28 08 2008

DEVLET MEMURLUĞU VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI NOTLARI-6

         3.3.DİSİPLİN SORUŞTURMASI VE SAVUNMA

 

         Disiplin soruşturmasına yetkili amirin soruşturma onayı ile başlanır. Bu onay müstakilen disiplin suçunun tespitine ilişkin bir onay olabileceği gibi 4483 Sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanmasına ilişkin kanun alanına giren ortak bir onayda olabilir.

 

         Disiplin cezaları  bir soruşturma sonucu uygulanacak işlemlerdir. Disiplin suçunun işlenip işlenmediği işlenmiş ise hangi zaman aralığında, ne şekilde, kim tarafından ve ilgilinin sorumluluk derecesinin tayini çoğu zaman bir disiplin soruşturması sonucunda tespit edilir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda disiplin soruşturmasının nasıl yapılacağı konusunda ayrıntılı hükümler  bulunmamaktadır. Memurun disiplin suçu teşkil eden fiilin aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği durumlarda kural olarak disiplin soruşturması ve adli soruşturma ayrı, ayrı yürütülür.

 

         Öte yandan 4483 sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin yargılanmasına  ilişkin Kanun kapsamına giren suçlardan ön incelemenin idari merciler tarafından yapılması esastır. Bu durumda disiplin soruşturması ve ön incelemenin aynı soruşturmacı tarafından  yapılması söz konusu olabilir.

 

         Bu iki tür soruşturmadaki sıfat ve yetkilerin farklılık arz etmektedir. Bu tez çalışması içeriğinde 4483 sayılı kanuna binaen yapılan soruşturmaların usullerine derinlemesine incelenmeyip sadece disiplin soruşturmalarındaki usullere yer verilecektir.

 

         3.3.1. İnceleme ve Araştırma

 

         İdarece yapılan disiplin soruşturmalarında öncelikle “İnceleme ve Araştırma” söz konusu olabilir. İdare memur hakkındaki isnadın gerçek olup olmadığını memurun fiilinin bir disiplin soruşturmasına gerek duyulacak delil ve emarelerin bulunup bulunmadığına bu yol ile karar verebilir. Öte yandan idarenin bilgisi dahiline giren suç konusu olay hiçbir tereddütte yer bırakmayacak şekilde suçun işlendiğini ortaya koyacak emareler varsa, ön inceleme ve araştırma yapılamaz.

 

         İnceleme ve araştırma konusu, bir şikayet dilekçesine dayanıyorsa, 3071 Sayılı Dilekçe Hakkının kullanılmasına Dair Kanun hükümlerine göre, belli bir konuya ihtiva etmediği, yargı organlarının görev alanına giriyorsa, dilekçe şekli şartları (imza, adres, isim, soy isim) taşımıyorsa, bu dilekçeye binaen işlem yapılmaz.

 

         İnceleme ve araştırmada, ilk olarak şikayetçi veya muhbirin ifadesine başvurularak şikayet veya ihbarın kendine ait olup olmadığı belirlenir. Olayla ilgili bilgi ve belgeler toplandıktan sonra, memurun ifadesine en son başvurulur.

 

         3.3.2. Disiplin Suçlarında Soruşturma

 

         3.3.2.1.Soruşturmanın Yürütülmesi

 

         Disiplin suçlarında, soruşturmanın ne şekilde yürütüleceği konusunda, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda hükme yer verilmemiştir. Soruşturma yöntemine ilişkin bazı hususlar, kamu kurum ve kuruluşlarının teftiş kurulu tüzük ve yönetmeliklerinde her ne kadar yer almakta ise de disiplin suçlarına ilişkin suçlar büyük ölçüde idarede yerleşmiş bulunan teamüllere göre yapılmaktadır.

