tebesirtozu 40 Takipçi | 13 Takip

SOSYOLOJİ NEDİR?

2007-03-18 11:58:00

CHARACTERISTICS OF SCIENCE Empirical: Science is empirical, that is, based on observation and experience. Faith, intuition, and common sense may be important as sources of ideas, but science demands that such insights be subjected to empirical testing and verification. Explanatory: Science not only describes empirical reality but also uses laws and theories to explain why events occur, and in so doing, follows the rules of logic. Hence, for example, if groups with few social ties are prone to suicide, and if Protestants have few social ties, then Protestants will be prone to suicide. This is sometimes called the “covering law” model of scientific explanation. Simple, parsimonious, and elegant: Science prefers simple to complex explanations and seeks to explain the largest number of diverse kinds of observations with the fewest possible laws and theories. Hence Durkheim, for example, explained high suicide rates among very diverse groups – men, Protestants, the elderly, and singles, with a single theory. Simple, parsimonious explanations are often said to be elegant and are admired by scientists in the same way a work of art is admired. Predictive: Science generally involves stating with a certain degree of probability that if certain events occur, others will follow. In sociology these predictions are not predictions of any one individual’s behaviour but focus on group rates of behaviour, e.g., on suicide rates among Protestants. Pure vs. applied: Science can be pure, concerned with only the acquisition of knowledge, or it can be applied, concerned with putting that knowledge to use. Sociologists do not fully agree on whether sociology should be pure or applied. Many sociologists are in each camp, some seeking detached de******ions and explanations, others the applications of sociological insights in attempts to effect solutions to social problems. BİLİM Bilim, deneysel araştırma yöntemlerinin sistematik olarak kullanılmasıdır. Bu sist... Devamı

ASALETİN ATANDAN ...

2007-03-17 23:55:00

Devamı

ANNECİM BEN DE ACIKTIM!...

2007-03-17 23:53:00

Devamı

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ-1

2007-03-17 23:45:00

                                  GELİŞİM PSİKOLOJİSİ                                                                        Mehmet TUNÇER                      OLGUNLAŞMA HAZIR BULUNUŞLUK KAYNAKÇA   OLGUNLAŞMA   “Olgunlaşma düzeyi”,bireyin fizyolojik yönden herhangi bir konuyu “öğrenebilecek” ya da “yapabilecek” duruma yahut yeterliğe erişmesi demektir. Örneğin, çocuğun sinir ve kas sistemi yeteri kadar gelişmeden (buradaki anlamı ile “olgunlaşma” dan) çocuğa ne kadar yürüme alıştırmaları (temrinleri, egzersizleri) yaptırırsak yaptıralım, çocuk yürümeyi öğrenemez.   “Öğrenme”, bireyin “olgunlaşma düzeyi”ne bağlıdır. Çevresel koşullar da buna yardım eder. A.B.D.’ de yapılan bir araştırma, bunu açık olarak göstermektedir.   Küçük çocuklardan oluşan bir “deney” kümesine, 12 hafta süreyle, düğme ilikleme,makasla kâğıt kesme ve el merdivenin tırmanma etkinliklerinde yoğun bir yetiştirme işlemi yaptırılmıştır. Araştırmada “denetim” ya da “karşılaştırma” görevi gören çocuk kümesine de, bu konuda hiçbir öğretim yapılmamıştır. Deneme kümesindeki deneklere,öğretim süresi sonunda test uygulandığı zaman, bunların, bütün testlerde, denetim kümesindeki çocuklardan üstün oldukları saptanmıştır. Bununla birlikte, bir haftalık b... Devamı

