tebesirtozu 40 Takipçi | 13 Takip

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ-1

2011-10-07 14:39:00

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ

Mehmet TUNÇER

SOSYOLOG-MEB DENETÇİSİ (metu72@gmail.com)

Gelişim Psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği her tür değişimlerin betimlenmesi ve açıklanmasıyla ve aynı zamanda bireyler arasındaki değişim benzerlik ve farklılıkların açıklanmasıyla uğraşan bir bilim dalıdır.

Gelişim:Gelişim, öğrenme, yaşantı ve olgunlaşma sonucunda bireyde görülen düzenli ve sürekli değişikliklerdir.

Gelişme:Hücre ve dokuların yapı ve içeriğinin değişimiyle bedenselolgunlaşmayıifade eder.Gelişme olgunlaşma ve öğrenmenin bir ürünüdür.

Gelişmeürün olarak ele alındığında Gelişime de bu ürünün süreç yönüdür diyebiliriz.

Gelişim yaşam boyu devam eden bir süreçtir ve sadece fiziksel değişimleri değil, zihinsel, duygusal ve kişilik yönünden tüm değişiklikleri içerir.

-Fiziksel (Bedensel) Gelişim:Kişinin döllenmeden ölüme kadar geçirdiği, büyüme, durgunluk ve çöküş evrelerindeki bütün değişikliklerdir. -Sosyal (Toplumsal) Gelişim:Kişinin doğumdan yetişkinliğe kadar başka insanlarla olan ilişkilerinin ve onlara karşı geliştirdiği ilgi ve duygularının tümüdür. Egzersiz:Bireyin ya da bir organın bir işlevi yerine getirebilmek için deneylerle çabalamasına denir. Deneyim:Bireyin yaşantı yoluyla kazandıklarıdır.

GELİŞİMLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

Büyüme:Bireyin fiziksel özellikleri için kullanılır ve organizmanın bedensel olarak gösterdiği değişiklikleri ifade eder. Bireyin fizik yapısında zamana bağlı olarak meydana gelen nicelik boyutundaki değişiklikler büyümedir. Boyun uzaması, kilonun artması, vücudun irileşmesi büyüme kavramı içinde yer almaktadır.

Büyüme, gelişimin her yönüyle ilgilidir ve gelişim sürecinde vücut organlarında değişen bir hızla gerçekleşir. Boy hızlanırken, ağırlıkta yavaşlama olması gibi… Örneğin, boyun 50 cm’den 55 cm’ye geçişi bir büyüme belirtisidir.

Gelişim ve büyüme karıştırılmamalıdır.  Büyüme sadece nicel bir olay iken gelişme hem nicel hem nitel bir olaydır. Örneğin; kişinin vücudu büyür, zekası gelişir.

Olgunlaşma:Vücut organlarının kendilerinden beklenen fonksiyonu yerine getirebilecek düzeye gelmesi için, öğrenme yaşantılarından bağımsız olarak, kalıtımın etkisiyle geçirdiği biyolojik bir değişmedir.

Örneğin, küçük bir çocuğun eli, top tutmayı öğrenecek kadar olgunlaşmış olduğu halde; kalem tutmak için olgunlaşmamış olabilir. Bu ve benzeri deneylerden anlaşıldığı üzere, olgunlaşma, daha çok nispi ve “fizyolojik” bir nitelik taşır .

Büyümeyle ve özellikle hazır bulunuşlukla karıştırılmamalıdır.Büyüme, bedensel gelişim ile ilgilidir. Fiziksel olarak artışı içerir. Olgunlaşma ise, büyüme kavramı ile birlikte muktedir olma kavramını da ihtiva eder. Örnekle açıklamak gerekirse; bir çocuğun bacaklarının uzaması büyümedir, bacaklarının bu büyümeyle birlikte yürümeye yaraması ise olgunlaşmadır.

Öğrenme:Sadece büyüme ve olgunlaşmanın sağlanmasıyla gelişme oluşmaz. Gelişmenin meydana gelebilmesi için diğer bir öğe olan öğrenmeye ihtiyaç vardır. Öğrenme; bireyin çevresiyle belli bir düzeydeki etkileşimleri-yaşantıları sonucunda meydana gelen nispeten kalıcı izli davranış değişmesidir.

Hazır-bulunuş-luk:Olgunlaşma ve öğrenme sonucu bireyin/organizmanın belli davranışları yapabilecek düzeye gelmesidir. Bir öğrenim görevini, beklenen düzeyde gerçekleştirebilmesi için bireyin/çocuğun; öğrenim görevinin gerektirdiği olgunluk düzeyine ulaşmış ve ön yaşantıları kazanmış olması gerekir.

Öğrenme için “olgunlaşma” gerekli ise de, “yeterli” değildir. Bireyin, öğrenme için “hazır” bulunması da gerekir. Hazırbulunuşluk, bireyin sadece olgunlaşma düzeyini değil, aynı zamanda önceki öğrenmelerini, ilgilerini, tutumlarını, güdülenmişlik düzeyini, yeteneklerini, genel sağlık durumunu da kapsar.

Kritik Dönem:Kritik dönem, bir davranışın ortaya konması ya da öğrenilmesi bakımından çevresel uyarıcı ve koşullara en hassas olunan zaman dilimini ifade eder. Bazı öğrenmeler için kişinin “her yönden en uygun bulunduğu bir hazırbulunuşluk düzeyi” vardır. Bunlara kritik dönem ya da “zaman” denir. Bu zamanlar içinde belli bir davranışın öğrenilmesi daha kolay ve daha kısa süre içinde gerçekleşir. Kritik dönemlerde, organizma çevredeki uyaranlara karşı daha duyarlı olmaktadırlar. Kritik dönemin en temel özelliği, çevresel uyarıcı ve olayların çocuğun gelişim ve öğrenme süreci üzerinde etkisidir. Kazanılması gereken dönemlerde kazanılmayan yaşantıların telafisi olmamakta ya da çok zor olmaktadır.

