20 05 2007

FELSEFE DERS NOTU-1 FELSEFEYE GİRİŞ

1.ÜNİTE FELSEFEYE GİRİŞ

 

                                                                                                                                                                                          MEHMET TUNÇER

Felsefe araştırmasına tüm evreni seçmiştir. Diğer bilim dalları ve bilgi türleri de evreni araştırma konusu olarak seçmiştirler. Bununla birlikte diğer bilim dalları evrenin belli bir parçasından hareketle evrenin tümünü tanımlamaya çalışmaktadırlar. Örneğin biyoloji canlılardan ,fizik cansızlardan,sosyoloji toplumdan yola çıkarak realiteyi açıklamaya çalışmaktadır. Oysa nasıl filin kulağından yola çıkılarak filin tamamı tanımlanamazsa, evrenin belli bir parçasından yola çıkılarak evren de tanımlanamaz. İşte felsefe evrenin tümünü kendisini inceleme konusu olarak seçer. Ve diğer bilgi dalları gibi evreni parçalarına ayırmaz ve belli bir parçadan yola çıkmaz. Ama sınırsız ve sonsuz bir varlık olarak evrenin tümünün herhangi bir duyu organıyla incelenebilme olanağı yoktur. Bu yüzden de felsefe evreni incelerken salt akıl yürütme yolunu yöntem olarak benimsemek zorundadır. Nasıl ki, fili bir bütün olarak kavrayabilmek için gözleri görmeyen insanların göze ihtiyacı vardıysa, evreni bir bütün olarak kavrayabilmek için ise insanların akla ihtiyacı vardır. Bununla birlikte akılla da olsa evreni bir bütün halinde kavrayabilmek tam olarak mümkün de değildir. Felsefe bu yüzden kesin hatları ve bilgileri olan bir bilim veya bilgi dalı olmaktan çok bir çaba,bir gayret veya bir uğraştır. Kısacası felsefeyi, “evreni (realite) parçalara ayırmaksızın bir bütün halinde ve salt akıl yoluyla anlama ve kavrama çabasıdır” biçiminde tanımlayabiliriz. Bilgi çok boyutlu ve çok yönlüdür. Bilgi varlığa ilişkindir. Bu nedenle bilgi ait olduğu alan,elde edilişi,özne-nesne ilişkisi, ve bilgi akti açısından çeşitli türlere ayrılmaktadır. Bilginin türlere ayrılmasında birçok etken olmakla birlikte en önemli etken obje ile subje arasındaki anlam aktıdır. Obje ile subje arasındaki anlam aktinin değişmesine göre aşağıdaki bilgi türlerinden söz etmek mümkündür.

 

ANLAM AKTİ

SUBJE(ÖZNE) OBJE(NESNE)

 

I.GÜNDELİK BİLGİ:

*Obje ile subje arasındaki anlam bağı sezgi ve/veya deneyimlerdir

*Belirli bir yöntemle elde edilmiş bilgiler değildir.

*Sistemli ve tutarlı bilgiler değildir.

*Genel geçerliliğe sahip evrensel bilgiler değildir.

*Kesin bir nedenselliğe bağlı bilgiler değil, kısmi nedenselliğe bağlı bilgilerdir.

*Kesin deney ve gözleme bağlı bilgiler değildir,kısmi deney ve gözleme dayalı bilgilerdir.

*Her türlü gündelik yaşam bilgisi,deneyim ve tecrübeye bağlı bilgiler,batıl inançların bilgisi ve kocakarı ilaçları bu tür bilgilerden oluşur.

*Örneğin “yeşil elmalar ekşi olur” veya “üşütmede nane limon kabuğu suyu içmek gerekir” bilgileri gibi

 

II.DİNSEL BİLGİ:

*Obje ile subje arasındaki anlam bağı iman-inanca dayanır

*İnanç bağına bağlı olduğu için öznel bir bilgidir.

*Mutlak ve kesin olma iddiasındaki bilgilerdir.

*Evrensellik iddiasındaki bilgilerdir.

*Dogmatik ve değişmez bilgilerdir.

*Vahiy yöntemiyle elde edilmiş bilgilerdir.

*Her türlü dinsel inanç ve ritüele ait bilgi bu türden bir bilgidir.

*Örneğin “Evreni var eden bir yaratıcı vardır” ya da “iyilik yapan insanlar cennete gider” vb. gibi

 

III.TEKNİK BİLGİ:

*Subje ile obje arasındaki anlam aktı beceri-yeteneğe dayanır.

