tebesirtozu 40 Takipçi | 13 Takip

ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİM ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

2007-03-14 20:03:00

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI EĞİTİMİ ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME DAİRESİ TARAFINDAN GELİŞTİRİLEN “ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİM UYGULAMA MODELİ” ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME[*] Ali TÜRER                                                                                                                       ABSTRACT Ministery of Education introduced a model called as Student-Centred Education Pratice  Modal and in order to try the modal was put into practice in curciculum labrotory schols. This annauncement, aims to search and evoluate the model in aspects of its fundamental philosophical supporters, its suggesting programme approach, teaching methods and evaluation dimensions which are reliobility, volidity and consistency and pratice ÖZET Eğitim Bilimleri içinde “öğrenci merkezli eğitim” kavramı günümüzde; toplumsal bir varlık olarak öğrencinin ihtiyacı olana sahip olabilmesi için; öğrencinin ilgisinden, yaşantısından yola çıkan; öğrencinin kendi deneyimi yoluyla bilgiye ulaşabilmesini, bilgiyi kavramasını, ve kullanmasını sağlamak amacıyla öğrencinin iç koşullarını (fizyolojik, psikolojik, zihinsel, cinsel, kültürel özelliklerini) göz önünde tutmayı ilke edinen eğitim-öğretim yaklaşımını ifade etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2003-2004 yılları içinde “Öğrenci Merkezli Eğitim Uygulama Modeli” adı altında bir model geliştirilmiş, ve Müfredat l... Devamı

PİAGET'İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

2007-03-13 22:49:00

PİAGET’NİN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMIPiaget’ye göre çocuk, dünyanın pasif alıcısı değildir. Bilgiyi kazanmada aktif bir role  sahiptir. Ayrıca, değişik yaşlardaki çocukların ve yetişkinlerin dünyaları birbirinden farklıdır. Piaget bu farklılığın nedenlerini incelemiş ve bireyin dünyayı anlamasını sağlayan bilişsel süreçleri açıklamaya çalışmıştır.Piaget, bilişsel gelişimi, biyolojik ilişkilerle açıklamıştır. Piaget’ye göre gelişim, kalıtım ve çevrenin etkileşiminin bir sonucudur. Bilişsel gelişimi etkileyen ilkeleri de şöyle belirlemektedir. (1) Olgunlaşma; (2) Yaşantı; (3) Uyum; (4) Örgütleme ve (5) Dengeleme.İnsan yavrusu, bir takım davranış biçimlerini kalıtımla hazır olarak getirmeseydi,  karmaşık, bir organizma haline nasıl gelebilirdi? İnsan yavrusu, çok sayıda refleksle doğar. Bu refleksler, çevresine uyum sağlamasına yardım eder. Çevresindeki dünya ile ilgili hiçbir yaşantıya sahip olmayan bebeğin davranışlarını refleksler yönetir. Ancak bebek, biyolojik olarak olgunlaştıkça  ve çevresiyle etkileşimleri sonucu yaşantı kazandıkça, refleksler değişikliğe uğrar. Refleksler, çocuğun çevresine uyum sağlamasına yardım konusunda yerlerini, bilinçli, karmaşık hareketlere bırakırlar. Burada önemli olan nokta; bilişsel gelişimde ilerleme  olabilmesi için organizmanın biyolojik olgunluğa erişmesi ve çevresiyle etkileşimleri sonucu yaşantı kazanması gerektiğidir. Bilişsel gelişim, olgunlaşma ve yaşantı kazanma arasındaki sürekli etkileşimin bir ürünüdür. Piaget’nin, bilişsel gelişimde olduğu kadar, diğer gelişim alanlarında da etkili olduğuna inandığı diğer bir ilke de uyumdur. Organizmanın çevreye uyum yeteneği, kuşkusuz tüm canlılar için ortak bir özelliktir ve Piaget’nin de bilişsel gelişimi açıklamasında temel bir kavramdır. Piaget, bilişsel gelişimi, dünyayı öğrenme yolunda bir denge, dengesizlik yeni bir denge süreci olarak görmektedir.  Diğer bir deyişle, alt düzeydeki bir de... Devamı

