13 04 2007

ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ DERS NOTLARI-3 (Devamı)

BİLGİYİ İŞLEME KURAMI
● Bazı davranışlar, davranışçı öğrenme ilkeleriyle açıklanmamış ve psikologlar insan öğrenmesini yeniden tanımlamaya yönelmişlerdir. Böylece bilişsel öğrenme kuramları ağırlık kazanmaya başlamıştır.
● Bilişsel öğrenme kuramları, insanın dünyayı anlamada kullandığı zihinsel süreçleri inceleyen kuramlardır.
● Bilişsel açıdan öğrenme, bireyin zihinsel yapılarındaki değişme olarak tanımlanmaktadır. Bu zihinsel yapıdaki değişme, bireyin davranışlarında değişmeyi ya da yeni davranışlar kazanmayı sağlar.
● Biliş, tüm zihinsel süreçleri tanımlamak için kullanılır. İnsan zihninin dünyayı ve çevresindeki olayları anlamaya yönelik yaptığı işlemler diye de tanımlanabilir.
Bilgiyi işleme kuramı temel olarak şu dört soruyu cevaplamaya çalışmaktadır.
1. Yeni bilgi dışarıdan nasıl alınmaktadır.
2. Alınan yeni bilgiler nasıl işlenmektedir.
3. Bilgi uzun süreli olarak nasıl depolanmaktadır.
4. Depolanan bilgi nasıl geriye getirilip hatırlanmaktadır.
● Bilgiyi işleme kuramına göre öğrenme olayı, bilgisayarların çalışmasına benzetilmekte, girdilerin işlenip çıktılara dönüştürülmesi olarak görülmektedir. Ancak insan zihninin yeteneklerine sahip bir bilgisayar üretilememiştir.
● Bilgiyi işleme kuramına göre, dışarıdan duyu organlarına gelen bilgiyi alma işleminden başlayarak, davranış değişmesi olarak ortaya çıkıncaya kadar bilginin dönüştürülme biçimlerine öğrenme süreçleri adı verilmektedir.
● Geliştirilmiş olan bilgiyi işleme modeli iki temel öğeye sahiptir. Bu temel öğelerden biri, üç tür bellekten oluşan bilgi depolarıdır. Diğer öğe ise, bilginin bir depodan diğerine aktarılmasını sağlayan içsel ve bilişsel etkinlikleri kapsayan bilşsel süreçlerdir.
Öğrenmeyi sağlayan süreçler
1. Çevredeki uyarıcıların alıcılar (duyu organları) yoluyla alınması.
2. Duyusal kayıt yoluyla bilginin kaydedilmesi. (Duyusal kayıt)
3. Dikkat ve seçici algı süreçleri harekete geçirilerek, duyusal kayda gelen bilginin seçilerek kısa süreli belleğe geçirilmesi.
4. Kısa süreli bellekte kısa bir süre zihinsel tekrarın yapılması.
5. Uzun süreli belleğe aktarılabilmesi için kodlamanın yapılması.
6. Kodlanan bilginin uzun süreli bellekte depolanması.
7. Depolanan bilginin uzun süreli bellekten işleyen belleğe geri getirilmesi.
8. Kısa süreli bellekten tepki (Hareket) üreticiye gönderilmesi.
9. Tepki üreticinin bilgiyi vericilere (Kaslar) göndermesi.
10. Performansın gösterilmesi.
BELLEK TÜRLERİ
Üç tür bellek vardır.
1. Duyusal kayıt
2. Kısa süreli bellek
3. Uzun süreli bellek
Duyusal Kayıt

Günlük yaşantımızda çevremizden gelen sürekli bir uyarıcı bombardımanına tutulmaktayız. ÖR: Egzoz kokusu, gülme sesi, arkadaşının görüntüsü, öğretmenin sesi vs.
Bilgiyi işleme çevreden gelen bu uyarıcıların alınmasıyla başlar.
Çevreden gelen uyarıcılar öğrenenin alıcılarını yani duyu organlarını etkiler ve duyusal kayıt yoluyla sinir sistemine girer. Duyu organlarına gelen uyarıcıların ilk algılanmalarından duyusal kayıt sorumludur. ÖR: Parmağı gözünün önüne getirip bir anda çektiğinde gölgesi gözünün önünde kalır. Yine anlamsızca sıralanan sözcüklerinin bir kısmı kalır.
Duyusal kayıttaki bilgi uyarıcının tam bir kopyasıdır. Bilgi burada çok kısa bir süre kalır. Görsel bilginin duyusal kayıtta bir saniye civarında, işitsel bilginin ise dört saniye civarında kaldığı düşünülür. Bilginin kalış süresi kısıtlı olmasına rağmen duyusal kaydın kapasitesi sınırsızdır.
Kendinden sonraki bilişsel süreçler için önemlidir. ÖR: Duyusal kayıt olmasaydı bir cümle okurken, cümlenin sonuna geldiğimizde başını unutmuş olacak ve hiçbir anlam çıkaramayacaktık.
Duyusal kayda gelen bilgi anında işlenmezse, çok hızlı bir şekilde kaybolur. Dikkat edilen uyarıcılar kısa süreli belleğe aktarılır. Diğerleri yok olur.
Kısa Süreli Bellek / İşleyen Bellek
Dikkat edilen ve algılanan bilgi duyusal kayıttan kısa süreli belleğe geçirilir. Kısa süreli belleğin, birbiriyle ilişkili iki temel fonksiyonu vardır. Bundan dolayı hem kısa süreli bellek hem de işleyen bellek olarak adlandırılmaktadır.
