22/2/2009 - FELSEFİ KAVRAMLAR
http://www.ideayayinevi.com/okumalar/platon/savunma_1_bolum.htm
YAZININ TAMAMINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ http://www.ideayayinevi.com/anasayfa.htm ideayayınevi
www.ideayayinevi.com YABANCI SÖZCÜKLER
a fortiori daha da güçlü bir nedenle a posteriori (Lat. ‘‘sonrakinden’’) (sft. ve blt.) sonsal (deneyimden türetilen, görgül) a priori (Lat. ‘‘öncekinden’’) (sft. ve blt) önsel (deneyimden türetilmeyen, kuramsal, kurgul) agape (Yun.: sevgi) erotik olmayan sevgi; Erotik sevgi ile karşıtlık içinde Hıristiyan sevgi agnostisizm bilinemezcilik aistesis (Yun.) algı aleteia (Yun.) gerçeklik alloglossie allo: yabancı, başka; glosse, glossie: aldatıcı, yanıltıcı açıklama, yorum anakronistik, zaman-uyumsuz anachronistic (anachronism: tarihsel olguları ait olmadıkları zamanlara yerleştirmek) Ananke (Yun.) Zorunluk Tanrısı ancien régime (Fr.) eski rejim. Fransa’nın 1789 Devriminden önceki toplumsal ve politik düzeni. Angst (Alm.) endişe anima mundi dünya ruhu Anschauung (Alm.) sezgi antipodlar antipodes yerin yüzünde birbirlerine yüzseksen derece karşıt noktalar aorata (Yun.) duyulur-olmayanlar (görülemezler) apati aphaty duygu yitimi a parte ante geriye, önceye doğru a parte post ileriye, sonraya doğru apeiros (Yun.) sınırsız apodiktik apodictic zorunlu olarak doğru, tanıtlı, belgitli apoloji savunma appetition itki Leibniz: Monadın iç ilkesinin bir algıdan bir başkasına değişim ya da geçiş üreten etkinliği arkaik archaic (Yun. ‘arkhe’den) baş, başlangıç, ilk, ilke, ön arketip archetype kökensel model, ilk örnek; arke ilk, ilke; esk Yun. arkhetupos, ilk şekillenmiş ataraxia ansal dinginlik ateist tanrıtanımaz ateizm tanrıtanımazlık atomos eidos (Yun.) ‘kesilemez biçim’ aura Epilepside nöbeti hemen önceleyen ve sesler ya da ışık çakmaları ile beliren atak; görülmez yayılım, örneğin bir koku gibi avant-garde Uygulayım ve düşünceleri belirgin olarak deneysel ya da genel olarak kabul edilenlerin ilerisinde olan sanatçılar.
Bildungsroman (Alm.) kahramanın ekinsel/eğitsel gelişimi üzerine kurulu roman bohem bohemian Uylaşımsal olmayan bir yaşam sürdüren bir kişi, özellikle yazar ya da sanatçı
chef-d’oeuvre (Fr.) başyapıt cogitata (Lat.) Husserl’de: düşünülenler (nesneler) cogitatio(nis) (Lat.) düşünme(ler); düşünce(ler). Husserl’de: belirsiz düşünme edimi cogito (Lat.) düşünmek commonwealth devlet, civitas conatus (Lat.) çaba conditio sine qua non (Lat.) olmazsa olmaz koşulu consensus gentium (Lat.) genel uylaşım contradictio in adjecto yüklemde çelişki, çelişkili yüklem
Dasein (Alm.) dışvarlık, belirli varlık, oradaki varlık (Heidegger’de ‘‘insan’’) de facto (Lat.) gerçekte; olguda; bir olgu olarak (haklı ya da haksız olmasına bakılmaksızın; yasal vb. olup olmadığına bakılmaksızın) deictic (ostensive) belgitli, ‘‘gösterilebilen’’ Deizm Tanrının varlığını kutsal yazılar değil ama doğal us yoluyla doğrulama tutumu demonoloji cinlere tapınma destrudo (Marcuse) Ölüm İçgüdüsüne bağlı erke; olumsuz olarak, Yaşam İçgüdüsü ve ‘libido’ ilişkisine andırımlı Deus ex machina (Lat.) Eski Yunan tiyatrosunda konuyu çözüme getirmek için oyuna katılan bir tanrı (Yun. ‘theos ek mekhanes’ = makineden tanrı) Dieu fainéant tembel Tanrı Deus sive Natura (Lat.) Tanrı ya da Doğa (Spinoza) Deus verax gerçeklik Tanrısı, gerçeğe bağlı Tanrı diairesis (Yun.) çözümleme, bölümleme dianoetik (Yun.’dan) düşünsel (dia+ noein; dia: baştan sona; noein: düşünmek) diatribe (Yun.) sert bir eleştiri ya da saldırı; yergi Dichtung (Alm.) şiir; kurgu yazını Dictung und Wahrheit (Alm.) şiir ve gerçeklik; diskursif Sözcük algılsal/duyusal yeti ile karşıtlık içinde uslamlama ile ilgili olarak kullanılır. Kökenbilimsel olarak ilgisizdir. ditirambik ditiramb: duygusal Yunan koral ilahi