*Yarar amacı gözetilerek elde edilen bilgilerdir.

*Kesin bilgilerden meydana gelirler

*Evrensel bilgilerdir.

*Belirli bir metotla üretilmiştir.

*Değişen ve gelişen bilgilerdir.

*Yığılarak(kümülatif olarak) ilerler

*Nesnel bilgilerdir.

*Gündelik yaşantıda ürettiğimiz her türlü araç ve gereç ile bunları kullanma bilgisi teknik bilgidir.

*Örneğin bilgisayar üretimi ve üretilen bilgisayarların kullanımı için gereken her türlü bilgi teknik bilgidir.

 

IV.SANATSAL BİLGİ:

*Subje ile obje arasındaki anlam bağı imgelem-güzelduyu-yaratıcı hayal gücüdür.

*Belirli bir yönteme bağlı olarak üretilmezler,yaratıcı bireyin bireysel etkinliğidir.                        

*Sistemli bir bilgi türü değildir.

*Özneldir. Kişinin duyuş ve düşünüş biçimine göre değişir.

*Sanat yapıtı tektir ve ikinci kez üretilemez.

*Evrensel ve tümelin bilgisini hedefler.

*Tüm güzel sanatlarda kullanılan bilgiler sanatsal bilgilerdir.

*Örneğin Mozart’ın 40.Senfonisindeki notaların dizilişi sanatsal bilgiyi gerektirir.

 

V.BİLİMSEL BİLGİ:

*Obje ile subje arasındaki anlam bağı deney ve gözlemdir.

*Evrensel ve genel geçer bilgilerdir.                                                                                                      MEHMET TUNCER

*Nesnel bilgilerdir.

*Yığılarak ilerler (kümülatiftir)

*Sistemli ve tutarlı bilgilerden oluşur.

*Belirli bir yöntem (Bilimsel Yöntem) kullanılarak üretilmiştir.

*Yüksek bir doğruluk değerine sahip bilgilerdir.

*Akılcı ve eleştirel yolla elde edilirler.

*Örneğin “su 100 derecede kaynar” ya da “bir cismi h yükseklikten serbest bırakırsak m x g kadar kuvvetle yere düşer” vb. gibi Bilimsel bilgiler ele aldıkları konu, konuyu ele alış tarzları ve elde ettikleri bilginin niteliği bakımından birbirinden ayrılırlar:

 

VI.FELSEFİ BİLGİ:

*Subje ile obje arasındaki anlam bağı akıl yürütmedir.Kişi evrenin bilgisini salt akıl yürütme yoluyla elde etmeye çalışır.

*Evrensel bilgilerdir, genel geçerliliğe sahiptirler.Elde edilen bilgiler zamana ve mekana aşkın bilgiler olup her zaman ve her yerde geçerlilik iddiası taşırlar.

*Öznel bilgilerdir. Yaratıcısı filozofun hayal gücüne bağlıdırlar.Bir filozofun elde ettiği bilgi diğer bir filozof tarafından kabul görmeyebilir.

*Sistemli ve tutarlı bilgilerdir.Felsefi bilgiler kendi içinde tutarlı bir bütünlük, belirli bir sistem meydana getirirler.

*Evreni parçalara bölmeden bir bütün halinde kavrayan tümel bilgilerdir.Bilimler gibi belirli bir parçadan yola çıkan bilgiler olmayıp evrenin tümüne ilişkin kavramları ele alırlar.

*Yığılarak ilerlerler (Kümülatiftir).Belirli bir felsefi bilgi ispatlanamadığı ya da çürütülemediğinden sürekli olarak artarak çoğalırlar.

*Olmuş bitmişlik ve kesinlik yoktur.Evren sürekli bir değişme halinde olduğundan felsefi bilgiler de sürekli yinelenmekte ve böylelikle hiçbir zaman tam ve kesin bilgiye ulaşılamamaktadır.

*Elde ettiği bilgiler kanıtlanamaz; ancak temellendirilebilir. Temellendirme belirli bir iddianın ya da belirli bir kavramın kendisinden daha açık başka iddialar veya kavramlarla desteklenmesi işidir.Bilimlerdeki deney ve gözlem yoluyla ispatlamanın yerine felsefede temellendirme kullanılmaktadır.