Birinci işlevi, sınırlı miktardaki bilgiyi sınırlı bir zaman süreci içinde geçici olarak depolamasıdır. Yetişkin bir bireyin kısa süreli belleği 7±2 birimlik bilgi kapasitesine sahiptir. Bu bilgi zihinsel tekrar yapılmadığında 20 saniye tutulabilir. Kısa süreli bellekteki bilgiler zihinsel tekrar ve gruplama yapılarak uzun süreli belleğe aktarılır.
İkinci işlevi ise; zihinsel işlemleri yapmaktır. Bu nedenle işleyen bellekte denir.
Duyusal kayıtta, açılar, köşeler, yatay ve dikey çizgiler halinde olan bilgi kısa süreli bellekte, üçgen, kare gibi anlamlandırılmış bir biçimdedir. Yani kavramsal forma dönüşür. ÖR: Duyusal kayıtta “V” biçiminde olan bilgi kısa süreli bellekte içinde bulunduğu yere göre Romen rakamı ile 5 veya V harfi olarak algılanır.
Kısa süreli bellekte depolanan bilgi, sunulan şeyin aynısı değildir. Gösterilen materyal sadeleştirilir, düzenlenir ve üzerine yeni şeyler eklenerek zenginleştirilir.
Kısa süreli belleğe gelen bilgiler anlamlandırılarak doğrudan tepki üreticilere gönderilebileceği gibi, kodlanıp uzun süreli belleğe de gönderilebilir. (Rehbere bakıp tuşlara basmak)
Bilginin uzun süreli belleğe gönderilmesi ve eski bilgilerin geri getirilmesi işleyen bellek tarafından yapılmaktadır.
Uzun Süreli Bellek
İyi öğrenilmiş bilgilerin sürekli olarak depolandığı bellektir. Bilgi kısa süreli bellekte çok kısa bir süre kalmasına karşın, uzun süreli bellek bilginin sürekli depolanma yeridir.
Kısa süreli bellek, zihinsel tekrar yapıldığı sürece bilgiyi tutmaktadır. Uzun süreli belleğe geçirilmeyen bilgiler yok olur.
Uzun süreli belleğin kapasitesi sınırsızdır. Öğrenilenlerin ömür boyu saklanabildiği düşünülmektedir.
Uzun süreli bellek, gerektiğinde kullanılmaya hazır olarak saklanan düzenlenmiş, organize edilmiş bilgilerin depolandığı bir kütüphaneye benzetilebilir.
Bilginin hatırlanması, materyalin uygun bir şekilde kodlanarak, uygun yere yerleştirilmesine bağlıdır.
Üç bölüme ayrılır.
1. Anısal bellek (Episodik hafıza)
Kişisel yaşantılarımızın depolandığı bölümdür. Yaşamımız boyunca başımızdan geçen olaylar, şakalar, dedikodular, kısaca kişisel yaşantılar burada depolanır.
Anısal bellekteki bilgi, imajlar halinde depolanır. Gözümüzü kapatıp dün akşam ne yaptığımızı düşündüğümüzde, nerede, ne zaman, ne yaptığımız bir film şeridi gibi zihnimizde resimler halinde canlanır. Örneğin; geçen yıl bayramda ne giymişti? veya yılbaşında neredeydin? dediğinde o zamanki olayları gözümüzün önünde canlandırırız. Bu sırada olayları imajlar halinde anlamlı bir şekilde canlandırabilmek için anlamsal bellekteki geçen yılbaşı, doğum günü, giysi gibi kavramlara ilişkin bilgiyi de kullanmak gerekir. Yani anısal bellekle anlamsal bellek birbirinden kesin çizgilerle ayrılmaz.
Anısal bellekte olağan ve sürekli tekrarlanan olayların hatırlanması güçtür. Çünkü yeni olaylar öncekini bozabilir. Bu nedenle zaman bakımından yakın olaylar, öncekilerden daha kolay hatırlanır. Ancak önemli, özel ve olağan dışı olaylar çaba gerektirmeden hatırlanır. Örneğin; geçen hafta Salı günü akşam ne yediğimizi hatırlamayabiliriz. Çünkü her gün tekrar edilen önemsiz bir olaydır. Geçen doğum gününü kimle kutladın denilirse bu sorunun cevabı çok rahat hatırlanır.
2. Anlamsal bellek (Semantik hafıza)
Uzun süreli belleğin bu bölümünde, bilginin temel öğeleri, kavramlar, genellemeler ve kurallar bulunur. Tıpkı bir sözlük gibi bildiğimiz imajların ve sözcüklerin anlamlarını kapsar. Okulda öğrendiklerimizin çoğu anlamsal bellekte saklanır.
Anlamsal bellek bilgiyi hem görsel hem de sözel olarak kodlanmış ve birbirine bağlanmış olan ağlarda depolar. Bilgi hem görsel hem de sözel olarak kodlandığında hatırlama çok daha kolay olmaktadır. Bu nedenle okullarda bilgi öğrenciye hem sözel hem de görsel olarak sembollerle sunulduğu takdirde bilginin hatırlanması kolay olmaktadır.
Anlamsal bellek, önerme ağları ve şemalardan oluşmuştur. Anlamsal belleğe gelen bilgi bu yapılar içinde depolanmaktadır.
3. İşlemsel bellek (Prosedural hafıza)
Herhangi bir şeyin nasıl yapılacağı ile ilgili bilgilerin, işlemlerin depolandığı bellektir. İşlemsel belleğin oluşumu çok zaman alıcıdır. Ancak bir kez meydana geldiğinde de güçlü bir kalıcılığa, hatırlanma özelliğine sahiptir. Örneğin; nasıl yüzüleceği, nasıl kayak yapılacağı, nasıl araba kullanılacağı, denklemlerin nasıl eşitleneceği gibi bilgiler işlemsel bellekte depolanır.
