tebesirtozu 40 Takipçi | 13 Takip

KALKINMA PLANLARI TEMELİNDE EĞİTİMİN PLANLANMASINA BİR BAKIŞ-2

2012-11-10 21:41:00

 

16-AR-GE ve PROGRAM GELİŞTİRME:

Stratejik Hedef 16.1: Her düzeydeki örgün ve yaygın eğitim programlarının gelişmelere paralel olarak yenilenmesini ve uygulamada olan programların amaca uygunluk bakımından düzenli olarak izlenmesi ve değerlendirilmesini sağlamak.

Stratejik Hedef 16.2: Eğitim materyallerini çağın gerekleri doğrultusunda sürekli geliştirmek ve ders kitapları ile eğitim araçlarının standartlarını belirlemek.

Stratejik Hedef 16.3: Bakanlık birimlerinin ihtiyaç duyduğu alanlarda araştırmalar yapmak ve bu alanlarda plan dönemi sonuna kadar doktora ile üzeri düzeyde yapılan 50 araştırmayı desteklemek.

Stratejik Hedef 16.4: Öğrencilerin bilimsel ve sanatsal başarılarını artırmak amacıyla ulusal ve uluslararası yarışmalara katılımı ve proje geliştirme anlayışını yaygınlaştırarak kabul edilen proje sayısını plan dönemi sonuna kadar 4 katına çıkarmak.

Stratejik Hedef 16.5: Eğitim ve öğretimin niteliğinin geliştirilmesi ve eğitim sistemine katkı sağlamaya yönelik plan dönemi sonuna kadar en az 5 konuda araştırma ve alan çalışması yapmak.

 

17-DENETİM VE DANIŞMANLIK:

Stratejik Hedef 17.1: Bakanlığımız organizasyon, yöntem ve süreç ile iç denetimi kapsayan malî ve diğer kontroller bütününü oluşturmak üzere iç kontrol sistemini 2011 yılı sonuna kadar kurmak.

Stratejik Hedef 17.2: Bakanlık harcama birimlerini Risk Esaslı Denetim Planı’na göre 2014 yılına kadar en az bir kez denetlemek.

Stratejik Hedef 17.3: Bakanlığın operasyonel, yönetsel ve kalite süreçlerinin performansa dayalı değerlendirme sistemleri ve uzaktan izleme yöntemleri ile plan dönemi sonuna kadar denetimini sağlamak.

Stratejik Hedef 17.4: Millî Eğitim Bakanlığı Stratejik Plan amaç ve hedeflerinin gerçekleşme düzeylerinin izlenmesi ve zamanında etkili önlemlerin alınabilmesi için birimlerle işbirliği içerisinde etkili bir izleme ve değerlendirme sistemi kurmak.

Stratejik Hedef 17.5: Denetim hizmetlerinde kalite, etkinlik ve verimliliği sağlamaya yönelik çalışmalar yapmak.

 

2.Bir planda olması gereken özellikler nelerdir? Bu özellikler göz önünde bulundurularak bir eğitim planında hangi özelliklerin olmasını düşünüyorsunuz? Neden? Örneğin bir eğitim planında amaçlar ve hedefi/hedefler vb. olmalıdır neden?

* Genel anlamda bir planlama BİR ÖRGÜT TARAFINDAN  YAPILIR. Belli bir DÖNEMİ KAPSAR. Belli ekonomik ve toplumsal AMAÇLARI içerir. Planın hedefleri SAYISAL OLARAK SAPTANIR. Bu hedefler, önceden belirlenen ARAÇLAR KULLANILARAK (  Parasal, İnsan vb. ) GERÇEKLEŞTİRİLİR.

