3* EĞİTİMİN SOSYOLOJİK BOYUTU

2015-09-12 23:37:00

3. EĞİTİMİN SOSYOLOJİK BOYUTU Mehmet TUNÇER MEB Müfettişi Eğitimci-Sosyolog Sosyoloji, toplum içinde yer alan sosyal grupları, sosyal sınıfları; ekonomik, politik, sosyal, dinsel ve hukuksal kurumları; nüfusu, örf, adet, değer, norm ve inançları, tüm bu unsurlardaki değişmeleri inceler ve açıklamalarda bulunur. (Kızılçelik ve Erjem, 1992). Felsefenin eğitime yaklaşımıyla sosyolojinin eğitime yaklaşımı birbirinden farklıdır. Ama bu farklılıklara rağmen bütün disiplinlerin eğitim kavramının içeriğine ilişkin olarak birleştikleri temel noktalar vardır. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir: Eğitim, geniş anlamda kişinin, toplum değerlerine ve yaşama biçimlerine sağlıkla uyumuna yardım eden bir süreç olarak görülebilir (Varış, 1994). Eğitim, bireyin davranışında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir (Ertürk, 1984). Eğitim, bilginin, hünerlerin ve değerlerin bir kişiden ya da gruptan bir başka kişi veya gruba bilinçli olarak aktarılmasıdır. Eğitim, toplumun genç üyelerinin var olan kültüre yetişkin üyelerce bilinçli, amaçlı ve düzenli bir biçimde hazırlanması sürecidir (Ozankaya, 1984). Sosyolojik anlamda eğitim, evrensel sosyal süreçler vasıtasıyla kültürel mirasın bir kuşaktan diğer kuşağa aktarılmasını sağlayan bir sosyalizasyon kurumudur. Sosyalizasyon bireyin doğumuyla başlayıp ölümüne kadar devam eden bir süreç olduğundan eğitimi belirli dönemlerle sınırlamak mümkün değildir. Eğitim yaşam boyu devam eder. Okulla, aileyle sınırlı değildir. Bunların dışında fabrikalar, hastaneler, iş grupları, oyun gruplar, mahalle, köy, komşuluk grupları gibi sosyal gruplarda devam eder. Eğitim sosyolojisi, sosyal bir olgu olan eğitimi, sosyolojinin y&oum... Devamı

Tablo 1. Türkiye Çağrılan Yabancı Eğitimciler ve Araştırma Konul

2015-09-12 23:25:00

Çağrıldığı Yıl Adı Ülkesi Verildiği raporun konusu 1924 Prof. John Dewey ABD Daha çok genel eğitim sistemi (2 Rapor) 1925 Kühne Almanya Daha çok teknik öğretim 1927 Omer Buyse Belçika Teknik öğretim 1932 Prof Albert Malche İsviçre Teknik öğretim 1934 Miss Parker ABD Daha çok genel eğitim sistemi ve ilköğretim 1933-1934 Bir grup uzman ABD Genel eğitim sistemi 1933-1952 Ord. Prof. Philippe Schwartz Almanya (Macar) Üniversiteler 1951 Prof. W. Dickermann ABD Halk eğitim 1951 K.V. Wofford ABD Köy okulları 1952 Prof.. John Rufi ABD Orta öğretim 1952-1953 E. Tompkins ABD Orta öğretim 1952-1952 Prof. L. Beals ABD Okullarda rehberlik 19... Devamı

2- EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ

2015-09-12 23:22:00

2. EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ Mehmet TUNÇER MEB Müfettişi Eğitiömci-Sosyolog Her insan dünyaya geldiği andan itibaren, kendisini ve çevresinde var olanları anlamaya çalışır. Çevresiyle girdiği etkileşimler sonucunda bilgi edinir ve kendine özgü değerler geliştirir. Edindiği bilgi ve değerler aracılığıyla var olanlar karşısında bir tavır sergiler, çevresini kontrol etmeye ve geleceğe yönelik hedeflerini şekillendirmeye çalışır. Bireyler birlikte toplumları ve ülkeleri oluşturmaktadır. Bireyler gibi ülkelerin de benimsediği felsefeleri vardır. Bireylerin ve toplumların şekillendirilmesinde ve amaçlarını gerçekleştirmesinde eğitim ve öğretim kurumları önemli bir görev üstlenmektedir. Eğitim öğretim sisteminin bireysel, toplumsal, evrensel bilgi ve değerler doğrultusunda nasıl yapılandırılacağı tüm ülkelerde önemli bir problem alanını teşkil etmektedir. Ülkeler bu soruna eğitim politikaları aracılığıyla çözüm getirmeye çalışırlar. Eğitim politikalarının ve bunların uygulamaya koyuluş biçiminin temelinde ise benimsenen eğitim felsefesi yatmaktadır. Eğitimin felsefi temelleri konusunda bilgi sahibi olmadan yapılacak bir öğretim, harita olmadan bilinmeyen bir yola çıkmaya benzetilmektedir. Toplumsallaşma süreci, doğuştan başlayarak tüm yaşam boyu süren uzun bir dönemi kapsar. Bu süreç aracılığıyla birey, bir kişilik kazanmaktadır. Toplumsallaşma, belirli bir toplumun davranış kalıplarını kişiliğine mal ederek o topluma ait bir birey durumuna gelişi olayıdır. Durkheim’in eğitim’i “daha yaşlı kuşakların henüz toplumsal yaşama hazır duruma gelmemiş kuşaklar üzerindeki eylemi” olarak tanımlayışı da bir anlamda toplumsallaşmayı ifade etmektedir (Tezcan,1997). Kültürleme ailede, sokakta, i... Devamı