 

         Disiplin soruşturması, disiplin cezası vermeye yetkili amir tarafından açılır. Yetkili amir soruşturmayı bizzat yapabileceği gibi görevlendireceği soruşturmacılara da yaptırabilir. Bu husus Danıştay’ın 8. dairesinin 10.02.1992 tarih ve 215 sayılı kararında kabul edilmiştir.(21)

 

         Yine Danıştay’ın görüşüne göre soruşturmacının hakkında soruşturma yaptığı memurdan daha üst veya eşit rütbede olması gerekir.

 

         Soruşturmanın amacı, memur hakkındaki zan veya iddiaya konu olan olayların tüm açıklığı ile ortaya çıkarılması bir disiplin suçu mevcut ise fail yada faillerin şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirtmesi ve ilgililerin idari, hukuki, cezai sorumluluklarının ortaya konulmasıdır. Herhangi bir olayın aydınlatılabilmesi için olayın mahiyetine göre belgelerin inceletilmesine olayla ilgili kimselerden bilgi alınması sanık ve tanıkların dinlenmesi gerekir. Bunun yanında bilir kişi incelemesi ve keşif gibi yöntemlere de başvurulabilir. Memur işlediği disiplin suçu soruşturma yapmadan kanıtlanabilir veyahut sadece inceleme ve araştırma yapılması yeterli olabilir. Örnek olarak, görevdeki devamsızlığı, imza cetvelleri ile kanıtlanan bir memurun devamsızlığının tespiti için ayrıca bir soruşturma açılmasına gerek yoktur. Bu gibi durumlarda disiplin amirleri uyarma, kınama, aylıktan kesme cezalarını vermeye doğrudan yetkilidirler.

 

         Bu noktada soruşturma yapılmamış olsa dahi disiplin amirlerinin memurun savunmasını alması gerekirken esasen memurun savunmasının alınması disiplin amirlerince soruşturmanın açıldığı anlamına gelir. Bu örnekte disiplin amiri soruşturmayı bizzat yapmakta ve herhangi bir incelemeye gerek duymayıp sadece memurun savunmasını almayı yeterli görmektedir.

 

         Konu ile ilgili Danıştay kararlarına bakıldığı zaman çelişkili kararlar görülmektedir. Örneğin Danıştay 10. dairesinin 23.11.1989 tarih ve 22239 sayılı kararında “davacının hakkında herhangi bir disiplin suçu açılmaksızın doğrudan disiplin amirince savunması alınarak aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasında hukuki uygunluk bulunmadığı” kararı verilmiştir. Diğer bir Danıştay kararında ise “ Danıştay 8. dairesinin 30.03.1992/571 sayılı kararında, Savunma istenmesini disiplin soruşturmasında ayrı bir işlem saymaya olanak bulunmadığı, ayrıca disiplin soruşturması yapılmadan disiplin amirince doğrudan savunma istenmesinin soruşturmanın yapılması anlamına geldiğine” karar vermiştir.(22)

          Bu noktada Danıştay’ın iki kararı arasında ikinci kararın daha isabetli olduğu kanaatine varılmıştır. Disiplin amirince savunma istenmesi soruşturmanın açıldığı ve yapıldığı anlamına gelir. Ancak bu soruşturmalarda sadece savunma istenilmekle yetinilmiştir. Burada önemli olan husus memurun disiplin suçu teşkil eden aynı halinin ayrıca bir soruşturmaya gerek kalmaksızın tespit edilip edilmemesidir. Sonuç olarak bir disiplin suçu soruşturma yapılmaksızın kanıtlanabiliyorsa disiplin amirince doğrudan ceza verilebilmelidir, yok eğer disiplin suçu bu şekilde kanıtlanmıyorsa mutlaka bir soruşturma yapılması ve onun sonucuna göre hareket edilmelidir.

          3.3.2.2. Soruşturma Raporu

          Soruşturma tamamlandıktan sonra soruşturmayla ilgili tespit ve kanaatlerini bir rapor halinde sunar. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda soruşturma raporlarının ne şekilde düzenleneceğine ilişkin bir hüküm mevcut olmayıp; bu husus kamu kurum ve kuruluşlarının teftiş kurulları, tüzük ve yönetmeliklerinde düzenlenmiştir.