Duyarlı/ Hassas Dönem:Hassasiyet çocuğun belli olumlu ve olumsuz çevresel koşullara veya yaşantılara açık olduğu dönemi ifade eder.

Evre;Bireylerin gelişiminde niteliksel olarak birbirinden farklı olan dönemler vardır. Bu dönemlere “Evre” denir.

Evrelerin özellikleri;

  • Evreler genel özellikleri ve sorunları betimler.
  • Her evredeki davranışın kendine özgü nitelikleri vardır.
  • Bir evre diğer evreyi değişmeyen bir sıra içinde izler.
  • Evreler bütün kültürler içindir, evrenseldirler.

Gelişim Görevi:Yaşamın belli bir döneminde ortaya çıkan ve bireyi daha ileri düzeydeki bir davranışa götüren gelişim sorumluluklarıdır. Birey herhangi bir evreye özgü gelişim görevlerini yerine getirmeden, daha sonraki evrelerdeki gelişim görevlerini zamanında ve sağlıklı olarak yerine getiremeyeceği gibi genel kişilik gelişiminde de bir takım sorun ve aksaklıkların çıkmasına neden olacaktır.

GELİŞİM İLKELERİ:

  1. .Gelişim, kalıtım ve çevre etkileşiminin bir ürünüdür:Bireyin gelişimi, kalıtımdan getirdiği özellikler (saç rengi, göz rengi, cinsiyet, beden biçimi) ile çevreden edindiği bilgi, beceri ve tutumların etkileşmesiyle şekillenir.
  2. Gelişim süreklidir ve belli aşamalarda gerçekleşir:Gelişim canlıyla birlikte başlar, sürekli devam eder. Gelişimde her aşama kendinden öncekine dayalı, kendinden sonraki aşamaya hazırlayıcıdır (temeldir). Ancak bu gelişim aşamaları birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış değildir. Birbiriyle iç içe girmiş olabilir.
  3. Gelişim nöbetleşe devam eder:Çeşitli dönemlerde gelişim alanları nöbetleşerek ön plana geçebilir. Bir gelişim alanının çok hızlandığı dönemlerde, diğerleri duraklama gösterebilir. Örn: Yürümenin ön plana çıktığı dönemde, konuşma duraklama eğilimi gösterebilir.
  4. Gelişim baştan ayağa, içten dışa doğrudur:Önce başın hareketi kontrol edilir. Daha sonra göğüs, karın, bacaklar ve ayağın kontrolü sağlanır. Ayrıca, önce beden ve iç organların, daha sonra dışa doğru olan kolların gelişimi sağlanır.
  5. Gelişim, genelden özele doğrudur:Çocuklar önce tüm vücuduyla hareket eder, büyük kaslarını kullanır. Daha sonra belli etkinlikle ilgili organını kullanabilir hale gelir. Örneğin, çocuk top oynarken önce bütün vücuduyla topu tutar. Daha sonra küçük kasları geliştikçe sadece elleriyle hatta parmaklarıyla topu tutabilir hale gelir.
  6. Gelişimde kritik dönemler vardır:Organizmanın bazı gelişim alanlarında, öğrenmeye ya da gelişmeye eğilimli olduğu belli bir zaman dilimi vardır. Bu dönemde organizma çevre etkilerine daha çok duyarlıdır ve daha hızlı öğrenir.
  7. Gelişim bir bütündür:Gelişimin bütün alanları bir bütün halindedir, birbiriyle etkileşim içindedir. Bir gelişim alanındaki olumlu ya da olumsuz bir özellik diğer gelişim alanlarını da aynı yönde etkiler.
  8. Gelişimde bireysel farklılıklar vardır:Her bireyin gelişim hızı aynı değildir. Gelişme, olgunlaşma ve öğrenmenin etkileşiminin bir ürünüdür. Her bireyin biyolojik kalıtsal mirası ve etkileşimde bulunduğu çevrenin farklı olması nedeniyle, gelişimin de farklı olması doğaldır.
  9. Gelişimin hızı, dönemlere göre değişir:Örneğin bebeklik çağındaki gelişim ergenlik çağındaki gelişime göre daha hızlıdır. Örn: Kimi çocuklar 10 aylıkken, kimileri de 13 aylıkken yürüyebilirler. Sonuç olarak gelişimde gözlenen bireyler arasındaki farklar normal karşılanmalıdır.

GELİŞİMİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1-Kalıtım:Bireyin genler yoluyla anne-babasından aldığı özeliklerdir. Cinsiyet, göz rengi, zekâ kapasitesi, fiziksel özellikler (boy, ten rengi, saç rengi ve biçimi); yaratıcılık ve düşünme kapasitesi; problem çözme becerileri vb.

2.Çevre:Organizmanın içinde yaşadığı ortamdır. Çevrenin etkisi döllenmeden itibaren başlar. Bazı fiziksel görünüm özellikleri, zekânın kullanım oranı, eğitim düzeyi, bazı kişilik ve karakter özellikleri çevre etkileşimi sonucu ortaya çıkar.

Çevrenin bireyin gelişimi üzerindeki etkileri değişik boyutlardadır;

Doğum öncesi:Doğum öncesi bebeğin gelişiminde “anne” çok büyük önem taşımaktadır. Annenin hamilelik dönemindeki beslenmesi, özellikle de hamileliğinin ilk üç ayında bebeğin gelişimi ile oldukça ilişkilidir

Doğum sırası:Doğum esnasında bebeğin boynuna göbek kordonunun dolanması gibi nedenlerle oksijen alamaması, vakum ve forseps gibi araçların hatalı kullanımı sonucu bebeğin çok fazla basınca maruz kalması, başta beyni olmak üzere tüm gelişimini olumsuz etkileyen faktörler arasındadır.