KPSS 2003 EĞİTİM BİLİMLERİ SORULARI VE CEVAPLARI

2007-03-16 22:34:01

KPSS 2003 SORU VE CEVAPLARI   1.      Programlı öğretim alanında, içeriğin basitten karmaşığa, bilinenden bilinmeyene doğru bir sıra izleyecek biçimde düzenlenmesi bekle­nir. Böyle bir düzenleme, programlı öğreti­min dayandığı temel dayanaklardan han­gisinin uygulanmasını sağlamak içindir? A)      Etkin katılım B)      Küçük adımlar C)      Doğru cevaplar D)     Bireysel hıza göre ilerleme E)      Geribildirim sağlama Yanıt B'dir. Programlı öğretim modelinin beş temel ilkesi yardır. Bunlardan biri de küçük adımlar ilke­sidir. Buna göre, programlı öğretim materyalinde öğrenci, kendi hızına göre ve basitten karmaşığa, kolaydan zora doğru ilerlemek­tedir. 2.      Dersin başında öğrencilerin, öğrenmeye İstekli hale getirilmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A)      Dersin içeriği hakkında bilgi verme B)      Hazırbulunuşluk düzeyini artırma C)      Hedeflenen davranışı öğrenmeye güdü­leme D)     öğrenciler arasında etkileşim sağlama E)    Kullanılacak yöntem ve teknikleri ta­nıtma Yanıt C'dir.                                                                      Bir öğretmenin etkili ve nitelikli biçimde öğretim yapabilmesinde, dersin başında öğrencilerin derse karşı ilgi duymalarını sağ- laması önemli bir husustur. Bu bakımdan öğretmenin, dersin başında öğrencileri derse güdülenmelerini sağlamalıdır. ... Devamı

KPSS 2003 EĞİTİM BİLİMLERİ SORULARI VE CEVAPLARI

2007-03-16 22:34:00

KPSS 2003 SORU VE CEVAPLARI   1.      Programlı öğretim alanında, içeriğin basitten karmaşığa, bilinenden bilinmeyene doğru bir sıra izleyecek biçimde düzenlenmesi bekle­nir. Böyle bir düzenleme, programlı öğreti­min dayandığı temel dayanaklardan han­gisinin uygulanmasını sağlamak içindir? A)      Etkin katılım B)      Küçük adımlar C)      Doğru cevaplar D)     Bireysel hıza göre ilerleme E)      Geribildirim sağlama Yanıt B'dir. Programlı öğretim modelinin beş temel ilkesi yardır. Bunlardan biri de küçük adımlar ilke­sidir. Buna göre, programlı öğretim materyalinde öğrenci, kendi hızına göre ve basitten karmaşığa, kolaydan zora doğru ilerlemek­tedir. 2.      Dersin başında öğrencilerin, öğrenmeye İstekli hale getirilmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir? A)      Dersin içeriği hakkında bilgi verme B)      Hazırbulunuşluk düzeyini artırma C)      Hedeflenen davranışı öğrenmeye güdü­leme D)     öğrenciler arasında etkileşim sağlama E)    Kullanılacak yöntem ve teknikleri ta­nıtma Yanıt C'dir.                                                                      Bir öğretmenin etkili ve nitelikli biçimde öğretim yapabilmesinde, dersin başında öğrencilerin derse karşı ilgi duymalarını sağ- laması önemli bir husustur. Bu bakımdan öğretmenin, dersin başında öğrencileri derse güdülenmelerini sağlamalıdır. ... Devamı

