ANADOLU LİSELERİNE ÖĞRETMEN SEÇİMİ SINAVI HAZIRLIK KİTABI ASİL YAYINLARINDAN ÇIKTI.İLGİLENEN ARKADAŞLARA DUYURULUR... KİTAP HAKKINDA BİLGİ TEBESİRTOZUNDA KPSS EĞİTİM BİLMLERİ DERS NOTLARINI-KİTAP- LİNKİ TILAYIP İNDİREBİLİRSİNİZ. KPSS DERS NOTLARI MEHMET TUNÇER.doc

TEBEŞİR TOZU

BU PLAYERLE MÜZİK ,RADYO DİNLEYİP,VİDEO İZLEYİP OYUN OYNAYABİLİRSİNİZ.ARŞİVİ OLDUKÇA GENİŞTİR,TEK YAPMANIZ GEREKEN SEARCH (ARAMA) BÖLÜMÜNE İSTEDİĞİNİZ SANATÇININ YADA ŞARKININ ADINI YAZMAK HEMEN BULUP DİNLEYEBİLİRSİNİZ.İYİ EĞLENCELER.

[sitene ekle]

-------KİTAP İLANI-------

ANADOLU LİSELERİNE VE FEN LİSELERİNE ÖĞRETMEN SEÇİMİ SINAVI HAZIRLIK KİTABI ASİL YAYINLARINDAN ÇIKTI...SINAV TARİHİ 27 ARALIK 2009 GECİKMEDEN EDİNİN. YAZARLAR: BAŞMÜFETTİŞ Metin ÇİFTÇİ… MÜFETTİŞ Mehmet TUNÇER. OKUL MÜDÜRÜ Özcan TÜRKMEN. KİTAP İSTEME ADRESİ: ASİL YAYIN EVİ Fevzi Çakmak Sok. No: 22/A Kızılay /ANKARA Tel: +90 312 230 28 80-81 Faks: +90 312 230 28 82 :

-------TEBESİRTOZU-------

KODBUL

11/8/2009 - KARDEŞTEN KARDEŞE

Kategori: SIIRLER

YARINLAR   BİZİM

 

   I  

Yarınlar bizim  canlar yarınlar bizim

İlkemiz  değildir bezginlik ve de kin

Yarınlar elbette  bizim.

Haydi çıkıyoruz yola, yelkenler fora.

Korkaklar kalsın arkada

açılalım ummanlara

 

           Haydi bre yiğitler gayrı dinsin

           ayrılık rüzgârları.

Cahillik girsin artık kınına,

biz kuşanalım bilgiyi

savaşımız cehaletle olsun.

Ve varalım hazzına kardeşliğin

Ve dahi diyelim bütün elaleme

Biz varız beraberiz

Hem de buradayız.

 

II

Aşılmaz yol mu olur?Delikanlım

Geçilmez ‘Yar’ mı olur?

Can da senin Canan da

Lakin ,

Candan  geçmeden

Cânâna kavuşmanın

Şânı mı olur?

 

Var mısın çıkıyoruz Şâhikalara

Haydi  sen de yetiş kalma arkada

Gel girelim kolkola

Hem  bizim halayımız da var

barımız da.

 

 III

 

Sizler

Ceylan bakışlı,mağrur duruşlu

sevdamızın  güzelleri

Ve

Memleketimin gönül gözü

Çilekeş anaları

Yoğurun yürek hamurumuzu

Katın mayamıza gönül yaşınızı.

 

Yükümüz ağır

Bilek kifayetsiz

Yürek gerektir bize

Mayası da sizde.

Esirgemeye esirgemezsiniz de

Kalleşler var içimizde.

Haydi arkadaşım, gönüldaşım

Yeis yok bizde.

 

Bizim için,

Herkes için,

Yarınımız için.

Var mısın sen de

Bizimle  bu kutlu  yol için.   

  

           MEHMET TUNÇER-1999-SASON

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/6/2009 - Cana Can Olmak

Kategori: SIIRLER

Cana can olmak

 

sen canansın

cana...

    can canana layıksa can vermeye değer

en hüsranlı savaşta

 ......

can

sen üzme, yorma kalbini

 boş ver bu gönül seyyahını

arasın diyardan diyara cananını...

