EĞİTİM FELSEFESİ

2011-10-07 14:30:00

EĞİTİM FELSEFESİ Mehmet TUNÇER SOSYOLOG-MEB DENETÇİSİ (metu72@gmail.com)   Felsefe Nedir? Felsefe: Yunancada “sevgi” anlamına gelen Phillave "bilgi, bilgelik, hikmet" anlamına gelen sophia sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entellektüel faaliyet ve disiplindir. Buna göre, felsefe  "bilgelik sevgisi" ya da "hikmet arayışı"anlamına gelmektedir. Felsefe Bilgisinin Özellikleri Felsefi bilgi, önceden elde edilmiş bilgilerin birbirine eklenmesiyle büyüdüğü için birikimsel (yığılan/kümülatif) bir bilgidir. Felsefi bilgi, filozofların mantığa dayalı ve tutarlı düşüncelerinin bir ürünü olarak sistemli ve düzenlidir. Felsefi bilgi, genişleme ve zenginleşme özelliğine sahiptir, ancak ilerleme özelliğine sahip değildir. Felsefi bilgi, filozoflardan ve kültürlerden bağımsız değildir, bu sebeple de subjektif (öznel) bir bilgidir. Felsefi bilgi subjektif olduğu için de doğruluğu ya da yanlışlığı gözlenebilir olgulara bağlı olarak test edilemez. Felsefi bilgi, varlık ve bilgiyi bir bütün olarak ele aldığı için bütünleştiricidir. Felsefi bilgi, var olan bilgiler üzerine tekrar dönüp eleştirel bir tarzda ele aldığı için refleksif bir bilgidir. Felsefi bilgi, varlığı, hayatı, insanı bir bütün olarak açıklama amacını taşıdığından dolayı evrenseldir. FELSEFENİN ALANLARI ONTOLOJİ (Varlık Sorunu):Var olanla, var olacak olanları inceleyen felsefenin disiplin alanlarından biridir. Varlığın özü nedir? Evrenin ana yapısı nedir? Tanrı nedir? Ruh nedir? Ölüm nedir? Türünden sorulara cevap arar.. Sorularının en önemlisi Arkhe nedir? sorusudur. Yani tüm var olanların başlangıcı, ilk töz&uu... Devamı

EĞİTİM FELSEFESİ

2011-10-03 22:51:00

ULUSLARARASI I. EĞİTİM FELSEFESİ KONGRESİ BİLDİRİLERİ (KİTAP İNDİR)   http://www.egitimbirsen.org.tr/dokuman/bildiriler.pdf  Devamı

439 MEB EK DERS ÜCRETLERİ HAKKINDA KANUN

2011-09-25 19:33:00

    MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI YÜKSEK VE ORTA DERECELİ OKULLAR ÖĞRETMENLERİ İLE İLKOKUL ÖĞRETMENLERİNİN HAFTALIK DERS SAATLERİ İLE EK DERS ÜCRETLERİ HAKKINDA KANUN Kanun Numarası              : 439 Yayımlandığı R.Gazete     : Tarih : 12/3/1964   Sayı : 11654 A) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı yüksekokullar öğretmenleri maaşları karşılığı olarak haftada oniki saat ders okutmakla yükümlüdürler. Bu öğretmenlere, okullarında veya dengi okullarda ihtisasları içinde haftada altı saate kadar ücretle mecburi ek ders verilebilir. Bu mecburiyet dışında muvafakat ettikleri takdirde kendilerine okullarında, dengi veya orta dereceli resmi ve özel okullarda altı saate kadar daha ücretle ek ders verilebilir. B) Yüksek dereceli meslek ve teknik okulları atelye öğretmenleri maaşları karşılığı olarak haftada onaltı saat atelye meslek dersi okutmakla yükümlüdürler. Bunlara, haftada onaltı saate kadar ücretle mecburi ek atelye, meslek dersi ve egzersiz verilebilir. C) Yüksek dereceli okullar asistanları ilgili ders öğretmeninin muvafakati ve bölüm öğretmenlerinin kararı ile haftada altı saate kadar ders okutabilirler. Bunlara, hiçbir okulda ücretli ek ders verilemez. Ancak yönetmeliklerinde saptanmış bulunan ödevlerine karşılık kendilerine aylıklarından başka her ay ikiyüz lira verilir. Bilimsel özerkliği olan ve özel kanunla kurulan yüksek öğretim kurumları öğretim üyeleri ve yardımcıları hakkındaki hükümler saklıdır. (Madde 1)   Lise derecesinde bir öğrenim üzerine en az bir yıllık, beş yıllık meslek okulu öğrenimi üzer... Devamı