SINIF YÖNETİMİ SORU VE CEVAP

2007-03-16 22:29:00

                       SINIF YÖNETİMİ                 Hazırlayan: Mehmet TUNÇER     S:Sınıfta oluşturulacak kurallarda öğrencilerin gelişim özelliklerinin dikkate alındıgı sınıf yönetim modeli hangisidir?     C:Gelişimsel Sınıf Yönetim Modeli       S:Diğer modelleri bütünleştiren,gruba olduğu kadar bireye de önem veren,sınıfta geçekleşen olaylara göre diğer modellerin de kullanılabileceği    ni savunan sınıfın sistem anlayışını içine alan sınıf yönetim modeli hangisidir?     C:Bütünsel Model       S:Öğretmenin sınıf yönetiminde sınıfa özgü gerçekleştirmesi gereken etkinliklerin belirtiniz?        C:  *sınıf ortamının fiziksel düzenine ilişkin etkinlikler          *plan-program etkinlikleri          *zaman yönetimi etkinlikleri          *ilişkilerin düzenlenmesi ile ilgili etkinlikler          *davranış düzenlemelerine ilişkin etkinlikler       S:Belli başlı öğretmen yönetim anlayışları nelerdir?     C:-Otokratik sınıf yönetimi        -demokratik sınıf yönetimi        -ilgisiz sınıf yönetimi       S:Aşırı disiplin uygulamaları vardır.Öğrencisinin rasgele soru sorarak dersi bölmesi ,sınıftan ''çıt'' çıkmaması,ödev yapmayan veya derse geç    kalan öğrencinin derse alınmaması öğrencilerin birbiri ile karşılaştırılması ve suçlanması,fiziksel ve sözel şiddete başvurma,eleştirilerde    ''kişiliğin hedef alınması'',öğ... Devamı

ŞİDDET VE GENÇLİK

2007-03-16 22:28:00

İnsanlık tarihi boyunca şiddet, insanlığın gündeminden hiç eksik olmamıştır. Kimi zaman problemlerin çözümü için şiddetten bir vasıta olarak yararlanma yoluna gidilirken, kimi zaman da toplumdan şiddeti söküp atmanın çareleri üzerinde durulmuştur.GENÇLİK BAŞIMDA DUMANTürk toplumu da, diğer tüm toplumlar gibi kendisini bazı tarihsel durum ve koşulların sonucunda, şiddet problemlerinin içinde bulmuş ve bu problemleri çözebilmek için çareler aramıştır. Örneğin 1970-1980 yılları, toplumumuzun böyle bir şiddet karabasanına gömüldüğü ama bir biçimde bundan sıyrılmasını bildiği yıllar olarak toplumsal hafızamıza kaydedilmiştir.1970-1980 yılları arasında yaşanan ve kendini daha çok siyasi biçimlerde ifade eden şiddet, toplumun tüm kesimlerinde belirgin bir etki yapmış ama özellikle bir gençlik problemi olarak ortaya çıkmıştı. Bu dönemde bir gençlik problemi olarak siyasi şiddet, ülkemizin çözmek zorunda olduğu problemler içinde, tartışmasız bir biçimde birinci sıraya yerleşmiş; başta yüksek ve orta öğrenim görenler olmak üzere, birçok gencimiz menfur olaylarda yaşamlarını yitirmişler veya çeşitli bedensel, ruhsal, toplumsal sorunlarla başetmek durumunda kalmışlardı. 1970-1980 dönemi, gençliğin şiddetle ilgili problemlerinin, bazı durum ve koşullar bir araya geldiğinde, hangi noktalara varabileceğinin çok tipik bir örneğini göstermektedir. Üstelik bu hal, yalnızca bizim ülkemize mahsus değildir. Hangi ülkenin tarihine bakarsak bakalım, gençliğin şiddetle ilgili problemlerinin bazan çok ileri safhalara vardığını ve hatta 1968'li yıllarda olduğu gibi, dünya çapında bir boyuta ulaştığını gözlemleyebiliriz. 1994-1995 öğrenim yılının özellikle ikinci yarısında, başta İstanbul metropol kentimizin liselerinde olmak üzere, orta öğrenim gençliğimizin şiddetle ilgili yeni tipte bir problemle karşı karşıya olduğuna dair, kamuoyumuzda haklı bir telaş ve kaygı ortaya çıkmıştır. Bu olayların nedenleri tam olarak anlaşılamamış, fatura "kredili sistem"e kesilmiştir. 1996-1997 öğrenim yı... Devamı