Durum-etkinlik kuralları depolarıdır. Yani A durumu meydana gelirse B davranışını göster gibi. Örneğin; debriyaja bas, vitesi 1’e tak, ayağını yavaşça çek, gaza bas gibi.
İşlemsel bellekteki bilgilerin kalıcılığı ve otomatikleşmesi büyük ölçüde yapılacak alıştırmalara ve tekrarlara bağlıdır. Bu şekilde kalıcı olur. Kalıcı olan bilgi uzun süreli bellekten daha kolay geri getirilir.
Bilişsel Süreçler
Bilgiyi işleme modeli iki temel süreçten oluşmuştu. Bu süreçler üç tür bellekten oluşan bilgi depoları, diğeri ise bilginin bir bilgi deposundan alınıp diğerine aktarılmasını sağlayan bilişsel süreçlerdir.

Bilginin Duyusal Kayıttan Kısa süreli belleğe aktarılmasını sağlayan süreçler
Dikkat
Öğrenme, dikkat etme süreciyle başlar. Çevremizde çok uyarıcı olmasına ve duyusal kayıtın kapasitesinin bunların tümünü alabilecek büyüklükte olmasına rağmen sadece dikkat ettiğimiz, bizim için önemli olan bilgiyi öğreniriz. Eğer tüm uyarıcıları algılamış olsaydık, yaşamak mümkün olmazdı. Biz sadece dikkat edilen uyarıcıları işlemeye başlarız.
Duyusal kayıtta bilgi çok kısa süre kalır. Bunun için duyusal kayda gelen bilgiyi işleyebilmek için çok hızlı olmak gerekir. Duyusal kayıtta bilgiyi işleme dikkat ile başlar.
Dikkat çok sınırlı bir kaynaktır. Bu nedenle duyusal kayda gelen tüm farklı uyarıcılara dikkat etmek asla mümkün değildir. Ör: Acemiyken örgü ören, diğer konuşmaları dinleyemez ve sohbet edemez. Araba kullanırken müzik dinleyemez.
Öğrencinin dikkatini çekme yolları
Öğrenmede ilk adım dikkattir. Öğrenci herhangi bir şeyi fark etmeden ya da algılamadan o bilgiyi işlemeye başlayamaz.
Öğrencinin dikkatini bir noktada toplayamamasının iki temel nedeni vardır. Birincisi her insan için geçerlidir. Dikkat gücümüz çok azdır. Çok çabuk yoruluruz. (Özellikle küçük çocuklarda bu yorgunluk daha fazladır). İkincisi ise, ders sırasında öğrenciye sunulan tüm bilgilerin eşit derecede önemli olmamasıdır. Bazıları temel bilgilerdir, bazıları ise önemli değildir.
Bilgiyi işleme bir bakıma dikkatle başlar. Bu nedenle dersin başında öğrencinin dikkatinin gerekli uyarıcılara yönlendirilmesi önemlidir.
Dikkat, bireydeki bilinçli içsel süreçler tarafından kontrol edildiği gibi aynı zamanda çevresel uyarıcılar tarafından da kontrol edilebilir. Dikkati etkileyen içsel özellikler, akademik özgüven, geçmişteki ve o andaki akademik yaşantılar, başarılı olma isteğidir.
Dikkati etkileyen dışsal uyarıcılar dört grupta toplanabilir.
1. Fiziksel uyarıcılar:
Bir ya da birden fazla duyu organını etkileyen alışılmışın dışındaki uyarıcılar, fiziksel uyarıcılardır. Resimler, haritalar, tepegöz, projektör, yazı tahtaları, slaytlar, uyarıcılardaki ani ve hızlı değişmeler, öğretmenin sınıfta dolaşması, konuşma hızındaki, vurgularındaki değişmeler, jestler ve mimikler birer fiziksel uyarıcıdırlar. Örneğin; dede efendinin işlendiği derste eserlerinin bulunduğu kaset vs.
Fiziksel uyarıcıların sürekli ya da uygunsuz kullanılması da dikkati dağıtıcı etki yaratır.
2. Aykırı uyarıcılar: Zıt tepki yaratn, aykırı gelen uyarıcılar öğrencinin dikkatini harekete geçirir. Ör: iki su bardağının birine saf alkol diğerine su koyulup içine buz atıldığında, suyun içindeki buz orada alkoldeki buz ise dipte durur. Böylece öğrencinin dikkati yoğunluk konusuna çekilmiş olur.
Ayrıca birbirine uymayan zıt etki yaratan uyarıcılar öğrencilerin dikkatini kolaylıkla çekebilir. Ör: Kutuplarda sıcak plaj manzarası, ekvatorda kar fırtınası gibi.
Öğretmenin sandalye yerine yere oturması, yanlış grafik çizmesi, problemi yanlış çözmesi öğrencinin dikkatini çekmede kullanılabilir. Basit bir işlem sırasında zor bir soruda dikkat çeker. (Bir bilinmeyenli denklem sorusu çözerken iki bilinmeyenli denklem sorusu sorma)
3. Duygusal uyarıcılar: Bazı uyarıcılar duygusal tepkileri uyarırlar ve etkinlik düzeyini arttırırlar. Sınıfta en etkili duygusal uyarıcılardan biri öğrenciye adıyla hitap etmektir. Adıyla hitap etmek hemen onun dikkatinin çekilmesini sağlar.
