30 03 2007

EĞİTİCİ DRAMA TEKNİKLERİ

EĞİTİCİ DRAMA TEKNİKLERİ
1. Dans Draması
2. Doğaçlama
3. Duygusal Algılama
4. Katılımcı Liderlik
5. Kenardan Yönlendirme
6. Kukla Draması
7. Müzikle Drama
8. Öykü
9. Pandomim
10. Paralel Çalışma
11. Resim Yapma
12. Rol Değiştirme
13. Rol Oynama
14. Zihinde Canlandırma

1. Dans Draması
Duyguları, düşünceleri büyük beden hareketler ile ifade etmek rahatlatıcıdır. Enerjinin dışa vurularak kullanılmasını sağlar. “Gelişmemiş” olarak nitelendirilen, bir anlamda uygarlığın, duygulara getirdiği baskıyı göreli olarak daha az hisseden Afrika topluluklarında insanlar, tüm duygularını büyük beden hareketleri ile dışa vururlar. Evlenme törenlerinde mutlulukla dans edip şarkı söyledikleri gibi , ölü gömme törenlerinde de dans edip şarkı söyleyerek duydukları acıyı tüm vücutlarıyla ifade ederler.
Uygarlığın gelişmesinin bir ürünü olan utanç duymayı, arkasına gizlenilecek maskeleri takmayıp, gerçek iç dünyalarıyla temasa geçek, olduğu gibi büyük beden hareketleri ile dışa vurmaları daha sağlıklıdır. İfade edilmeyen şiddetli duyguların bedende ve psikolojik yapıda oluşturduğu olumsuz etkiler bilinmektedir. (Ouay ve Werry,1978). Drama ve benzeri etkinliklerde, katılanların, çocuk yada yetişkin, kendilerini, duygu ve düşüncelerini büyük beden hareketleri ile (zıplama, yuvarlanma, sallanma, koşam, sıçrama, tepinme) ifade edebilmeleri rahatlatıcıdır. Gerilimi azaltır. Slade’e göre (1995), duygularımızı, sözcüklere dayalı mesajlar olarak ilettiğimiz gibi, bedensel yoldan da ifade edebiliriz ve dramadaki dans uygulamaları bu işleve sahiptir. Drama etkinlikleri arasında dansın özel bir yeri vardır. Drama dansı, zihinde canlandırılan her şeyi ve duyguların ifadesini, duygusal katılımı içermektedir.
Drama dansında, her çocuk elinden geldiğince içinden gelerek, dans eder. ama hareketleri başkasından kopya etmez. Güzellik ve stil, hareket etme amacına yönelmişken doğal olarak öğrenilir (Slade,1995). Yani dramada dansın amacı, kendini, düşündüklerini, duygusal dünyasını ifade etmektir. Çocuktan beklenen şu yada bu dans tekniğini öğrenmesi, uygulaması değildir. Kendi eşsiz stilini bulması, geliştirmesidir. Ancak, bunu geliştirebilmesi için, çocuğa bilinen dans tekniklerini gösterilip, öğretilmemiş olmalıdır ki, çocuk kendi stilini geliştirebilsin. Bilinen dansları öğrenmiş olan kişilerin drama dansına uyabilmeleri biraz süre alabilir. Çünkü, onlar müziği duyunca alışık oldukları, hareketle dans etmeye eğilim gösterirler. Ancak zamanla, drama dansının belirli hareketlerle sınırlanmış, ritmik tekrarlara dayanan bir dans olmadığını, her türlü beden hareketi ve figürünün tek amacını ifade etmek olduğunu anlarlar.
2. Doğaçlama
En önemli çalışma tekniklerinden biridir.doğaçlama ile serbest drama etkinlikleri kastedilmektedir. Çocuklar, sözel yada sözel olmayan, basit, kendiliğinden ifade tarzları ile durumu yada olayın akışını, gelişimini canlandırırlar. Doğaçlama yapabilmeleri için, özellikle okulöncesi çocuklarının konu ile ilgili kavramsal ön bilgilere ihtiyaç duyabilecekleri unutulmamalıdır.
Yapılacak doğaçlama basit olmalı ve çoğu kez olay yada roller öğretmen tarafından iyi tanımlanmalıdır. Bazen doğaçlamanın, belirli bir canlandırmanın yalnızca bazı bölümlerini kapsaması, bazı bölümlerinin ise öğretmenin önerileri ve vereceği bilgiler ile tamamlanması yerinde olabilir.
3. Duygusal Algılama
Özellikle duyu geliştirme ve duyular yolu ile öğrenme çalışmalarında, dokunarak, bakarak, işiterek ve tadarak algılama tekniği kullanılır. Örneğin; gözler bağlı olarak nesnelere dokunma ve o nesnenin özelliklerini sözel olarak anlatmaya dayanan bir çalışmada, duygusal algılama söz konusudur. Diğer duyulardan alınabilecek duyumların engellendiği ve yalnızca bir duyudan elde edilen duyumlara odaklaşan böylesi çalışmalarda, çocukların konsantrasyon düzeylerinin yükseldiği, çalışmaya tüm benlikleri ile katıldıkları görülür.
4. Katılımcı Liderlik
Öğretmenin, drama etkinliği sırasında, grubun içinde, grubun bir parçası olarak etkinliğe doğrudan katılmasıdır. Bu tür yönlendirmenin en önemli yararı, çocukların öğretmenlerinin de katıldığını görerek daha çok motive olmalarıdır. Katılımcı lider rolündeki öğretmen, çocukların arasında onlardan biri gibi davranır. Oyunun yada etkinliğin gerektirdiği tüm davranışları gösterir. Çocuklardan biri gibi atlar, zıplar, sürünür. Bu sırada etkinliği yönlendirmekten mümkün olduğunca kaçınmak durumundadır.
Etkinliğin başında, çocukları davet etmek yada toplamak için, rolleri dağıtmak ve etkinliği başlatmak için bir oranda yönlendirici olabilir. Ancak etkinlik başladıktan sonra, daha çok çocuklardan biri gibi, üstlendiği rollerden birini oynamaya çalışır. Bu sırada, rolü gerektirmediği halde çocuksu davranmasına çocuksu konuşmak, çocuk gibi yürümek koşmak) gerek yoktur. Hangi rolü üstlenmişse o rolü kendi becerileri doğrultusunda yerine getirmeye çalışması daha doğaldır.