          Başbakanlık teşkilatı hakkında; Kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabulü hakkındaki 3056 sayılı kanunun 20/A maddesinde Başbakanlık teftiş kurulunun bütün kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi  teşebbüslerinde teftişinde etkin bir şekilde yürütülmesi hususundan genel prensipleri tespit etmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu hükme istinaden kamu kurum ve kuruluşlarının teftiş kurulları, tüzük ve yönetmelikleri Başbakanlığın incelemesinde gerçekleşmek üzere genel anlamda standart hale gelmiştir.

          Başbakanlık teftiş kurulu yönetmeliğinin51. maddesinde soruşturma raporları; “Teftiş ve  soruşturmaya personel ile suçu işlemiş olan memur olmayan şahısların ceza veya disiplin suçu niteliğindeki tutum ve eylemlerini işlem olarak yapılan adli ve idari soruşturmalar sonucunda düzenlenen raporlar olarak tanımlamıştır.

          Soruşturma Raporları Başlıca Şu Bölümleri Kapsar

                a)     Soruşturmanın konusunun intikal şekli ve işe başlama tarihi

b)    Soruşturma konusu

c)     İnceleme ve araştırmalar

d)    Alınan ifadeler

e)     Delillerin değerlendirilmesi

f)      Sonuç

 

Soruşturma raporlarının sonuç bölümünde ;  hakkında       soruşturma       yapılan   kimsenin     idari,  hukuki  ve  cezai  sorumluluk  durumlarına  yer verilir. Bir disiplin suçunun çeşitli hukuk  kurallarını ihlal etmesi   mümkün olup, eğer şartlar mevcut ise 3 tür sorumluluk da ortaya çıkabilir.

 

         İdari anlamdaki sorumluluk; mevzuatın emrettiği hususları yapmadığı, sorumlulukları yerine getirmediği veya yasalara uymadığı ve başlıca disiplin suçu işlediği tespit edilen memurun disiplin cezası ile tecziyesidir. Soruşturmacı disiplin suçunu sabit görürse bu bölümde suçu tamamlayarak, uygulanacak disiplin cezasını belirler. Kuşkusuz ki, soruşturmacının bu tanımlaması, öneri niteliğinde olup, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulları bağlamaz. Yargı yoluna başvurulduğu takdirde, disiplin cezasına ilişkin karar tayini yönünden yargı denetimine tabi olur. Danıştay’ın 24.06.1986/607-1455 sayılı kararlarında “ Davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına esas olan eylemine uygulama olanağı bulunmayan madde ile cezalandırılmasında mevzuata uygunluk bulunmadığına” hükmedilmiştir.

          Hukuki anlamdaki sorumluluk; disiplin suçunun işlenmesi sonucu, doğan zararların ilgililere tazminidir. Maddi zarar söz konusu ise, disiplin suçu çoğu zaman borçlar kanununun 41. maddesine göre haksız fiil teşkil eder.

          Cezai anlamdaki sorumluluk; memurun fiilinin Türk Ceza kanununa veya  ceza hükmü taşıyan diğer kanunlara göre suç teşkil edebileceği kanaati oluşursa memur, bir fezleke ile cumhuriyet savcılığına bildirilir. Ayrıca memurun görevi ile ilgili işleyebileceği suçlarda 4483 sayılı kanun hükümlerine göre ön inceleme raporu sonucunda “soruşturma izni verilmesine” veya “soruşturma izni verilmemesine” karar verilir. İdarenin 4483 sayılı kanuna binaen vereceği karara Cumhuriyet Başsavcılığı veya şikayetçinin idare mahkemesi nezlindeki itiraz hakkı saklı tutulmuştur. 4483 sayılı kanuna göre memur hakkında görevi ile ilgili suçlardan dolayı verilen soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi ile ilgili karar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Kanun memurun görevi ile ilgili suçlarda yargılanmasında ilgili mercilerin iznini getirerek memuru koruma cihetine gitmiştir.Soruşturma raporları sonuç olarak bir kanaat belirtme mahiyetinde olduğu için cezayı yargılama esnasında delil niteliği taşımaz.. Ancak soruşturma raporuna eklenen belgeler delil niteliği taşıyabilir. Sonuç olarak soruşturma raporlarında idari hukuki ve cezai sorumluluk durumları ortaya konulduktan sonra gerekli görüldüğü takdirde alınması gereken idari tedbirlerle ilgili görüş ve önerilerde bulunabilirler. Bu tedbirler kurumun iş düzeni ile ilgili olabileceği gibi hakkında soruşturma  yapılan memur ile de ilgili olabilir.