İL İDARESİ KANUNU

2011-09-24 14:36:00

  İL İDARESİ KANUNU Kanun Numarası             : 5442                                                             Yayımlandığı R. Gazete  :18/6/1949-7236   Mülki İdare Bölümlerinin Kuruluşları: Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından coğrafya durumuna, iktisadi şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre illere; iller ilçelere ve ilçeler de bucaklara bölünmüştür.(Madde 1) İl, ilçe ve bucak kurulması, kaldırılması, adlarının, bağlılıklarının, merkez ve sınırlarının belirtilmesi ve değiştirilmesi aşağıda gösterilen şekilde yapılır: *İl ve ilçe kurulması, kaldırılması, merkezlerinin belirtilmesi, adlarının değiştirilmesi, bir ilçenin başka bir il'e bağlanması kanun ile; *Bucak kurulması, kaldırılması, merkezinin belirtilmesi, il ilçe ve bucak sınırlarının ve bucak adlarının değiştirilmesi bir köyün veya kasabanın veya bucağın başka bir il ve ilçeye bağlanması, mühim mevki ve tabii arazi adlarının değiştirilmesi İçişleri Bakanlığının kararı ve Cumhurbaşkanının tasdiki ile; *Yeniden köy kurulması veya yerinin değiştirilmesi Bayındırlık ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlıklarının mütalaası alınmak suretiyle; *Köy ve kasabaların aynı ilçe içinde bir bucaktan başka bir bucağa bağlanması, köy adlarının değiştirilmesi, köylerin birleştirilmesi ve ayrılması, bir köy, mahalle veya semtin o köyden ayrılıp başka bir köy ile birleştirilmesi İ&... Devamı

MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANU

2011-09-23 19:48:00

  MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası                 : 4483 Yayımlandığı R.G:4/12/1999-23896     Amaç Bu Kanunun amacı, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemektir.(Madde 1)   Kapsam Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır. Görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümler saklıdır. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali genel hükümlere tabidir. Disiplin hükümleri saklıdır. 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz.(Madde 2)   İzin vermeye yetkili merciler Soruşturma izni yetkisi a) İlçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında kaymakam, b) İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında vali, c) Bölge düzeyinde teşkilatlanan kurum ve kuruluşlarda görev yapan memurlar ve... Devamı

4357 İLKOKUL ÖĞRETMENLERİNİN TECZİYESİ

2011-09-23 19:39:00

  İLKOKULÖĞRETMENLERİNİN KADROLARINA, TERFİ, TALTİF VE CEZALANDIRILMALARINA VE BU ÖĞRETMENLER İÇİN TEŞKİL EDİLECEK SAĞLIK VE İÇTİMAİ YARDIM SANDIĞI İLE YAPI SANDIĞINA VE ÖĞRETMENLERİN ALACAKLARINA DAİR KANUN Kanun Numarası : 4357  Kabul Tarihi : 13/1/1943 Yayımlandığı R. G.:19/1/1943- 5308   İlkokul öğretmenleri işledikleri disiplin suçlarının mahiyetine ve derecesine göre aşağıdaki inzibat cezalarına çarpılırlar:   a)Vazifelerini yapmakta ihmali görülenler işlerinde kusurlu sayılırlar. Bu cezaya itiraz olunamaz. Kusurlarının düzeltilmesi aşağıdaki makamlardan biri tarafından yazı ile bildirilir: 1 - Başöğretmen; 2 - Maarif memuru; 3 - İlköğretim müfettişi; 4 - Maarif müdürü.   b)Vazifelerini yapmadıkları ve yapanlara güçlük çıkardıkları, onların çalışma isteklerini sözleri ve hareketleriyle kırdıkları, okulu veya talebeyi herhangi bir şekilde zarara uğrattıkları sabit olanlara fiillerinin mahiyet ve derecesine göre birinci defasında bir günlükten üç günlüğe ve ikinci defasında üç günlükten on beş günlüğe kadar ücret veya maaş kesilmek cezası verilir.Üç günlüğe kadar olan cezaya itiraz olunamaz.Bu ceza hem maaş hem de ücret alanların yalnız maaşlarından kesilir.   c) Kıdem indirmek: Öğretmenlik şerefini ihlâl edici hallerde bulundukları, meslektaşlarının veya talebenin haklarını kasten zarara uğrattıkları sabit olanlara suçlarının derecesine göre bir yıldan dört yıla kadar kıdem indirme cezası verilir.   d) Vazifelerine son verilmek: Talebesine, okul ve meslek mensuplarına iftira eden veya ettirenlerle bir kıdem müddeti içinde iki defadan fazla on beş günlük ü... Devamı