ego ben ego agens (Lat.) eylemde bulunan Ben (yapan Ben), kılgısal Us ego cogitans (Lat.) düşünen Ben, kuramsal Us eidolon (Yun.) imge, benzerlik, düşlem eidos (Yun.) biçim, tür eikasia (Yun.) benzerlik; tahmin eikon (Yun.) imge, benzerlik, andırım elegi mersiye elegy ektipal arketipal/bengi ile karşıtlık içinde doğal, geçici empati empathybir başka insanın duygularını anlama ve imgesel olarak onlara katılma yeteneği; duyguya öykünme en masse bütün olarak ens rationis ussal kendilik, ideal şey enteleki entelechy (Aristoteles’te) gizillik ile karşıtlık içinde edimsellik epifenomen ikincil fenomen; insan beyninin fizyolojik ürünü olarak görülen bilinç biçimi epifenomenalizm bilincin yalnızca beynin fizyolojik bir ürünü olduğu öğretisi (sözel olarak: ek-görüngücülük) epigram nükteli deyiş, şiir, yazı epistemoloji bilgikuramı epitumetikos (Yun.) isteksel, itkisel epoke epoché askıya alma eristik eristic (tartışma uğruna tartışmacılık) erojenik erogenous eşeysel uyarıya duyarlı eskatoloji eschatological Dünyanın sonu ile ilgilenen tanrıbilim dalı esprit de sérieux (Fr.) ciddilik tini ethos (Yun.) töre, alışkanlık) bir topluluğun vb. ayırdedici karakteri, tini, tutumu eugenik eugenics seçme üzerine dayalı yetiştirme yöntemi yoluyla insan ırkının niteliğinü yükseltme kuram ve uygulayımı ex offico görevden, görev gereği, görev uğruna extra-mundane dünya dışı
fenomen görüngü/ appearance fenomen(al) görüngü(sel) fenomenoloji görüngübilim filoloji yazınsal metin araştırmacılığı (Yun: ‘‘dil/logos sevgisi’’) fragman fragment parça frenoloji ‘‘kafatasıbilimi.’’ Beyinde işlevlerin yerinin saptanmasıyla ilgilenirdi. frontal lobotomi Beynin ön lobundaki sinir yollarını kesme işlemi.
Geheimrat (Alm.) özel danışman; Geheimrätin danışmanın eşi Geist(er) (Alm.) tin(ler), anlık(lar) Geisteswissenschaften (Alm.) ekinsel bilimler, insan bilimleri Gentil gentile Yahudi-olmayan Gesamtskuntswerk (Alm.) bütün(sel)/toplu sanat yapıtı (Wagner) Gestalt (Alm.) şekil, biçim gnosis çeşitli dinsel tasarımların sezgisel bilgisi gospel bir dinsel öğretmenin iletisi, öğretisi. grotesk grotesque tuhaf ya da inanılmayacak bir yolda çarpık, uyumsuz, yersiz.
16’ıncı yüzyıl başlarında eski Roma evlerinin ortaya çıkarılması sırasında duvarlarında insan, hayvan ve bitki biçimlerinin karışımından oluşan düşlemsel süslemelerin bulunduğu grottoları (mağara) anlatan İtalyanca grottesciden türetildi. |
hedonizm hazcılık helenik İskender öncesi Yunan ekini ile ilgili helenistik İskender sonrası eski Dünya ekini ile ilgili heretik (Hırist.) yerleşik Kilise inaklarına karşı gelen, yerleşik dinsel görüşlerle çatışan hermeneutik yorumbilim Hermetik Hermes Trismegustus ile ilgili. H. T. Mısır tanrısı Thoth için Yunanca adlandırmadır ve kendisine gizemcilik ve büyü ile ilgili çeşitli işler yüklenir. hilomorfizm özdeğin evrenin ilk ilkesi ile özdeşleştirilmesi hiloteizm Tanrıyı özdek olarak alan görüş hilozoizm hylozoism Özdeğin kendi dirimsellik öğesini kapsadığı öğretisi histrionics aşırı ölçüde yapay, dramatik Hohenzollern (Alm.) hanedan üyesi holizm holism bütünün parçalarının toplamından büyük olduğu düşüncesi horda horde İngilizce’ye Polonyaca’daki ‘ horda’ aracılığıyla Türkçe ‘ ordu’ sözcüğünden girdi
‘‘Collins Eng. Dict.’’: 1. a wast crowd; throng; mob. 2. a local group of people in a nomadic society. 3. a nomadic group of people, esp. an Asiatic group. |
hors de Dieu Tanrı dışı horismos ayrılık Platon’un İdealar dünyası ve Şeyler dünyası arasında yenemediği düşünülen ikiliği anlatmak için kullanılır hubris (Yun.) densizlik. (Kendini beğenmişlik, kibir, küstahlık. Yunan trajedisinde sonunda kişiyi kendi yıkımına götüren bir densizlik düzeyine varan hırs, kendini beğenmişlik vb.)
