07 10 2011

SINIF YÖNETİMİ-1

SINIF YÖNETİMİ-1

Mehmet TUNÇER

SOSYOLOG-MEB DENETÇİSİ

SOSYAL BİR SİSTEM OLARAK OKUL

Okulun sosyal bir sistem oluşu, onun kendine özgü bir kültürü olmasından dolayıdır. Okul kültürünü ilk kez eğitim sosyologlarından W. Waller incelemiştir. Ona göre okul, şu özelliklere sahiptir:

  • Okulun belli bir nüfusu vardır;okul nüfusu istikrarlı ve tekdüzedir. Öğrenciler çeşitli sosyal sınıf ya da etnik gruplardan gelmekte iseler de belirli bir okulda toplandıkları zaman tekdüze bir grup olmaktadırlar.
  • Açıkça ifade edilmiş siyasal bir yapısı (otorite) vardır; okul bu özelliğinden dolayı otokratik görünümlüdür. Otorite, okulun yetişkin personelince sağlanır. Bu otorite, okul yöneticilerini ve öğretmenleri her türlü tehlikelere karşı korur. Otorite denetim yoluyla sürdürülür. Bu denetimler;
    • Kurumsal (Bakanlık ya da devletin denetimi)
    • Eylemsel (Okul yöneticilerince okul olaylarının denetimi)
    • Öğrencilerin denetimi.
  • Üyeleri arasında sıkı, birbirine bağlı bir sosyal ilişkiler ağı vardır.
  • Üyeleri arasında “biz” duygusu egemendir.

OKUL KÜLTÜRÜ

Okul, kendine özgü bir kültüre sahiptir. Okul kültürü biçimsellik, bürokratlaşma ve öğrenci etkileşimi olarak ele alınabilir;

Biçimsellik: Okul eğitim biçimi formal ve organize edilmiştir. Belli bir hedefe dönüktür. Okulda, öğrenci, öğretmen, yönetici ve diğer personelin okul içinde ayrı ayrı yerleri, araçları, odaları vardır. Ancak okullar, sadece formal (şeklî) değil, aynı zamanda informal (şekli olmayan) bir yapıya ve eğitime de sahiptirler. Örneğin okul dışı faaliyetler, sportif etkinlikler, akran kültürü ve kısmen öğrenci öğretmen ilişkileri informal özelliklerdendir. Okulun yapısı, amaçları, formal yanını; atmosferi, klikler, ganglar (çeteler) ve çatışmalar okulun informal yanını gösteren örneklerdir.

Bürokratlaşma: Bürokrasi, sistematik olarak koordine edilmiş geniş çaptaki yönetimsel görevlerden oluşan, çok sayıda bireylerin çalıştığı bir teşkilatlanma türü olarak tanımlanmaktadır. Bürokratlaşma, otoritenin merkezileşmesi ve iş usullerinin standardize olmasını içerir. Okul nüfusunun sürekli olarak artışı ve ekonominin gelişmesi, bürokrasiyi, bütün ülkelerdeki okul sisteminin bir özelliği durumuna getirmiştir. Bürokratlaşma bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Örneğin; klişeleşme, tekdüze olma, atalet (durgunluk) bunlardan bazılarıdır. Okul ortamında kıdem, başarıdan önemli olmakta, amaçlar yerini araçlara terk etmekte ve kurum içi çatışmalar ve klikleşmeler ortaya çıkabilmektedir.

Öğrenci etkileşimi: Okulda ve sınıfta öğrenci etkileşimi çeşitli biçimlerde görülebilmektedir. Bir okulda öğrenciler arasında daima informal bir sosyal hiyerarşi sistemi vardır. Öğrenciler arasındaki bu hiyerarşiyi tayin eden etmenleri şöylece sıralayabiliriz:

  • Sosyal sınıf farklılıkları öğrenciler arasında az ya da çok bir saygınlık sistemi oluşmasına neden olabilir.
  • Atletik yeteneğe sahip olma.
  • Fiziksel çekiciliğe sahip olma.
  • Okul dışı faaliyetlere katılma.
  • Kişilik özellikleri.
  • Sınıf temsilciliği, öğrenci başkanlığı.
  • Öğrencinin akademik başarısı...

J. DEWEY’E GÖRE OKULUN İŞLEVLERİ

Eğitim, sadece okullarda gerçekleştirilen bir etkinlik değildir; ama okul, eğitim amacıyla özel oluşturulmuş bir çevredir. Ünlü eğitimci John Dewey, okulun fonksiyonlarını farklı bir açıdan şöyle açıklamaktadır:

  • Basitleştirme: Çocuğa basit sade bir çevre yaratmak okul denen özel çevrenin temel işlevindenbiridir. Okul öğrencileri dış çevrenin güçlüklerinden korumakta ve onlara yaşamı kolaylaştırmaktadır. Bu işler için yetiştirilmiş yönetici, öğretmen ve diğer görevlilerin sürekli denetiminde olan okulda, bu kişilerin yardım ve desteğini bulan öğrenciler için yaşam, okulda, dış çevredekinden daha kolay olacaktır.
  • Temizleme: Mevcut çevrenin zihinsel alışkanlıkları etkileyen değersiz, işe yaramaz, zararlı özelliklerini imkânlar dâhilinde ortadan kaldırmak okulun görevidir. Dışçevrede kolay rastlanabilecek olan istenmeyen davranışlar okuldan içeri sokulmayarak, öğrenci davranışları temizlenmektedir. Alkol, uyuşturucu, sigara, küfür, kavga gibi öğrenci için istenmeyen olumsuz yaşam ögeleri okula elden geldiği ölçüde alınmaz, okulda hoş karşılanmaz ve çeşitli yaptırım uygulamalarıyla yaşatılmamaya çalışılır.
  • Dengeleme: Okul sosyal çevrede çeşitli öğeleri dengeler ve bireyi içinde doğduğu en yakın sosyal grubunun sınırlamalarından kurtarmak ister ve onu daha geniş çevre ile temasa geçirir. (Tezcan,1987).Okulun dışındaki çevrede, insanların kişisel özellikleriyle açıklanamayacak düzeylerde yaşama farklılıkları görülür. Bu çarpıcı farklar, toplumun güç dengesini değiştirerek toplumun huzurunu, barışını bozar, gelişmesini engeller.

SINIF NEDİR?