ÖĞRETMENLİK

2007-03-16 22:26:00

ÖĞRETMENİN ÖĞRENCİLERİNE ULAŞMASINDA BAZI İPUÇLARI   Bu yazının amacı öğretmenlere iyi bir öğretmen olmanın yollarını göstermek değildir. Öğretmenin, eğitim amacı taşıyarak ve öğrencisine yardımcı olmak için sıralanan ipuçlarının  dışında davranmasının, öğrenciyi eğitmek, onu kazanmak ve topluma kazandırmak amacına ters düşeceğini belirtmek içindir. Öğrenciler yaşamlarının en duyarlı yıllarında, günlerinin büyük bir bölümünü  okulda öğretmenleriyle birlikte geçirmektedirler. Bu da öğretmenin öğrenci açısından önemini ortaya koymaktadır. Öğretmenin görevi öğrenciye dersle ilgili bilgileri aktarmakla sınırlı değildir. Bilgilendirmenin yanı sıra öğrencileri, hayata hazırlamak,yaşamları süresince karşılaşacakları sorunları başarıyla çözebilecek,topluma yararlı, üretken ve mutlu birer kişilik geliştirmelerine yardımcı olmaktır. Bu görev çağdaş anlamda bir öğretmen olabilmenin gereğidir. Eğitim alanında yapılan araştırmalar,baskıcı ve otoriter tavırlarla eğitim başarısı arasında olumsuz bir ilişkinin bulunduğunu ortaya koymuştur. Otoriter ve baskıcı tavırlar öğrencinin zihinsel ve duygusal enerjisini göstermede yanlış kanaliz etmesine ve onun ya boyun eğici ya da asî tavırlar sergileyici bir kişiliğe bürünmesine neden olmaktadır. Bu yüzden  öğretmenin branşında yeterli olmasının yanı sıra öğrencileriyle kurduğu iletişim eğitimin başarısında  etkili olan diğer bir husustur. Biz de burada bu  iletişimin kurulmasında nelere dikkat edeceğimiz ve nasıl bir tavır sergilememiz gerektiği hususunda bazı ipuçları vereceğiz. 1-Öğrencinizin yansıttığı kişiliği kabul edin. Öğrencinin hatalı olan  davranışları olabilir. Bu hatalarına tahammül etmek zor gelebilir. Ancak insanlar kendilerini olduğu gibi kabul eden kimselerin eleştirilerini dinler ve onlara özel önem verirler. Eğer öğrencinizin hatalarını düzeltmek ve kabul ettirmek istiyorsanız bunun tek yolu öğrencinizi olumlu özelliklerini fark etmeniz ve bu özellikleri vurgulayarak yaklaşmanız... Devamı

EĞİTİM PSİKOLOJİSİ YAZILI SINAV SORULARI

2007-03-16 22:23:00

                                                             A GRUBU   2005-2006 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM LİSE II. SINIFLAR EĞİTİM PSİKOLOJİSİ DERSİII. YAZILI SINAVI 1-Aşağıdakilerden hangisi gelişim ilkelerinden değildir?a- Gelişim hem kalıtımdan,hem de çevreden etkilenir.b- Gelişim organizmanın çeşitli kısımları için farklı oran ve hızlarda gerçekleşir.c- Gelişim nöbetleşe devam eder.d- Gelişim ayaktan başa , içten dışa doğrudur.e- Gelişimde kritik dönemler vardır. 2- 11 aylık bir bebeğin yürümeyi gerçekleştirebilecek düzeye gelmesi aşağıda verilen hangi kavrama örnektir?a- Büyüme         b-Gelişme       c- Hazırbulunuşluk   d- Olgunlaşma   e-Psikomotor gelişim 3- Çevre ile etkileşim sonucunda bireyde meydana gelen değişikliğe ne ad verilir?a-Büyüme    b-Hazırbulunuşluk   c-Yaşantı    d-olgunlaşma    e-Öğrenme 4- Esin 2 yaşına geldiği halde konuşuyor; Nurgül ise 2 yaş civarına geldiğinde yeni yeni cümle kurabiliyor.Bu durum hangi gelişim ilkesi ile açıklanabilir?a- Gelişim genelden özele doğrudur. b- Gelişim çevre kalıtım etkileşiminin bir ürünüdür.c- Gelişim nöbetleşe devam eder.     d- Gelişimde bireysel farklılıklar vardır.e- Gelişimde kritik dönemler vardır. 5- J. Piaget’de aşağıdakilerden hangisi 12 yaş ve sonrasını kapsayan bilişsel gelişim dönemidir?a-Duyusal motor döne... Devamı

