belirleme

2-Değişik Ölçme Tekniklerini Kullanarak Öğrencinin Öğrenmelerini Ölçme

3-Verileri Analiz Ederek Yorumlama, Geri Bildirim Sağlama

4-Sonuçlara Göre Öğretme-Öğrenme Sürecini Gözden Geçirme

E-Okul-Aile ve Toplum İlişkileri

1-Çevreyi Tanıma

2-Çevre Olanaklarından Yararlanma

3-Okulu Kültür Merkezi Durumuna Getirme

4-Aileyi Tanıma ve Ailelerle İlişkilerde Tarafsızlık

5- Aile Katılımı ve İşbirliği Sağlama

F-Program ve İçerik Bilgisi

1-Türk Milli Eğitimin Amaç ve İlkeleri

2- Özel Alan Öğretim Programı Bilgisi ve Uygulama Becerisi

3-Özel Alan öğretim Progamını İzleme, Değerlendirme ve Geliştirme

Bu ana yeterliklere ait 31 Alt yeterlik, 233 Performans göstergesinden oluşan “ Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri” Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının onayına sunulmuş, TTKB’nın 01.03.2006 Tarih ve 1950 Sayılı yazısı ile söz konusu yeterliklerin;

  • Öğretmen yetiştirme politikalarının belirlenmesinde
  • Hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerinde, seçiminde
  • İş başarımlarının ve performanslarının değerlendirilmesinde
  • Kendilerini tanıma ve kariyer gelişim

alanlarında kullanılmasını uygun bulunmuştur.

Ayrıca Öğretmenlik Mesleği Genel Alan Yeterlikleri Kasım 2006 tarih ve 2590 sayılı Tebliğler Dergisinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

OKUL TEMELLİ MESLEKİ GELİŞİM

Öğretmenlik mesleği genel yeterliklerinin belirlenmesinin son aşamasında; Öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerini desteklemeye yönelik; “Öğretmen Yeterliklerini Geliştirmek İçin Okul Temelli Mesleki Gelişim Kılavuzu” hazırlanmıştır. Okul Temelli Mesleki Gelişim sürecinde; öğretmenlerin okuldaki çalışmaları ile mesleki gelişimlerinin bağlantılı hale getirilmesi; okulun insan ve materyal kaynaklarının verimli ve etkili kullanımının sağlanması için daha fazla fırsat ve olanak yaratılması bağlamında;

  • Öğretmenlerin mesleki gelişim ihtiyaçlarının okul ortamında karşılanması,
  • Öğrenciler için öğretim ve öğrenim kalitesinin artırılması,
  • Öğretmenlerin kendi gelişimleri için daha fazla sorumluluk almaları ve öz değerlendirmelerini yaparak eksik gördükleri yönleri ya da geliştirmek istedikleri yeterlik alanları ile ilgili bireysel veya grup çalışması halinde eylem planı hazırlama ve uygulaması,
  • Öğretmenlerin deneyimlerini paylaşmaları ve daha az deneyimli meslektaşlarını desteklemeye özendirilmesi,
  • Öğretmenlerin öğretim ve öğrenim stratejileri ile ilgili yeni yaklaşım ve bilgiler konusunda daha bilinçli duruma gelmeleri ve meslektaşlarının yardım ve desteği ile bu yaklaşım ve stratejileri kendi uygulamalarına yansıtması,
  • Okulların gelişim planları doğrultusunda, öğretmenlerin deneyim ve uzmanlığından anında yararlanılması,
  • Okul çalışma kültürü ve değerler sisteminin gelişimine bağlı olarak okulun çevre ile bütünleşmesi ve çevre olanakları okul sorunlarının çözümünde daha işlevsel hale getirilmesi amaçları gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir (MEB Tem

    2176
    0
    0
    Yorum Yaz