iambik Şiirde birincisi kısa ve ikincisi uzun olmak üzere iki heceli yapılar tarafından belirlenen vezin. Birincisi uzun ve ikinci kısa olduğu zaman trokhaik olarak adlandırılır. ikonografik, ikonografi: Simgelere uylaşımsal anlamlar yüklemek ikonoklazm ikon deviricilik. Yunan Ortodoks Kilisesi içinde İS 752’den 842’ye dek ikonların ve dinsel imgelerin yokedilmesini amaçlayan heretik devim intelligentia mundana dünyasal anlık intelligentia supra-mundana dünya-üstü/ötesi anlık
kalon (Yun.) güzellik kanonlaşma canonization kanunlaşma; kutsama kat exochen: en üstün derecede (pre-eminently) katharsis boşalma (Aristoteles’te) Acıma ve korku duygularının uyandırılmasıyla heyecanların boşaltılması. kathartik cathartic boşaltıcı; Aristoteles: Sanatın etkisi katheksis İng. cathexis. Alm. Besetzung’u [=ele geçirme, yatırım] karşılar; besetzen ele geçirmek; Esk. Yun. katekhein (tutmak, ele geçirmek); eşeysel erkenin (libido) belirli bir nesne, kişi, Ben, ya da düşünce üzerinde yoğunlaşması kinematik devimin kuvvet ve kütle ile ilişkisiz irdelemesi kolure colure gök küredeki iki büyük daireden her biri. Bunlardan biri gök kutuplarından ve güneşitliklerinden, öteki ise kutuplardan ve gündönümlerinden geçer. (güneşitlikleri: equinox/Tagundnachtgleiche: yılda iki kez gece ve gündüz eşitliği; gündönümü, solstice, yılın en kısa ya da en uzun günlerinden her biri) kozmografi cosmography Bütün doğa düzeni ile ilgilenen bilim
laissez-faire bireycilik öğretisi, kısıtlamasız özgürlük, özellikle tecimde Lebenswelt yaşantı dünyası, kılgı dünyası (the world of practice) libidinal libidinal, libidinous libido [ Lat. istek] eşey dürtüsü; ‘id’den doğan erke; eşeysel istek limbo cehennemin kıyısındaki sınır; hapishane; unutulmuşluk koşulu logistikos (Yun). ussal Logos (Yun.) us; söz Lebensnot (Alm.) yaşamsal zorunluk Liebestod sevgi ölümü
magnum opus baş yapıt mandat mandate resmi bir yönerge ya da buyruk; seçilmiş bir kuruma verilen destek ya da görev Medici İtalya’da onaltıncı yüzyılda bankerlik, tecim, politika, sanat vb. gibi ilgileri ile ünlü bir aile meditasyon meditation usu tüm yabancı/dışsal etkilerden yalıtarak kavramsal düşünme meliorist dünyanın insan çabasıyla iyileştirilebileceğine inanan meta-fenomenal fenomen ötesi metafizik fizik-ötesi, metaphysics metapsikoloji ruhbilimötesi; ruhçözümleme kuramı; genel ruhbilim kuramı; anlık ve beden arasındaki ilişki gibi görgül ruhbilim yasalarının ötesine giden felsefi soruların incelenmesi; ruhbilim için genel yasalar saptama girişimi metempsikosis Ruhun bir bedenden bir başkasına göçü öğretisi metexis (Yun.) katılma mimesis (Yun: mimeisthai) öykünme monograf tek bir konu ile ilgilenen yazı, deneme momentum devinirlik monas (Yun.) bir, birim
Naturwissenschaften (Alm.) doğa bilimleri nickelodeon Beş sent ile çalışan ‘devinen resim’ kutusu noesis (Yun.) arı us, kuramsal bilme yetisi; Platon'da İdeaları bilen yeti noetos (Yun.) düşünülür, anlaşılır (oratos=görülür, algılanır) nomos (Yun.) yasa non-ens varolmayan, yokluk nous us, anlık nous-theos anlık-tanrı numen görüngü karşıtı: ‘duyulur’ değil ama ‘anlaşılır’ varlık; (Henry More’da) bir yeri ya da bir şeyi gözeten bir tanrı, tin
obiter dictum raslantısal söz; geçerken dikkatsizce yapılan yorum ode ode okkült gizli okkültizm büyücülük, falcılık vb. orata (Yun.) duyulurlar (görülürler)
|