Doğum sonrası:Hamilelikte annenin beslenmesinin bebeğin gelişimine olan önemi gibi doğum sonrası da bebeğin beslenmesi çok önemlidir. Bebek ne kadar dengeli ve düzenli beslenirse gelişimi de o derece olumlu ilerleme gösterecektir. Özellikle 6 yaşına kadar olan süreçte ve ergenlikte fiziksel gelişim yoğun olduğu dönemler olduğu için iyi ve dengeli beslenmenin ayrı bir önemi vardır.

Çocuğun geçirebileceği hastalık ve kazalar da gelişimi etkilemektedir. Özellikle ilk çocukluk döneminde geçirilen bulaşıcı hastalıklar da türlerine göre gelişimi yavaşlatmakta bazen de gerilemesine bile sebep olabilmektedir. Çocuğun yetiştiği aile ortamı da gelişiminde büyük bir etkendir. Ailenin sağlığı, huzurlu ve mutlu olması, çocuklarına karşı tavır ve tutumu, aile bireylerinin birbiriyle olan ilişkileri, gelişim üzerinde rol oynayan faktörlere örnek olarak verilebilir. Ailenin sosyo-ekonomik düzeyi çocuğun gelişimine etki eden bir diğer faktördür.

Ailenin Çocuk Yetiştirme Tarzları:Aile içinde bebeğe yaşamının ilk yılında gösterilecek sevgi ve sıcak yakınlık, onun temel güven duygusunu kazanmasında önemli rol oynamaktadır. Her davranış için katı kurallar koyan, cezalandırıcı, istek ve dileklerin açıklamasını engelleyen, sınırlandırıcı ana-babaların çocuklarının, kuralcı, otoriter, çocuklara karşı düşmanca davranan oldukları gözlenmiştir. Anne-baba, çocuğun davranışlarını ne aşırı derecede kontrol edip kısıtlamalı, ne de çocuğun her istediği şeyi yapmalıdır. Tutarlı ve güven verici bir tutuma sahip olmalıdır.

Ailenin Parçalanması:Ailenin dağılması, boşanmalar, tüm çocuklar için sancılıdır, acı vericidir. Küçük çocuklar daha çok etkilenmekte, hatta olaylardan kendini sorumlu tutmaktadır. Büyük yaşlardaki çocuklar ise boşanma olaylarını daha kolay kabul etmektedirler.

Çocukların Doğuş Sırası:Ana-babalar ilk çocuklarından çok şey beklerler. İlk çocukların yüksek motivasyonlu, hırslı, başarılı, kurallara uyan bireyler olarak yetişmelerini beklerler. Buna rağmen çocukların kendilerine güveni azdır. Temkinli ve tutuculardır. Sonuncu doğan çocukların özellikleri de ilk çocuklara benzeyebilir. Ancak ilk doğanlar genellikle erken olgunlaşırken sonuncular, uzun süre çocuksu kalabilirler. İlk doğanlara göre daha çok ilgi çekmeyi başarabilirler. Ortanca çocuklar ise, eğer cinsiyet farkı vb. istenilen özellikleri yoksa, ilgi odağı olamazlar. Çok fazla ilgi görmedikleri için, daha bağımsızdırlar. Akranlarıyla daha iyi ilişki kurarlar. Daha mutlu olurlar.

Zaman (Tarihsel Zaman):Gelişim döneminde yenilikler ve değişimlerin oluşturulduğu zaman bölümünü ifade eder. Örneğin günümüzde bilgisayar destekli öğretim, internet, cep telefonun kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır.

GELİŞİM DÖNEMLERİ VE GÖREVLERİ

Gelişim görevi, kişinin içinde bulunduğu yaşam döneminde başarması gereken görevleri, kazanması gereken bazı özellikleri, geliştirmesi gereken davranışları ifade eder. Gelişim dönemi kavramını ilk kez Robert Havighurst (1971) dile getirmiştir. Bireyin yaşamında belli bir dönemde ortaya çıkan, başarıyla elde edildiğinde, daha sonraki görevlerde (yaşantılarda) başarıya ve mutluluğa götüren, başarılmadığı durumlarda ise mutsuzluğa ve toplumun hoş görmemesine ve sonraki görevlerde (yaşantılarda) zorluklara neden olan görevdir.

Bebeklik Dönemi (0-2 yaş):

Bağlanma

Duyusal, motor ve algısal olgunlaşma

Doğumu takiben fiziksel çevredeki değişikliklere uyum sağlama

Tuvaletini söyleme, tutma becerisini kazanma

Uyku düzeni olması

Katı yiyecek yemeyi öğrenme

Nesne devamlılığı

İlk Çocukluk Dönemi (2-6 yaş):

Konuşmayı ve yürümeyi öğrenme

El-göz uyumunu sağlamaya başlama

Kendi başına yemek yeme, giyinme, tuvaletini yapma (öz bakım becerisi)

Cinsel farklılıklarını öğrenme ve cinsel kimliğini kazanmaya başlama

Okuma- yazmaya hazır duruma gelme

Toplumsal kurallara dair yanlış ve doğru davranışı ayırt etmeye ve toplumsal rolleri öğrenmeye başlama

Son (ikinci) Çocukluk Dönemi – Okul Çağı (6-12 yaş):