* Başka bir yaklaşımla genel anlamda bir planın ve planlamanın ilkeleri şu şekilde belirtilebilir;

 

1.        Planın önceden belirlenmiş, toplumsal-ekonomik AMAÇLARI olmalıdır.

2.        Planın ulaşılması istenen sayısallaştırılmış HEDEFLERİ belirlenmelidir.

3.        Bu HEDEFLERE ulaşmak için önceden saptanmış ARAÇLAR kullanılmalıdır.

4.        Plan BELLİ BİR DÖNEMİ KAPSAR.

5.        Bu işle görevlendirilmiş BELLİ ORGANLAR BULUNUR. (DPT. KALKINMA BAKANLIĞI, Bakanlıklarda, birimlerde, kurum ve kuruluşlarda bu birim önce APK  -araştırma planlama ve koordinasyon kurulu- iken planlama anlayışı bütüncüllükten uzaklaşıp yeni anlayışla stratejik olmaya yöneldikçe SGB-Strateji Geliştirme Başkanlığı olarak isim ve anlayış değişikliğine uğramıştır.)

6.        GENEL ve STRATEJİK planları desteklemelidir.

7.        ANLAŞILIR, AÇIK ve NET olmalıdır.

8.        ESNEK olmalıdır.( Beklenmeyen değişmelere uyarlanabilmeli, aksayan yönlerinin değiştirilmesine veya revize edilmesine imkân sağlayan bir yapıda olmalıdır)

9.        Finansal açıdan UYGULANABİLİR olmalıdır.

10.     Eldeki MEVCUT İMKÂNLARI ve KAYNAKLARI KULLANMA İMKÂNI/olanağı tanımalıdır.

11.     Uygulayanlar tarafından BENİMSENMİŞ ve DESTEKLENEBİLİR olmalıdır.

12.     GELİŞTİRİLEBİLİR olmalıdır

13.     SÜREKLİLİK arz etmelidir.

 

Bu bilgiler ışığında bir EĞİTİM PLANLAMASI şu İLKELER gözetilerek hazırlanmalıdır;

Belli bir organca belli bir dönem için, önceden belirlenmiş araçlar kullanılmak suretiyle ekonomik ve toplumsal amaçlara yönelik sayısal olarak ifade edilen hedeflerin gerçekleşmesi, eğitimin toplumun ve öğrencilerin gereksinimlerini karşılamada daha etkili ve verimli olarak kullanılması için bir eğitim planı şu temel öğelere sahip olmalıdır;

1-Planın önceden belirlenmiş, toplumsal-ekonomik AMAÇLARI olmalıdır.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda planlamanın amaç ve hedeflerini bir anlamda felsefesini ortaya koyan GENEL ve ÖZEL AMAÇLAR ile TEMEL İLKELER belirlenmiştir.

2-Eğitim planlamasının hem öğrencilerin hem de toplumun gereksinmelerini karşılamak üzere toplumsal ve ekonomik amaçlara yönelik ve sayısallaştırılmış HEDEFLERİ bulunmalıdır.

Örneğin;Genel ortaöğretimde Mesleki teknik eğitimin payını %60 düzeyine çıkarırken, genel ortaöğretimin payını yüzde 30’ a çekmek.

Temel eğitimde okullaşma oranını yüzde 100’e ; okul öncesi eğitimde okullaşma oranını yüzde 50 ye  çıkarmak vb.

3-Her düzeyde nitel ve nicel verimlilik göz önüne alınarak, eğitim toplumun tüm üyelerine ulaştırılmalıdır.

4-Eğitim planlaması belli bir dönemi kapsamalıdır. Eğitim sisteminin girdisinin (insan/öğrenci/kursiyer) çıktı haline dönüşmesi için çok uzun bir süre gerektiğinden planlar yapılırken bu süre göz önüne alınmalıdır.

5-Kalkınma planlarıyla eğitim planlaması bir bütünlük arz etmelidir.

6-Eğitim planlaması önceden tahmin edilemeyen durumlara uygulanabilmesi için elastik olmalıdır.

7-Kamu yönetiminin her düzeyindeki çeşitli eğitim hizmetleri arasında ve bu hizmetlerle diğer devlet hizmetleri arasındaki koordinasyonun sağlanması gerekir.

8-Geleceğe yönelik tahminler yapılırken geçmiş verilerden ve yapılan araştırmalardan yararlanılması gerekir.

9-Eğitimi planlamakla görevli BELLİ BİR ORGAN OLMALIDIR.