  • Sınıf, eğitim-öğretim etkinliklerinin gerçekleştiği ortak bir yaşama alanıdır.
  • Eğitim-öğretim etkinliklerinin üretim yerleridir.
  • Ortak özelliklerden dolayı bir araya getirilen öğrenci gruplarına, önceden belirlenmiş ortak davranışların kazandırılması için öğretimin yapıldığı dersliktir.
  • Sınıf geleneksel olarak öğretimin yapıldığı, öğretmenle öğrencilerin yüz yüze geldiği ortamın adı olarak ifade edilmektedir.

SINIFIN YAPISAL ÖZELLİKLERİ

  • Çok boyutluluk-Eşzamanlılık:Sınıfta aynı anda birçok etkinlik bir arada yapılabilmektedir. Kimi öğrenciler okurken kimileri yazıyor, kimileri de tartışıyor olabilir. Bu sınıfın çok boyutluluk özelliğini ifade eder ve öğretmen bu etkinlikleri sınıfın amaçları doğrultusunda bütünleştirebilmelidir.
  • Yakınlık-Anındalık:Sınıfta olaylar anında oluşur ve bunları ileri bir zamanda düşünmek, ertelemek mümkün değildir. Öğretmenin her olaya yetişmesi, her soruya cevap bulmaya çalışması gerekecektir.
  • Öngörememe:Ne kadar iyi planlanırsa planlansın sınıfta olabilecek her şeyi önceden tahmin etmek olanaklı değildir. Her şey yolunda giderken bir öğrencinin burnunun kanaması ya da bayılması gibi bir olayı önceden tahmin etmenin imkânı yoktur.
  • Açıklık:Sınıfta olup bitenlerde gizlilik yoktur. Olaylar herkesin gözü önünde yaşanır.
  • Ortak Tarih:Sınıf bir aile gibidir. Sınıfta yıl boyunca yaşanan olumlu ve olumsuz olayları bütün sınıf birlikte yaşar ve yaşananlar ortak bir tarih oluşturur.

YÖNETİM

Yönetim ortak bir amacın gerçekleştirilebilmesi için eldeki insan ve madde kaynağının etkili biçimde kullanılmasıdır. İnsan ve madde kaynağı aracılığı ile belli bir amacın gerekleştirilmesi eylemidir. Yönetim, amaçların gerçekleştirilmesi için insanlar arasında işbirliği ve koordinasyon sağlamak, insanları harekete geçirmek, yönlendirmektir.

Sınıf açısından düşünüldüğünde yönetim, sınıfta bulunan insan kaynağı olan öğrenciler ile madde kaynağı olan tüm araç ve gereçlerin, sınıfın amaçlarını gerçekleştirmek doğrultusunda harekete geçirmek olarak anlam bulur.

Eğitim Yönetimi: Eğitim Yönetimi, toplumun eğitim gereksinimlerini karşılamak üzere kurulan eğitim örgütünü, önceden belirlenen amaçları gerçekleştirmek için, etkili işletmek, geliştirmek ve yaşatmak sürecidir.

Okul Yönetimi: Okul yönetimi, okulu önceden belirlenmiş amaçlara ulaştırmak için eldeki tüm madde ve insan kaynağının katkılarını bütünleştirmek, etkili biçimde kullanmak, amaçlara dönük politika ve kararları uygulamak olarak ifade edilebilir.

Sınıf Yönetimi: Eğitimin yönetim boyutunun ilk basamağında sınıf yönetimi yer alır. Eğitim yönetiminin kalitesi de büyük ölçüde, sınıf yönetiminin kalitesine bağlıdır. Sınıf, öğrencilerle yüz yüze iletişimin en yoğun yaşandığı bir okul ortamıdır. Eğitimin öğrencilerde gerçekleştirmeyi hedeflediği davranışlar sınıf ortamlarında onlara sunulur. Eğitimin birincil kaynakları olan öğrenci, öğretmen, program, kaynaklar, oluşturulan yapay hayat kesiti olan sınıfın içindedir.

  • Sınıf yönetimi, sınıf yaşamının bir orkestra gibi yönetilmesidir. Eğitim programı ve planı, öğretim yöntemi, eğitim etkinliği, teknoloji, zaman, mekân, öğreten ve öğrenen arasında etkili bir eşgüdümleme gerçekleştirerek, öğrenmeye elverişli bir ortam ve düzenin sağlanması ve sürdürülmesidir.
  • Sınıf yönetimi, sınıfta etkili bir öğretme-öğrenme sürecinin gerçekleşebilmesi ve sonuçta beklenen eğitsel başarıya ulaşılabilmesi için öğretmen tarafından gerekli ortam ve koşulların hazırlanması ve sürdürülmesini ifade eder.
  • Sınıf yönetimi; öğretmenin öğrencilerde istenen davranış değişikliğini oluşturma, uygun olmayan davranışları düzeltme, iyi bir iletişim ağı kurma ve geliştirme, sınıfta olumlu bir psiko-sosyal iletişim yaratma, etkili ve verimli bir organizasyon oluşturma ve zamanı etkili kullanma etkinliklerinin toplamı, sınıfta iletişimin ve ilişkilerin düzenlenmesi, öğrencilerin motive edilmesi olarak da tanımlanabilir.