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ-1

2007-03-13 22:44:00

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ ve KURAMLAR • Psikoloji, insan davranışını ve bu davranışların gerisindeki yapı ve süreçleri inceleyen bir bilim dalıdır. Çevre, insan ve davranışlar arasındaki etkileşimi incelemeyi amaçlar. • Davranışlar nesnel olarak gözlenip ölçülebilir ya da dolaylı olarak yordanabilir.• Psikoloji bilimsel olma niteliğini 1879’da W. Wundt’un ilk psikoloji laboratuarı kurması ile kazanmaya başlamıştır. Yapısalcılık denen bu ekolden sonra, davranışçılık, psiko-analitik yaklaşım, nörobiyolojik yaklaşım, insancıl ve bilişsel yaklaşım gibi insan davranışını farklı açılardan açıklamaya çalışan kuramlar gelişmiştir.• Psikolojik, sosyal bilimlerle biyolojik bilimler arasında yer alır. Deneysel, sosyal, psikometrik ve uygulamalı psikoloji gibi alt dalları vardır. Eğitim psikolojisi de, psikolojinin bulgularının eğitim alanına uygulanması ile gelişmiş bir ait dalıdır. Özelikle gelişim ve öğrenme gibi alt alanları kapsar.• Psikoloji, insan davranışlarını betimleme, açıklama, yordama ve kontrol etme gibi amaçlara yöneliktir. Bu işlevleri yerine getirmek için betimsel, deneysel ve istatistiksel yöntemleri kullanarak veri toplar, bunları sınıflandırır ve anlamlandırır.• Gelişim, kişide yaşam boyu gözlenen düzenli ve sürekli değişikliklerdir.• Büyüme, olgunlaşma ve yaşantı neticesinde gözlemlenen nitelik ve nicelik boyutundaki değişiklikleri içerir. Yeni bir öğrenme durumunda bireyin önceden sahip olduğu özellikler, hazır bulunuşluluk ve kritik dönem, gelişim açısından önemli kavramlardır.• Gelişimde kalıtım ve çevrenin karşılıklı etkileşimi vardır. Bireyin kalıtımla sahip olduğu genetik kodun çevrenin uyarıcı etkisiyle bireyde gözlemlenen, kişiye has özellikler kümesi fenotip'i oluşturur. Hormonlar da gelişimde önemli faktörlerdir.• Çevre; hastalıklar, kimyasallar ve çevre kirliliği, beslenme, stres, anne baba tutumları, doğum sırası, iletişim ortamı gibi boyutları içerir.• Gelişimin kendine özgü ... Devamı

ÖĞRETMENİM KURDELE TAKMA BANA

2007-03-12 17:50:00

ÖĞRETMENİM KURDELE TAKMA BANA Öğretmenim kurdele takma bana;Günaydın de, elimden tut,Taşınsın sıcaklığın, Okuduğum ilk kelimelere. Boyamasan da olur elmamı. Olsun, kızarmasın elmam; Üzülür belki arkadaşlarım. Öğretmenim kurdele takma bana;Yanımda kal,Yaptığım resme bak.“Bunu da öğretmenim, bunu da ben yaptım!”Diyeyim sana.Gülüşünü çizeyim, resim defterime. Koymasan da olur resmimi,Güzel resim köşesine,Hem, hepimizin resmi sığmaz ki! Öğretmenim kurdele takma bana;Sevgiyi öğret.Barışı, umudu, aydınlığı… Kaldırdığım parmağı gör.Korkmadığımı söyleyeyim, karanlıklardan,Işığınla kucaklayayım evreni. Yıldız atmasan da olur, Güzel yazı defterime.Güneşim ol yeter ki, Üşüdüğüm zamanlarda. Öğretmenim kurdele takma bana;Çiçekler tak saçıma.Her gün kokunu bırak, sınıfta,İlk ben geleyim okula,İlk ben kucaklayayım seni, herkesten önce. Kurdele takmasan da olur, yakama,Kanatlarım ol, uçurumlarda,Yükselirken yanımda kal,En yüksekten senin sesinle söyleyeyim;Aydınlık Türkiye’nin şarkısını… Şiir:Alpay CAVLAK 26 Mart 2005 Kemerhisar  ... Devamı