10-Planlama ile ilgili BİR ÖRGÜTÜN SIRF BU İŞLE İLGİLENMESİ GEREKİR.

11-İhtiyaçların belirlenmesinde ve kısa, orta ve uzun vadeli çözümler arasında seçim yapılırken objektif davranılmalıdır.

12-Bu hedeflere ulaşmak için elde yeterli sayıda ve nitelikte (parasal ve insan vb) kaynakların olması zorunludur. Eldeki bu kaynaklar en etkili ve verimli bir şekilde amaca dönük hedefleri gerçekleştirmek üzere kullanılmalıdır.

13-Planın uygulanması aşamalarda/süreç bazında denetlenmelidir.

14- denetim sonucu uygulayıcılara geri dönüt olarak bildirilmelidir.

 

 

3. Eğitim Planlamasında Klasik Modeller:

Eğitim planlamasıyla ilgili iki klasik model, insan gücü modeli ile sosyal talep modeli olarak bilinir.

Bunlar rasyonel planlama modelleri kapsamında düşünülebilir. Bunlar, geçmişte bu alanda en çok kullanılan modeller oldukları için alanyazında klasik modeller olarak da anılmaktadır.

Bunlardan birincisi teorik yönden POST-KEYNESYEN MODELE dayan ikincisi de NEOKLASİK YAPIYLA İLİŞKİLİ bulunmaktadır.

Bir başka ifade ile bu modeller, üretim sürecinin talep ve arz yönünü dikkate almalarına göre sınıflandırılmaktadır.

Buna göre birincisi üretimin talep yönünü, ikincisi ise arz yönünü dikkate almaktadır.

 

İnsan Gücü Modeliàüretimin TALEP yönünü dikkate alan post-keynezyen modele dayanır.

 

Sosyal Talep Modeliàüretimin ARZ yönünü dikkate alan neoklasik yapıyla ilişkilidir.

 

 

 

 

İnsan Gücü Modeli:

Bu yaklaşım, milli gelirin tahmin edilmiş bir değerine dayalı olarak istihdam ve meslek yapısını kestirmeye yönelir ve üretim sürecinin bu talep yönünden, eğitim sisteminin gelişimine ilişkin ilkeler ve yatırım ölçüleri çıkarmaya çalışır.

 Eğitim sistemi o şekilde planlanmak istenir ki, gerekli eğitimsel niteliklere sahip insangücü ihtiyacı karşılansın.

Bilindiği üzere ekonominin temel unsurları üretim, tüketim ve bölüşümdür.

Üretimin beş temel unsuru İnsan, Malzeme, Makine, Para, Yönetimdir. Bu beş unsur, hepsinin İngilizce karşılıklarının baş harfi olan M harfinden hareketle (MEN, MATERIALS, MACHINES, MONEY, MANAGEMENT) 5M şeklinde formüle edilir.

Üretim: İhtiyaçların karşılanması amacıyla mal ve hizmet elde etmek için yapılan etkinliklerdir. Fayda, mal ve hizmetlerin ihtiyaçları karşılama özelliğidir. Üretim, bir malın miktarını artırarak ondan daha çok insanın yararlanmasını sağlayabileceği gibi, bir malın daha çok fayda yaratacak duruma getirilmesini de sağlayabilir. Bir malın faydasını artırmanın çeşitli yolları vardır ve bunların hepsi de üretim sayılır. Bir malın şekli, dokusu, yeri ya da zamanı değiştirilerek faydası artırılabilir.

Üretimin gerçekleşebilmesi için birtakım unsurların bir araya gelmesi gerekir. Bunlar doğa, emek, sermaye ve girişimdir.

Doğa: Üretim için gerekli olan yeri, enerjiyi ve ham maddeyi bize verir. Yer altı ve yer üstü zenginliklerini içine alır.

Emek (İşgücü): Üretimin temel faktörüdür. Üretime katılan her türlü insan kaynağı emek diye adlandırılır.

Sermaye: Üretimin sayısını ve kalitesini artırmada kullanılan bütün araç ve gereçlere sermaye adı verilir.