*Örneğin “Varlığın özü toprak,su,hava ve ateştir”, ya da “ Evrensel genel geçer bir ahlak yasası vardır” vb. gibi

 

FELSEFENİN KONULARI

1.BİLGİ FELSEFESİ(EPİSTEMOLOJİ) Bilgi nedir?

2.BİLİM FELSEFESİ Bilim her şeyi bilebilir mi?

3.VARLIK FELSEFESİ(ONTOLOJİ) Varlık var mı? Özü nedir?

4.AHLAK FELSEFESİ(ETİK) İyi nedir?

5.SANAT FELSEFESİ(ESTETİK) Güzel nedir?

6.DİN FELSEFESİ Tanrı var mıdır?

7.SİYASET FELSEFESİ İdeal bir düzen var mıdır?

8.MANTIK FELSEFESİ(LOGİK) Doğru nedir?

 

(1)Felsefe-Bilim İlişkisi

Her iki bilgi türü de varlığı anlamaya yönelir.Basmakalıp bilgilerle yetinmez.Felsefe sorularıyla bilime yol gösterir, bilim ise sorulara yanıt buldukça felsefenin yeni sorular sormasına neden olur.Her ikisi de eleştirel ve kuşkucu bir bakış açısıyla konularını ele alır.Her ikisi de akılcılığa dayanır.Felsefe bilimin konu,yöntem,sınıflandırmalarını birer problem olarak görür ve bundan Bilim Felsefesi alanı doğmuştur.Farklılıkları ise:

*Bilim deneysel yöntemi kullanarak doğa yasaları bulmaya çalışır;oysa felsefe akıl yürütme yoluyla varlığı anlamaya çalışır.

*Bilimsel bilgi teknoloji üretir;oysa felsefe bilgisi hiçbir yarar gözetmeden elde edilen bir bilgidir.

*Bilimler parçadan yola çıkarak varlığı açıklamaya yönelirler; felsefe tümel bir bilgidir,varlığı bir bütün halinde ele alır

* Bilim varlığın özünden çok olaylar ve olgular arasındaki neden sonuç bağlarıyla ilgilenir ve nasıl? Sorusunu sorar?; Felsefe ise varlığın özünü bilmek ister ve buradan yola çıkarak varlığa nedir? Sorusu sorar;

*Bilimlerde ilerleme vardır ve ortaya atılan bir iddia ya çürütülür ya da ispatlanır. Felsefede ortaya atılan bir soru kalıcıdır ve hiçbir zaman kesin bir yanıta ulaşılamaz                                                                              

 

(2)Felsefe-Sanat İlişkisi

Felsefe ve sanatın amaç ve yönelişleri bakımından benzerlikleri vardır.Her ikisi de evreni,doğayı,insanı anlamaya çalışır. Her ikisinde de yaratıcılık ön plandadır.Her ikisinde de zorunlu olarak uyulması gereken bir yöntem bulunmamaktadır. Her ikisi de öznel bir bilgi türüdür.Her ikisi de tümel bilgileri hedefler. Farklılıkları ise Sanatsal bilgi sezgi ve yaratıcı hayal gücüyle elde edilen bir bilgi türü iken felsefe akıl yürütme yoluyla elde edilir.Filozofun amacı doğru bilgiye ulaşmakken sanatçının amacı güzele ulaşmaktır. Alışverişleri ise felsefe sanatı ve güzeli kendisine problem edinerek Sanat Felsefi alanını doğurmuştur.Bununla birlikte her sanat dalının da dayandığı bir felsefi anlayış bulunmaktadır.

 

(3)Felsefe-Din İlişkisi

Her ikisi de varlığı ve yaşamı bütünsellik içinde ele almaya çalışır.Amaç ve yöneliş bakımından benzerlikleri vardır.Her ikisi de varlığın ilk nedenlerine yönelirler.Her ikisi de tümel bilgiler elde etmeye çalışır.Her ikisi de özneldir. Dinsel bilgiler varlığın bilgisini inanca dayalı olarak edinmeye çalışır.Kaynağı ise ilahidir.Dinsel bilgilere vahiy yoluyla ulaşılmıştır ve buz yüzden de akıl ve mantıkla sorgulanamazlar.Eleştiriye kapalı ve dogmatiktirler. Oysa felsefe bilgisi mantıksal analizler ve akıl yürütmeler yoluyla bilgiye ulaşır ve dogmatik değildir.Bilgide otorite kabul etmez ve eleştirel sorgulayıcı bilgilerdir. Felsefe dini problem edinerek inceler ve buradan Din Felsefesi ortaya çıkmıştır.Öte yandan her dinin de kendi içinde felsefi bir dayanağı bulunmaktadır.Örneğin İslam Felsefesi,Hıristiyanlık Felsefesi vb.         