Sınıf Yönetimi Etkinliklerinin Boyutları

  • Sınıfın fiziksel boyutu:Sınıf yönetimi etkinliklerinin birinci boyutunu, sınıf ortamının fiziksel düzenine ilişkin hususlar oluşturur: İyi bir sınıf düzeni öğrenciyi güdülemekte, öğrenmeyi artırmakta öğrenilenlerin hatırlanmasına yardım etmektedir. Fiziksel ortamın değişkenleri; sınıftaki öğrencilerin sayısı, duvar ve eşya renkleri, ışık, ısı, temizlik, gürültü düzeyleri, görünüm, sınıftaki fiziksel ortamın öğeleri olarak sayılabilir.
  • Plan-Program etkinlikleri:Sınıf yönetiminin ikinci boyutunu plan-program çalışmaları oluşturur. Program amaçları temel alınarak; yıllık, ünite, günlük ve ders planlarının yapılması, kaynakların belirlenip dağılımının sağlanması, yapılacak iş ve işlem süreçlerinin belirlenmesi, araç-gereçlerin sağlanması, öğretim yöntem ve tekniklerinin seçimi, öğrenci özelliklerini belirleme, hazırbulunuşluk düzeyini saptama, öğrenci gelişimlerini izleme ve değerlendirme, öğrenci katılımını düzenleme vb. bu boyutta ele alınır.
  • Zaman düzenine yönelik etkinlikler:Etkili bir öğretim, öğrenme için ayrılan zamanın yeterli olmasına ve etkili kullanılmasına bağlıdır. Sınıfta geçirilen zamanın çeşitli etkinliklere dağılımı, zamanın ders dışı veya bozucu etkinliklerle harcanmaması; derste sıkıcılığın önlenmesi, çekiciliğin artırılması; öğrencinin zamanının çoğunu okulda-sınıfta faaliyetlerle geçirmesinin sağlanması, devamsızlığın ve okuldan ayrılmaların önlenmesi, bu boyut içinde görülebilir.
  • İlişki düzenlemeleri:Bu boyutta yer alansınıfta uyulacak kuralların belirlenip öğrencilere benimsetilmesi ve öğrencilerin sınıf yaşantısının kolaylaştırılmasına yönelik (öğrenci-öğrenci, öğrenci-öğretmen) ilişki düzenlemeleri, bir sonraki boyut olan davranış düzenlemeleri boyutunu da şekillendirici etkinlikleri kapsar.
  • Davranış düzenlemeleri:Sınıf ortamının istenen davranışı sağlayabilir hale getirilmesi, olumlu sınıf ikliminin oluşturulması, sorunların ortaya çıkmadan önce tahmin edilerek istenmeyen davranışların önlenmesi, sınıf kurallarına uyulmasının sağlanması, ortaya çıkmış istenmeyen davranışların değiştirilmesi bu boyuta ilişkin hususlardır.

SINIF YÖNETİMİ YAKLAŞIMLARI:

Geleneksel Yaklaşım: Eğitim-öğretim öğretmen merkezliolarak düzenlenir. İlişkiler ileri derecede yapılandırılmış olup tüm otorite öğretmende toplanmıştır. Öğrenciler bu otoriteye kayıtsız şartsız uymak zorundadırlar. Sınıf içi kuralların belirlenmesinde öğrenciler yer almaz. Bu bağlamda öğrencilerin de öğretmenlere karşı gösterdikleri tepkiler, suçlama, yargılama ve cezalandırma şeklinde karşılık bulabilir.

Otokratik (Baskıcı) Yaklaşım: Mc Gregor’un “X Kuramı”ndan hareketle oluşturulan ve insanı olumsuz özellikleriyle değerlendiren kötümser görüşe dayanmaktadır.

Bu görüşe göre insanların büyük bir bölümü kendi iradeleriyle davranışlarını kontrol edemezler ve ortak amaçlar doğrultusunda bir araya gelerek uygun bir işbirliği sağlayamazlar.

Öncelikle bireysel çıkarlarını düşündüklerinden toplum yararına hareket etmeleri mümkün değildir.

Bu insanlar yaratıcı olamadıkları gibi yenilik ve değişikliklerden de hoşlanmazlar. Tüm bu özellikleri nedeniyle de yönetmeyi değil yönetilmeyi tercih ederler.

Bu insanların davranışlarının sürekli olarak kontrol altında tutulması gerekir. Bunu da üstün niteliklere ve yeteneklere sahip olan yöneticiler yapmalıdır.

Bu düşünceleri benimseyen öğretmenler sınıf ortamındaki tüm ilişkileri ve davranışları tam olarak kontrol etmeye ve kuralları tartışmasız uygulamaya çalışırlar.

Demokratik (Özgürlükçü) Yaklaşım: Mc Gregor’un “Y Kuramı”ndan hareketle oluşturulan ve insanı olumlu özellikleriyle değerlendiren iyimser görüşe dayanmaktadır.

Ortalama yeteneklere ve niteliklere sahip insanlar da kendi iradeleriyle davranışlarını kontrol edebilir ve ortak amaçlar doğrultusunda bir araya gelerek işbirliğine gidebilirler.

Yeniliklere ve değişikliklere açık oldukları gibi, yaratıcı güçlerini kullanarak bunları gerçekleştirmeyi de isterler. Ayrıca eşit ve özgür olarak dünyaya gelen insanların doğasında, başkasının özgürlüğüne zarar vermemesi gerektiğini öğreten bir mantık da yer almaktadır.

Taşıdıkları bu özellikler nedeniyle insanlar, baskıya değil özgürlüklere dayalı bir sistemle yönetmeyi ve yönetilmeyi isterler. Böyle bir yönetim sistemi ise ancak demokratik bir ortamda gerçekleşebilir.

Demokrasi bir yaşam biçimi olduğundan, sınıflar bu yaşam biçiminin insanlara kazandırılabileceği en uygun ortamlardır.

Öğretmene düşen görev, olabildiğince özgür bir sınıf ortamı oluşturarak öğrencilerin kendi iradeleriyle davranışlarını kontrol etmelerini ve yeteneklerini kullanabilmelerini sağlamaktır.

Çağdaş Yaklaşım: Öğrencilerin sınıf yaşamında bir nesne olarak değil bir özne olarak görüldüğü, sınıfta her konunun öğretmenin rehberliğinde tartışılabildiği, hoşgörü ve uzlaşmayı temel alan, otoritenin paylaşıldığı ve sınıf içindeki etkinliklerden herkesin sorumlu olduğu bir yaklaşımdır.

Çağdaş yaklaşım sınıfı dinamik bir etkileşim sistemi olarak algılamayı gerektirir. Bu yaklaşım öğrenci davranışlarını ve sınıftaki ilişki düzenini etkileyen tüm değişkenleri birbirinden bağımsız olarak değil, sistemi tamamlayan öğeler olarak ele alır. Sınıfın içinde ve dışında yer alan ve öğrencilerin davranışlarıyla eğitim öğretim faaliyetlerini etkileyen tüm faktörler bir bütünsellik içinde değerlendirilir.

Sınıf Yönetimi Modelleri:

Eğitim alanındaki gelişmeler, toplumsal gelişmelere de bağlı olarak, sınıf yönetimi modellerini baskıcıdan demokratiğe, şekil yönelimliden amaç yönelimliye, öğretmen ağırlıklıdan öğrenci ağırlıklıya yönlendirmiştir. Bu yönelimlerin seçimi, coğrafi ve kültürel şartlara, okulun yönetim durumuna, okul iklimine, olaylara, sınıf sisteminin çevresine göre de farklılaşmalar gösterebilecektir.

1. Tepkisel Model: İstenmeyen bir davranışın sonucuna gösterilen tepki yönelimli bu modelde amaç; istenmeyen durum veya davranışın değiştirilmesidir.