EĞİTİM PSİKOLOJİSİ SORULARI

2007-03-16 22:13:00

                             EĞİTİM PSİKOLOJİSİ DENEME TESTİ                        DENEME1       1.   Organizmanın çevreye uyumunu kolaylaştıran özelliklerin kalıcı hale gelmesi; yaşamsal   önem taşımayan özelliklerin ise zamanla sönmesi süreci hangi kavramla adlandırılmaktadır? A)     sosyal çevre B)      kalıtım C)     ayıklanma D)     uyum E)      adaptasyon        2.   "Zihinsel gelişim sürecinde, bireyin belirli dönemde mutlaka edinmesi gereken; başka bir dönemde yerine getirmesi güç ya da imkansız gelişim ödevleri" hangi kavramla tamlanmaktadır? A)     Kritik dönem B)      Soyut dönem C)     İşlem öncesi dönem D)     Anal dönem E)      Gelişim     3.   Ayaklarını kontrol eden kaslar yeterli gelişim aşamasına ulaşmadan, bir bebeğin yürümesi beklenemez. Yukarıdaki ifade hangi kavramla tanımlanabilir?   A)     Öğrenme B)      Gelişme C)     Büyüme D)     Olgunlaşma E)      Farklılaşma   4.   İki yaşındaki Sema, kızakla kendisi kaymak istemekte, kendisine yardım etmeye çalışan annesini itmektedir. Sema'nın bu davranışı gelişim özelliklerinden hangisine örnektir? A)     yatkınlık B)      özerklik C)     üretkenlik D)     özdeşim E)      merak   5.   Ablası iki yaşındaki Melike'ye ana ve ara renkleri öğretebilme... Devamı

AKTİF ÖĞRENME

2007-03-14 20:48:00

İçinde bulunduğumuz çağın hızlı gelişim ve değişimine ayak uydurabilecek nitelikli insan gücü yetiştirmek zorunlu hale gelmiştir. İyi bir eğitimin nitelikli öğretmenlerle sağlanacağı yadsınamaz bir gerçektir. Eğitim, insanın kalıtsal güçlerinin geliştirilip istenen özelliklerle yoğunlaşmış bir kişiliğe kavuşması için kullanılacak en önemli bir araçtır. İnsanlara bilgi ve beceri kazandırmanın ötesinde eğitim; toplumun yaşamasını ve kalkınmasını devam ettirebilecek ölçüde ve nitelikte değer üretmek, mevcut değerlerin dağılmasını önlemek, yeni ve eski değerleri bağdaştırmak sorumluluğu taşır; bu değerler, öğrencilerin davranışlarını ve dilek düzeylerini yine eğitim yolu ile etkilerler Öğretmenler, bilgi taşıyıcı ve aktarıcı değil, bilgi kaynaklarına giden yolları gösterici, kolaylaştırıcı birer eğitim lideri olmalıdır Öğrencilere sorulan bir çok soruların %90 nı cevabı ezberlenen bilgilerdir. Öğrenciler yeterince düşünme davranışları gelişmediği için öğrenciler ezbere yöneltilmiştir. Anlatılan konu ne kadar ilgi çekici olursa olsun, öğrenciler ne kadar dikkatli dinlerlerse dinlesinler ve öğretmen bilgiyi ne kadar sıralı ve yavaş anlatırsa anlatsın Dinleyerek öğrenme sınırlı kalmaktadır. Öğrencilerin Sadece duydukları zaman unutulduğu, Duydukları ve gördükleri zaman biraz hatırlandığı, Duydukları, gördükleri ve onunla ilgili soru sordukları veya birisi ile tartıştıkları zaman, anlamaya başladıkları, Duydukları, gördükleri , tartıştıkları ve yaptıkları zaman bilgi ve beceri kazandıkları, Hatta başkasına anlattıkları zaman bilgilerin kalıcılığı sağlanmış olduğu görülmüştür. Öğretim ortamlarının zenginleştirilmesinde kullanılan görsel işitsel araçların öğrenme üzerindeki etkilerinin araştırılması, uzun yıllardan bu yana araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Örneğin 1937’lerde Hoban et al, tarafından görsel-işitsel araçların etkinliği üzerine bir sınıflandırma yapılmıştır. Buna göre, eğitim ortamında kullanılan materyaller, sundukları eğitim ortamının s... Devamı