                                                                                                         MEHMET TUNÇER

  FELSEFENİN GEREĞİ

Felsefe öğrenmenin bilimler gibi insan yaşamına doğrudan katkısı olmayabilir ancak dolaylı olarak insan yaşamını etkiler.Bilgi pratik yaşamda kullanıldığı oranda önem kazanır.

Felsefi bilgi:

1-İnsanın dünyaya bakış açısını değiştirir olaylara eleştirici ve sorgulayıcı yaklaşmamızı sağlar.

2-Hoşgörü kazandırır ve insanı olgunlaştırır.

3-İnsanın anlama ve gerçeği görme ihtiyacını karşılar.İnsanın çevresinde olup bitenleri körü körüne kabullenmeyip her şeye eleştirel ve sorgulayıcı yaklaşmasını ve böylece kendi akıl ve düşünce gücüyle olayları anlamasını sağlar.

4-Kişiye kendi görüşlerinden başka görüşlerin de olabileceğini, başkalarının da doğru düşünebileceğini gösterir başkalarının görüşlerine saygı duymayı onlara karşı hoşgörülü olmayı kazandırır.Düşünceyi ifade etme özgürlüğünün önemini kavratır.

5-Evreni ve insanı düşünce temelinde sorgularken,bilimlere ışık tutar bilimlerin gelişmesine yol gösterir.Bilimlerin gelişmesinin dinamiğini oluşturur.

6-Bilgi toplumu haline gelmemizde, bilginin üretilmesinde katkıda bulunur.

7-Toplumsal yaşam içerisinde başka insanlarla iletişim kurma, onları anlama ve sorunlarını paylaşmada yardımcı olur Kısaca Felsefe; evrende düşünen, anlamaya çalışan, sorgulayan, eleştiren, yorumlayan bir varlık olmamızın ayrıcalıklı onurunu hissettirir.

GEÇMİŞTEN GELECEĞE FELSEFENİN FONKSİYONU

Felsefe eski yunanda doğa filozoflarıyla başlamıştır.Thales, Anaximandros, Anaximenes, Herakleitos, Parmenides, Pisagor. Demokritos gibi ilk filozoflar varlığı merak etmişler evrenin nasıl ve nerden oluştuğu sorularına cevap aramışlardır.

Hepsinin evrenin ilk öğesi (arkhesi)nedir diye sorduklarını görürüz.

Evrenin ilk maddesi;

Thales’e göre; su

Anaximenese göre Hava

Herakleitosa göre Ateş

Demokritosa göre Atomdur.

Daha sonra varlık ve arkhe sorunun çözümsüzlüğünü gören ilk çağ filozofları sofistlerle birlikte insana yönelmişler,insan ve sorunları üzerine tartışmışlar açıklamalar getirmişlerdir.Sokrates,Platon ve Aristoteles kendilerinden önceki görüşleri toparlayarak daha bütüncül felsefi sistemler kurmuşlardır.Antik yunanın hemen ardından Hellenistik felsefe dönemi başlamıştır İskender’in doğu seferinde doğu ve batı felsefesinin tanışması sağlanmıştır. Bu nedenle Hellenistik felsefe doğu felsefesinin kısmi etkilerini taşır.Hellenistik Felsefe döneminde yaşamın amacını, insanın mutlu olmasının yollarını araştıran Epikürosçuluk ,Stoacılık, Septisizm gibi akımlar doğmuştur.Roma İmparatorluğunun kurulmasıyla doğu ve batı felsefelerinin senteze doğru gittiğini görürüz. Roma felsefesinde; doğu mistisizmiyle platon idealizmini uzlaştıran Plotinos yeni Platonculuk akımını kurmuştur.Ortaçağa gelindiğinde batıda Hıristiyanlığın yaygınlaşmasıyla felsefe ve akıl,dinin hizmetine girmiş Platonla Hıristiyanlığın uzlaştırıldığı skolastik felsefe, döneme damgasını vurmuş;din merkezli teokratik ve dogmatik nitelikli skolastik felsefe, batıda bilimde felsefede duraklamaya hatta gerilemeye yol açmıştır. Ortaçağda;Ticaret amacıyla batıya seferler yapan Müslümanların, İlkçağ Yunan dönemine ait eserlerle tanışmaları, İslamiyet’in ilime,akla ve öğrenmeye verdiği önem neticesinde onları alıp getirmeleri; Ayrıca orada kilisenin baskısından kaçanların ticaret kervanlarıyla doğuya gelmeleri sonucu oluşan kültürel alışveriş neticesinde, İslam dünyası bilim ve felsefede altın dönemini yaşamıştır.İslam dünyası Felsefede, Farabi ve ibn-i Rüşd;Bilimde, İbn-i Sina, Harezmi, Biruni gibi ünlü düşünürlerini yetiştirmiştir. Batı; İslam dünyasındaki felsefi ve bilimsel gelişmelerin etkisiyle kendi geçmişini hatırlayınca Rönesans ve Reform hareketlerini yaşamış ve uzun mücadeleler sonucu yeniden felsefe ve bilime yönelmiştir. Bu dönemde Kopernik, Kepler, Galilei, Newton’un buluşları kilisenin otoritesini sarsmış, bilim yeniden güncelleşmiştir. 20 Y.Y. a gelindiğinde felsefenin salt soyut bir uğraş olmaktan çıkması gerektiği görüşü önem kazanmış ve insanı toplum ve çevresi ile bağlantılı bir