Sınıf yönetiminin en bilindik - klasik- modelidir.

Düzen sağlayıcı ödül-ceza türü etkinlikleri içeren bu modelde tepkisel etkinlikler, gruptan ziyade bireye yönelmiş durumdadır.

Bu modele sık başvurmak zorunda kalan öğretmenin, sınıf yönetimi becerilerinin yüksek olmadığı, diğer sınıf yönetim modellerini ya bilmediği ya da gereğince kullanmadığı/kullanamadığı söylenebilir.

Her tepkinin bir karşı tepki doğuracağı gerçeği bu modelin zayıf yönlerinden biridir.

2. Önlemsel Model: Bu model, planlamadüşüncesine bağlı, geleceği kestirme, istenmeyen davranış ve sonucu gerçekleşmeden önleme yönelimlidir.

Amacı, sınıf sorunlarının ortaya çıkmasını engelleyici, fırsat vermeyen bir düzenleniş ve işleyiş oluşturarak, tepkisel modele duyulan ihtiyacı azaltmaktır.

Bu modelin eğitim öncesi düzenlemeleri, istenen davranışın kolayca gösterilebileceği bir ortamı, istenmeyen davranıştan uzaklaştırıcı kuralları, plan, program ve hazırlıkları içerir. Bu modelde etkinlikler bireyden çok gruba yöneliktir.

Gelişimsel Model: Sınıf yönetiminde öğrencilerin, fiziksel, duygusal, deneyimsel gelişim düzeylerinin gerektirdiği uygulamaların gerçekleştirilmesini esas alır ve uygulamaya geçilmeden önce, öğrencilerin ona bu açılardan (fiziksel, duygusal, deneyimsel vb. açılardan) hazırlanmasını öngörür.

Bütünsel Model: Sınıf yönetimi algılarını bütünleştiren bütünsel sınıf yönetimi modelinde önlemsel sınıf yönetimine öncelik verme, gruba olduğu kadar bireye de yönelme, istenen davranışa ulaşabilmek için istenmeyenin nedenlerini ortadan kaldırma vardır.

İstenen davranışın uygun ortamlarda gerçekleşeceği bilincine dayanarak ortam düzenlemeye, bütün önlemsel yönetim çabalarına karşın oluşabilecek istenmeyen davranışları düzeltmek amacıyla tepkisel yönetim araçlarından da yararlanmaya çalışılır.

Bu etkinlikler sürecinde seçilecek davranış biçimleri, öğrencinin gelişim basamakları ile uyumlu olanlardan seçilir.

Bu model için sınıf yönetiminin sistem modeli de denmektedir. Sistem anlayışı içinde ele alınan sınıfta, istenmeyen davranışın önlenmesinde bazı düzenlemeleri tek başına yapma, önlemler alma, gerektiğinde ödül-ceza sistemini kullanma, gelişimsel özellikleri dikkate alma gibi etkinlikler gerçekleştirilir.

Sistem anlayışına uygun olarak sınıf içinde gerçekleşen olayların, sistemi etkileyen iç ve dış çevre unsurlarının dikkate alınması söz konusudur.

Modelin çevre boyutunda; okul, aile ve arkadaş çevresi vardır.

SINIF YÖNETİMİNDE ETKİLİLİK

Sınıf yönetimi, öğrencilerin etkili bir davranış örüntüsü kazanmaları yanında, onların davranışlarını anlama ve yönlendirme yollarını geliştirmelerine de yardımcı olmalıdır.

Sınıf yönetiminde alınacak kararlar, öğrencileri kontrolden çok, eğitimin kalite ve sürekliliğini sağlamaya yönelik olmalıdır.

İyi bir sınıf yönetimi, iyi bir öğretime bağımlıdır. Bu anlamda sınıf yönetimi araç ise, kaliteli bir eğitim de amaçtır.

Etkili bir sınıf yönetiminin kritik öğesi öğretmendir. Çünkü o diğer  öğelerin bütünleştiricisi ve bir dereceye kadar da belirleyicisidir.

Öğretmenin yeterlikleri artırılıp, bunların kullanımının temel değişkeni olan mesleğe karşı tutumu olumlulaştırılmadıkça, iyi bir sınıf yönetimi beklenemez.

Etkili bir sınıf yöneticisi olarak öğretmenin, sınıfı eğitim için hazırlaması, sınıf kural ve süreçlerini belirleyip öğretmesi, öğretimi düzenleyip sürdürmesi, öğrencilerin uygun davranmasını sağlaması beklenir.

Sınıf Yönetiminin Değişkenleri

  • Yakın çevre;öğrencinin her gün içinde bulunduğu sınıf, okul, aile, boş zaman geçirme alanları, kitle iletişim araçları (televizyon, internet ) gibi çevrelerdir.
  • Uzak çevre; öğrenciyi zaman zaman etkileyen diğer öğelerden oluşur. Bunlar, kendi toplumunun yaşama biçimlerinden çeşitli araçlarla edindiği diğer ülkelerin insanlarının yaşama biçimlerine kadar uzanır.

SINIFTA DİSİPLİNİ SAĞLAMA

Sınıf Yönetimi, problemleri önlemeye yönelirken disiplin, problemler ortaya çıktıktan sonra izlenecek yolu gösterir.

Öğretmenin sınıfta disiplini sağlaması iki başlık altında ele alınabilir. Bunlardan biri sorun ortaya çıkmadan önce alınacak önlemler diğeri ise sorun ortaya çıktıktan sonra nasıl tepki gösterileceği ile ilgilidir. Bunlar;

1. DİSİPLİN SORUNU ÇIKMASINI ÖNLEYİCİ YÖNTEMLER (Sorun Ortaya Çıkmadan Önce Alınacak Önlemler): Önleyici yöntemler, öğretmenlerin istenmeyen veya sınıf düzenini bozucu davranışlar meydana gelmeden önce aldıkları önlemlerdir. Yöntemlerden bazıları şunlardır:

  • Planlı Çalışmak: Planlı çalışmada, ihtiyaç duyulan materyaller zamanında sağlanır, öğretme-öğrenme sürecinde öğrencilerin “neyi, nasıl, ne zaman, ne kadar” yapacakları belli olur. Öğretmen nasihat eden kişi olmaktan çok planı üzerinde yoğunlaşmış olur.
  • Akıcı etkinlik: Bu yöntemde öğrencilere hiçbir şey yapmadan geçirebilecekleri birkaç dakika bile süre tanınmamaktadır. Örneğin; sınıfa girer girmez tepegözle bir biyoloji problemi tanıtan bir öğretmen, öğrencilere susun, derse başlıyoruz gibi uyarılarda bulunmak zorunda kalmayacaktır.
  • Tutarlılık: Öğrenci göstermesi istenilen davranışlar konusunda öğretmenin tutarlı olduğunu bilirse öğretmenin iyi disiplin sağlama şansı daha fazla olur.
  • Öğretmen Kontrolü: Dikkatli bir öğretmen, yardıma ihtiyacı olan öğrencileri fark edip onlara yardım eder ve öğrenci davranışlarını yapıcı etkinliklere yönlendirip istenmeyen durumların ortaya çıkmasını engeller.  İyi bir kontrolün göstergeleri şunlardır:
    • Yalnızca yakındaki öğrencilere değil, sınıftaki tüm öğrencilere bakmak.
    • Sınıf çalışması sırasında sınıfı dolaşmak ve her bir öğrencinin ilerleyişini kontrol etmek.
    • Öğrencilere kısa/küçük yardımlarda bulunmak.
    • Öğrencilerle etkili ve rahatsız etmeyen göz teması kurmak.
  • Öğrencilerle iletişim: Öğretmen öğrencileriyle ilişkilerinde olumlu bir durum yarattığı zaman öğrencilerin daha girişimci oldukları, problemleri çözmek için daha fazla çaba gösterdikleri ve öğrenmeye ilişkin motivasyonlarında önemli bir artışın meydana geldiği görülmektedir.  Bununla birlikte iletişim zayıflığı istenmeyen davranışların ortaya çıkmasına kaynaklık eder. Öğrenci rolünün sadece sınıfta sessizce oturmak ve öğretmeni dikkatle dinlemek olarak belirlendiği, öğrencilerin bir iletişim öğesi olarak algılanmadığı ve tek yönlü iletişimin esas alındığı sınıflarda, öğrencinin dikkat süresi ve motivasyonu düşer sonuçta istenmeyen davranışlar ortaya çıkabilir.
  • Kuralları belirlemek: Sınıf içinde istenmeyen davranışları önleyici en önemli tedbir kurallar oluşturmaktır. Uzun uzun nasihat etmek, öğrencileri suçlu hissettirmek, öğrenciler arasında kızgınlık ve düşmanlık duygularını güçlendirir. Öğretmen basitçe ve nazikçe kuralı ve kurala uyulmadığında doğuracağı sonuçları açıklamalıdır. Öğretmen öğrencilere kurallara neden ihtiyaç duyulduğunu bir tartışma ortamı içinde anlatmalıdır. İhtiyaç kalmayan bir kural gerektiğinde atılmalı ya da değiştirilmelidir. Öğrencilere kuralları kendilerinin oluşturmaları için fırsatlar da tanınmalıdır. Öğrenciler oluşturdukları kuralları sahiplenirler, uygularlar ve ihlal edildiğinde birbirlerine uyarıda bulunurlar. Genel ve kesin kurallar bir liste halinde belirtilebilir ve sınıfa asılabilir.

2. DİSİPLİN SORUNUNA TEPKİ (Müdahale) YÖNTEMLERİ (Sorun Ortaya Çıktıktan Sonra Gösterilecek Tepki) :

Öğretmenler tarafından sorun olan davranışa karşı gösterilen tepkilerin çoğu oldukça kısa ve sıradan bir gözlemci tarafından fark edilemeyecek türden kısa süreli tepkilerdir ve genellikle sözsüzdür. Bu tür tepkiler daha çok öğretmenin dersin kesilmesini istemediği ve diğer öğrencilerin dikkatlerini derse odakladıkları durumlarda kullanılır. Bunlar;

  • Görmezlikten gelmek.
  • Fiziksel yakınlık.
  • Göz teması ve sözsüz uyarıcılar kullanmak.
  • Yeniden yönlendirmek.
  • Vazgeç ifadeleri ve uyarılar kullanmak.
  • Güçlü vazgeç ifadeleri kullanmak.
  • Öğrenciyi yalnız bırakmak veya yerini değiştirmek.
  • Sözel azarlama veya mesajlar vermek.
  • Eleştirmek.
  • Sessizlik zamanı vermek.
  • Kısa ara vermek.
  • Ceza vermek.
  • Mantıksal sonuçlar çıkarmak.
  • Öğrenci ile bireysel olarak konuşmak.
  • Problemi tanımlamak ve çözmek.

BAŞLICA DİSİPLİN MODELLERİ;

1. Davranış Değişikliği Modeli: Davranışların çevre tarafından ödül ve ceza yoluyla öğrenildiği görüşü üzerine temellendirilmiştir.

Skinner’in kuramını temel alır.

Bu modelin esası doğru davranışlar sonunda pekiştireç vererek bu davranışların yapılma sıklığını artırmaktır.

İyi öğrenciler kurallara uyan ve ödül alan öğrencilerdir. İstenmeyen davranış gösteren öğrenci ise cezalandırılır.

2. Glasser Modeli: “Gerçeklik Terapisi” olarak adlandırılan model Glasser tarafından geliştirilmiştir. Modelin temel varsayımı bireylerin kendi kendilerini yönetebileceği üzerine kuruludur. Bu nedenle öğrenci olumsuz davranışının sorumluluğunu üstlenmelidir (Celep, 2002).

Bu görüşe göre, bireylerin sorunları sevilme ve değer verilme ihtiyaçlarının karşılanamamasından kaynaklanmaktadır.

Bu ihtiyaç eksikliği bireylerin olumsuz davranışlar göstermesine ve çevresindeki gerçek dünyaya yabancılaşmasına neden olur.

Glasser’e göre, öğrencinin olumsuz davranışlarından öğretmen sorumludur.

Öğretmen olumsuz sınıf koşullarını değiştirerek öğrencileri başarılı kılacak koşullar yaratmalıdır.

Ayrıca öğretmenin öğrencilerin doğru davranışları seçmesine yardımcı olması gerekir.

Sınıfta gerçeklik terapisinde temel strateji öğrenci ile iletişim kurmak ve ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olmaktır.