Ayrıca öğrenciler sevgi, ölüm, nefret gibi duygu yüklü sözcüklerin bulunduğu materyalleri, nötr sözcüklerin bulunduğu materyallerden daha hızlı öğrenir.
4. Emir verici uyarıcılar: Emirler büyük ölçüde uyarı niteliği kapsayan sözel ifadelerdir. Ör: Öğretmenin “şimdi buraya dikkat edin”, “şimdi herkes tahtanın sağ tarafına baksın”, “şimdi söyleyeceğim çok önemli” gibi öğrencinin dikkatini tek bir noktaya çekmek.
Bazı durumlarda öğretmenler özellikle öğrencilerin başlangıç öğrenmelerinde neye dikkat edeceklerini vurgulamalı, önemli bilgiyi önemsizden ayırt etmeyi öğrenmesini sağlamalıdır. Öğrenciler bu tür yaşantıları kazandıktan sonra dikkatlerini kendileri toplayabilirler.
Öğrencinin Dikkatini Arttırma Yolları
1. Öğrencilere dersin hedefleri açıklanmalı, derste öğrenilecek olan şeylerin kendileri için yararlı olduğu benimsetilmelidir.
2. Öğrencilere sorular sorarak merak uyandırılmalıdır. ÖR: Yerçekimi olmasaydı insanlar nasıl yaşardı? gibi.
3. Beklenmeyen olaylar yaşatarak öğrencilerin dikkat kesilmesini sağlamak.
4. Sınıfın oturuş düzeni değiştirilmeli ve fiziksel uyarıcılar kullanılmalıdır.
5. Değişik araç – gereç ve envanter kullanılmalıdır.
6. Öğrencinin dokunmasını, tatmasını, koklamasını, duymasını, görmesini gerektiren uyarıcılar kullanılmalıdır.
7. Hareket dilmeli, jest ve mimikler kullanılmalı, ses tonu alçaltılıp yükseltilmeli, yumuşak ses tonu kullanılmalıdır.
8. Kalemin başıyla oynama, gözü bir noktaya odaklama, hızla sınıfta dolaşma gibi dikkat dağıtıcı davranışlardan kaçınılmalıdır.
ALGI
Algılama, duyusal bilginin anlamlandırılması, yorumlanması sürecidir.
Duyusal kayda gelen belli uyarıcılara dikkat ettiğimizde algılama süreci başlar. İşleyen belleğe giren bilgi, duyusal kayda gelen çevresel uyarıcılardan, öğrencinin sadece algılayabildiği bilgilerdir. Bu nedenle öğrenmede özel bir öneme sahiptir.
Algılama, büyük ölçüde bireyin beklentilerinden etkilenir. Bireye gelen çevresel uyarıcılar, doğrudan saf bir şekilde algılanmaz. Algılamada bireyin geçmiş yaşantıları, ön bilgileri, güdülenmişlik düzeyi ve daha birçok içsel faktörlerden etkilenir. Bu nedenle işleyen bellekteki bilgi “objektif gerçek” değil “algılanan gerçek”tir. Algılanan bilgi yanlış bilgiyse ve bu uzun süreli belleğe yerleştirildiyse bunu değiştirmek oldukça güçtür. Algılamayı etkileyen faktörler; 1. Geçmişte kazanılan yaşantılar yani ön öğrenmeler
2. Beklentiler
1. Ön öğrenmeler ve algılama: Bize gelen yeni uyarıcılara verdiğimiz anlamlar, büyük ölçüde geçmişte edindiğimiz yaşantılara dayalıdır. Kimya dersindeki bir formülü anlayabilmek için elementlerin simgelerini daha önceden öğrenmiş olmamız gerekir. (9 ve g harfi)
2. Beklentiler ve algılama: Bir olay ya da objeye verdiğimiz anlam, yaşantılarımızla kazandığımız beklentiden etkilenir. Ör: Bir filmi izlemeden önce o film ile ilgili yapılan olumlu eleştiriler, filmi daha olumlu algılamamızı sağlar.
Kısa Süreli Bellekte Bilgiyi Saklama Süreçleri
Sürekli Tekrar: Kısa süreli bellekte bilginin tutulma süresi 20 sn idi. Ancak bu süre, bilgiyi zihinsel ya da sesli olarak sürekli tekrar etme yoluyla uzatılabilir. (Bakkala 2 ekmek – 5 yumurta ve 2 paket yağ almaya giden çocuk bunu tekrar ederek gider.)
Gruplama: Kısa süreli belleğin bir başka sınırlılığı da alacağı bilgi miktarıyla ilgiliydi. (7±2 birim). Bilgiyi gruplayarak birim sayısını azaltmak, kısa süreli belleğin kapasitesini arttırmanın bir yoludur. ÖR: 2-3-7-3-5-5-3 yerine 237 – 35 - 53 veya 237 – 3553 gibi.
Bilginin Uzun Süreli Belleğe Aktarılmasında Kullanılan Süreçler
1. Örtük ya da açık tekrar
Bilginin zihinsel ya da sesli bir biçimde tekrar edilmesi sürecidir.
Bilgiyi uzun süreli belleğe aktarmanın en ilkel yolu tekrar etmedir. Çocukların kullandıkları ilk bellek stratejisi de bilginin tekrar edilmesidir. Diğer bir deyişle ezberlemedir.
Tekrarda zamanlama önemlidir. Öğrenme ve hatırlamada aralıklı yapılan tekrarlar, bir defada çok yoğun olarak yapılan tekrarlardan çok daha etkilidir.