5. Kenardan (Dışarıdan) Yönlendirme
Eğitici drama çalıma sırasında, öğretmen, etkinliğin bazen tıpkı bir spor takımı çalıştırıcısı gibi dışardan yönlendirir ve açıklamalar yapar. Belirli oranda bilgi vererek süreci başlatır. Yönlendirme sırasında sözel açıklamalar, yönergeler verdiği gibi, çok sık olmamak üzere, kendisi model olarak, davranışların örneğini de gösterebilir. Örneğin, rahatlama çalışmaları sırasında, gözleri kapalı olarak yerde uzanmış olan çocuklara yönerge verirken, öğretmen kenardan yönlendirme yapmaktadır.
Kenardan yönlendirme yapılırken mümkün olduğu kadar, ayrıntılı rol davranışları, sözel ifade örnekleri vermeye çalışmalı, çocukların kendi rol davranışlarını ve sözel ifadelerini oluşturmalarına katkıda bulunmalıdır.
6. Kukla Draması
Kuklalar aracılığı ile drama oyunları, çocukların ilgisini en çok çeken tekniklerden biridir. Kukla draması, kukla perdesinin olmaması ve kukla oynatmaya çocukların tümünün katılması yönünden, kukla tiyatrosundan ayrılır. Kukla dramasında seyirci rolünde olan çocuklar bulunmaz. Gruptaki çocukların her birinin elinde, canlandırılacak karakter yada nesnelerin kuklaları bulunur ve drama oyunu kuklalar aracılığı ile oynanır.
Bazı çocuklar, kendilerini bir grubun önünde ifade etmekte zorluk çekerlerken, bir kuklayı ellerine aldıklarında kendilerini daha güvende hissederek konuşabilirler. Kumaş ve karton gibi malzemelerden yapılmış, parmak ve el yardımı ile oynatılabilen kuklalar, çocukların doğrudan doğruya dışa vuramadıkları iç dünyalarını, yaşantılarını ifade etmelerini kolaylaştırabilir. Ayrıca, çocukların, kuklalarla diyalog kurmaya eğilimli olduklarından hareketle, eğitimde kukla draması tekniğinden daha çok yararlanılmasının uygun olacağı ileri sürülebilir.
7. Müzikle Drama
Özellikle daha önce hiç drama faaliyetine katılmamış çocuklar için, başlangıçta bir müzik aracının ritmine uyarak yürümek (yavaş,hızlı tempo ile) önerilebilir. Böylece çocuklar dramaya başlangıç için gerekli olan, birbirine müdahale etmeden grup içinde yönergeye uygun davranma, hayal etme, simgesel olarak anlatma gibi beceriler kazanırlar. Özellikle başlangıçta etkinliğe herkes katılmalıdır.