İLK VE ORTA TEDRİSAT MUALLİMLERİNİN TERFİ VE TECZİYELERİ HAKKIND

2011-09-23 19:36:00

  İLK VE ORTA TEDRİSAT MUALLİMLERİNİN TERFİ VE TECZİYELERİ HAKKINDA KANUN Kanun Numarası: 1702         Kabul Tarihi: 10/6/1930 Madde 1, 2, 9, 10 - Hükümsüz kalmıştır. Madde 3, 6, 8,11, 13- Yürürlükten kaldırılmıştır. Orta tedrisat muallimleri; İlk vazifeye stajyer olarak başlanır. Staj senesi sonunda ehliyet ve tedris kabiliyeti, talim sicilli ve teftiş raporu ile sabit olan stajyerler muallim unvanını alırlar.Meslekte kıdem, muallim unvanı alındığı tarihten hesap edilir. Muallim unvanı alınmadıkça terfi edilemez ve iki sene zarfında muallim unvanını alamayan stajyerlerin vazifesine nihayet verilir. (Madde 4) Türkiye'de yüksek tahsilini bitirdikten sonra ecnebi memleketlerde tahsillerini ikmal edenler ibraz ettikleri tahsil vesikaları Maarif Vekaletince tasdik olunduğu takdirde, ilk defa mesleğe giriyorlarsa, Teadül Kanununun yedinci maddesi mucibince 10 uncu dereceye girerler. Muallimlikte herhangi bir kıdem derecesine geçtikten sonra ecnebi memleketlerde ikmali tahsil etmişler ise, devam ettikleri müesseselerin normal tahsil müddetleri kıdemlerinde hesap edilir. (Madde 5) İlk ve orta tedrisat muallimleri hakkında müşterek hükümler: Bir muallimin bir kıdem derecesinin tam sayılması o muallimin devre içinde inkıtasız (aralıksız) olarak maarif hizmetlerinde bulunmasına bağlıdır. Bir muallimin kendi isteğiyle maarif hizmetleri haricinde geçirdiği müddet kıdemine zammolunmaz. Bu suretle maarif hizmetinden çıkmış olanlar tekrar muallimliğe döndükleri zaman evvelce ayrıldıkları dereceye alınabilirler. Ancak maarif mesleğinin her hangi bir şubesinde vazife yapan muallimlerle mebus ve asker olan muallimlerin hizmet müddetleri kıdemlerinde hesap olunur. Kezalik Maarif Vekâletinin müsaadesiyle memleket haricinde... Devamı

ENGELLİ VE SPOR

2011-09-19 17:18:00
ENGELLİ VE SPOR |  görsel 1

ENGELLİ VE SPOR   Ansiklopedilere göre spor, “bireysel ve kollektif oyunlar şeklinde yapılan, genellikle yarışmaya yönelik olarak bazı kurallarla uygulanan ve geç dönemde yararlı olması beklenen beden hareketlerinin tümü” şeklinde tanımlanmaktadır. Sportif aktiviteler bir amaç uğruna yapılır ve bu amaç çoğu kez rakipleri geçmek, daha fazla sayı yapmak, belirli bir uzaklığı başka bir yarışmacıdan önce aşmak gibi hedeflere yöneliktir. Bu amaçlar doğrultusunda insanlar, tarihin çok eski dönemlerinden itibaren birbirleriyle yarışmışlar ve çok değişik sportif etkinliklerde bulunmuşlardır. Bilinen en eski sportif etkinlikler Türk, Yunan, Çin ve Hind uygarlıklarında başlatılmışlardır. Eski Türk boylarında basit sporların başlangıcı, dinsel ve geleneksel kalıplar içersinde. M.Ö. 1000 yıllarına kadar eskilere dayanmaktadır. Bu dönemde en yaygın olan yarışma şekli koşu sporlarıdır. Daha sonraki avcılık ve göçebelik devirlerinde ise atlı sporlar ön plana geçmiştir. Anadolu’nun çeşitli kesimlerinde atlı sporların bazı türleri, otantik kalıplara çok benzer şekilde devam etmektedir. Eski Helen uygarlıklarında da sportif etkinliklerin başlangıcı gerilere gitmekte ve olimpiyatlara benzer ilk organize oyunların yapılışı M.Ö. 2000 yıllarına dayanmaktadır. Ancak, belirli bir sayı vererek çok daha sistematik biçimde olimpik oyunların başlatılması M.Ö. 776 yılına rastlamaktadır. Elimizdeki ilk olimpiyat şampiyonlarının adları bu tarihten itibarendir. Modern olimpiyat oyunlarının tarihi ise oldukça yenidir. 1896 yılında Pierre de Coubertin, asırlarca süren bir aradan sonra olimpiyat fikrini yeniden canlandırmış ve çağdaş olimpiyat oyunlarının bu tarihten itibaren her dört yılda bir yeniden yapılmasını sağlayan kişi olarak... Devamı