1- EĞİTİM NEDİR?

2015-09-12 23:19:00

1. KAVRAM OLARAK EĞİTİM Mehmet TUNÇER MEB Müfetişi Eğitimci-Sosyolog Eğitim; kişinin zihinsel, bedensel, duygusal, toplumsal yeteneklerinin ve davranışlarının istenilen doğrultuda geliştirilmesi, ya da ona bir takım amaçlara dönük yeni yetenekler, davranışlar, bilgiler kazandırılması yolundaki çalışmaların tümüdür. Eğitimi en yaygın ve bilindik kullanımıyla; bireylerin davranışlarında kendi yaşantıları yoluyla kasıtlı ve istendik (eğitimin amaçlarına uygun) değişmeler meydana getirme sürecidir diye tanımlayabiliriz. Bu tanıma göre; -          Eğitim bir süreçtir. -          Eğitim sürecinde, bireyin davranışlarının istenilen yönde değiştirilmesi amaçlanmaktadır. -          Bireyin davranışlarındaki değişme kasıtlı olarak gerçekleştirilmektedir. -          Eğitim sürecinde bireyin kendi yaşantıları esas alınmaktadır. Bu süreçten geçen insanın kişiliği farklılaşır. Eğitim sürecinde kazanılan bilgi, beceri, tutum ve değerler yoluyla bu farklılaşma gerçekleşir. Bu noktada eğitimin aynı zamanda bir “kültürleme” aygıtı olduğu ortaya çıkmaktadır. Sosyoloji’nin en temel kavramlarından biri olan  “kültürleme” ya da bilindik ifadesi ile “sosyalizasyon” (toplumsallaşma); bir toplumun üyesi olan/olacak insanoğlunun üyesi olduğu toplumunun kültürel öğelerini öğrenmesi sürecidir. İnsanın kişilik yapısı büyük ölçüde içinde doğduğu ve yetiştiği kültür tarafından belirlenir. Her toplum kendi kültürünün özelliklerini yeni kuşaklara aktarır. Toplumun, bireyl... Devamı

MOBBING EĞİTİM YARDIM ARAŞTIRMA DERNEĞİ (MEYAD ) kuruldu

2015-07-05 23:08:00
MOBBING EĞİTİM YARDIM ARAŞTIRMA DERNEĞİ (MEYAD ) kuruldu |  görsel 1

Mobbing, bir işyerinde çalışanların veya doğrudan kurum yönetiminin, hedef alınan bir kişiyi veya kişileri rahatsız edici, ahlak dışı ve sistematik söz ve davranışlarla taciz etikleri; başkalarına karşı psikolojik şiddet uyguladıkları bir süreçtir.    Yaygın amaç, hedef kişiyi ezmek, küçük düşürmek ve yok soymak; kısaca, onun özgüvenini ve özsaygısını yok etmektir.    Süreç içerisinde kişiliğe ve/veya mesleğe ilişkin haklara ve performansa yönelik bir saldırı söz konusudur. Gücün veya pozisyonun kötüye kullanılması sonucunda mağdur kişide ruhsal veya fiziksel pek çok hastalık ortaya çıkar.  Sadece mağdur değil, aynı zamanda mobbingin yaşandığı bölüm ve nihayet kurumun bütünü de zarar görür. Mobbing süreci, genelde mağdur kişinin kendi rızasıyla veya başka bir şekilde o işyerinden uzaklaşmasıyla son bulur.    Mobbing, sadece temel insan hak ve özgürlüklerine ilişkin kuralların ihlali değil, aynı zamanda çalışan insanın onurunun, kişilik değerlerinin ve Anayasal çalışma hakkının ihlalini de ifade eden bir kavramdır. Çalışma yaşamının en ciddi psiko-sosyal sorunlarından biri olan mobbing, ihmal edilmemeli, duyarlılık ve ciddiyetle ele alınmalı ve konuya ilişkin çözüm getirilmelidir.   Mobbing tanısını koymak ve müdahalede bulunmak, hassas bir konudur. Zira mobbingin normal bir çatışmadan, bir kişilik bozukluğundan veya fazla iş yükünün getirdiği bir işyeri stresinden ayırıcı tanısının konulması ve mağdurun yönlendirilmesi kolay olmamaktadır. Bu noktada önem kazanan bir husus gerçek mobbing olguları ile sahte mobbing olgularının birbirinden ayırt edilebilmesidir. Çalışma psikoloğu, çalışma sosyoloğu, hukuk&cced... Devamı