Seyirci durundaki diğer çocuklar, dramaya katılanların kaygısını artırabilir, dikkatinin dağıtabilir. Bir çok drama etkinliği müzik eşliğinde yapılarak, yaşantıların, duyguların ifade edilmesine güç katabilir. Bu konuda önemli olan, canlandırılacak konuya, olaya ilişkin müzik parçasının uygun olarak seçilmesidir. Özellikle değişken tempolu, bazen yavaşlayan, bazen hızlanan müzik parçaları, hareketten harekete durumdan duruma geçişi anlatmak için uygun olabilir.

Rahatlama çalışmalarına eşlik eden yavaş ve yumuşak ezgisi, çalışmanın konsantrasyon ve rahatlama sağlamasını kolaylaştırabilir.
8. Öykü / Olay Canlandırma
Çocukların öykülere olan ilgilerinden hareketle, önceden bildikleri öyküleri yada bilmedikleri yeni öyküleri, hareketlerle ve sözlü ifadelerle canlandırmalarına dayanan bu teknik, eğitici dramada sıklıkla kullanılan bir tekniktir. Ayrıca, öykü canlandırmanın yanı sıra, çocuklar için ilginç olan olaylar da canlandırma tekniğine uygundur. Çocuklarla öykü, olay canlandırması yapılırken, onları belirli diyalogları ezberlemekten çok, öyküdeki hareketleri, tekerlemeleri, şarkıları tekrarlamaya yönlendirmek gerekir. Önce, çocuklara öykü veya olay baştan sona anlatılır. Sonra, öğretmen öykünün/olayın geçtiği sahneyi sözel olarak tanımlarken, çocuklara öyküde canlandıracakları hareketleri ve çıkaracakları sesleri hatırlatır. Öğretmenin hatırlatmasıyla çocuklar, öykünün o bölümünü oynarlar. Örneğin, öğretmen; “Derenin içindeki büyük taşlara basarak dereyi geçiyor” der ve o roldeki çocuk yada tüm grup, taştan taşa basarak dereyi geçme eylemini yaparlar. Diğer bir örnekte ise, “Yangının su ile söndürmeye başlamışlar” diyerek çocukları harekete geçirir ve bu sırada “ Yangın söndürme hortumundan çıkan suyun sesi nasıl olur?” diye çocuklar sorabilir. Eğer çocuklar hiçbir ses çıkarmazlarsa öğretmen, örneğin; “fooşşş,fooşş” diye ses çıkararak çocuklara model olabilir.