2. Kodlama - Anlamlandırma
Kodlama, işleyen bellekteki bilginin uzun süreli bellekte önceden var olan bilgilerle ilişkilendirilerek, uzun süreli belleğe transfer edilme sürecidir. Yani, öğrenilecek yeni bilgi ile bireyin önceki bilgileri arasında ilişkiler kurulması, yeni bilginin anlamlı hale gelmesini sağlamaktır.
Bazı bilgiler sadece tekrar etme ve ezberleme ile uzun süreli belleğe gönderilir. Ancak bilgiler anlamlı olarak kodlandığı takdirde daha kolay geri getirilmektedir.
Yeni gelen bilgi ile eski bilgi arasında ne kadar çok sayıda ilişki kurulursa, bilgi o kadar anlamlı hale gelmektedir. (Örnek: Ölçme dersinde hangisi güvenirliği etkiler diye sorulduğunda verilenlerin hangi hata türüne girdiğine bakmak)
Kodlama sürecinde dört temel öğe etkilidir.
a) Etkinlik
b) Örgütleme
c) Eklemleme
d) bellek destekleyici ipuçları kullanma
a) Etkinlik: Bilgiyi işleme kuramına göre öğrenen kendine gelen bilgiyi sünger gibi çekmez, uzun süreli belleğinde depolamak üzere kendine özgü bir şekilde, bilgiyi yeniden yapılandırır, organize eder. Bu nedenle bilgiyi işleme kuramının kalbidir. Bilginin alınması ve işlenmesinde bireyin yaptığı etkinlikler önem taşır.
Bu nedenle öğretmenler, öğrenme etkinlikleri sırasında öğrencilere daha aktif rol vermeli ve bilgiyi en iyi şekilde kodlamalarına yardım etmelidir. Öğrencileri aktif kılacak öğrenme etkinliklerine önem vermelidir.
Öğrenme etkinlikleri (Anlamlandırma stratejileri)
● Öğrencinin düşünmesini, analiz etmesini sağlayıcı soru sorma
● Dersin tanımlamalardan çok örneklerle işlenmesi
● Uygulama yapılması
● Problem çözmeye önem verilmesi
● Ezberlemeden çok anlamlandırmayı gerektiren izleme ve düzey belirleme testleri verilmesi
● Öğrencinin metni yorumlayarak kendi cümleleriyle ifade etmesi
● Konunun ana fikrini bulma ve özet yapma
● Soru yazma
gibi daha pek çok strateji vardır.
Öğrenme sürecinde öğrencinin aktif olması, bilgiyi anlamlı bir şekilde kodlamasına yardım eder.
b) Örgütleme: Bilgiler birbirleriyle ilişkisine göre ve bağlantısına göre gruplanır. Örnek: bireye verilen liste: Cetvel – yapıştırıcı – pergel – gönye – atlas – Türkçe sözlük – yazım kılavuzu – resim kâğıdı – elişi kâğıdı
Geometri dersi Türkçe Coğrafya Resim
Cetvel Yazım kılavuzu Atlas Resim kâğıdı
Pergel Türkçe sözlük Elişi kâğıdı
Gönye Yapıştırıcı
Etkinlikte olduğu gibi örgütlemede de birey, kendi bilgi yapısını aktif olarak kendisi oluşturmaktadır.
Örgütleme stratejileri
Büyük çocukların daha çok kullandığı yöntemlerdir. Küçük çocuklar daha çok tekrar yoluyla ezberlemeye yönelirler. Ayrıca genel yetenek düzeyi düşük öğrenciler de daha az kullanır. Yani örgütleme stratejilerinin kullanımında yaş ve genel yetenek düzeyi rol oynar.
1. Çizelge – tablo ve matrisler: Konuyla ilgili temel çerçeveyi veren tablolar, çizelgeler ve matrisler bilginin yapılandırılmasında, örgütlenmesinde, dolayısıyla da anlamlandırılmada önemli bir yere sahiptir.
2. Hiyerarşik yapılar (Kavram haritası): Kavramları aşağıdan yukarıya veya yukarıdan aşağı sıralamadır.
3. Ana hatlar
4. Grafikler
5. Modeller
c) Genişletme (Eklemleme): Yeni bilginin uzun süreli bellekte hazırda var olan eski bilgiyle ilişkilendirilmesi yoluyla yeni bilgiye anlam verme ve anlamı genişletmedir. Anlamı genişletme, zihindeki şemaların genişlemesini de sağlar. ÖR: birler basamağı büyük olan sayıdan küçüğü çıkarmayı öğrenen ilköğretim öğrencisi, birler basamağı küçük olan sayıdan büyük olanı çıkarmayı öğrenince çıkarma işlemi ile ilgili şemayı genişletmiş olur. Başarılı öğrenciler genişletme – eklemlemeyi daha sık kullanırlar.
d) Bellek destekleyici ipuçları kullanma: Örgütleme ve eklemleme çok güçlü kodlama türleri olmakla birlikte, tüm bilgiler örgütleme için elverişli olmayabilir. Ayrıca bazı bilgiler de tamamıyla yeni ve eskilerle tümden ilişkisiz olabilir. Bu durumda kodlama için bellek destekleyici ipuçları kullanmak gerekir.
Kapsam içerisinde doğal olarak bulunmayan ilişkileri, çağrışımları meydana getirerek kodlamaya yardım eden stratejilerdir. Eklemlemenin bir türüdür. Özellikle olgusal bilgilerin, sözcüklerin ve terimlerin öğrenilmesinde kullanılır. ÖR: anlamsız heceleri anlamlandırma, baş harfleri kullanma (Ağrıdan Buzullar Sürükleniyor) kafiye oluşturma vs.