ÖRGÜT KÜLTÜRÜ VE SÜRECİ

2007-03-14 20:40:00

Örgüt Kültürü ve Süreci Çağımızda insanlar yaşantılarının önemli bir bölümünü çeşitli örgütlerde, geçirmektedirler. Örgütlerin, kişilerin yalnız çalışma saatleri ile sınırlı yaşantılarını değil, tüm yaşamlarını etkilediği söylenebilir.(Ertekin, 1978). İnsanın her etkinliği bir örgüt içindedir veya örgütle ilişkilidir. Örgütlerin sayısı günden güne artarken bireysel yaşantıyı etkilemesi de artmaktadır (Toffler, 1971, s.125).Örgütlerde her yerde bulunmaları onların dikkat çeken tek yada başlıca özellikleri değildir. İnsanların birçoğu için biçimsel örgütler çevrenin önemli bir kısmını oluşturur. Yetişkin nüfusun çoğunluğunun, zamanının üçte birinden fazlası çalıştığı örgütlerde geçmektedir. Çocuklar da hemen hemen aynı ölçüde yaşamlarını okul örgütünde geçirir. Bunun dışında, çeşitli örgütler hem çocukların hem de yetişkinlerin boş zamanlarının büyük bir kısmını doldurur (Marc ve Simon, 1975, s.2).Toplumsal ve bireysel ihtiyaçlar yeni örgütlerin oluşmasına yol açmaktadır. Toplumların gelişme düzeyi, örgütlenmenin boyutları ile yakından ilişkilidir. Modern toplumlar rasyonelliğe, verime ve etkinliğe önem vermektedir. Bıu nedenle söz konusu toplumlar örgüte ve örgütlenmeye dayanmaktadır (Etzioni, 1969). İnsan ilişkilerinin düzenlenmesinde örgütler kuvvetli birer toplumsal araçtırlar. Bireylerin çok yönlü ve çok nedenli davranışları örgütlerde ortaya çıktığı gibi bu davranışlar diğer bireylerin davranışıyla ilişkilidir. Her birinin davranışı çevrede bazı değişiklikler yaparak ötekini... Devamı