Sonrada çocuklar öğretmenin çıkardığı sesleri taklit ederek, yangını söndürme hareketi yaparlar. Öykü, olay canlandırma sırasında, ara sıra öğretmen çocuklara kısa sorular sorabilir. Böylece, çocukların düşünmesine ve canlandırmaya kendilerinden bir şeyler katmalarına olanak sağlamış olur. Öykü ve olay canlandırılırken, süreç ve roller çok karmaşık olmamalıdır. Rol sayısının az olması durumunda süreci izlemek ve anlamak daha kolay olabilir. Belirli roller oynanırken, sözel ifadeler çok uzun olmamalıdır. Katılan çocukların anlayabilecekleri, yaşlarına uygun sözcük ve deneyimler seçilmesi uygun olur.
Bazı durumlarda çocukların çok iyi bildikleri bir öykünün belirli sahneleri (özellikle okulöncesi çocuklarıyla çalışırken tamamı değil) seçilerek oynanır.
Örneğin “Kırmızı başlıklı kız” öyküsünün, öyküdeki kızın, yatakta yatmakta olan anneannesinin kılığındaki kurtla karşılaşma sahnesi, diyalogları ve hareketleri ile canlandırılabilir. Yalnızca belirli bir bölümün seçilmesi, çocukların dikkatlerini öykünün o bölümüne yoğunlaştırarak daha iyi anlamalarını sağlayabildiği gibi, ilgili bölümdeki olayı ve rolleri hatırlamaları ve zorlanmadan canlandırmaları bakımından da yararlıdır. Canlandırmaya başlamadan önce, öyküde o bölümü anlatan resim yada birkaç resme dikkat yoğunlaştırılır. Resim yada resimler çocuklarla birlikte incelenerek, roller, eşyalar ve araç gereç belirlenebilir.

Öykü/olay canlandırma sırasında, öğretmen süreci anlatırken, bir bölümden diğer bölüme çok hızlı geçmemelidir. Böylece çocukların, o bölüm yeterince hareket taklidi yaparak, ses çıkararak, gerekiyorsa sözel ifadeler kullanarak yaşantı geçirmelerine olanak sağlanmış olur. Örneğin, bir etkinliğin yemek teme bölümünde, öğretmen, çocukların yemek yeme olayına yoğunlaşmalarına olanak tanımak için onlara yeterince süre tanımalıdır.
Küçük çocuklarla öykü canlandırması sırasında, öykü, başlangıçta öğretmen tarafından anlatılır ve çocuklar yönlendirilir. Ancak, söz konusu öykü 3-4 kez oynandıktan sonra, çocuklar arasından istekli olanlardan biri, öyküyü anlatan (öykünün gelişimini, sahneyi, belirli rollerdeki hareketleri söyleyen) lider rolünü alabilir.
Öykü/olay canlandırması sırasında, dikkatin bir noktada toplanması olasılığı yüksektir. Çünkü çocuklar, hareket eden, konuşan, kendi oluşturdukları karakterlerin gerçek olduğuna inanırlar. Buda olayın gerçekten yaşanıyor gibi algılanmasını sağladığından, tüm benlikleriyle katılırlar ve bu durum öğrenmelerini kolaylaştırabilir.
Canlandırma sırasında öğretmenin, önceden rol verdiği karakterler, kendilerine sıra geldiğinde ortaya çıkıp rollerini oynarlar. Onların nerede harekete geçeceklerini öğretmen ya açıkça sözel olarak söyleyerek (“ve fırtına bulutları arasından güneş ortaya çıktı” gibi) yada önceden kararlaştırılan bir işaret ile ( başıyla işaret vererek yada ksilofana vurarak ) belirtebilir. İşaret üzerine ortaya çıkıp rolünü oynayan çocuk, yerini bir başka rolü oynayacak çocuğa bırakır.
9. Pandomim
Düşünceleri, duygu ve yaşantıları, sözlere başvurmadan anlatmak demek olan pandomim, drama etkinlikleri sırasında, çocuklar için yararlı bir ifade etme çalışmasıdır. Çocuklar genelde, bedenlerinin bazı bölümlerini yada tümünü kullanarak hareketlerle anlatmaktan hoşlanırlar. Gündelik gözlemler, kendi haline bırakılan çocukların, pandomimi tek başına yada arkadaşları ile oynarken serbestçe kullandıklarını göstermektedir. Pandomim; gözlem, dikkatini yoğunlaştırma ve bedensel becerilerin gücüne dayanan bir ifade biçimidir. McCaslin (1984), grupla yapılan pandomimin çocukta zihinde canlandırma becerisini geliştirdiğine, farkındalık düzeyini artırdığına dikkati çekerek, yaratıcılık yönündeki çalışmalarda pandomimden yararlanılması gerektiğini belirtmişlerdir.