Bilgiyi Uzun Süreli Bellekten Geri Getirme
Geri getirme, bilginin uzun süreli bellekten bulunarak açığa çıkarılması sürecidir.
Birçok bilim adamına göre uzun süreli bellekte unutma yoktur. Unutma denen olay bilgiyi geri getirmede başarısızlık olarak nitelendirilir. (Dilimin ucunda, tanıyorum ama nereden – Kitabın içinde herhangi bir bilginin yazdığı yeri hatırlayıp bilginin ne olduğunu hatırlayamama)
Geri getirmenin temel ilkesi etkili kodlamadır. Etkili şekilde kodlanmayan bilgi geri getirilemez.
İçinde bulunulan çevre koşulları geri getirmede rol oynayan bir diğer faktördür. (ÖR: Bir kişiyi iş ortamında tanımışsak, bir eğlence yerinde gördüğümüzde adını hatırlamayabiliriz. – Öğrencinin adını sınıftaki oturma yerine göre kodlarsak dışarıda unutabiliriz. – Guthrie’de benzer şekilde öğrenme ortamından bahsetmişti)
Başlıca geri getirme yolları
1. Bilginin öğrenildiği çevreyi ve kapsamı zihinsel olarak yeniden oluşturma
2. Olayı zihinsel olarak aşamalı bir şekilde yeniden yapılandırma (Kalemi bulmak için en son kullandığı anı hatırlamaya çalışmak)
3. Alfabeyi kullanma
4. Alt sorulara bölme
● Psikomotor beceriler bilişsel bilgiden daha kolay hatırlanır.
UNUTMA
Unutma, gereksiz bilginin uzun süreli belleğe gönderilmemesi, uzun süreli belleğin bilgi çöplüğüne dönüşmemesi için gereklidir. Ancak normal yaşamda ve okul yaşamında edinilen gerekli olan bilgiler de unutulur.
Duyusal kayda gelen bilgiye dikkat etmediğimizde çok çabuk yok olur. Kısa sürli bellekte ise birey bilginin farkındadır ve onunla çalışır. Gelen bilgi algılanmıştır. Ancak bilgi açık ya da örtük olarak tekrar edilmediğinde veya uzun süreli bellekteki bilgi ile ilişkilendirilmediğinde 20 sn içinde unutuluyor ve geri getirilmesi mümkün olmuyordu. Uzun süreli bellekte ise bilgi yok olmamaktadır. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı bilgiye ulaşmak güç olmaktadır.
Unutmanın nedenleri
1. Öğrenilen bilgilerin kullanılmaması
2. Bireyi rahatsız eden olay ve nesneler unutulur
3. İyi öğrenilmeyen ve zihinde iyi yerleşmemiş bilgiler unutulur. (Karışma)
Karışma: Öğrenmenin meydana gelmesinden önce ya da sonra öğrenilen bazı bilgiler, o sıradaki öğrenmenin niteliğini düşürerek bilginin unutulmasına yani geri getirilememesine sebep olur. Kısa süreli belleğe yeni gelen bilgi, zihinsel olarak yeterince tekrar edilmeden hemen arkasından başka bilgi geldiğinde karışma meydana gelir.
4. Geriye ket vurma: Yeni öğrenilen bilgi, daha önce öğrenilen eski bilgiyle bazı bakımlardan karıştırılarak eski bilgiyi bozmaktadır. ÖR: Okuma yazma öğrenen bir çocuk “b” harfini öğrenir ancak “d” harfini de öğrenince “b”nin kullanımında tereddüt eder. Unutmada çok etkilidir.
5. İleriye ket vurma: Önce öğrenilen bilgi, sonra öğrenilen bilgiyi engellemekte, geri getirmeyi zorlaştırmaktadır. Ör: İngilizce öğrenirken sözcüklerin telaffuzunu yanlış öğrenen öğrencinin yanlışlarını sonradan düzeltmek oldukça zor olmaktadır.
İleriyi destekleme ve geriyi destekleme
Tüm öğrenmeler her zaman, önceki ya da sonraki öğrenmeleri engelleyici nitelikte karıştırıcı değildir. Çoğu durumda, önce ya da sonra meydana gelen öğrenmeleri destekleyici niteliktedir. ÖR: İtalyanca ile İspanyolca benzerdir. Önce İspanyolca öğrenmek daha sonra İtalyanca öğrenmeye yardım eder. Buna ileriyi destekleme denir.
Sonraki öğrenmelerin önceki öğrenmeleri desteklemesine ise geriyi destekleme denir. ÖR: Daha önceden integrali bilen öğretmen adayının, konuyu öğrencilere anlatırken daha iyi öğrendiğini söylemesi.
Unutmayı en aza indirme yolları
● Öğrenme stratejilerini etkili kullanma
● Karıştırılması muhtemel kavramların yakın zamanlarda öğretilmemsi
● Yeni bilgiler öğrenildikten sonra eski bilgileri tekrar etmek
● Benzer kavramları farklı teknik ve stratejilerle öğrenmek
● Öğrenmeden sonra izleme testleri ve alıştırmalar yapmak.
İçsel Bilişsel Süreçlerin Kontrolü
Yürütücü kontrol: Yürütücü kontrol sistemi, bireyin kendi öğrenmesinin iki temel yönünü kontrol etmesini sağlamaktadır. Bunlardan biri güdüsel süreçlerin kontrolü, diğeri ise bilgiyi işleme ile ilgili olan tüm süreçlerin kontrolüdür.