YÖNETİMDE PROTOKOL KURALLARI

2007-02-15 21:23:00

Yönetimde Protokol Kuralları Yönetimde protokol, bir anlamda “Resmi Görgü Kuralları” demektir.Ast ile üst özel hayatlarında ne kadar samimi bir arkadaş olsa da,                     yönetimdeki  resmi ilişkilerinde daima protokol kurallarına uymak                                  zorundadırlar.Örneğin, özel ilişkilerinde üstüne “Ağabey “ diyen bir ast, makamında                    veya bir toplantıda ona “ Sayın Başkanım” demek durumundadır. Yöneticinize daima saygılı hitap edin.Ona taşıdığı ünvanına göre” Sayın         Başkanım” veya “Sayın Valim” deyin veya sadece “Beyefendi” diye hitap                edin.Yöneticinizin makamına girdiğinizde “Saygılar Sayın Başkanım” veya                "Saygılar Beyefendi” diyerek selamlayın.İçeri girerken ceketinizin düğmeli olmasına dikkat edin.Yöneticiniz “Buyurun oturun” demeden oturmayın veya oturmanız                         gerekiyorsa “Müsaadenizle Efendim” diyerek oturun.Otururken amiriniz veya üstleriniz karşısında bacak bacak üstüne  atmayın.Üstünüz ve yöneticiniz size “hoş geldiniz” veya “güle güle” derken  toka etmek için elini uzatmıyorsa, önceden elinizi uzatmayın.Otururken, üstünüz aya... Devamı

ERİKSON'UN PSİKOSOSYAL GELİŞİM KURAMI

2007-02-15 21:14:00

Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı                                                                 Başlangıçta S.Freud’un görüşleri istikametinde çalışmalar yapmış ise de Erikson sonraları        insanın gelişim süreci konusunda Freud’un bazı yanılgıları olduğuna inanmıştır. Erikson’un          kuramıyla Freud’un görüşlerinin uyuşmayan en belirgin yönleri şöyle özetlenebilir; -         İnsanın psikososyal evreler içinde gelişimini sürdürdüğünü ileri sürmesidir. -         Bireyin temel kişilik özelliklerinin salt yaşamın ilk beş yılına bağımlı olmadığını ve bireysel gelişimin bütün yaşam boyunca devam ettiği. -         Bireyin gelişiminde hem sosyal çevrenin hem de biyolojik temeli doğuştan getirilen bazı özelliklerin rolü olmasıdır. Erikson kişilik gelişiminin biyolojik temellerini “Epigenetik” ilke ile açıklamaya çalışmıştır. Epigenetik ilke; gelişmekte olan herhangi bir şeyin bir planı olduğunu vurgular. Buna göre gelişim, yaşamın belli dönemlerinde, belli kişilik özelliklerinin ardışık bir biçimde ortaya  çıkabilmesini olanaklı kılarak ve önceden belirlenmiş biyolojik temellere bağlı olarak gerçekleşir. Bu tıpkı doğum öncesi dönemde, bebeğin farklı organlarının farklı zamanlarda belli bir sıra dahilinde oluşup şekillenmesine benzetilebilir.       Erikson’a göre, insan yaşamı boyunca sekiz gelişim döneminden geçmektedir. Her bir gelişim döneminin  kendine özgü farklı gelişimsel ... Devamı

EĞİTİM YÖNETİMİ- SINIF YÖNETİMİ SORU VE CEVAPLARI-1

2007-02-15 21:00:01

EĞİTİM YÖNETİMİ SORU VE CEVAPLARI -1                                                                                                                                                                                                                                               MEHMET TUNÇER                                                                                       ... Devamı

EĞİTİM YÖNETİMİ- SINIF YÖNETİMİ SORU VE CEVAPLARI-1

2007-02-15 21:00:00

EĞİTİM YÖNETİMİ SORU VE CEVAPLARI -1                                                                                                                                                                                                                                               MEHMET TUNÇER                                                                                       ... Devamı

GELİŞİM EVRELERİ (Piaget-Kholberg- Erikson)