Okuma, yazma ve hesaplama ile ilgili üç temel beceriyi geliştirme

Kendine karşı olumlu tutumlar oluşturma

Kişiler arası ilişkilerini geliştirme, yaşıtlarıyla iyi geçinmeyi öğrenme

Kendisi için model olan yetişkinleri örnek alarak cinsiyetine uygun rolü geliştirme

Sorumluluk almasına ve kendi kararlarını vermesine olanak sağlandığında kişisel bağımsızlığını kazanmaya başlama

Vicdan ve değer anlayışının gelişmesi

Gündelik yaşama uyum

Ergenlik Dönemi(12-18 yaş):

Bir yetişkin kadın veya erkek sosyal rolüne erişme

Yaşıtlarıyla (her iki cins) yeni ve olgun ilişkilere erişme

Bedenini kabul etme ve etkili bir şekilde kullanma

Anne baba gibi yetişkinlerden bağımsız olarak duygusal özerklik kazanma

Bir mesleğe doğru yönelme ve hazırlanma

Toplumsal görevlerini yerine getirebilme ve toplumsal sorumluluklar almaya istekli olma

Evliliğe ve aile kurmaya hazırlanma

Genç Yetişkinlik Dönemi(18-30 yaş):

Eş seçme, aile kurma, evli yaşamayı öğrenme

Çocuk büyütme

Bir işe girme

Kariyerinde ilerleme

Yakın ilişkiler kurabileceği arkadaşlar ve sosyal gruplar bulma

Vatandaşlık sorumluluklarını üstlenme

Ev idare etme

Yetişkinlik (30-60 yaş):

Toplumsal sorumluluğa erişme

Ekonomik standartlara ulaşma

Çocukların sorumlu yetişkinler olmasına yardımcı olma

Fizyolojik değişimlere ayak uydurma

Yaşlılık (60 yaş ve sonrası):

Azalan fiziksel güce ve bozulan sağlığa uyum sağlama

Emekliliğe ve azalan gelire uyum sağlama

Eş kaybına uyum sağlama

Yaş grubu ile yakınlık kurma

Toplumsal ve vatandaşlık yükümlülüklerini yerine getirmiş olma

Doyurucu fiziksel yaşama düzeni oluşturma.

FİZİKSEL VE DEVİNİMSEL GELİŞİM

Fiziksel gelişimi, beden gelişimi ve psiko-motor (devinimsel) gelişim olarak iki boyutta inceleyebiliriz.

Bedensel Gelişim:Bedenin büyümesi ve olgunlaşma süreçlerin içerir. (Boy, ağırlık ve hacimsel artışla birlikte vücut sistemlerinin kendilerinden beklenen fonksiyonları yerine getirmesi)

Devinimsel Gelişim:Zihin ve kas koordinasyonuna dayalı davranışların gelişimidir. Devinimsel gelişimde duyu organları, kas ve sinir sistemleri koordineli olarak çalışırlar.

Fiziksel Gelişim Dönemleri:

1. Doğum Öncesi Dönem:

Yaşamın, döllenmeyle başladığı kabul edilir. Bireyin büyüme ve olgunlaşmasına ilişkin tüm bilgiler zigot dediğimiz döllenmiş yumurtada kodlanmıştır. Zigottaki bu bilgiler mayoz bölünme sayesinde anne ve babadan gelen 23’er kromozomun birleşmesiyle oluşan 46 kromozomda yer almaktadır. Zigot, hızla mitoz denilen hücre bölünmesiyle çoğalmaya başlar. Mitoz bölünmede hücreler kendilerinin aynısını oluşturacak şekilde ikiye bölünerek yeni hücre oluştururlar. Oluşan her yeni hücre de 23 çift (46) kromozom bulunmaktadır.

Döllenmeden itibaren doğuma kadar olan süreç 3 döneme ayrılarak incelenir:

1- Dölüt (germinal) dönemi (döllenmeden itibaren ilk 2 haftalık süreç):Bu dönemde fallop tüpünde döllenen yumurta fallop borularından aşağıya inerek iki hafta içinde rahme (uterus) inerek rahim duvarına yapışır.

2- Embriyo dönemi (3. hafta ile 8. hafta arası):Bu dönemde mitoz bölünmeyle çoğalan hücreler farklılaşmaya ve ileride vücudun organ ve sistemlerini oluşturacak bölümleri meydana getirmeye başlarlar. Hücrelerdeki bu değişim sonucu üç farklı yapı oluşur: Endoderm, Mezoderm ve Ektoderm.

3- Fetüs dönemi (3. ay ile doğuma kadar olan süreçtir):Bu dönemde bebeğin doğuma hazır hale gelecek şekilde tüm organ ve sistemleri gelişir. Bu dönem içinde, 4. ve 5. aylarda fetüsün temel vücut yapısı oluşur. Fetüs 5. ay sonunda yeni doğan bebekte gözlemlenen bazı bedensel ve devinsel özellikleri kazanır. Erken doğan bebeğin en az 7 aylık olması gerekir. Fetüs beyninin 7.-8. aylarda çalışmaya başladığı iddia edilmektedir.

2. Bebeklik Dönemi (0-2 Yaş):

 Bedensel Gelişim:Bebeklik döneminin ilk bir yılı doğum öncesi dönemden sonra gelişimin en hızlı olduğu dönemdir. Bebeğin ağırlığı 6 aylıkken doğumdaki kilosunun yaklaşık iki katına, bir yaşında üç katına, iki buçuk yaşında ise 4 katına ulaşır. Bebeğin başının doğum öncesi gelişim hızı diğer organlarına göre daha fazla olduğu için bebek dünyaya geldiğinde başın vücuda oranının yetişkinlerden daha büyük olduğu gözlenir. Bebeğin sinir sistemi gelişim ilkelerine uygun olarak merkezden uçlara, içten dışa doğru gelişir.