       

         3.3.2. Disiplin Suçlarında Savunma

          Savunmanın tanımına ilişkin olarak Kunter savunmayı şöyle tanımlar.(23) Karar bir şüpheyi yazar, şüphe ise en az iki ihtimali gerektirir. Muhakeme hukukunda iddianın görevi bu ihtimallerden birini ileri sürmektir. Bu tezdir. Karşı tez müdafaa olmadan bir iddia tasavvur olunamaz. Müdafaaya karşı tezi kabul etmeyen bir iddia, iddia değil karardır. Savunmanın bu tanımı yargılama hukukunun her alanında geçerlidir. Anayasamızın 129. maddesinde “Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilmez denilmiştir,” Anayasamızın bu hükmüne paralel olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 130. maddesinde “devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.” soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen tarihte savunmasını yapmayan memur savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Disiplin yargılamasında savunma isnada ilişkin açıklama niteliğinde olduğu için böyle bir açıklama memur hakkındaki isnat belli olduktan sonra yapılabilir. Buda disiplin soruşturma raporunun   tamamlanmasını gerektirir. Savunmanın müfettişçe alınması halinde memurun savunmasına raporda yer verilmemesi veya eksik yer verilmesi mümkündür.(24)

          Danıştay, müfettiş tarafından alınan savunmalarla ilgili olarak 25.05.1973/272 sayılı kararında sadece hakkında isnada karşı açıklamada bulunma imkanına sahip olan ve başkacada savunma imkanına sahip olmayan memur aleyhine olacak bu tür ihtimalleri ortadan kaldırmak istemiştir. Bu nedenle savunmanın disiplin cezası vermeye yetkili amir tarafından alınması görüşü benimsenmiştir. Bu görüş memur güvenliği gözetilerek ortaya konulmuştur. Memura savunma yapması için verilen yedi günlük süre sonunda savunma yapmayan memur suçunu ikrar ettiği söylenemez. Memurun suçlu olup olmadığını eldeki bilgi, belge ve delillerin değerlendirilmesi sonucu verilir. Savunmaya ilişkin son bir sonuç olarak 657 sayılı  Devlet Memurları Kanunun 129. maddesinde hakkında memurluktan çıkarılma cezası istenilen memurun soruşturma evraklarının incelettirilmesine tanık dinlettirilmesine ve disiplin kurulunda vekili vasıtası ile savunma yapmasına imkan tanınmıştır.

 Bu hükümde kanun koyucu yargılama hukukundaki savunma hakkına benzer bir düzenleme getirmiştir.

3.4.GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA

 

         Genel olarak; idarece yürütülen adli ve idari soruşturmalar sırasında memur görevden uzaklaştırılabilir. Hatta gerekli görülürse soruşturma başlatılmadan, soruşturmanın selameti açısından görevden uzaklaştırma tedbirine başvurulur.