Glasser’in davranış değiştirme amacıyla önerdiği en önemli teknik, problem çözme yaklaşımıdır. Bu süreç şu aşamalardan oluşmaktadır:

  • Öğrencilerleetkin iletişim/ilişki kurmak.Problem çözmeye başlamadan önce, öğrenci ile sıcak, kişisel ilişki kurulması gerekir.
  • Davranışaodaklanma.Öğrenciden yaptığı davranışı tanımlaması istenir. Yaptığı davranışın farkında olma davranış değiştirmenin ilk koşuludur.
  • Öğrencidavranışını değerlendirmelidir.
  • Sorumluluğukabul etmek.Öğrenci davranışının olumsuz olduğunu ve değiştirilmesi gerektiğini kabul etmelidir.
  • Birplan geliştirmek.Bu aşamada plan geliştirilerek öğretmen ve öğrenci planın uygulanmasında üstüne düşen görevleri yapar.
  • Öğrencininizlenen planla özdeşleşmesini sağlamak.Altıncı ve yedinci aşamalar izleme sürecini içerir. Öğretmen ders içinde öğrenciyi gözlemeli ve planı uygulayıp uygulamadığına bakmalıdır.
  • Buaşama plan işlemezse gereklidir. Plan işlemediği zaman öğrenci cezalandırılmamalı, ancak özür de kabul edilmemelidir.
  • Öğrenci ile ilk üç aşama kısaca tekrarlandıktan sonra, planın niçin işlemediği konuşularak önlemler alınmalı ya da yeni plan üretilmelidir.

3. Kounin Modeli: Kounin modelinde dalgalanma etkilerini ve grup idaresini önerir.

Öğretmenin sınıfta hatalı bir davranışta bulunan öğrenciyi tespit ettiğinde ve o davranışı düzelttiğinde, bu durumun o öğrencinin yakınındaki diğer öğrencileri de etkilediğini belirtir. Buna dalgalı etki denir.

Öğretmen istenmeyen davranışta bulunan öğrenciyi ve davranışı belirlemeli, istenmeyen davranışın yerine hangi davranışın olması gerektiğini belirtmelidir.

Bu modelde sert tepkiler önerilmez.

Öğretmenlere bir problem karşısında gereksiz uğraşlardan çok dersleriyle ilgilenmeleri, etkinlikleri değiştirmeleri ve öğrencilerin derse etkin katılımını sağlamaları önerilir.

4. Öğretmen Etkinlikli Model: Bu modeli geliştiren Gordon, öğretmenlerin anlayışlı tavırlarıyla istenmeyen davranışların azalabileceğini savunur.

 Sorunların çözümü için problemin kaynağının bulunması gerektiğini belirtir.

Gordon “Yöntem III”dediği “kaybeden yok”yönteminde öğretmen ve öğrenci her iki taraf için kabul edilebilecek ve hiçbirinin kaybetmeden kazanacağı bir çözüm üretme yolundan söz eder.

Gordon’a göre hiç kimsenin bir başkasıyla baş etmek zorunda kalmayacağı yeni yollara ihtiyaçlar vardır. Bu yöntem, sorunun özünü araştırmaya ve onu iyileştirmeye yöneliktir.

Öğretmen-öğrenci çatışmasında her iki taraf soruna çözüm getirebilmek amacıyla başbaşa verirler ve çeşitli çözümler üretirler. Bu çözüm önerilerinden her iki tarafın ihtiyacına cevap verebilecek birini seçerler.

5. Canter Modeli: Canter, ilk olarak otorite kurmayıgöz önüne alır. Otorite kurmanın öğretmen için gerekli olduğunu savunur.

İddialı, idealist öğretmenin sağlam bir otorite kurmasının öğrenciler için şart olduğuna inanır. Bu klasik yöntemle öğütler vererek öğrencilerin uygun davranış göstermeleri ve itaat etmeleri sağlanır.

Kurallara uyan öğrencilere ödüller verilirken, kuralları ihlal eden öğrencilere ceza verilir.

6. Akıl-Sonuç Modeli: Bu model ise öğrencilerin kendi disiplinlerini geliştirmeleri esasına dayanır. Kurallara uymak veya ihlal etmek mümkündür.

Öğrencilere yaklaşım şekli doğru olanı belirtmektir. Bu modelde öğrencilere dünyanın gerçekleri öğretmenlerce gösterilmesi gereği vurgulanmıştır. Ancak bu yolla öğrenciler davranışlarından sorumlu olmayı öğrenirler.

İstenmeyen davranışı düzeltmenin anahtarı hata yapan öğrenciyi tanımak ve derhal sorunu anlamaktır.

Öğrenci akılcı sonuçlarla davranışlar hakkında bilgilendirilir ve istendik davranışlarda bulunmaları için onlara yardım edilir.

SINIF YÖNETİMİ İLE İLGİLİ KURALLAR GELİŞTİRME VE UYGULAMA

Kuralların Belirlenmesinde Dikkat Edilecek Noktalar:

  • Sınıf kuralları okul kuralları ile uyumlu olmalıdır.
  • Kurallar öğrencilerle birlikte belirlenmelidir.
  • Sınıfta beklenen olumlu davranışlar tanımlanmalı, olumlu ifadelerle kural cümlesi haline getirilmelidir.
  • Kurallar önemli davranışları kapsamalıdır.
  • Kural sayısı az olmalıdır.
  • Kural ifadeleri, kısa ve açık olmalıdır.
  • Kurallar gözlenebilir davranışları belirtmelidir.
  • Kurallara uyma ya da uymama davranışının sonucu belirlenmelidir.

Kuralların Uygulanması ve İzlenmesi: Kuralların etkililiğini artırmak için kuralların tutarlı bir şekilde uygulanması ve izlenmesi gerekir.

Öğrencilerin kuralları yeterince öğrenmemesi, kuralların anlaşılmaması, kurallara uyulup uyulmadığının denetlenmemesi, öğretmenin tutarsız olması, ara tatiller vb. nedenler kuralları işlevsiz hale getirebilir.

Kurallara uyma düzeyini artırmak için şu noktalara dikkat etmek gerekir:

  • Tutarlı olmak
  • Model olmak
  • Kuralları hatırlatmak
  • Yaptırım uygulamak

İSTENMEYEN DAVRANIŞLARIN ÖNLENMESİ VE DEĞİŞTİRİLMESİ

Eğitim etkinliğinin gerçekleştiği her ortamda, eğitim sürecini olumsuz etkileyen davranış problemleri ile karşılaşılabilmektedir. Sınıf içinde karşılaşılan davranış problemleri sınıf yönetiminde davranış yönetiminin etkili bir şekilde uygulanmasını gerektirir.