Girişim (teşebbüs): Tabiat, iş gücü ve sermaye unsurlarını en uygun ve verimli koşullarda birleştiren faktördür. Bunu gerçekleştirene de müteşebbis veya girişimci denir.

Eğitim üretimin temel unsurundan biri hatta olmazsa olmazı olan emek-insangücü (men) nü yetiştiren/sağlayan temel kurumdur/sektördür.

Bu bağlamda toplumun bireylerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve toplumsal açık bir sistem olan eğitim kurumu, ülkenin eğitilmiş nitelikli insangücünü hazırlayan bir araçtır;  hem bireyin hem de toplumun refah ve mutluluğunun sağlanmasında eğitim önemli bir yere sahiptir.

Son yıllarda ülkelerin kalkınmışlık düzeyleri ifade edilirken, kişi başına düşen milli gelir yanında, ülkelerin sahip olduğu insangücü oranları da önemli bir gösterge olarak dikkate alınmaya başlanmıştır.

Eğitimin kalkınmanın en etkili araçlarından biri olarak görülmesi nedeniyle, en değerli yatırımın insan kaynaklarına yapılan yatırım olduğu fikri de artık geniş ölçüde kabul görmektedir.

Üretim tekniklerinde yaşanan hızlı değişim, eğitime daha fazla önem verme, bilgiye ve gelişmeye daha fazla yatırım yapma ihtiyacını ön plana çıkarmıştır.

Rekabette üstünlüğü elde etmenin ve kalkınmada başarının temeli olarak kabul edilen “insan kaynağı” kavramının altındaki gerçek, onun etkili ve verimli kullanılmasında yatmaktadır. 

Örgütler; varlıklarını sürdürmek, yoğun rekabet ortamında başarılı olabilmek ve sürekli değişime ayak uydurabilmek amacıyla bireyin, eğitimine daha çok önem vermeye başlamışlardır. 

Eğitimin, bireysel gelişmeyi sağladığı gibi, daha geniş anlamda toplumsal ekonomik ve sosyal kalkınmayı da sağladığı söylenebilir.

Bir planlama yaklaşımı olarak insangücü yaklaşımı/İnsangücü modeli, UNESCO üyesi birçok ülkede 1961’den itibaren en çok kullanılmış bir modeldir. Modelin kendi içinde farklı alt modelleri vardır.

Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaygın olarak uygulanan bir modeldir.

Bu model, gelecekteki insangücü ihtiyacını belirlemeye dönük bir modeldir. Model gelecekte hangi alanlarda ne kadar insangücü ihtiyacı olacağını belirlemeyi amaçlar.

Modelde ekonominin insangücü ihtiyacı göreceli olarak kestirilmekte, eğitim sistemine de bu doğrultuda talebe uygun üretimde bulunması hedef olarak verilmektedir.

Dolayısıyla eğitim sisteminde buna uygun yapılacak düzenlemelerle işgücü ihtiyacının karşılanabileceği varsayılmaktadır.

Bu modelde üzerinde durulan temel konu, eğitimin insangücü yetiştirme işlevidir. Oysa eğitimin işlevini sadece insangücü yetiştirme olarak sınırlandırmak, eğitime sadece ekonomik açıdan yaklaşmak uygun değildir.

Bu model zaman açısından yaklaşıldığında uzun vadeli (15-20 yıl) bir planlamayı öngörmektedir.

Modelin önemli bir problemi, ekonomik alanda ve işgücü piyasasındaki değişmelerdir. Söz konusu piyasalardaki hızlı değişimler uzun vadeli planlamaya yapmaya bir engel oluşturmaktadır.

Bu modeller (insan gücü modelleri), düzenli bir ekonomik büyümeyi varsaymaktadırlar. Bu yönüyle ileri derecede determinist olmakla suçlanmıştır.

Modelin üzerinde durduğu temel değişken nüfus olup nüfusun çeşitli yaş gruplarına göre dağılımı, eğitim sistemine girenler ve çıkanlarla ilgilenmektedir. Modelde mükemmel bir biçimde işleyen bir piyasa ve fiyat mekanizması varsayılmaktadır.