 Görevden uzaklaştırma tedbiri muhtelif kanunlarda değişik şekilde düzenlemiş iken; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 137. Ve 145. maddelerinde görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Görevden uzaklaştırma; görevi başında kalmasında sakınca görülen devlet memurları hakkında uygulanan ihtiyati bir tedbirdir. Yalnız görevden uzaklaştırma işleminde memurun görevine tekrar başlatılmadığı durumlarda bazı “müeyyideleri”de beraberinde getirir. Memur görevinden uzak kaldığı süreler zarfında, aylıkları eksik ödenir, 5434 sayılı emeli sandığı kanunun 15/g ve31/son maddeleri uyarınca emekli kesenekleri yarım kesilip fiil hizmet müddeti yarım hesaplanacaktır. Genel kural bu olmakla birlikte bazı memurlar yönünden özellik arz eden durumlar söz konusudur. 657 sayılı kanun kapsamına girmeyen devlet memurları yönünden bu madde geçerliliğini korumaktadır.

 

657 sayılı kapsamında olmayan devlet memurları tabi oldukları özel kanunda görevden uzaklaştırma özel konusunda hükümler mevcut ise bu hükümlere tabiidirler. Örneğin hakimler ve savcılar hakkında 2802 sayılı hakimler ve savcılar kanunu görevden uzaklaştırma hükümler uygulanır.

 

Seçimle iş başına gelen il genel meclis üyeleri, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, köy muhtarları ve köy ihtiyar heyeti üyeleri hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri anayasanın mezkur hükmü çerçevesinde uygulanacaktır. Anayasanın 127. maddesinde “görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma ve kovuşturma açılan mahalli idare organları ve bu organların üyelerini İçişleri Bakanı geçici bir tedbir alarak kesin hükme kadar görevden uzaklaştırabilir.

 

Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarının teftiş kurulları tüzük ve yönetmeliklerinde, görevden uzaklaştırma konusunda müfettişlerin görev ve yetkileri  ayrıntılı olarak yer verilmiştir.

  

3.4.1.657 Sayılı Kanuna Göre Görevden Uzaklaştırma

 Görevden uzaklaştırma tedbirlerine baş vurulacak haller;

 Görevden uzaklaştırma; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 137. maddesinde; “görevden uzaklaştırma, kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek devlet memurları” hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma tedbiri soruşturmanın her hangi bir safhasında da alınabilir. 140.maddesinde   “Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan devlet memurları da 138.maddedeki yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabilir.” denilmiştir.

Görevden uzaklaştırma tedbirine başvurulabilmesi için; memur hakkındaki zan ve iddianın incelenmesi ve bunların doğruluğunu gösterin delil veya kuvvetli emarelerin ortaya çıkması gerekir. Yahut memurun suçlu olduğunu gösteren delillerin mevcut olması gerekir.

 

Memurun görevden uzaklaştırılması tedbiri ile verilecek kararın hangi suçlarda uygulanabileceği de kanunda açıkça belirtilmemiştir. Burada önemli olan memurun fiilinin gördüğü kamu hizmetine doğrudan etkisi bulunup bulunmadığıdır.

 Burada kanun koyucunun amacı; kamu hizmetlerinin görülmesinde memurun işlediği fiil sebebi ile bir aksaklığın meydana gelmesini önlemektir.

 Kamu kurum ve kuruluşlarının teftiş kurulları tüzük ve yönetmeliklerinde görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanabileceği halleri teftiş kurulu yönetmeliğinin 13. maddesinde şöyle sıralamıştır.

 a)Kamu hizmetleri gereği görev başında kalması sakıncalı olanlar

 b)Evrakta sahtecilik ve kayıtlarda tahrifat yapmak.

 c)3628 sayalı 19.04.1990 günlü mal bildiriminde bulunmamak, rüşvet yolsuzluklarla mücadele kanunun 17. maddesine giren eylemlerde bulunmak.

 d)Para veya para hükmündeki belge ve senetleri, her türlü mal veya ayniyatı, bunların hesap belge ve değerlerini göstermekten ve bunlarla ilgili soruları cevaplamadan kaçınmak, denetim inceleme ve soruşturmayı güçleştirecek engelleyecek davranışlarda bulunmak olarak belirlenmiştir.