Davranış yönetimi, sınıf yönetiminin en önemli boyutlarından birini oluşturmaktadır. Davranış yönetimi, kişilerin-öğrencilerin toplumun ya da okulun normları doğrultusunda davranmalarını sağlamak için yapılan düzenleme ve öğrencilerin davranışları üzerinde denetim sağlama süreçlerine yer verme olarak tanımlanmaktadır. Davranış yönetiminin amaçları şu şekilde sıralanabilir:

  • Bireyin iç denetimini kullanmasını sağlamak.
  • Grup etkileşimini ve grup sürecini kolaylaştırmak.
  • Eğitim sürecinde diğer bireylerin yaratacağı olumsuzluklardan etkilenmesini önlemek.

SINIF İÇİNDE KARŞILAŞILAN DAVRANIŞ PROBLEMLERİNE KARŞI GELİŞTİRİLEBİLECEK YÖNTEMLER:

  • Kestirim; öğretmenlerin dikkatli olması koşuluyla öğrencilerin ilgi ve gereksinimlerini önceden kestirerek, sorunlu davranışların ortaya çıkmasına engel olmasını içermektedir.
  • Yön değiştirme;uygun olmayan davranıştan önce, öğrencinin dikkatinin başka bir konuya yönlendirilmesi sürecidir.
  • Yedekleme;istenmeyen davranışı sergileyen öğrencinin dikkatini istendik davranışı sergilemesine yönlendirilmesi etkinliğidir.
  • Sınırlandırma;öğrencinin kendine veya çevresine yönelik olumsuz davranışlarına sınırlar yerleştirme süreci olarak tanımlanmaktadır.

     Sorun olarak görülen davranışlar sınıf içinde diğer öğrencileri rahatsız eden, sınıf etkinliklerini bozan, okulun ve öğretmenin beklenti ve kuralları ile ters düşen ya da sınıfta karışıklık yaratan türdeki davranışlardır.

ÖĞRENCİLERDE GÖRÜLMESİ MUHTEMEL BAZI İSTENMEYEN DAVRANIŞLAR;

Bireysel Davranışlar:

  • Derse hazırlıksız gelmek.
  • Dersle ilgilenmemek.
  • Derste söz almadan konuşmak.
  • Derste başka derslere çalışmak.
  • Derse geç gelmek.
  • Gerçek olmayan konuşmalar/yalan söylemek.
  • Başarısızlıkları için sürekli mazeret ileri sürmek.
  • Sınıfta gereksiz konuşmak.
  • Nezaket kurallarına uymamak.
  • Sıralara yazıp çizmek.
  • Argo konuşmak.
  • Kişisel temizliğine dikkat etmemek.
  • Kılık kıyafetine özen göstermemek…

Arkadaşlarla İlişkiler:

  • Arkadaşlarının başarısını kıskanmak
  • Arkadaşlarını öğretmenine şikâyet etmek
  • Arkadaşlarına lakap takmak
  • Arkadaşlarını küçük görmek
  • Arkadaşlarını rahatsız etmek
  • El şakası yapmak
  • Başkalarının eşyasını izinsiz almak
  • Arkadaşlarıyla sağlıklı iletişim kuramamak…

Öğretmenle İlişkiler:

  • Verilen görevi yapmamak
  • Verilen ev ödevini yapmamak
  • Öğretmenine karşı gelmek
  • Öğretmenini ailesine şikâyet etmek
  • Sınıfta oturma biçimine dikkat etmemek
  • Öğretmenle sağlıklı iletişim kuramamak…

Kontrolsüzlükten Kaynaklanan Olumsuz Davranışlar: Hiperaktiflik, düşünmeden hareket etme, başkalarına zarar verme, ödevlerde özensizlik, kontrolsüz gülme ya da kıkırdama, ilginin kolayca başka yöne kayması, aşırı hızlı koşma, kendi ya da diğerlerinin malına zarar verme, kaba ya da müstehcen dil kullanma, dinlememe, okuldan nefret etme, yanlışlar ya da başarısızlıklardan dolayı başkalarını suçlama, diğerlerini kıyasıya eleştirme, kibirlilik, gösteriş, ilgi görme merakı, tartışmacılık, haşin tavırlar, makul eleştiriye düşmanca tepkiler, huysuzluk nöbetleri, saldırganlık gösterme, kavga etme, arkadaşlarına hükmetme ve onları kontrolü altına alma.

Aşırı Kontrolden Kaynaklanan Olumsuz Davranışlar: Utangaçlık, özgüven zayıflığı ya da eksikliği, yalnız kalma eğilimi, okul fobisi, ürkeklik, mücadeleden korkma, konuşmama, oyunlardan uzak durma, hayallere dalma, yersiz kaygılanma, öğrenmeye karşı zayıf güdü, onay ve övgüye zayıf tepki verme.

İstenmeyen davranış, eğitim sürecinin işleyişini olumsuz yönde etkileyen, toplumsal ve eğitimsel normlarla çatışan davranışlar olarak nitelenir. Davranışın sonucunda ortaya çıkan uyarıcının birey üzerinde üç farklı etkisi olabileceği belirtilmektedir. Bunlar şöyle sıralanabilir:

  • Davranışı olumlu bir uyarıcı izler (pekiştireç). Bu durum bireyin hoşuna gider ve davranışı gösterme sıklığı ve düzeyi artar. (Pekiştirme)
  • Davranışın sonucunda herhangi bir uyarıcı gelmez. Bu durum davranışın sönmesine neden olur. (Söndürme)
  • Davranışı olumsuz bir uyarıcı (ceza) takip eder ve birey davranışını durdurur.

Davranışı güçlendiren sonuçlar olumlu pekiştireçler ve olumsuz pekiştireçlerdir. Davranışı zayıflatan sonuçlar ise söndürme ve cezalandırmadır.

OLUMSUZ DAVRANIŞLARIN NEDENLERİ

1. Sınıfın Yapısından Kaynaklanan Problemler: Sınıfta öğretmen ve öğrenci dışındaki tüm özellikler sınıfın yapısı altında toplanabilir. Bunlar sınıfın fiziksel özellikleri ve sınıfın kalabalığı olarak kabul edilebilir.

Sınıfın fiziksel yapısı denildiğinde, sınıfın görüntüsü, sıraların düzeni ve oturmaya uygunluğu, ısı ve ışık durumu anlaşılmaktadır. Bu ögelerin istenilen nitelikte olmaması sınıf etkileşimini olumsuz yönde etkiler ve problem davranışların meydana gelmesine yol açar.