Pandomim yolu ile dramada canlandırılabilecek olan davranışlar, olaylar, nesneler adeta sınırsızdır. Örneğin; okulöncesi çocukları ile çalışırken öğretmen, diş fırçalama davranışını pandomim ile yapmalarını isteyebilir yada çocuklar sanki lavaboda su ve sabun kullanıyormuş gibi yaparak el yıkama hareketlerini gösterebilirler. Çocukların genellikle çok hoşlarına giden, otomobil süren şoför, uçak kullanan pilot gibi roller de pandomim ile, hareketlerde çalışılabilir.
Ayrıca daha karmaşık gibi görülen bazı konular da pandomim ile ifade edilerek işlenebilir. Örneğin; mevsimler konusu drama ile çalışılırken, mevsimleri canlandıran çocuklar, canlandırdıkları mevsime ilişkin olayları pandomim yolu ile gösterebilirler.
10. Paralel Çalışma
Tüm çocuklar aynı anda ikişerli, üçerli, dörderli gruplar halinde ortak bir etkinlik yaparlar. Ortak etkinliği yapan gruplardan her biri, etkinliği kendi tarzında yapabilir. Paralel grupların tıpa tıp aynı davranışlarla oynamaları gerekmez. Bu sırada hiçbir izleyici yoktur. Tüm çocuklar grup halinde aynı mekanda çalışırlar. Öğretmen, ya gruplardan birine dahil olur (katılımcı liderlik) yada gruplar arasında dolaşır (kenardan yönlendirme). Paralel çalışma, çocukların bir yandan kendi küçük grupların da birbirleriyle işbirliği yaparken, diğer yandan da büyük grubun bir parçası olmayı sürerek, bir ölçüde özgün bir şekilde çalışmayı öğrenmelerine yardımcı olabilir. Aynı konunun farklı biçimler de ele alınabileceğini, canlandırılabileceğini çocuklara göstermek yönünden yaralıdır.
11. Resim Yapma
Yapılan drama etkinliğinin ardından, çocukların etkinlikte yaşadıkları yaşantılar ile ilgili olarak resim yapmaları, hem öğrendiklerini kavramlaştırmaları hem de yaşadıklarını farklı bir biçimde ifade etmeleri bakımından anlamlıdır. Bu nedenle bir çok etkinlik, bireysel yada grup olarak yapılan bir resim çalışmasıyla sona erdirilebilir. Grup resmi yapılırken, dramaya katılan tüm çocuklar büyük bir kağıt üzerinde hep birlikte çalışırlar. Böylece yaratıcı ve dışavurumcu yönleri ortak bir çabada bütünleşmiş olur. Çocuklar, bireysel yada grup çalışmasını tamamladıktan sonra, yaptıkları resimde anlatmak istedikleri düşünce ve bilgileri, hem birbirleriyle hem de öğretmenleriyle paylaşırlar. Bu sırada öğretmenin yapılan resmi “ çok güzel olmuş, harika” diyerek övmesi yerine, hangi unsuru ( seçilen renkler, çizilen figürlerin nitelikleri, kağıdın kullanma biçimi, çalışma tarzı gibi..) olumlu bulduğunu belirtmesi, çocuk için hem yol gösterici, hem de daha anlamlı olur.
12.Rol Değiştirme
Eğitici drama etkinlikleri sırasında, farklı rolleri oynayan çocukların, rolleri değiştirmeleri; farklı rolleri denemelerini yaşamalarını sağlayarak, onların öğrenme ve anlama becerilerini zenginleştirebilir. Örneğin; bir önceki aşamada heykeltıraş olan çocukla, çamur rolündeki çocuk yer değiştirirler ve etkinlik tekrarlanır. Aynı uygulamada tüm çocukların her rolü değiştirerek oymalarına olanak olmayabilir. Bu durumda bir sonraki tekrarda, çocukların farklı roller almaları sağlanmalıdır.