varlık olarak ele alan diyalektik materyalizm, pozitivizm, pragmatizm, fenomenoloji ve egzistansiyalizm gibi akımlar doğmuştur. Özellikle pozitivizmin bilimi felsefenin temeline koyan yaklaşımının etkisiyle bilim felsefesi güncelleşmiş modern mantık çalışmaları dil çözümlemeleri yeni pozitivizmle birlikte felsefede yeni bir uğraşı alanı olmuştur.

 

METAFİZİK

Doğa üstü konuları ele alan bunları akıl yoluyla açıklamaya çalışan evren ve insanla ilgili çürütülmesi ve ispatlanması mümkün olmayan yorumlar getiren felsefe alanı metafiziktir.Metafizik kavramı Aristo’nun yazılarını düzenleyen öğrencilerince kullanılmış, Aristo’nun fizikle ilgili yazılarından sonra yazılanların Metetafizika (fizikten sonra gelen) olarak adlandırılmasıyla doğmuştur. Metafiziğin konusu Aristo tarafından varlığın ilk nedenlerinin araştırılması olarak belirlenmiştir.Metafizik tarihsel gelişim sürecinde varlığa, bilgiye, insana;Tanrı ve ruh gibi doğa üstü kavramlarla yaklaşmış duyu organlarının kavradığı nesnel gerçekliği dışlamıştır.

 

Metafiziğin Tartıştığı Başlıca Sorunlar:

1-Varlıkla ilgili (ontolojik) sorunlar;

“Gerçekte var olan nedir?”sorusu metafiziğin yüzyıllardır tartıştığı temel sorunlardan biridir.Bu soruya verilen cevaplar iki akımın doğmasına sebep olmuştur.

a-Materyalizm:Gerçekte var olan maddedir.Düşünce ve ruh maddenin ürünüdür.

b-İdealizm:Gerçekte var olan düşünce ve ruhtur.Madde düşünce ve ruhun ürünüdür.

2-Evrenle ilgili (kozmolojik)sorunlar:Metafizik evrenin nasıl oluştuğunu tartışır.Evrenin oluşumu ile ilgili sorunların tartışılmasından üç ana akım doğmuştur.

a-Teleoloji(Erekbilim):Evren bir ereğe (amaca)göre oluşmuştur.Genelde Tanrının evreni bilinçli ve planlı bir biçimde yarattığını savunan görüştür.

b-Mekanizm:Evrende her şey nedensellik ilkesine göre oluşmuştur.

c-Teoloji:evrende olup biten her şeyi Tanrıya bağlayan görüştür.

3-Ruhun varlığı ile ilgili sorunlar: Metafizik “Ruh var mıdır?” ,”Varsa Niteliği nedir?,Ruh bedenle nasıl ilişkiye geçer?”,”Ruhun ölümsüzlüğü nasıl açıklanır?”gibi sorulara cevap arar.                                                                                           Mehmet TUNÇER

4178
0
0
Yorum Yaz