Devinsel (Psiko-motor) Gelişim:Bebek doğduğunda bir yetişkin gibi vücudunu kontrol edecek durumda değildir. Davranışları refleksif ve denetimsiz, genel vücut hareketleri ile sınırlıdır. Ancak büyüme, olgunlaşma ve öğrenme ile devinsel gelişimi 2 yaşında çok büyük ilerleme göstermiş hale gelir.

Duyusal Gelişim:Yeni doğan bebeğin işitme duyusu oldukça gelişmiştir. Bebek insan sesindeki değişimleri, tanıdık ve yabancı sesleri ayırt edebilir yeterliktedir. Yeni doğan bebeğin görme duyusu diğer duyularına göre daha az gelişmiş olmakla birlikte, 2 haftalık bir bebek gözünün önünden geçen bir nesneyi izleyebilir. 6 aylık bir bebek de anne ve babasının yüzü ile yabancı yüzleri ayırt edebilir. Renk ve şekillerin de farkına varabilir. Bebeğin tat alma ve koklama duyusu oldukça gelişmiş olup, farklı tat ve kokuları kolayca ayırt edebilir. Dokunma duyusu da oldukça gelişmiş durumdadır.

3. İlk Çocukluk Dönemi (2-6 Yaş):

 Bu dönemdeki bedensel gelişim hızı bebeklik dönemine göre azalmıştır. İlkokul çağına doğru boyca uzama daha da yavaşlar ve ergenlikte yeniden hızlanır. Bu dönemde sinir sisteminin gelişimi büyük ölçüde tamamlanmış olur. Kalp atışındaki hız giderek yavaşlar ve ilkokul yaşına doğru yetişkinliktekine benzer duruma gelir. Sindirim sistemi tüm yiyecekleri sindirebilir duruma bu dönemde erişmiş olur. İlk çocuklukta büyük kaslar ince kaslara göre daha gelişmiştir. Çocuk bu dönemde kaba motor hareketleri kolaylıkla yapabilir, beceri gerektiren ince işleri ise henüz başaramaz. Göz henüz ıraksaktır. İlgileri kolayca ve çabucak dağılabilir. Sürekli aktif olmak, hareket etmek isterler. Bu dönemde çocuklara büyük kas gelişimlerine yardımcı olacak uğraşıları yapabilecekleri ortamlar sunulmalıdır.

4. İkinci Çocukluk Dönemi (Okul Dönemi) (6-12 Yaş):

Bu dönemde gelişim hızı önceki dönemlerden daha yavaş seyretmektedir. 9–10 yaş civarına dek kızların beden uzunluğu ve ağırlığı erkeklerinkinden daha az iken, kızların ergenliğe daha erken yaşta girmelerinden dolayı 10–15 yaşlarında boy ve ağırlıkları erkeklerinkinden daha fazla hale gelir. Bu dönemde ince motor kaslarda gelişme olur. Çocuk, piyano, keman çalma, ince kalemle yazı yazma, resim çizme gibi becerileri başarır hale gelir. Daha önce görme ıraksak iken, bu dönemde görme normal halini kazanır.

5. Egenlik Dönemi (12-18 Yaş):

Bebeklik dönemi sonrası gözlenen gelişim hızındaki yavaşlama sonrası bu dönemde bedensel gelişim tekrar hız kazanır. Bununla birlikte fizyolojik ve hormonal değişimler de meydana gelir. Bu dönemde, erinlik de denilen ön ergenlikte, fiziksel, bilişsel ve psikolojik olarak hızlı bir değişim yaşanır. Erinliğin ilk yıllarında büyüme hormonu çok çalıştığı için boy uzamasında hızlı bir artış olur. Son ergenlik dönemi ise bu değişimlere uyum sağlama süreci olarak tanımlanabilir ki ergen bu aşamada yetişkinliğe kendisini hazırlamaya çalışmaktadır.

BİLİŞSEL (Zihinsel) GELİŞİM:

Bireyin çevresindeki dünyayı anlama ve öğrenmesini sağlayan, aktif zihinsel faaliyetlerdeki gelişime bilişsel gelişim adı verilmektedir.

Piaget, Brunerve Vygotsky,çocuğun çevresindeki dünyayı, değişik yaşlarda nasıl ve niçin böyle gördüğünü ve algıladığını belirlemeye çalışmışlardır.

PİAGET (Piaje)’ nin  BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI:

Piaget, çocukların yetişkinlerin düşünce yapısından daha ilkel düşünce örüntüsüne sahip oldukları görüşüne katılmamıştır. Onların yetişkinlerden farklı, kendilerine özgü dünyayı anlama ve ifade etme yolları olduğunu düşünmüştür.

Piaget’nin kuramı temelinde zihinsel gelişile ilgili bazı temel kavramlar:

Zeka:Piaget zekânın testlerle elde edilecek sonuçlara dayalı olarak tanımlanmasını doğru bulmamıştır. Zekâyı, organizmanın çevresine adaptasyonuna (uyumuna)yardım eden temel hayat fonksiyonu olarak tanımlamıştır.

 Şema:Genel olarak “bilişsel yapı” olarak tanımlanan, bireylere özgü bilgi edinme ve yapılandırma yollarına “şema” adı verilir.

Organizmanın, çevresindeki olayları anlamak ve onlara uyum sağlamak için geliştirdiği düzenektir.  

Şemayı kişisel kitaplığımız gibi düşünebiliriz. Bebeklikte sadece refleksif davranışların bilgisi bulunan bir iki bölmeden oluşan kitaplığımıza yeni bilgiler geldikçe yeni raflar (şemalar) ekleriz. Bu yeni rafları organize etmek “örgütlemek” ise her bireyin kendine özgüdür.