 3.4.2. Görevden Uzaklaştırma Süresi

Görevden uzaklaştırma tedbirine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 145. maddesi gereğince disiplin soruşturması en çok üç ay devam edebilir. Bu süre zarfında bir karar verilmediği takdirde memur görevine başlatılır.

 Bir ceza kovuşturmasında; görevden uzaklaştırmaya yetkili amir (müfettişlerin görevinden uzaklaştırdıkları memurlar hakkında atamaya yetkili amir) ilgilinin durumunu iki ayda bir inceleyerek görevini dönüp dönmeyeceği hakkında bir karar verir ve ilgiliye yazı ile tebliğ eder. Disiplin soruşturmaları için ön görülen azami süre üç ay olup; bu süre içerisinde soruşturma sonuçlandırılamaz ise görevden uzaklaştırma kendiliğinden ortadan kalkar. Bu durumda memurun görevine başlatılması gerekir.

 Memur hakkında görevden uzaklaştırma işlemi, soruşturma başlatılmadan önce uygulanmış ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 139. maddesi uyarınca görevden uzaklaştırma tarihini izleyen on işgünü içinde soruşturmaya başlanılmaz ise, memurun görevine başlatılması gerekir.

3.4.3. Görevden Uzaklaştırmada Amir ve Memurun Durumu

 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 138. maddesi gereğince görevden uzaklaştırmaya yetkili amirler aşağıda belirtilmiştir.

-Atamaya yetkili amirler,

-Bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri

-İllerde valiler

-İlçelerde kaymakamlar (İlçe idare şube başkanları hakkında valinin muvafakati şarttır)

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 139. maddesi gereğince memurun görevinden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmayı başlatmayan keyfi olarak bu tasarrufu yaptığı yapılan soruşturma sonucunda anlaşılan amir hakkında; hukuki, mali ve cezai sorumluluk uygulanır

Memurun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 142-143 ve 145.maddelerine göre memurun tekrar göreve başlatılması gereken durumlarda; bunun gereğini yerine getirmeyen amirler bu hususlardan dolayı sorumludurlar.

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 141. maddesine göre  görevden uzaklaştırılırken veya herhangi bir suçtan dolayı tutuklanan memurlara bu süreler içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir.

 3.4.4. Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Kaldırılması

 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 143. maddesi gereğince tekrar göreve başlatılması zorunlu olduğu hususlar düzenlenmiştir.

 

-Yargılamanın men’ine veya beratına karar verilenler,

 

-Hükümden evvel haklarında kovuşturma kanaati ile kaldırılanlar,

 

-Memurluğu engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler,

 

-Haklarında memurluktan çıkarmada ayrı bir disiplin cezası verilenler,

 

 Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılarak tekrar görevlerine başlatılırlar.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 48. maddesinde “Memurluğa engel olmayacak cezalar belirlenmiştir. Mezkur maddede memurluğa engel olan suçlar ve cezalar tek tek belirlenmiştir. Bu maddedeki cezalara çarptırılanların cezaları ertelense dahi görevlerine iade edilmezler. Memurluktan uzaklaştırma tedbiri kural olarak da bu tedbiri alan yetkililer tarafından kaldırılır. Ancak müfettişler görevden uzaklaştırmaya yetkili olmalarına rağmen aldıkları bu tedbiri kaldırmaya yetkili kılınmamışlardır. Müfettişler tarafından alınmış olan görevden uzaklaştırma tedbiri sadece atamaya yetkili amir tarafından kaldırılabilir.(26)

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 141.maddesine göre görevine iade edilen memurların aylıklarının kalan üçte biri kendilerine ödenir. Diğer sosyal hakların tamamıda telafi edilir. Görevden uzaklaştırma da geçirilen sürelerin tamamı fiili hizmet süresine dahil edilir.

3549
0
0
Yorum Yaz