                                                         Mehmet Tunçer 2009

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/5/2009 - CAN DÜNDARIN GÜZEL YAZILARI İÇİN

Kategori: SIIRLER

http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=2089

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/5/2009 - BAHAR VE AYRILIK

Kategori: SIIRLER

 

Bahar, alıp başını gitmelerin mevsimidir. Sebepsiz yere bazen... Önünü ardını hesaplamadan... Hesapsız, kitapsız çekip gitmelerin mevsimidir bahar...

Bir bakarsınız kekik kokulu bir nisan sabahı koparıp alıverir sizi hayattan... Çiçek açmış bir kiraz ağacının hayaliyle yollara düşersiniz.

Demir alır gönlünüzün limanındaki gemiler... Açılır gidersiniz...

Aradığınız belki yüzülmemiş denizlerdir, belki keşfedilmemiş sevdalar, belki hiç yazılmamış satırlar...

Yüzmenin, sevmenin, yazmanın heyecanıyla coşarsınız.

Dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda... Ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında...

Elele tutuşur yürürsünüz içindeki çocukla...

O'nu büyütmekten korkarak...

 

* * *

 

Önünde bir nisan sağanağı varsa, geriye dönüp bakası gelmez insanın...

Oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin... Kışı birlikte aştığınız dostluklar sımsıcak durur yüreğinizde... Sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaadeder ardınız sıra...

Gel gör ki baharın kokusu dayanılmazdır. Ilık bir rüzgar ruhunuzdaki isyanı okşar. "Hadi sokağa" diye bağıran sirenler çalar içinizden... Derinliklerinizde tutuşturulmayı bekleyen alevler kı vılcımlanır. Kalbinizden havalanan güvercinlere şaşakalırsınız.

Sanki gitmek sadakattir: kalmaksa ihanet...

100 günü aşkındır bu köşede Yeni Yüzyıl haftasonlarında birlikte olduk sizlerle...

Güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde... Mahzunlaştığımız da oldu, çocuklaştığımız kadar...

Yeni sözler söyleme derdine düştük, eskiye sırtımızı dönmeden...

Zorlu bir kışı, kırık dökük satırları ufalayıp ateşleyerek geçirdik.

Yeni bir yüzyılın silueti gülümsedi siz sayfaları çevirdikçe... "Ha doğdu, ha doğacak" denilen gazete, yeni kızlar, yeni oğlanlar doğurdu yeni doğacak bir yüzyıl için...

Sonra nisan geldi...   

Sokakta direnilmesi imkansız bir çimen kokusu... içinin bir yerinde yuvadan erken ayrılmanın, sokakta hırpalanmanın korkusu...

Lakin bahara söz geçirmek ne mümkün...

Bir kez çiy düşmeye görsün kış mahmuru bedenlere...

...Coşkuları dizginleyebilene aşkolsun...

 

* * *

 

Bu yüzden izin istiyorum sizlerden... Bu köşe (kış köşesi) baharla buharlaşıyor.

Geriye bakınca hüzünleniyorum elbet...

Çünkü geride güzel bir doğuma ortak olmanın tatlı heyecanı var. Ve paylaşılmış köşelerde benzer duyarlılıklar... Ve sımsıcak dostluklar...

Ama önümsıra yüzülmemiş denizlerden iyot kokuları çarpıyor burnuma... Yeni Yüzyıl'ın ilham verdiği baharlar çağırıyor.

Şimdi gitmek sadakattir, kalmaksa ihanet...

O yüzden bir an önce kanatları takıp, uçmakta yarar var... Yeni baharlarda, yepyeni bahar şarkıları söyleyebilmek için...

Hep beraber...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/5/2009 - EĞER...

Kategori: SIIRLER

O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...
     Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...
     O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
     sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
     ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
     dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
     hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse...
     elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse,
     kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
     her şiirde anlatılan O’ysa... her filmin kahramanı O... her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa...
     bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,
     iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...
     iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
     eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
     mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
     kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
     özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
     hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız...
     O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...
     ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...
     gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;
     bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine...
     uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
     dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa,
     nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız...
     kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...
     gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
     Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
     ...o halde bugün sizin gününüz!..
     "Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.
CAN DÜNDAR

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->
Sitenizesayac.com

Link: Faruk Demir Sari Saclim Mavi Gozlum Video Klip










Hakkımda

BAŞARININ BİNLERCE BABASI VARDIR LAKİN CAHİLLİK YETİMDİR (Succes has a thousands father , but failure is an orphan)

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
denetci
serkantuncer
egitimdenetimi
kaynastirmasinifi
uyumoptik

This website is worth

What is your website worth?