Kalabalık sınıflarda öğretmenin sınıfın bütününü kontrol altında tutması mümkün değildir. Yeterli kontrol sağlanamadığı zaman öğrenme faaliyetlerinden uzaklaşmalar ortaya çıkabilir.

2. Öğrenciden Kaynaklanan Problemler: Bireylerin disiplin sorunlarına dair kişisel nedenleri onların yaşantılarıyla doğrudan ilişkilidir. Öğrencilerin kendi içinde gelişen disiplin sorunlarının en yaygın nedeni kendileriyle ilgili geliştirdikleri tutumdur. Öğrenciler kendilerini sevgisiz ya da yetersiz gördüklerinde, bu hislere uygun hareket edeceklerdir. Bazı öğrencilerde gelişim özelliklerinden kaynaklanan dikkati çekme ve karşı gelme isteği olabilir.

  • Öğrencinin kişilik özelliklerinden kaynaklanan problemler: Sınıf ortamında bulunan bütün öğrenciler diğerlerinden farklı kişilik özelliklerine sahiptir ve sınıf içerisinde gösterdikleri davranışların büyük bir kısmı bu özelliklerden etkilenir.
  •  Kendisine güveni zayıf olan ve kendi yeterliliğini düşük algılayan bireyler, sorumluluk yüklenmekten korkar, kendini sınıf içerisinde önemli bir birey olarak algılamaz.
  •  Başarısız olmaktan ve alay edilmekten korktuğu için faaliyetlere katılmaktan kaçınır. Hatta öğretmen sınıfta kendisine bir rol verdiği zaman heyecanlanır, rolü üstlenmemeye çabalar ve bunun için çeşitli mazeretler ileri sürer.
  • Öğretmenler bu çocukları anlamak yerine, çoğunlukla sorumsuzlukla ve görevden kaçmakla suçlar.
  • Bazı öğrenciler ise bunun tam tersi, aşırı aktif, kendini lider olarak gören ve sınıfı kendi hâkimiyeti altına almaya çabalayan bir kişilik özelliği göstermektedirler. Bunlar, sınıf faaliyetlerinde hep kendini merkez olarak görme ve kendi görüşlerinin etkin olmasını arzulama eğilimindedirler.
  • Öğretmen bazı ek çalışmalarla, kendi yeteneklerini sergilemesini sağlayacak faaliyetlere yönlendirmek ve başarısını takdir etmek yoluyla bu çocukları kazanabilir.
  • Bireyin geçmiş yaşantısından edindiği değer ve davranış kalıplarından kaynaklanan problemler: Birey, aile ve sosyal çevresiyle sürekli etkileşim halindedir. Aile ve sosyal çevrenin kendine ait olan değerleri bireyde bir davranış kültürü oluşmasını sağlar.
  • Özellikle geleneksel yapı içerisindeki gruplarda bu davranış kalıplarının dışına çıkmak dışlanmaya ve aşağılanmaya yol açabilmektedir.
  • Sınıfta en fazla karşılaşılan problemlerden biri, bireyin aile ve sosyal çevresinden edindiği değerler ve davranış kalıplarının öğrenme-öğretme ortamında kazandırılanlarla uyuşmaması ve çatışmasıdır.
  • Okul yaşantısının ilk dönemlerinde ailede kazanılan davranışlar daha etkin olur ve öğrenci bir süre okul yaşantısında bocalamalar gösterir.
  • Daha sonra okul baskın kültür oluşturur ve çocuk en iyi öğretmen bilir yargısına dayanarak davranışlarını düzenlemeye başlar.
  • Başarı durumundan kaynaklanan problemler: Başarı ve başarısızlık öğrencinin kişisel niteliklerini ve sınıf içi davranışlarını önemli derecede etkilemektedir.
  • Başarılı çocuklar sınıf içinde zamanlarının çoğunu öğrenme etkinliklerine ayırmayı ve dikkatlerini öğrenme faaliyetleri üzerinde uzun süre sürdürmeyi başarabilmektedir. Bundan dolayı olumsuz davranışlara yönelme eğilimi göstermezler.
  • Başarılı çocuklar genelde ön sıralarda veya öğretmene yakın merkezi yerlerde oturmayı tercih etmektedirler. Ancak bu çocuklar daha fazla yeni bilgi ve becerilerle karşılaşma ve kendilerini yenileme ve geliştirme eğilimi içindedirler.
  • Eğer faaliyetler öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına cevap vermez, kazandırılan davranışların önemine inanmazlar ve uygun ödüllendirme sağlanmazsa öğrenme faaliyetlerine katılmada ve öğrenme çabalarında bir düşme gözlenir. Bunun sonucunda olumsuz davranışlara yönelme, okuluna ve öğretmene karşı olumsuz bir tutum geliştirmeye başlayabilirler.
  • Gelişim döneminin özelliğinden kaynaklanan problemler: Bireyin davranışları gelişim dönemlerinden etkilenmektedir. Bunun en açık ve net görüldüğü dönem ilköğretim ikinci kademede başlayan ergenliktir.
  • Bu dönemde çocuklar çok hızlı değişebilen duygular içinde bulunurlar. Dengesiz duygular, farklı kişilere farklı şekillerde yansır. Bu yansıma hayranlık biçiminde olabileceği gibi öfke, isyan, şiddet biçiminde de olabilir.
  • Aynı zamanda, öğrencilerde kimlik arayışı ve kişilik geliştirmeye yönelik davranışlar ortaya çıkar ve bunlara yönelik eylemler öğrencilerde rol karmaşasına yol açar.
  • Çetelere üye olma, tehdit, fiziksel zarar verme vb. davranışlar çoğunlukla bu dönemde görülür. Bu dönemde öğrenci öğretmeni bir otorite olarak algılar ve otoriteyi yıkmayı bir üstünlük olarak görür.
  • Öğretmen-öğrenci arasındaki en önemli problemler bu dönemde görülür.
  • Öğretmen oldukça duyarlı davranmalı ve öğrencinin üzerine sertlikle gitmemelidir.
  • Öğrencilerin olumlu üstün yönleri vurgulanarak dikkatlerinin bu yöne çekilmesi sağlanmalı ve olumlu bir iletişim içerisinde olumsuz davranışlar önlenmeye çalışılmalıdır.

3. Öğretmenden Kaynaklanan Problemler:

 

DEVAMI İÇİN  sonraki Sayfayı tıklayınız 

9376
0
0
Yorum Yaz