2007-02-15 20:36:00

ÇOCUKLARDAKİ GELİŞİM EVRELERİ A-BİLİŞSEL GELİŞİM                    İlk İki Yılda Görülen Bilişsel Gelişim : Bebek doğumunun ilk gününden itibaren çevresini keşfetme çabasına başlar. Keşif çabasında kullandığı temel araçlar doğuştan getirdiği duyusal ve hareketsel yeteneklerdir. Bilişsel gelişimin aşamalarından birini çocuk nesnelerin değişmezliğini keşfederek başarır. Önceleri bebek için nesne ancak kendi görsel alanı içindeyken vardır. Nesne ortadan kaldırılınca nesnenin yok olduğunu artık var olmadığını düşünür. Bir yaşına doğru çocuk nesnenin değişmezliği kavramını anlamaya başlar ve göz önünden kaldırılan bir nesneyi etrafına veya masanın altına bakarak arar. Değişikliklerin olabilmesi için çocuğun çevreyle etkileşim içinde olması gerekir. Olgunlaşma çocuğun sinir sistemini geliştirerek onun daha karmaşık algılamalar yapabilecek düzeye gelmesini sağlarken, çocuğun çevresiyle duyusal ve hareketsel etkileşim yapması bilişsel gelişimin temelinde yatan öğrenme deneyimlerini oluşturur.                      İki Beş Yaş Arasında Bilişsel Gelişim : Bu devrede daha önce kazanılan iç temsil süreçleri daha karmaşık ve çok yönlü olmaya başlar. Çocuk bu devrede kelime kullanmaya ve ilkel bir düzeyde ilk olarak bir sembol ile bu sembolün temsil ettiği nesne arasındaki ilişkiyi anlamaya başlar. Çocuk iç temsilden başka bir deyişle kelime, kavram ve sembollerin verdiği zenginlikten faydalanarak oyun yaşamına yeni zenginlikler getirir. Örneğin; bir ağaç dalını at gibi kullanmaya, ana-baba rollerine girerek arkadaşlarıyla yetişkin ilişkilerini taklit oyunları oynamaya başlar. Bu sembolik, hayali ve oyunsal maceralar sayesinde çocuk yavaş yavaş gerçek yaşama hazırlanır. Çocuğun bu yaşta becerdiği önemli adımlardan biri nesneleri kategorilere ayırmayı öğrenmesidir. Nesnelerin büyüklük, renk, bi... Devamı

EĞİTİM KAVRAMI ÜZERİNE -1..Devamı

2007-02-15 20:31:00

Bu sıralarda II. Philip, oğlu İskender için iyi bir öğretmen aramaktaydı ve Assos'taki okulun yöneticisi olan Aristoteles, yavaş yavaş dikkatini çekmeye başlamıştı. Görev, Aristoteles'e önerildi ve o da bu öneriyi seve seve kabul ederek, II. Filip'in oturmakta olduğu Pella'ya gitti. Aristoteles'in öğretmenliği, 343 yılından 340 yılına kadar sürdü. İskender, 336'da babası ölünce, onun yerine geçti ve eski öğretmeni Aristoteles'i danışman olarak atadı. Daha sonra İskender Yunanistan'daki ve Balkanlar'daki ayaklanmaları bastırmak üzere harekete geçince, Aristoteles, onu bırakarak, büyük idealini gerçekleştirmek amacıyla, yani yeni bir okul kurmak amacıyla Atina'ya döndü. İskender'in M.Ö. 323 yılında ölmesi, Aristoteles'i çok güç bir durumda bırakmıştı; çünkü Lise'nin kurulması sırasında İskender'in yapmış olduğu yardımlar ve Hermenias için yazmış olduğu zafer türküsü, Atina'daki düşmanları tarafından hatırlanmıştı. Aristoteles, dinsizlikle suçlandı ve Atinalıların, Sokrates'i ölüme mahkum etmekle işlemiş oldukları suçu yinelememeleri için Chalcis'e kaçtı ve orada yakalanmış olduğu bir hastalık sonucunda M.Ö. 322 yılında öldü. Aristoteles'in hiçbir resmi kalmamıştır. Diogenes'e göre, ince bacaklı ve küçük gözlüymüş. Viyana'daki Sanat Tarihi Müzesi'nde sergilenmekte olan mermer başın Aristoteles'e ait olduğu iddia edilmekteyse de, bunu kanıtlayacak herhangi bir ipucu yoktur. Aristoteles, İskender'i bırakarak Atina'ya döndüğünde, oradaki dostlarıyla buluşmuştu; ama aradan 20 yıl geçmiş olduğu için, artık eski okuluna dönemezdi. Başka bir okul kurmaya karar verdi ve bu maksatla kentin batısında bulunan ve Apollon Lyceios'un (Kurt Tanrı) anısına ayrılmış olan ormanlık alanı seçti. İşte bugün de kullanmakta olduğumuz Lise adı, bu Lyceios'tan gelmektedir. Lise'de eğitim ve öğretimin nasıl yapıldığına ilişkin kesin bir bilgiye sahip değiliz; ancak bazı kaynakları... Devamı

EĞİTİM KAVRAMI ÜZERİNE -1...