Güdüsel süreçler; herhangi bir şeyi elde etmeye niyet etme, onu elde etmeyi amaçlama durumudur ve bu bireyin kendisi tarafından kontrol edilen bir durumdur. ÖR: Saat 10’da derste olma amacı vs.
Bilgiyi işleme süreci; Bilginin alıcılardan duyusal kayda, oradan kısa süreli belleğe, kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe ya da tepki üreticilere verilmesi ve bilginin uzun süreli bellekten geri getirilmesine rehberlik edip bunları kontrol eder.
Yürütücü biliş: Bireyin kendi biliş sitemi, yapısı, çalışması hakkındaki bilgisidir. Yani bireyin kendi biliş yapısı ve öğrenme özelliklerinin farkında olmasıdır.
Biliş ile yürütücü biliş arasındaki fark şöyledir. Biliş, herhangi bir şeyin farkında olma, onu anlama iken yürütücü biliş, herhangi bir şeyi öğrenmeye, anlamaya ek olarak onu nasıl öğrendiğini bilmedir. Başarılı öğrenciler nasıl öğreneceklerini öğrenmiş olanlardır. Yani bu süreçleri etkili kullanabilenlerdir. Bu nedenle öğretmenler öğrencilerin yürütücü biliş becerilerini geliştirmelerine çalışmalıdırlar.
Bilişsel Öğrenme Türleri
Sözel bilgileri öğrenme
Birkaç kez tekrarlamakla öğrenilebilen bilgilerdir. Basit bir bilişsel öğrenme türüdür. Sözel bilgilerin öğrenilmesi kolay olduğu gibi unutulması da çok kolaydır. Basit olguları ve sözel zincirleri öğrenme olmak üzere iki türlüdür. ÖR: Yılın ilk ayının Ocak olduğunu bilmek basit olguları öğrenme, yılın aylarını sırasıyla bilmek ise sözel zincirleri öğrenmeye girer.
Kavram öğrenme
Kavram, aralarında belirli özellikleri paylaşan bir grup nesne veya olaya verilen semboldür. ÖR: Ağaç bir kavramdır. Çünkü çok sayıda nesneyi temsil eder. Yine kitap, insan, hayvan birer kavramdır.
Kavram öğretiminde kullanılan teknikler
1. Kavram analizi yapmak: Kavram adı
Kavramın tanımı
Kavramı örneklendirme
Kavrama örnek olmayanlar
Kavramın kritik özellikleri
2. Kavram haritaları oluşturmak: Bir kavramın kapsamına giren nesne ve olayların şematize edilmiş şeklidir. Kavramın somutlaştırılması ve görsel olarak öğrenilmesini sağlar.
İlke (Kural) öğrenme
Doğadaki bütün olay ve durumlar arasındaki düzenli ilişkileri belirten ifadelere ilke ya da kural denir. ÖR: Isınan hava genleşir. – Su 100 ºC’de kaynar
Herhangi bir ilke öğretiminde;
● İlkeyle ilgili problem belirlenir.
● Öğrencilerin çözüm önerileri geliştirmeleri istenir. (Hipotez)
● Hipotez test edilir.
● İlkeye ulaşılır.
● Değişik örnekler verilir.
Problem çözmeyi öğrenme
Problem çözmeyi öğrenme bilişsel öğrenmenin en üst düzeyidir. Problem, bireyin bir amaca ulaşma konusunda karşısına çıkan engellerdir. Birey bu engelleri aşmak için bilgi ve becerisini kullanır ve geliştirir.
J. Dewey’e göre problem çözme aşamaları
● Problemin farkına varma
● Problemi tanımlama
● Çözüm yolları geliştirme
● Çözüm önerilerini test etme
● Uygulama üzerinde çalışma
● Problemi çözme, sonuca ulaşma
Problem çözme yaklaşımları
Deneme-yanılma yoluyla problem çözme: Birey problem karşısında değişik davranışlarda bulunur. Bu davranışlardan başarıyla sonuçlananları öğrenilir diğerleri bellekten atılır. Anlamlı bilgilerin olmadığı ya da ön bilgilerin eksik olduğu durumlarda kullanılır.
Kavrama yoluyla problem çözme: Problemin parçaları arasındaki ilişkiyi bir anda kavrama şeklindeki problem çözmedir.
Hazır modeller yoluyla problem çözme: Bir problemin çözüm yolu öğrenilir ve bu çözüm yolu uzun süreli belleğe kaydedilir. Daha sonra benzer durumlarla karşılaşınca aynı yolu kullanarak problemi çözmedir.
Yaratıcı düşünme yoluyla problem çözme: Bireyin zihinsel gücünü kullanarak alışılmışın ve var olanın dışında yeni yollar bularak problemi çözmesidir.
Bilgiyi İşleme Kuramının Eğitim Açısından Değerlendirilmesi
● Öğrencinin dikkatini konunun üstüne çekmeye özen gösterilmelidir.
● Öğrencinin temel olan bilgiyi temel olmayandan ayırmasına yardım edilmelidir.
● Öğrencinin yeni bilgi ile eski bilgisini ilişkilendirmesine yardım edilmelidir.
● Örgütleme stratejilerini kullanmasına rehberlik edilmelidir.
●Soyut fikirleri somutlaştıracak örnekler verilmelidir.
● Öğrencilerin yeni bilgileri tekrar ederek ezberlemesini değil, bellek destekleyici stratejileri kullanarak öğrenmesine rehberlik edilmelidir.
● Ders sırasında aralıklı tekrarlara ve özetlemelere yer verilmelidir.
● Öğrencinin yürütücü biliş bilgisini geliştirmesine yardım edilmelidir.