Şemalar gözle görülemez ve bunları somut olarak anlamanın tek yolu bir uyarıcıya karşı gösterilen davranışı gözlemlemektir. Örneğin iki-üç aylık bir bebeğe verilen bir nesneyi bebek ağzına götürecek ve emmeye çalışacaktır. Çünkü sahip olduğu şema yakalama-emme şemasıdır.

Şemalar olgunlaşma ve öğrenmelerle sürekli değişim ve gelişim gösterirler.

Piaget’e göre insanlar kalıtımla getirilen-getirdikleri iki temel eğilime sahiptirler. Bunlar “örgütleme ve uyum”dur ki Piaget bu iki kavramı “fonksiyonel değişmezler”olarak tanımlamıştır.

- Örgütleme: Kazanılan her yeni bilginin bir bütünlük ve düzen içinde şemalara yerleştirilmesidir. Şemalar bilişsel yapılarımızı ifade ederken, örgütleme de bu yapıları nasıl düzenlediğimizi, onları nasıl koordine ettiğimizi ifade eder. Her bireyin kendine özgü örgütleme yolları vardır.

- Uyum (adaptasyon): Çevrenin gerektirdiklerine göre kişinin kendini düzenlemesi, uyum sağlaması sürecidir. Piaget’e göre, bilişsel gelişim; dünyayı öğrenme yolunda bir denge sonra bir dengesizlik ve yeni dengeye ulaşma sürecidir. Bu sürecin kesintisiz gerçekleşmesi ise karşılaşılan her yeni nesne, olay ve varlıklara uyum sağlamayı gerektirir.

Uyum iki şekilde meydana gelir:

  1. Özümleme (asimilasyon):Bireyin karşılaştığı yeni bir durumu, fikri ya da nesneyi kendinde önceden var olan şemalarla açıklaması, bu şemalarla anlamlandırmasıdır. Diğer bir deyişle, kendisi için yeni olan bu bilgileri var olan şemalarına yerleştirmeye çalışmasıdır. Örneğin; daha önce “at”ı görmüş fakat “zebra” ile ilk defa karşılaşan bir çocuğun zebraya ilk görüşte at demesi bir özümlemedir.
  2. Düzenleme (uyma):Bireyin, yeni durum, obje veya olaylar karşısında kendisinde var olan şemaların kapsam ve özelliklerini yeniden biçimlendirmesi, organize etmesi sürecidir. Örneğin; ilk görüşte zebraya at diyen çocuğun zebranın attan farklı bir hayvan olduğunu algılayıp ona zebra demesi çocuğun düzenleme yaptığının bir göstergesidir.

Dengeleme: Örgütlemenin devamı niteliğindedir. Birey yeni karşılaştığı bir bilgiyi alarak kendisinde var olan bilgilerle ilişkilendirerek bir denge sağlamasıdır.

Piaget’e göre zihinsel gelişimi etkileyen etkenler:

Piaget, “kişi çevresine karşı ne kadar uyumlu davranıyorsa o derecede zeki davranışlarda bulunuyordur” düşüncesindedir ve ona göre zekâ sadece bireyin çevresiyle etkileşimi sürecinde gelişim gösterebilir.

Piaget bilişsel gelişimi biyolojik ilkeleri temel alarak incelemiş ve geliştirmiştir. Ona göre bilişsel gelişimi kalıtım ve çevre etkilemektedir. Bilişsel gelişimi etkileyen ilkeleri de;

Olgunlaşma

Yaşantı

Kültürel aktarım

Dengeleme

kavramları ile açıklamıştır.

Bebek, ilk olarak kalıtımla getirmiş olduğu refleksif davranışlarla çevreye uyum sağlar. Hiç bir yaşantısı ve öğrenimi olmayan bebeğin davranışlarını bu refleksler yönlendirir. Daha sonra bebeğin giderek biyolojik olarak olgunlaşması ve çevresiyle etkileşim kurmasıyla reflekslerin yerini karmaşık ve bilinçli davranışlar alır.

PİAGET’YE GÖRE BİLİŞSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ:

Piaget, bilişsel gelişimi başlıca dört döneme ayırmıştır. Her dönemin kendine özgü kazanılması gereken şemaları vardır. Dönemler ilerledikçe kavrama ve problem çözme becerilerinde ilerleme gözlenir. Bu dönemler sırasıyla ve atlanmaksızın yaşanır. Ancak dönemlere geçiş yaşlarında ve dönemlerin tamamlanma sürelerinde farklılıklar gözlenebilir.

1- Duyusal-motor Dönemi (0-2 yaş):Bu dönemde baskın olan bilişsel yapı “refleksif davranış” şemalarıdır. Bu şemalar, duyular (görme, tat alma vb...) ile motor tepkilerin (tutma, kavrama, emme gibi...) eşgüdümünün başlaması ile giderek gelişim gösterirler. Yeni doğan bebekler doğuştan getirdiği refleksleri ile çevrelerine uyum sağlamaya çalışırlar. Kendisinde var olan tek şema olan refleksif davranışlarının göstergesi de dudağına değen her nesneyi emmeye çalışması ve avucuna değen şeyleri de yakalamak istemesidir.

Yaklaşık 8–12 ay arası dönemdeki bir diğer önemli değişim de bebeğin nesnelerin sürekliliği (devamlılığını) kavramasıdır. Yaklaşık 8 aylık oluncaya kadar bebek gözü önünde saklanan bir nesneyi (top, oyuncak gibi) aramaktan vazgeçer. Fakat daha sonraları, saklanan nesneyi aramaya, onu bulmaya çalıştığını gösterir hareketler yapmaya başlar. 18–24 ay civarında bebekler çevrelerindeki nesneleri zihinlerinde canlandırmayı başarabilir hale gelirler. Bu onların belleklerini kullanabilmeye başladıklarının kanıtıdır.