2007-02-15 20:22:00

EĞİTİM:             Literatürde eğitim kavramı hakkında farklı tanımlamalar yapılmıştır.      Osmanlıca “terbiye” kavramında karşılık bulan eğitim; Batı dillerinde “educare” beslemek, “educario” geliştirici ortam hazırlamak, “educere” ise yükseltmek yukarı kaldırmak anlamına gelmektedir.      Kişinin zihni,bedeni,duygusal,toplumsal yeteneklerinin, davranışlarının istenilen doğrultuda geliştirilmesi, ya da ona bir takım amaçlara dönük yeni yetenekler,davranışlar, bilgiler kazandırılması yolundaki çalışmaların tümüdür.      En yaygın kullanımıyla bireylerin davranışlarında kendi yaşantıları yoluyla kasıtlı ve istendik değişmeler meydana getirme sürecidir . Bu süreçten geçen insanın kişiliği farklılaşır.bu farklılaşma eğitim sürecinde kazanılan bilgi,beceri,tutum ve değerler yoluyla gerçekleşir. Tam da bu noktada eğitimin aynı zamanda bir “kültürleme” aygıtı olduğu akla gelmektedir. Toplumbilimi (sosyoloji)’ nin en temel kavramlarından biri olan  “kültürleme” ya da popüler ifadesi ile “sosyalizasyon” (toplumsallaşma ) ; bir toplumun üyesi olan – olacak insanoğlunun üyesi olduğu toplumunun kültürel öğelerini öğrenmesi sürecidir.İnsanın kişilik yapısı büyük ölçüde içinde doğduğu ve yetiştiği kültür tarafından belirlenir.her toplum kendi kültürünün özelliklerini yeni kuşaklara aktarır.Toplumun, bireyleri kendi kültürünün istek ve beklentilerine uyacak şekilde etkilemesi ve değiştirmesine “kültürleme” denir.(Güvenç,1972) Toplumsallaşma süreci, doğuştan başlayarak tüm yaşam boyu süren uzun bir dönemi kapsar. Bu süreç aracılığıyla birey, bir kişilik kazanmaktadır.Başka  bir deyişle, toplumsallaşma, belirli bir toplumun davranış kalıplarını kişiliğine mal ederek o topluma ait bir birey durumuna gelişi olayıdır.      Durkh... Devamı

657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU SORU CEVAPLARI-1

2007-02-15 19:01:00

   657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU  NOTLARI-1  Mehmet TUNÇER   MEB Müfettişi SORULARI DEĞERLENDİRİRKEN LÜTFEN SON YAPILAN  DEĞİŞİKLİKLERİ DİKKATE ALINIZ. 1. http://tebesirtozu.blogcu.com/657-sayili-devlet-memurlari-kanunu-soru-cevaplari-1/1041413  2.  http://tebesirtozu.blogcu.com/657-sayili-devlet-memurlari-kanunu-soru-cevaplari-2/1041400    1- 657 SDMK hangi memurlar için uygulanır? Bu kanun ; 1-Genel ve katma bütçeli kurumlar 2- İl özel idareleri 3- Belediyeler                     4- Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda 5- Kanunlarla kurulan fonlarda 6- Kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge    müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanır. 2- 657 DMK nın temel ilkeleri nelerdir? 1-Sınıflandırma 2-Kariyer 3-Liyakat 3- Sınıflandırma ilkesi neyi ifade eder? Sınıflandırma; devlet kamu hizmetleri görevlerini ve bu görevlerde çalışan devlet memurlarını görevlerin gerektiği niteliklere ve mesleklere göre sınıflara ayırmaktır. 4- Kariyer ilkesi neyi ifade eder? Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uyun şekilde sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkânını sağlamaktır. 5- Liyakat ilkesi neyi ifade eder? Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi , sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkânlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır. 6-      657 SDMK’ na göre istihdam şekiller... Devamı