2015-07-05 23:05:00

MOBBING EĞİTİM YARDIM ARAŞTIRMA DERNEĞİ (MEYAD ) kuruldu Kamu ve özel sektöre ait tüm işyerlerinde; çalışanların, kişilik ve çalışma hakları ile özgürlüğünün ihlali niteliğinde, itibarını ve onurunu zedeleyen davranışların sergilenmesiyle verimliliğin azalmasına, fiziksel, psikolojik ve sosyal sağlığın bozulmasına neden olan, çalışan bireyin ve tüm kurumun çalışma hayatını olumsuz yönde etkileyen mobbing hususunda farkındalık yaratmak ve sorunu önlemeye ilişkin çalışmalar yapmak; tüm çalışanlar için adaletli ve saygın bir iş ortamının geliştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla konunun uzmanlarınca meyad mobbing eğitim yardım araştırma derneği hayata geçirildi.  derneğin internet sayfasına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.... http://www.mobbingdernegi.org/?SyfNmb=1&pt=Anasayfa Devamı

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI (STK) VE KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK (KS

2014-04-12 07:56:00

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI VE KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK (KSS)  İLİŞKİSİ. Mehmet TUNÇER  MEB Müfettişi-Sosyolog-İnsan Kaynakları Yönetimi Uzmanı Sevgili dostlar yine uzunca bir yazıyla birlikteyiz. Biraz vakit ayırıp  yazının tamamını okuma imkânınız olursa çocuklarımızın ve bizlerin geleceği  için sağlıklı temiz bir çevrede sağlıklı bir yaşam sürme, hormonsuz GDO’suz bir gıda tüketebilme adına gıda güvenliği , herkes için eşit ve daha nitelikli bir eğitim, spor, kadınlar, çocuklar, gençler; çiçek, böcek velhasılı bir çok alanı kapsayan ve kapitalizmin beraberinde getirdiği sorunlara yine kapitalist kurumlar olan işletmeler tarafından Kurumsal Sosyal Sorumluluk adı altında nasıl çözüm getirilmeye çalışıldığı veya sorunların çıkmaması için projeler üretilmeye çalışıldığı, STK’ların bu kurumsal sosyal sorumluluk (belki de şirketlerin kendi sorumsuzlukları sonucu ortaya çıkan ve çıkması muhtemel sorunların) uygulamalarında konumlarının ne olduğu ya da olması gerektiği hususunda biraz akademik soslu sohbet edeceğiz. O halde Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) nedir? sorusuyla başlayalım; sevgili dostlarKurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS), kurumların genellikle faaliyet gösterdikleri alanlarda (çevre, sağlık, eğitim vb.) gerçekleştirdikleri projelerle karşımıza çıkar. Bazı kurumlar kendi vakıflarını kurarak, bazıları da mevcut STK'larla işbirliği yaparak proje gerçekleştirme yoluna gidebilir. Sivil Toplum Kuruluşları’nın (STK) yürütmekte oldukları projelere destek vermek de yöntemlerden biridir. Kurumsal sosyal sorumluluk “özel sektörün çalışanından başlamak koşuluyla öncelikle işini ‘doğru’ yapması, tedarik zincirinin son halkasına kadar ‘sosyal ... Devamı

ŞİİİR NEFSİM BİLESİN

2014-04-06 11:42:00

NEFSİM BİLESİN! Ey beni benden eden nefsim.  Narı cehennemde yanarsa elindeki bedenim.  Zebanileri şahit ki o en derin yerin.  İki elim de yakanda bilesin.  Mehmet Tunçer. Eylül 2013/ Balıkesir Devamı