2- İşlem Öncesi Dönem (2-7 yaş):İşlem öncesi dönem adından da anlaşılabileceği gibi, henüz işlemlerin yapılamadığı, ancak işlemlerin yapılabilmesi için hazırlıkların sürdürüldüğü bir dönemdir.

Bu dönemin en önemli özelliği sembolik fonksiyonun ortaya çıkmasıdır. Bir önceki dönemde ortaya çıkan sembolik kavramlar geliştirme kapasitesi bu dönemde çok hızlı bir ilerleme gösterir. Çocuk artık görmediği insanların, objelerin ya da olayların yerine kelimeler kullanabilir hale gelmiştir.

 Artık konuşabilen çocuğun dili hızla gelişir, kullandıkları semboller ve kavramlar da kendilerine özgü olabilir.

Hayal güçleri gelişmiştir , buna paralel olarak da sembolik oyunlar oynadıkları gözlemlenir; dal parçasını at yaparlar, tabağı direksiyon gibi kullanırlar, oyuncak bebekleriyle canlıymış gibi oynarlar. Hatta bu sembolik oyunlar ile iç dünyalarını ve çatışmalarını da ortaya koyabilirler.

Bu dönemde soyut ve karmaşık ifadeleri anlayamazlar, konuşmalarında soyut ve karmaşık kelimeleri yerli yerinde ve düzgünce kullanmayı başarsalar da bunların anlamlarını açıklayamazlar.

Bu dönemde çocuklar benmerkezcidirler (egosantrizm).Kendi düşünceleri ve bilgileri dışında başkalarının farklı şekilde düşüneceğini ve bilgi sahibi olacağını algılayamazlar. Kendi bildiklerini gördüklerini, herkesin bildiğini gördüğünü vs. sanırlar. Örneğin; bir kız çocuğu telefonla konuşurken, elindeki bebeği göstererek telefonda babasına “bak babacığım annem bana ne güzel bir bebek aldı” diyebilir.

Bir olayı başkalarının bakış açısından göremediklerinden, başkalarının ihtiyaçlarını ve duygularını fark etmekte güçlük çekerler.

Bu dönemdeki en önemli özelliklerden biri çocukların henüz “Korunum İlkesi”ni kazanamamış olmalarıdır.

Korunum ilkesi;bir objenin ya da maddenin görüntüsü değişse de belirli özelliklerinin aynı kalacağı, değişmeyeceği ilkesidir. Örneğin; 4-5 yaşlarındaki bir çocuğun önünde birbirinin aynı iki bardağa eşit miktarda su koyduğumuzda, çocuk bardaktaki suların eşit olduğunu söyleyebilecek, ancak gözleri önünde bardaklardan birindeki suyu daha geniş ve kısa bir bardağa boşalttığımızda çocuk artık uzun bardaktaki suyun daha çok olduğunu söyleyecektir.

Bu da aynı zamanda onların işlemleri tersine çevirebilmeyetisine sahip olmadıklarının göstergesidir. Piaget’ye göre bunun sebebi; çocuğun bu dönemde bir konu ya da problemi çok boyutlu olarak değil de sadece bir boyuttan algılayıp, tek bir açıdan düşünebilmesinden kaynaklanmaktadır. Piaget'ye göre, tersine çevirme, düşünmenin önemli bir yönüdür ve korunumun başlangıç noktasıdır.

Örneğin, 7 + 8 = 15 o halde 15 - 8 = 7 işlemini yetişkinler kolaylıkla yapabilir ancak işlem öncesi dönemdeki çocuklar, bu tersine çevirme işlemini yapamazlar.

Bu dönemin diğer bir özelliği de çocukların bütün ile onun parçaları arasındaki ilişkiyi kuramamalarıdır. Örneğin; sınıftaki kızlar mı çok erkekler mi diye sorulduğunda eğer erkekler çoksa erkekler diyebilir de tüm öğrenciler mi çok erkekler mi denince erkekler yanıtını verebilirler.

Bu dönemdeki çocuklarda “aminizm”gözlenir. Aminizm;cansız nesnelere canlılık özelliği yüklemektir. Canlı ile cansız ayrımı yapamazlar. Çocuklar arkadaşlarının ya da bir hayvanın canını acıttıklarında onun canının acıyabileceğini düşünemezler.

 Dil gelişimine baktığımızda da çocuğun konuşmalarında “monologlar”(tek kişilikli konuşma) ın hâkim olduğunu görürüz.

3- Somut İşlemler Dönemi (7-12 yaş):Çocuklar okula başlama çağında yeni bir bilişsel değişime girmişlerdir. Bu dönemde çocuklar bir önceki dönemde sahip olmadıkları mantıksal işlemlerde hızlı bir ilerleme gösterirler. Örneğin, artık nesnelerle ilgili zihinsel olarak toplama, çıkarma gibi matematiksel işlemleri yapabilir hale gelirler. Tersine çevirebilme yetisine sahip olan çocuklar nesnenin korunumu ilkesini de artık kazanmışlardır. Aynı miktardaki suyun farklı kaplara koyulsa da miktarlarının aynı kalacağını artık kavrayabilirler.