● Yanlış ve eksik öğrenmeler zaman geçirilmeden düzeltilmelidir.
NÖROFİZYOLOJİK KURAM – DONALD OLDİNG HEBB
● Hebb’e göre davranışçıların savunduğu gibi beyin bir telefon santraline benzemez, onun gibi çalışmaz. Eğer bir telefon santrali gibi çalışsaydı beynin ön lobundan bazı dokular çıkarıldığında, o bölgeyle ilgili fonksiyonlar tamamen yok olurdu.
● Hebb’in ulaştığı bir diğer sonuç, genel yeteneğin kalıtımla belirlenmediği, yaşantı ürünü olduğudur. Ayrıca Hebb, genel yeteneği belirlemede çocuklukta kazanılan yaşantıların yetişkinlikte kazanılan yaşantılardan daha etkili olduğunu vurgulamaktadır.
● Hebb’in kuramı öğrenmeyi hem bilişsel hem de nörofizyolojik bir yaklaşımla incelemesinden dolayı önem taşımaktadır.
● Hebb’e göre iki tür öğrenme vardır. Birincisi ardışık safhaların olduğu çocukluktaki öğrenmeler diğeri ise yetişkinlikte gerçekleşen daha çok yaratıcılık ve içgörüye dayanan öğrenmelerdir. Yetişkinlikteki öğrenmeler çocukluktaki ardışık safhaların yeniden organizasyonudur.
● Öğrenmeyi insan beynindeki hücreler arasındaki sinaps bağlara göre açıklayan ve öğrenme sürecini beyin temelli olan yaklaşımdır. Herhangi bir öğrenmede sinaps bağlar arasında kurulan etkileşim önemlidir.
● İnsan beyni aynı anda birçok işlevi yerine getirebilir. Duygusal bellek, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellekten bahseder.
● Öğrenmede duygular önemlidir.
● Öğrenmede beyin bir bütün olarak çalışır. (Sağ ve sol bölüm) Sağ bölümde matematiksel, mantıksal, sözel ve analitik özellikler, sol bölümde ise yaratıcı, sezgisel ve görsel özellikler bulunur ve öğrenilir.
● Beynin öğrenme gücü çok fazladır. Bazen amaçladığımız konuların yanında, amaçlamadığımız konuları da öğreniriz.

DUYUSAL (İNSANCIL) ÖĞRENME KURAMLARI
(MASLOW – ROGERS – KOHLBERG)

Gestaltı merkez alır. İnsanın doğuştan iyi olduğu ve ve yaşam boyu kendini geliştirme amacına yönelik hareket etmesi gerekliliğinden bahsederler. İnsanın doğasına iyimser bir bakış vardır.
Benlik kavramı
Kendimizle ilgili tüm düşünceler, algılamalar, duyular ve değerlendirmelerdir.
Özben: Bireyin gerçek benliğidir. Yeme, içme, cinsel gereksinimlerden oluşur.
Benlik tasarımı: Bireyin ulaşmak istediği ideal benliktir.
Fenomenal benlik: İyi, kötü, güzel ve çirkin gibi değerler bu benliğe aittir. (Kız, erkek, sarışın, esmer vs.)
Ayna teorisi: Bireyin kendisini algılayışı başkalarının kendini nasıl algıladığına bağlıdır. Birey benlik algısını oluştururken etrafı gözler ve bireylerin kendisi hakkındaki düşüncelerine bakarak benlik algısını oluşturur. Bu nedenle çocuklara kötü ifadeler kullanılmamalıdır. (geri zekâlı gibi)
Eğitim Açısından değerlendirilmesi (Öğretim İlkeleri)
● Eğitim benlik tasarımı oluşturmada öğrenciye destek olmalıdır.
● Öğrencilerin kendilerini değerli hissetmeleri ve kendilerine güvenmeleri için başarılı oldukları alanlarda sorumluluk verilmelidir.
● Ne öğreneceğine kendi karar vermelidir. (Tercihleri kendi yapmalıdır)
● Öğrenmede tehdit ve hata yapma korkusu bulunmamalıdır.
● Öğrenciler ilgi alanlarına ve yeteneklerine göre eğitilmelidirler.
● Ahlaki değerler tek bir derste değil tüm derslerin hedef davranışları arasında yer almalı, derslere serpiştirilmelidir.
● Eğitim öğrenci merkezli olarak düzenlenmelidir.
● Eğitim – öğretimin hedefi, bireyin kendini gerçekleştirmesini sağlamaktır.
● Bireyler olduğu gibi kabul edilmelidir. (Koşulsuz kabul)
● Öğrenciye değerli olduğu hissettirilmelidir.
● Sık sık empati ve sempati kullanılmalıdır.
● Öğrencilere saydamlık ilkesine göre davranılmamalıdır. Eğitimde saygı, empati ve dürüstlük ilkelerine dikkat edilmelidir.
● Öğretme ortamı düzenlenirken
— Öğrencinin bireysel özellikleri dikkate alınmalı (Hazırbulunuşluk, ilhi, tutum,zihinsel yetenekler, zeka, güdülenme, öz saygı vs.)
— Öğrencilerdeki doğal öğrenme isteği harekete geçirilmelidir. Konulara merak uyandırılmalıdır.
— Konuların yaşama uygunluğu ve kullanılabilirliği gösterilmelidir.
— Özgür bir öğrenme ortamı ve hataların kusur görülmediği bir öğretim ortamı yaratılmalıdır.
— Amaç öğrenmeyi öğretmek olmalıdır.
— Öğretmen öğrenciler için iyi bir model olmalıdır.

2260
0
0
Yorum Yaz