13.Rol Oynama
Psikodramada da başvurulun bir teknik olan rol oynama, kişinin (çocuğun), kendisinin olmayan bir rolü davranışlarla oynamasıdır. Ancak, psikodramada amaç terapidir. Eğitici dramada asıl amaç ise, çeşitli rolleri oynayarak anlamak, öğrenmektir. Eğitici dramada rol oynamayı bir simülasyona benzeten Morgan ve Saxton (1987), bir dondurmanın nasıl isteneceğinin, otobüse nasıl binildiğinin simülasyon yolu ile öğrenilebileceğine dikkat çekmişlerdir. Bu sayede, örneğin anne rolünü oynayan çocuk, annesinin davranışlarını anlayabilir. Şoför rolünü oynarken ise, bir şoförün davranışlarını daha iyi kavrayabilir.

Özellikle konuşmayı gerektiren rol oynama sırasında çocuk, ses yüksekliği, diksiyon, telaffuz gibi konuşulan dilin unsurlarını ve konuşma sırası bekleme, dinleme, başkasının sözünü kesmeme gibi iletişim unsurlarını doğrudan doğruya çalışmış olur. Rol oynamanın bir diğer yararı, o roldeki kişiyle empati kurabilmek için gerekli olan, kendini diğer kişinin yerine koyabilme becerisinin kazanılması olabilir.
Çünkü, başka bir kişinin rolüne girmek,o kişinin perspektifini, yan görüş açısını anlama bakımından ve genel olarak insanların nesnelere, olaylara kendi görüş açılarından bakabildiklerini fark etme yönünden önem taşıyabilir. Piaget (1962), rol oynamanın çocuğun eğitimindeki önemini vurgulamıştır. Piaget’e göre, kişisel yaşantılarda karar verme becerisinin gelişiminde, tarihsel ve sosyal konuları anlamada, rol oynama, etkili bir öğretim tekniği olarak kullanılabilir. Özellikle küçük çocuklar rol oynarlarken, hem nesnel hem de sosyal çevreyi (diğer insanları) anlamlandırma konusunda oldukça zengin deneyimler kazanabilirler.
14.Zihinde Canlandırma
Bazı etkinliklerde, katılan çocuklardan gözlerini kapatarak, öğretmenin verdiği yönergeler doğrultusunda belirli görüntüleri zihinlerinde canlandırmaları istenir. Rahatlama çalışmaları sırasında başvurulan bu teknikle, çocukların konsantre olmaları sağlanır. Bazen de az önce yapılan bir etkinliğin aşamalarını,gözleri kapalı olarak zihinlerinde canlandırmaları istenir.
Böylece, çocukların yaşadıkları olayları anlamaları ve belleklerinde daha iyi kaydetmeleri sağlanmaya çalışılır.zihinde canlandırma becerisini kazanmak için çocuklara, somut nesnelere bir süre baktıktan sonra, gözlerini kapatmaları ve o nesneyi zihinlerinde canlandırmaları istenebilir. Örneğin, çocuklar önlerindeki bir elmayı 2-3 dakika bakarak inceledikten sonra, gözlerini kapatmaları istenir ve ne gördükleri sorulabilir.


Başkasını olduğu gibi kabul etmek gerçekten sevmektir.

3227
0
0
Yorum Yaz