YÖNETİMDE İLETİŞİM

2007-03-14 20:38:00

Yönetimde İletişim Atilla Filiz Mak.Muh.(MBA)ATİ Mühendislik Eğitim Yön. Danışmanlıkatidanisman@ttnet.net.tr   İletişim, bir bireyden diğerine  bilgi ve anlayışın aktarılması, anlamın paylaşılmasıdır.  İletişim, insanların birbiriyle ilişki kurma aracıdır. İletişimin bir gönderici birde alıcı öğeleri var. Göndericinin mesajı alındığında iletişim tamamlanmış olur. Ancak; alıcıdan göndericiye geri besleme  yapıldığında bu iki yönlü iletişimi oluşturur. İletişim tüm insan ve grup ilişkilerinde önemli. Onların  kişiliklerini, değer yargılarını, düşüncelerini anlamayı sağlıyor. İletişim, duygu, düşünce, bilgi aktarmaktır. Fark  etmeyle başlar  ve geri dönüşü yoktur. Algılamaya dayalı bir süreç; anlaşılmak ister. Dolaylı yollarla yapılan bilgi alışverişi iletişim olmuyor.  Tek yanlı bilgi iletimide iletişim değil.  İletişim kişiye değil kişiyle yapılır. Kişilerin anlatma eylemlerinin amacı da  anlaşılmak olduğuna göre iletişimin önemi çok açık. “anlaşılmak” Başlatan kişi açısından iletişim de ;  Anlamın kodlanması, verilecek mesaj, İletişimin biçimi ve gönderme becerileri önem taşır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre İletişimi gönderme becerilerinde oransal büyüklükler şöyle: Kelimeler   % 10 Ses tonu     % 30 Beden dili  % 60  yani beden dili en etkili iletişim aracı  İletişimde bulunulan kişi açısından iletişim ise;  dinleme, anlama  ve geri bildirimdir.. İletişimin ikinci tarafında yer alan  dinleme : Önemsememe, seçici dinleme, dikkatle dinleme, empatik dinleme şeklinde  olabiliyor. İletişimi zorlaştıranlar : İletişimde bazı genellemeler iletişimi güçleştiriyor. Örneğin: Mühendislik eğitimi alanlar maliyet düşünmezler, ya da Teknik bir işletmede insan ilişkileri zayıftır.gibi genelllemeler iletişimi güçleştiriyor. Ön yargı da iletişimi güçleştiriyor. (Kötü insan ne s... Devamı

EĞİTİMDE İLETİŞİM

2007-03-14 20:31:00

EĞİTİMDE İLETİŞİM İletişim          Duyguların,düşüncelerin, tutumların, tavırların, haber ve mesajların bir kişi, bir grup ya da bir kurum tarafından bir kişi, bir grup ya da bir kuruma karşılıklı olarak iletilmesidir.     Bir başka iletişim tanımı da şu şekildedir : Bireyleri etkilemek yada saptanmış bir amacı gerçekleştirmek için bilgi sağlamak ve bu bilgilerin, duyguların; ihtiyaçların, niyetlerin, düşüncelerin... vb. yazı, işaret, konuşma,hatta mimik ve hareket aracılığı ile sesli yada sessiz olarak aktarıldığı bir süreçtir.     KAYNAK : Başkası ile paylaşılacak bir fikre sahip olan kimse     MESAJ : Bir iletişim sürecinde iletişime esas olan haber ya da bilgi     KANAL : Mesajın alıcıya iletilmesini sağlayan araç ve yöntem.    ALICI : Kaynaktan gelen mesajın iletici araç ve yöntemleri takip ederek ulaştığı kişidir.     DÖNÜT : Kaynaktan gelen mesaja alıcının gösterdiği tepkinin tekrar kaynağa ulaşması sürecidir. Eğer dönüt sağlanamıyorsa iletişim tek yönlüdür.     İletişim bağlantısını oluşturabilmek kazanılmış bir davranış ve beceri ürünüdür. Aynı şekilde, bir araya gelip de, zaman içinde tozu dumana katarak birbirleriyle öfkeli bir mücadeleye girebilmek de kazanılmış bir davranış ve becerinin ürünüdür.     Bu anlamda kişiler ya iletişimi yada iletişimsizliği becerirler. Bu beceriyi anlayıp, nasıl oluştuğunu görebilirsek, iletişim olarak tanımladığımız o son derece temel süreci kavramış oluruz. Öncelikle, "İletişimin Düşünsel Altyapısını" inceleyelim İletişimin Düşünsel Altyapısı Sağlıklı bir iletişimin oluşabilmesi, iletişime ilişkin "gerçekçi" düşünce alışkanlıkları geliştirmeye bağlıdır.     Öncelikle burada sözü edilen"Gerçekçilik" kavramından neyin  kasdedildiği üzerinde durmakta yarar vardır.Çevre ile ilişkilerimizde, en somut anlamda bağla... Devamı