657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU SORU CEVAPLARI-2

2007-02-15 18:58:00

Mehmet Tunçer MEB MÜFETTİŞİ (LÜTFEN TORBAYASA İLE YAPILAN  DEĞİŞİKLİKLERE DİKKAT EDİNİZ.) 74- Yetiştirilmek üzere (bursla gidenler dahil) yurt dışına devlet tarafından gönderilen öğrenci ve memurlarla, yurt içine ve yurt dışına sürekli görevle atanan memurların eşlerine memuriyetleri süresince her defasında kaç yıldan az olmamak üzere kaç yıla kadar aylıksız izin verilebilir? 1 yıldan az olmamak üzere (her defasında) 4 yıla kadar aylıksız izin verilebilir   75- Aylıksız izin süresinin bitiminde önce mazeretini gerektiren sebebin kalkması halinde memur ne yapar? Memur derhal görevine dönmek zorundadır.   76- Aylıksız izin süresinin bitiminden önce mazeretini gerektiren sebebin kalkması  halinde  veya aylıksız izin süresinin bitiminde görevine dönmeyen memurun durumu nasıl değerlendirilir? Memuriyetten çekilmiş sayılır.   77- Devlet memurlarının kurumlarınca kayıt edildiği kütüğün adı nedir? Memur kütüğü   78-  Memurun sicil dosyasında hangi belgeler bulunur? 1- Sicil amirlerince düzenlenecek sicil raporları. 2- Varsa müfettişler tarafından verilen denetleme raporları. 3- Memurların mal beyannameleri.   79- Özlük ve sicil dosyasının önemi nedir? 1- Devlet memurlarının ehliyetlerinin tespitinde. 2- Kademe ilerlemelerinde. 3- Derece yükselmelerinde. 4- Emekliye çıkarma. 5- Hizmetle ilişik kesiminde özlük ve sicil dosyaları başlıca dayanaktır.   80- Yetersizliği tespit edilen memura bu (kusur) tespit nasıl bildirilir? Devlet  Memurlarının yetersizlikleri halinde sicil raporlarında yazılı bulunan kusur ve eksikleri , uyarılmaları bakımından, gizli bir yazı ile atamaya yetkili sicil amirleri tarafından kend... Devamı

EĞİTİM PSİKOLOJİSİ DERS NOTLARI

2007-02-13 22:27:00

EĞİTİM PSİKOLOJİSİ ( GELİŞİM VE ÖGRENME PSİKOLOJİSİ )   Psikoloji: İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen,bireyin davranışlarını ve onun altında yatan sebepleri araştıran bilim dalıdır. Eğitim Psikolojisi: Gelişim ve öğrenme psikolojisi bulgularından hareketle eğitim ögretim nasıl gerçekleştiğini araştıran bilim dalıdır.     Gelişim psikolojisi= İnsan davranışlarında doğumdan ölümüne kadar,tüm yaşamı boyunca gözlenen biyolojik ve psikolojik değişiklikleri inceler. Bireyin belli dönemler halinde gelişimini ve bu evrelerde öğrenmesi gereken davranışlarını inceleyen bilim dalıdır. Ögrenme psikolojisi= Bireyin nasıl ögrendigini ve nasıl ögretebilecegini araştıran bilim dalıdır. ★GELİŞİM PSİKOLOJİSİ★ ≋ PSİKOLOJİ AKIMLARI ≋ 1. Yapısalcılık: Temsilcisi W. Wundt’ tur. ●İnsan davranışlarının kontrollü koşullarda (laboratuar) gözlenmesine yönelik çalismalar yapmıştır. ●İnsan zihni çesitli bilinç ögelerine ayrılır. Psikolojinin amacı “bilinç ögelerini” birleştirmek ve çözümlemektir. ●Bilinci çözmek için “içe bakış yöntemi” kullanılmaktadır.İçsel duygular,sezişler ve düşünceler üzerinde odaklanmıştır. 2.Davranışçılık:Temsilcileri Watson,Pavlov,Skinner’ dir. ●Davranışçı görüş yapısalcılığı yetersiz görerek,sezgilerin,duyguların ve düşüncelerin gözlenemeyeceğini iddia ederek içe bakış yöntemini reddetmiştir. ●Psikolojinin “gözlenebilen ve ölçülebilen” davranışlar üzerinde çalisilmasi gerektiğini açıklar. ●Davranışın niçin olduğuna değil, nasıl olduğuna önem vermiştir. ●Çevredeki uyarıcı koşullara önem vermiştir. Uyarıcı-tepki-pekiştirme ilkesine göre davranışı açıklamıştır. 3.Psiko-analitik Yaklaşim(=Psikanaliz):Temsilcileri Freud, Erikson’ dur. ●Davranışın sebeplerini “bilinç dışı” etkinlikler (biyolojik etkenler) açısından ele almıştır. ●İnsan iki temel içgüdünün etkisinde davranmaktadır. Ci... Devamı

MUŞTU (ŞİİR)

2007-02-13 22:09:00

    Hani çorak topraklara bir katre Candır ya; Küçük bir yağmur damlacığı. Ve karanlığa bir başkaldırıdır ya; Eriyen bir mumun ışığı.   Hani aşığına bir ümittir ya; Sevgilinin sıcacık bakışı.   Ve sılayı gurbete bağlayan bir muştudur ya; Hasret kokan bir mektup. İşte sen de; o yağmur, O ışık, O sıcacık bakış Ve o MUŞTUSUN gönlüme Sevdiceğim/ÖĞRETMENİM.                                        Mehmet TUNÇER  ... Devamı