Eğitimin işlevleri yönünden yaklaşıldığında insan gücü modeline göre bir toplumda eğitimin temeli ekonomik sistemin gerekli kıldığı sayı ve nitelikte insan gücünü istenen zamanda üretmektir.

 

Sosyal Talep Modeli: Bu model, neo-klasik ekonominin varsayımları üzerine kurulmaktadır.

Modelde bireysel ve sosyal eğitim talebi planlamayı belirlemektedir.

Temel amaç toplumda herkes için eğitimde sosyal adaleti, fırsat eşitliğini sağlamaktır.

Gelecekte bireyler ve ailelerince talep edilecek ve devletçe/kurumlarca ARZ edilmesi gerekecek eğitim yerlerinin ve çeşitlerinin kestirilmesi ve sosyal talebin karşılanabilmesi için bu yerlerin sunulması planlamanın esasıdır.

İnsan gücü planlaması modelinde,eğitimplanlaması ekonomik ve sosyal yönlerden kalkınmanın gerekli kıldığı insan gücünü yetiştirmek ÜRETMEK için yapılmalıdır/yapılır.

Oysa sosyal talep modelinde eğitim, BİREYSEL VE TOPLUMSAL İHTİYAÇLARIN KARŞILANMASINA DÖNÜK BİR TÜKETİM MALI OLARAK GÖRÜLMEKTEDİR.

İnsan gücü modelinde gerekli sayı ve nitelikte insan gücünün yetiştirilmesinden söz edilmesine karşılık genelde NİCELİK ÜZERİNDE DURULMUŞ, sayısal planlama yapmada NİTELİK GÖZ ARDI EDİLMİŞTİR.

Bu modelde amaç, toplumda yaşayan kişiler arasında eğitim açısından eşitliği tesis etmektir. Kişinin ya da toplumun eğitim bakımından fırsat ve imkân eşitliğine sahip olması hedeftir.

Bu hedef insan hakları beyannamesinde ve çeşitli ülkelerin anayasalarında yer almıştır. Eğitim planlaması bu modelde, anayasaların ilgili maddelerine dayandırılmaktadır.

Sosyal talep modeli iki kısımda incelenmiştir. Biri “Basit Sosyal Talep Modeli” dir ki bu geçmişin politikalarının ileriki yıllara, geleceğe uzatılmasıdır. Burada yapısal yetersizliklerin ileriye uzatılmasından söz edilebilir.

İkincisi ise “genişletilmiş sosyal telep modeli”dir. Burada eğitim hakkı, herkese kendisine uygun eğitim imkânı vermek isteniyorsa geçmiş durumları uzatmak değil, aşmak isteniyorsa, eğitim talebinin ve  eğitim başarısının nasıl olduğu sorusunu sormak zorundadır.

Türkiye’de 1973-85 arasında ekonomik talep yaklaşımı (insan gücü yaklaşımı) kullanıldı. 1985’den sonra eğitim, sosyal talep boyutları daha fazla olan bir yöntemle ele alındı. Ekonomik talep yaklaşımına göre, ortaöğretimin amacı, ekonominin ihtiyaç duyduğu nitelik ve nicelikte insan yetiştirilmesidir. Bu nedenle, öğrencilerin küçük yaşta mesleğe yönlendirilmesi ve türler arasında geçişlere izin verilmemesi gerekir (DPT/ÖİK, 2001b: 22).

Sosyal talep yaklaşımında ise, eğitim, kişilerin/ ailelerin ihtiyacı duyduğu bir tüketim malı olarak talep edilir. Ücretler kişilerin eğitim tercihlerini etkiler. Sosyal talep yaklaşımının bir sonucu olarak ve VII. ile IX. arasındaki Milli Eğitim Şuralarında sosyal talep yaklaşımının ön plana çıkartılmasıyla, meslek lisesi mezunlarına üniversite kapısı açıldı (DPT/ÖİK, 2001b:

 

 

Hazırlayan: Mehmet TUNÇER

        MEB MÜFETTİŞİ

 

 

 

344
0
0
Yorum Yaz