UYGUN DAVRANIŞIN ARTIRILMASINDA PEKİŞTİRME

2011-09-19 16:51:00

UYGUN DAVRANIŞIN ARTIRILMASINDA PEKİŞTİRME Mehmet TUNÇER MEB Bakanlık Denetçisi PEKİŞTİRME Davranış sonrası durumlar olumsuz ise, o davranışın ilerde tekrarlanma olasılığı azdır. Bir davranışın sonuçları, birey için olumlu, yani hoşnutluk duymayı sağlayıcı özellikte ise, o davranışın ilerde tekrarlanma olasılığı artar. İkinci durumdaki sürece pekiştirme denir. Pekiştirme, olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.   PEKİŞTİRME ÇEŞİTLERİ Olumlu ve olumsuz pekiştirmenin davranış üzerindeki etkisi aynıdır. Her ikisi de izlediği davranışı artırmaktadır. İstenilen bu etkinin görülebilmesi için pekiştirmenin davranıştan hemen sonra ve yalnızca hedef davranıştan sonra yapılıyor olması gerektiğini akıldan çıkarmamak gerekir. Olumsuz Pekiştirme Olumsuz pekiştirme, davranış sonrasında bireyi rahatsız eden bir durumun ortadan kaldırılmasının veya ortaya çıkmasının engellenmesinin, o davranışın ilerde yapılma olasılığını artırmasıdır. Olumsuz pekiştirmede ortamdan çekilen uyaranlara itici uyaran denilmektedir. Yapılan davranış itici uyaranın hiç ortaya çıkmamasını sağlarsa, bu davranışa kaçınma davranışı denir. Olumsuz pekiştirme kullanımına eğitim ortamında pek sık yer verilmemektedir. Çünkü bireylerin uygun davranışlarını artırmak için kolayca kaçma veya kaçınma davranışı gösterecekleri hoşa gitmeyen durum ya da ortamları oluşturmak her zaman kolay olmayabilir. Ayrıca, olumsuz pekiştirme girişimleri öğretmene karşı olumsuz tutum takınmaya, okula gitmekte isteksizliğe ve çocuğun kendisine ilişkin olumsuz duygu ve düşünceler geliştirmesine neden olabilir. Özellikle okulöncesi dönemde çocukların rahatsız edici durumların üstesinden gelmelerini sağlayacak olumlu davranış dağarcığı çok gelişmiş düzeyde değildir.... Devamı

ÖZEL EĞİTİM VE DRAMA

2011-09-19 16:27:00
ÖZEL EĞİTİM VE DRAMA |  görsel 1

ÖZEL EĞİTİMDE DRAMA Mehmet TUNÇER MEB Denetçisi-Sosyolog-Eğitimci Ankara-2011   DRAMA Drama ile öğrenme yöntemi önceden hazırlanmış olup olmamasına göre iki çeşittir. Hareket, konuşma ve taklit gibi öğelerden yararlanarak doğa ve toplum olaylarının hayali bir ortamda canlandırılmasına drama ile öğrenme yöntemi denir. Bu yöntem çoğunlukla öğrenilenin pekişmesi aşamasında kullanılır. Bu yöntemde çocuklara gördüklerini ya da hayal ettiklerini hareket, konuşma ve taklit yoluyla anlatma olanağı sağlar. Onlar, başkalarını durum ve davranışlarını canlandırırken kendi duygu ve düşüncelerini de belirtme fırsatları verir. Drama ile öğrenim yönteminde öğrenciler hem kendisini hem de arkadaşlarını daha iyi tanımaya başlar ve okula, arkadaşlarına, öğretmenine olan bağı kuvvetlenir. Drama ile öğrenme yöntemi önceden bir hazırlık yapmadan o an doğaçlamalarla bir öğrenme gerçekleşiyorsa bu drama “yaratıcı drama” denir. Bu yöntem öğrencilerin düşünmesini olaylara bakış açısını ve hayal gücünü geliştirir. Eğitici drama da sahne, kostüm, seyirci ve ezber çalışması yoktur. Çünkü amaç başkalarını eğlendirmek ya da etkilemek, sahnede kendini kanıtlamak değildir. Yani önemli olan ( çocuklar için ) mükemmel olmak değil sürece katılmaktır.(http://tebesirtozu.blogcu.com) Drama ;  - Rol yapmayı, - Duyguların ifade edilmesini, - Hayal gücünün geliştirilmesini, - Bilinçaltının ortaya çıkmasını, - İletişim kurmayı, - Birbirini tanımayı, - Kuralları tanımayı, - Birbirini anlamayı, - Problem çözme yeteneğini geliştirmeyi, - Neden-sonuç ilişkisini kurmayı öğretir. Öğr... Devamı

KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ VE MEKAN ÖZELLİKLERİ

2011-09-19 15:10:00

KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ KAPSAMINDA FARKLI ENGEL GRUPLARI İÇİN EĞİTİM YAPILARI TASARIM KRİTERLERİ Mehmet TUNÇER MEB BAKANLIK DENETÇİSİ-Eğitimci-Sosyolog Kaynaştırma eğitimi kapsamında,  eğitim görecek engelli grupları için eğitim yapılarında düzenleme yapılabilmesi için öncelikle erişilebilir okul tasarımı içingerekli genel tasarım özellikleri ve engelli bireylere yönelik eğitim yapılarının mimari özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Fiziksel çevrenin planlanması,  kaynaştırma eğitimiyle daha da önemli hale gelmiştir. Bugün uygun fiziksel çevrenin tasarlanmasıyla, özel ve genel eğitimde daha fazla bütünleşmeye gidilmektedir. Bugün hala önemli sayıda özel gereksinimli öğrencinin eğitimi kaynak odada (gözlem odası)  ya da kendi kendine yeten yerleşmelerde (özel sınıf) karşılanmaktadır. Bu öğrencileri daha fazla kaynaştırma yerleşmesine alınırken iki önemli nokta göz önünde bulundurulmalıdır (Polloway ve diğer., 2003, s.19-20). Özel gereksinimli çoğu öğrencinin genel eğitim yerleşmesinde başarılı olması için yardım sağlanmasına gereksinimi vardır. Aynı tipteki eğitim yerleşmesinden bütün öğrenciler fayda sağlamamaktadır. Bu sebeple özel gereksinimli öğrencilerin normal okul yerleşmesine ait olmasını sağlamak için eğitimcilerin özel gereksinimli öğrencilerin ihtiyaçlarını dikkate alıp karşılamaları gerekmektedir. Engelli çocuklar mekân özelliklerini kullanarak, zihinsel gelişimlerinde önemli olan erken duyu-hareket eğitimini kullanılabilir (Sayman, 1996).  Kaynaştırma eğitiminde eğitim hizmetleri tam olarak sağlansa bile eğer engelli öğrenci binayı kullanamıyorsa,  okulda ve sınıflarda tek başına hareket edemiyorsa eğitimden istenilen ... Devamı

(BEP) BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI

2011-09-19 12:38:00

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI NEDİR?   MEB BAKANLIK DENETÇİSİ Mehmet TUNÇER TARAFINDAN HAZIRLANAN ÇALIŞMAYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ. Devamı

KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ

2011-09-19 12:09:00
KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ |  görsel 1

KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ   MEB BAKANLIK DENETÇİSİ Mehmet TUNÇER TARAFINDAN HAZIRLANAN "Kaynaştırma Eğitimi" KONULU ÇALIŞMAYI İMDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.     Devamı

ENGELSİZ ENGELLİ MİMARİSİ

2011-09-18 23:53:00

ENGELSİZ BİR ENGELLİ  MİMARİSİ HAKKINDA  MEB DENETÇİSİ MEHMET TUNÇER TARAFINDAN HAZIRLANAN "ENGELLİ MİMARİSİ" KONULU ÇALIŞMAYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.   RESİM KAYNAK SİTE: http://www.mimdap.org/?p=29521    Devamı

ENGELLİ MİMARİSİ

2011-09-18 23:44:00
ENGELLİ MİMARİSİ |  görsel 1

MEB DENETÇİSİ MEHMET TUNÇER TARAFINDAN HAZIRLANAN "ENGELLİ MİMARİSİ" KONULU ÇALIŞMAYI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.       Devamı