  • Madde korunumu à  Bir bütün parçalara ayrılsa bile miktarı değişmez) 6-7 yaş
  • Uzunluk korunumuàUzun bir tel parçalansa veya kırılsa bile uzunluğu değişmez) 6-7 yaş
  • Nitelik değişmezliği àBir kaptan diğerine boşaltılan sıvının miktarı değişmez. 6-7 yaş
  • Alan korunumu àBir kağıt parçasının kapladığı alan, kağıt kesilip başka şekiller oluşturulsa bile değişmez. 7 yaş
  • Sayıların korunumu àNesnelerin yakınlaştırılması veya uzaklaştırılması ile miktarda değişme meydana gelmez; 5 bilye ister bitişik ister ayrı olsun, 5 bilyedir, sayı değişmez 7 yaş
  • Ağırlık korunumu àŞekli değişen balçığın ağırlığı değişmez 9-12 yaş
  • Hacim korunumu àÇeşitli şekillere sokulan balçığın taşırdığı su miktarı aynı kalır 11-12 yaş

4- Soyut İşlemler Dönemi (12 yaş ve sonrası):Bir önceki dönemde gerçekleşen tüm bilişsel gelişimin yanında eksik kalan soyut olarak düşünme ve işlem yapma becerisi de bu dönemde başarılır hale gelir.

 Objeler üzerinde yapılan zihinsel işlemlerin yanı sıra artık çeşitli inançlar, değerler, sosyal yapılar, yasalar vb. bu dönemde algılanabilir hale gelir.

Somut işlemler dönemi ile soyut işlemler dönemi arasındaki temel fark ergenlerin bir olayın çok değişik yönlerini görebilmeleridir, bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir.

Ergen benmerkezciliği görülür.

Akıl yürütür

BRUNER'İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI:

Bruner’e göre bilişsel gelişim, yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Gelişim; eylemsel,imgesel ve sembolik olarak adlandırılan belli başlı üç gelişim aşamasından oluşur.

Bilişsel gelişim için sistemli bir öğretici-öğrenici etkileşimi gereklidir.

Bruner’e göre baba, anne, öğretmen ve toplumun diğer üyeleri çocuğa öğretmelidir. Sadece bir kültür içine doğmak, tam bir bilişsel gelişim için yeterli değildir. Öğreticiler, kültürü yorumlayarak çocukla paylaşmalıdır.

Bilişsel gelişimde dil önemli bir anahtardır. İnsanlar dili kullanarak birbiriyle iletişim kurarlar. Dünyanın kavramlarını dil yoluyla öğrenir, öğretir, sorunlarını dil yoluyla tartışırlar. Dilin doğası ve işlevleri Bilişsel gelişimin bir parçası olarak görülmektedir.

Bilişsel gelişim, aynı zamanda birçok seçenekle baş etme yeteneğinde artıştır. Etkinlikleri yapma sırasında, değişik birçok duruma sırasıyla dikkat etmek gerekmektedir.

Küçük bir çocuğun nesnenin çarpıcı özelliğinde odaklaşması ile ergenin olayları bilimsel bir şekilde incelemesi arasında fark vardır.

Bruner Bilişsel gelişimi Piaget’ye benzer bir şekilde incelediğini belirtmektedir. Her ikisi de dünyaya ilişkin bilginin kodlanması, işlenmesi, depolanması ve sıralanması üstünde durmuşlardır.

Bruner’in Bilişsel Gelişim Dönemleri ve özellikleri:

  • Eylemsel Dönem:Piaget’in duyusal motor dönemine denk düşen zaman dilimini kapsar. Çocuk, bu dönemde çevreyi eylemlerle anlar; nesnelerle doğrudan ilişki kurar ve nesnelerin anlamı çocukların onlarla ne yaptığına bağlıdır, çevresindeki nesnelerle ilgili yaşantıyı onlara dokunarak, vurarak, ısırarak, hareket ettirerek kazanır.
  • Onlar için nesneler bazı eylemler yaptıkları şeylerdir. Örneğin; kaşık, yemek yediği; bisiklet, bindiği birer nesnedir.
  • Çocuk yaparak ve deneyerek öğrendiği için bu evreye eylemlerle temsil evresi de denilebilir. Bu dönemde bisiklete binmeyi öğretirken, ne sözel sembol, ne de imge kullanabiliriz. Çocuklar en kolay psikomotor eylemlerle öğrenebilirler.
  • İmgesel Dönem:Bilişsel gelişimin ikinci düzeyi, imgesel dönemdir. Bu dönemde bilgi, imgelerle taşınmaktadır.
  • Görsel bellek gelişmiştir. Ancak, çocuğun kararları dile değil, duyu organları yoluyla edindiği duyusal etkilere dayalıdır.
  • Çocuklar, algılarının tutsağıdır. Herhangi bir nesneyi, olayı, durumu nasıl algılarlarsa zihinlerinde o şekilde canlandırırlar.
  • Çocuklar bu dönemde herhangi bir nesneyi, olayı görmeden de resmedebilirler.
  • Bu dönem Piaget’nin işlem öncesi dönemine karşılık gelmektedir.
  • Sembolik Dönem:Bilişsel gelişimin sonuncu düzeyi sembolik dönemdir. Bu evre, Piaget’in soyut işlemler evresinin karşılığıdır ve 12 yaş civarında başlar.
  •  Çocuk dil, mantık, matematik, müzik, vb. alanların sembollerini kullanarak iletişim kurabilir.
  • Sembolik dönem, yaşantıların formüle edilmesine olanak sağlar. Ayrıca, bu dönemde kısa cümlelerle, anlamsal olarak zengin ifadeler oluşturulabilir.
  • Örneğin; bir elin nesi var iki elin sesi var; damlaya damlaya göl olur; boş teneke çok ses çıkarır, vb. Semboller yoluyla, az sembolle çok şey ifade edilebildiği gibi; eylemlerle ve imgelerle açıklanamayan olay nesne ve durumlar daha kolay ve etkili olarak ifade edilebilir.
  • Bireyin sembolik döneme ulaşması, zengin yaşantılar kazanmasını sağlar.
  •  
  • devamı için tıklayınız. 

14649
0
0
Yorum Yaz